1. Ana Sayfa
  2. Tarih
  3. Tarihten Günümüze İstanbul Kuşatmaları | Şehir Tarihi

Tarihten Günümüze İstanbul Kuşatmaları | Şehir Tarihi

Tarihten günümüze İstanbul her zaman kuşatmalara maruz kalmıştır. İstanbul kuşatmaları ve İstanbul’un fethinin Türk ve İslam tarihi bakımından ayrı bir önemi vardır. Zira, İstanbul’un fethi, önce Arapların, sonra da Türklerin, gerçekleşmesine çalıştıkları kutsal bir ideal idi. Bundan dolayı İstanbul’un fethini destekleyen olaylar, İstanbul’u fethe giden orduların cesaretlerini arttırması bakımından değer kazanmıştır. Halife Osman zamanında Suriye valisi bulunan Muaviye, Bizans’a karşı İstanbul’u hedef tutan ilk deniz seferini hazırladı. 655 yılında Abdullah İbni Ebi Serh kumandasındaki islam donanması, İmparator Konstans emrindeki bizans deniz kuvvetlerini Fenike kıyılarında yapılan “direk savaşı“nda (zat-üs savari) yok etti. 

Tarihten Günümüze İstanbul Kuşatmaları

Tarihten Günümüze İstanbul Kuşatmaları – Hz.Osman, Yezid, Velid kuşatmaları

İstanbul deniz yolunun açılması üzerine Muaviye’nin oğlu Yezid, 668-669’da, yanında ashabın ileri gelenleri, oğulları ve Ebu Eyyub El-Ensari olduğu halde ilk defa karadan İstanbul’a yürüme teşebbüsüne girişti.Böylelikle İstanbul kuşatmaları ilk kez bu islam devleti zamanında gerçekleşti. İstanbul önünde hiç bir başarı kazanamayan islam ordusu, veba ve hummandan büyük kayıplar verdi, geri dönmek zorunda kaldı. Bu sefer sırasında Ebu Eyyup El-Ensari öldü;surların yakınında bir yere gömüldü. Mezarı, İstanbul’un fethi (1453) sırasında Şeyh Akşemseddin tarafından bulunarak  üzerine bir türbe ile bir de cami yaptırıldı.  Bu seferden sonra, 674’te, Marmara’ya giren İslam donanması, Kapudağı’nı zaptetti ve karaya çıkan kuvvetler 680 yılına kadar ellerinde bulundurdukları bu yerden İstanbul’a karşı harekete geçti. Yedi yıl süren bu ikinci İstanbul kuşatması da büyük bir felaket ile sonuçlandı : rum ateşi ile büyük fırtınalara karşı koymak zorunda kalan islam donanması mahvoldu. 

İstanbul’a yapılan üçüncü sefer, halife Velid’in 714’te yaptığı hazırlığı tamamlayan halife Süleyman İbni Abdülmelik tarafından düzenlendi. 715’te sefer memur edilen Mesleme bin Abdülmelik, önce Trakya’ya geçti, Ağustos 716’da İstanbul önüne gelerek, Yaldızlıkapı karşısında ordugaha girdi. Yeni Bizans İmparatoru ermeni Leon tarafından savunulan kara surlarına karşı hücum başladığı sırada Marmara’ya giren islam donanması, Haliç’in önünde gerili bulunan zincire kadar sokularak İstanbul’u denizden sıkıştırmaya başladı. Bununla birlikte Arap kuvvetleri, uzun ve çetin geçen bu kuşatmada da başarılı olmadı, donanmaları da harap oldu. Bu arada Mısır ve Afrika’dan gemiler, karadan kuvvetler sevk edildiyse de, bir sonuç alınamadı. Zira, donanmalar yakıldı, İzmit yakınlarına gelen takviye kuvvetleri de pusuya düşürüldü. Ayrıca, Balkanlardan gelen Bulgarların saldırılarına uğrayan islam ordusu, Ömer İbni Abdülaziz tarafından geri çağırıldı.

Yezid İlk İstanbul Kuşatması
Yezid İlk İstanbul Kuşatması

Abbasi , Atilla , Avarlar İstanbul kuşatmaları

Sonraki devirlerde bu sefer hakkında bir çok rivayet ortaya çıktı. Nitekim, bu sefere katıldığı söylenen Seyyid Battal Gazi, türk halk destanlarında bahadırlık hikayelerinin bir kahramanı olarak belirtildiği gibi, ermeni Leon’un müsaadesi ile İstanbul’a girerek burada üç gün kaldığı rivayet edilen Mesleme de, halk destanlarının kahramanı oldu. Bu rivayete göre, Mesleme, İstanbul’da Meydan’ın (Hipodrom) öbür tarafında İslamlar için Darül balat adıyla içinde bir cami veya namazgah bulunan bir konak yaptırmıştır.781’de Abbasi halifesi Harün-ür-Reşid‘in emrindeki ordunun Üsküdar’a kadar sokularak, Bizans’tan haraç alması dılında, İstanbul’a bir arap seferi olmadı.Devamlı bozgun yüzünden ümitsizliğe kapılan Araplar, İstanbul’un fethini sonraki bir zamana bıraktılar. 

Türkler, İslamiyetten önce, İstanbul’u ele geçirmek için bazı teşebbüslerde bulundular. 447’de Büyük Çekmece’ye kadar gelen Attilla, bütün şartları kabul eden Anatolios anlaşması ile İstanbul’a elkoymadı. İlk teşebbüs, Avarların, 626’da yaptıkları İstanbul seferidir. Avarlar, 29 Temmuzda İmparator Heraklios’un seferde olması sebebiyle patricius Sergios tarafından müdafaa edilen İstanbul’u Haliç’ten Marmara kıyılarına kadar her taraftan kuşatarak, Üsküdar’da karargah kuran Sasani ordusu kumandanı Şehvaraz ile de anlaştılar. Fakat, Boğaz hakimiyeti Bizanslıların elinde olduğu için, Avar-Sasani birleşmesi gerçekleşmedi, Avar hanının Bebek koyu ve Kağıthane deresi mansabında toplattığı gemilerle İstanbul’a karşı karadan ve denizden yaptığı hücumlar, Bonus’un gayreti ile sonuçsuz kaldı. Bu hücumlar 31 Temmuzdan 12 Ağustosa kadar devam etti.  Bundan sonra Tuna havzasındaki Türk-Bulgar hanı kurum Hanın Marmara’dan Haliç’e kadar sur boyunca hendekler kazdırıp tahkimat yapmak suretiyle giriştiği İstanbul kuşatması, 22 Temmuz 813’ten 13 Nisan 814’e kadar devam etti ve hanın ölümü üzerine kaldırıldı. 

İstanbul Üzerine Yapılan Türk Kuşatmaları

Orhan Bey, I.Murad ve Bayezid Dönemi İstanbul Kuşatmaları

Osmanlı Türkleri XIV. yy. boyunca İstanbul ile ilgilendiler. Orhan Bey ve I.Murad zamanında Osmanlılar,Bizans surları önüne kadar geldi. 1340 yılında Osmanlı askeri kuvvetleri Sitanbul kapılarına dayandı, buna karşı koymak amacıyla Bizans İmparatoru, Aydın beyi tarafından gönderilen 4.000 türkmeni hizmetine aldı. Orhan Bey kayınpederi olan Bizans İmparatoru Kantakuzenos ile barış içinde yaşadı. İstanbul’un alınması için ilk güçlü kuşatma Yıldırım Bayezid tarafından yapıldı. Kosova seferinden sonra Balkan devletleriyle anlaşan Yıldırım, İstanbul’a karşı daha şiddetli bir siyaset izlemeye başladı. Bizans hanedanı arasındaki çekişmeler de buna fırsat hazırlıyordu. Andronikos’un oğlu İoannes ile anlaşan Bayezid, Edirne’den hareket ederek İstanbul üzerine yürüdü (1390). Osmanlı ordusu Bizans surları önüne geldiği zaman İoannes, şehirdeki bir kısım taraftarlarının yardımıyla, İstanbul’a girdi (15 Nisan 1390). Manuel’i tahtından indirerek İoannes VII unvanıyla Bizans tahtına oturdu. Bayezid’in kuvvetleri şehre giremedi, fakat imparator, Osmanlı padişahına her yıl vergi vermeyi kabul etti.

Bayezid, İstanbul ile bundan sonra da ilgilenmeye devam etti. imparatorun tayin ve azillerinden, kendi devletinin çıkarlarına göre, yararlandı. Nitekim, İstanbul’dan kaçarak Edirne’ye gelen V. İoannes ile Manuel’i kabul eden Bayezid, İstanbul halkının durumunu da göz önüne alarak onlarla anlaştı, V.İoannes  tekrar Bizans tahtına o­turdu. Bu durumu İstanbul’un fethine bir ön adım olarak kabul eden Bizans tarihçisi Dukas Bayezid’in bu konuda bir tasarısı olduğunu kabul eder. Bayezid, fetih işini anadolu beyliklerini ortadan kaldırdıktan sonra ele aldı. Anadolu harekatı sırasında bir anlaşmaya bağlı olan Manuel’i ve yardımcı kuvvetlerini yanında bulundurdu.

İstanbul Kuşatmaları
İstanbul Kuşatmaları

Bayezid Dönemi İstanbul’u kuşatması

Bu sırada padişahın Anadolu’da bulunmasından yararlanan V.İoannes , İstanbul surlarını yeniden onarttı. Bunu duyan Bayezid onarılan surların yıktırmasını, yoksa, Osmanlı ordusunun İstanbul üzerine yürüyeceğinibildirdi: İoannes de Bayezid’in isteğini yerine getirdi. Babasının ölümünü Bursa’da hapis olduğu sırada öğrenen II. Manuel  Bursa’dan kaçarak, İstanbul’a geldi ve imparatorluk tahtına geçti. Bunun üzerine Manuel’e haber gönderen Bayezid şehrin kapılarını kapadı, İstanbul’da yaşayan türkler için şehirde bir cami ve bir mahkemenin kurulmasını istedi. Bu istekleri reddedilince, İstanbul, Osmanlılar tarafından kuşatıldı. Türk ordusu, Rumeli’ye geçirildi ve İstanbul surlarına kadar, bütün Bizans köyleri zaptedildi (1391). Bayezid bir ay kadar süren bu kuşatma sırasında, surları karadan ağır bir baskı altında bulundurdu, İstanbul’un Haliç ile olan bütün ulaşım ve haberleşmesini de kestirdi.

Bayezid’in kuşatması bir süre sonra gevşedi. Macarların Tuna nehrini geçerek, Sofya’ya doğru yürümeleri ve padişahın da o tarafa sefer yapmak istemesi, kuşatmanın kaldırılmasına yol açtı. Bayezid, Paleologos prenslerinin Osmanlı siyasetine ayak uydurmalarını istiyordu. Bunun için Serez’de bir toplantı yaptı, fakat bu toplantıda gereken anlaşmayı sağlayamadı Nitekim, Manuel, Bayezid’in teklifini toplantı sırasında kabul etmiş göründüğü halde İstanbul’a döner dönmez, şehrin savunmasına daha çok önem verdi. Bunun üzerine, Bayezid’in ikinci kuşatması başladı. Çandarlı Ali Paşa ve Paleologos prenslerinden VII.İoannes’in de katıldığı ikinci kuşatma 1395 yılının yaz ayları boyunca sürdü. Padişah Gelibolu’dan gelen gemilerin de kuşatmaya katılmalarını emretti. Fakat kale yıkan toplar henüz kullanılmadığından kuşatmanın sonucu alınamadığı gibi, denizden başlatılan kuşatma da başarılı olamadı. Venedik ve Ceneviz hükumetlerinin gönderdiği yardıma engel olunamaması sonucu etkiledi. 1396 Eylülünde, haçlıların yenilgisiyle biten Niğbolu zaferinden sonra Bayezid, İstanbul’u almaya kesin olarak karar verdi.

Bayezid’in İstanbul’u 3. defa kuşatması (3. kuşatma)

Başlangıç olmak üzere, Bayezid, Timurtaş Paşazade Yahşi Beyi Şile’yi almakla görevlendirdi ve Boğaziçi’nde Güzelcehisar’ ı (Anadoluhisarı) yaptırdı. Bundan sonra Manuel’den şehrin hemen teslimi istendi, istek reddedilince, İstanbul kuşatması tekrar şiddetlendi (1397). Bu sırada İstanbul halkı açlık ve fetih sonucu Türklerin yapacağı katliamdan çekinerek İstanbul’u teslim etmek istedi. Manuel, Fransa’dan 600 şövalye ile bir miktar para gelmiş olmasına güvenerek bu teklifi reddetti. Şehre Rusya, Venedik ve Cenova’dan da yardım geleceğine inanılarak savunma tedbirleri alındı. Manuel avrupa devletlerini Bizans lehine tekrar harekete geçirmek için gayret gösterdi. Bizans’ta halkın durumu hiç de iyi değildi. Hoşnutsuzluk artıyor, halk felaketlerden Manuel’i so­rumlu tutuyordu. Bu durum karşısında, imparator önce Avrupa’dan istediği yardımın sonucunu bekledi.

Üçüncü kuşatmanın şiddetlendiği bahar aylarında 8 kadırgadan kurulu Moçenigo yönetimindeki Venedik yardımı geldi. Papa, İngiltere ve Aragon krallıkları Manuel’in isteğini olumlu karşıladılar. Öte yandan rus çarı I.Vasili  para yardımında bulunmayı kabul etti. Fakat bunlar, imparator için yeterli bir yardım sayılamazdı. Bunun üzerine Manuel, durumu kurtarmak için, iki çareye başvurdu. Önce Türkler tarafından sevilen VII.İoannes’i saltanata ortak ilan etti. Böylece halkı ve Osmanlı taraftarlarını kazandı. Sonra da padişahın İstanbul’da bir Türk mahallesi ile bir cami ve bir mahkeme kurulması isteğini kabul etti. Bayezid, anlaşmaya razı olarak, kuşatmayı kaldırdı. Bayezid zamanındaki son İstanbul kuşatması 1400’de yapıldı. Fakat Sivas’a kadar ulaşan Timur istilası bu hareketin yanda kalmasına sebep oldu,dördüncü defa kuşatılan İstanbul böylece tekrar kurtuldu.

Bayezid Devri Sonrası İstanbul’un kuşatılması (5. kuşatma)

Ankara savaşından (1402) sonraki Fetret devrinde, önce şehzadelerden İsa Çelebi, sonra da Süleyman Çelebi, Manuel’e Rumeli’de bazı yerleri verdikleri gibi, Süleyman Çelebi,  kardeşi Kasım Çelebi ile kız kardeşi Fatma Hatunu Bizans’a rehine olarak bıraktı. Bunun üzerine imparator, kardeşler arasındaki çekişmede önce Süleyman Çelebi’nin tarafını tuttu. Musa Çelebi ile 15 haziran 1410’da Bizans surları önünde Kosmidioni’da (Hasköy) savaştı. Daha sonra Emir Süleyman’ın Bizans’a kaçan oğlu Orhan’ı karışıklık çıkarması için Rumeli’ye gönderdi. Musa Çelebi, başarı kazanınca, babasının, önceleri Bizans’a karşı izlediği siyaseti tekrarlamak istedi. 1411’de Bizans’ı kuşattı. Bu, İstanbul’un Osmanlılar tarafından beşinci kuşatılmasıydı.

Musa Çelebi de, babası gibi, İstanbul’u karadan ve denizden kuşatmak isteyerek, bir donanma kurdu. Fakat deniz kuvveti Yassı ada yakınında yapılan bir çarpışmada yenildi. Öte yandan Manuel, çevredeki köyleri yakmış, halkı surların içine toplamıştı. Musa Çelebi otağını kara surları karşısında bir tepe (Fatih devrinde Otağtepe) üzerine kurdu. Kaledekilerin yaptığı bir çıkış hareketi sırasında Bizans hazinedarlarından Lukas Notaras’ın kardeşi, Türk kuvvetlerinin eline düştü. İmparator durumun önemini anlayarak, Bursa’da bulunan Çelebi Sultan Mehmed ile anlaşmak istedi. İstanbul’a gönderilen Gebze kadısı Fazlullah ile bir antlaşma yapıldı. Musa Çelebi, İncügez’de kardeşi Çelebi Sultan Mehmed’i yendi, fakat İstanbul kuşatmasına devam edemedi, karadan İstanbul’u kuşatan kuvvetlerini geri çekmek zorunda kaldı.

II.Murad Dönemi İstanbul Kuşatmaları

I.Mehmed  bir süre sonra, Osmanlı tahtına geçince Bizans ile iyi ilişkiler kurdu, zaman zaman imparator ile görüştü. Oğlu II.Murad zamanında ise İstanbul altıncı defa kuşatıldı. Bu kuşatma öncekilere göre, çok daha çetin ve zorlu oldu. Kaynaklara göre II.Murad , Düzmece Mustafa isyanını bastırarak Edirne’ye döndüğü zaman, ilk iş olarak, Bizans meselesine kesin bir çare bulmak istedi. Bu amaçla akıncı kuvvetleri kumandanı Mihaloğlu Mehmed Beyi 10.000 akıncı ile İstanbul üzerine gönderdi (1 haziran 1422). Kendisi de büyük bir ordu ile İstanbul’u kuşattı. İstanbul’u savunanlar arasında Balyos Benedetto Emo kumandasındaki Venedikliler de bulunuyordu. II.Murad’ın ordusu kalabalık ve özellikle ateşli silah bakımından kuvvetliydi.Bu yüzden imparator önemli bir para teklifi ile Konu Theologas’ı elçi olarak, Osmanlı ordugahına gönderdi, padişahtan kuşatmayı kaldırmasını istedi. Fakat bundan bir sonuç çıkmadı, üstelik halkın şüphelenmesine yol açtı, bir süre sonra da elçi linç edildi.

Kuşatma sırasında şehirde bulunan tarihçi İoannes Kananos‘a göre, Türk ordusu Marmara’dan Haliç’e kadar bütün kara surlarını kuşatmış, padişah, askerini Topkapı ile Edirnekapı üzerinden saldırıya geçirmişti. Türklerin tahtadan yapılmış ve üzeri toprakla kapatılmış siperleri vardı. Bunlar, mancınıklardan atılan taşlara ve ateşli silahlıların etkisine karşı orduyu koruyordu. Aynı zamanda padişah, saldırıda çok yararlı olan, surlardaki kulelerin yüksekliğinde ahşap kuleler yaptırmış, bunları demir tekerleklerle surların kenarına taşıtmıştı. Ayrıca surlarda gedik açmak için birtakım savaş araçları taşıyan arabalar da kullanılıyor, lağım kazmak gibi, her türlü kuşatma çalışmaları da yapılıyordu. Ünlü mutasavvıf Emir Sultan’ın yüzlerce dervişi ile birlikte orduya katılması askerin manevi kuvvetini arttırmıştı. Emir Sultan’ın da yer aldığı genel saldırı çok güçlü oldu ise de, şehir alınamadı. Daha sonra kuşatma kaldırıldı. Bu sırada II.Murad’ın kardeşi Mustafa Bizans’ın da kışkırtmasıyla isyan etti. II.Murad , isyanı  bastırdıktan sonra bir daha İstanbul’u kuşatmadı, Manuel’in yerine geçen imparator ile bir antlaşma imzaladı (22 şubat 1424).

Ayrıca kuşatmalar yazısından sonra İstanbul’un Fethi yazımızı okuyabilirsiniz. 

İlgili Yazı

İstanbul’un Fethi

Son güncelleme :

    Yorum Yap