1. Ana Sayfa
  2. Tarihte İlkler
  3. Tarihimizde ilk Anayasa ne zaman yürürlüğe girmiştir?

Tarihimizde ilk Anayasa ne zaman yürürlüğe girmiştir?


Tarihimizde ilk Anayasa, 23 aralık 1876 günü yürürlüğe giren “Kanunu Esasi“dir. O dönem içinde, kişi hak ve özgürlüklerini belirleyip yayma yolunda birtakım çabalara girişilmiş, 1808’de “Senedi İttifak” ve 1839’da “Gülhane Hattı Hümayunu”, öbür adıyla “Tanzimat Fermanı” ilân edilmişti. Ancak, her iki belge de, devletin temel kuruluş ve işleyişiyle ilgili yargılara yer vermemeleri nedeniyle, gerçek anlamda bir anayasa sayılamazdı. Bunlar birer hak bildirisi niteliğindeydi. “1876 Kanunu Esasi”si, gerçek anlamda ilk Anayasa’dır. On dokuzuncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu, gerileyişinin son sınırına varmıştı, Devrin aydınlarında beliren genel kanı, bu çöküşün, mutlakiyetçi (saltçılık) yönetim şeklinden doğduğu ve ancak anayasalı bir rejimle önlenebileceğiydi. Hatta bu yolda sultan Abdülmecit’i devirmek için bir gizli dernek de kurulmuş, fakat girişim, başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

II.Abdülhamit’in Tahta Geçisi 

Abdülmecit’in ölümünden (1861) sonra tahta çıkan Sultan Abdülaziz devrinde de aynı amaçla “Genç Osmanlılar Cemiyeti” kuruldu (1865). Bunların yurt içinden ve dışından yaptıkları kuvvetli baskı sonucu, ülkede hürriyetçi bir halkoyu doğdu. Bu etkilerle Abdülaziz, 1868’de “Şurayı Devlet” adını taşıyan örgütü kurdu. Devlet şurasının en önemli yetkileri, kanun tasarılarını hazırlamak, hükümetle bireyler arasında çıkacak davaları görmek, memurları yargılamak, vilâyet meclislerinin her yıl yapmak isteyeceği Islahat hakkında, her vilâyetten gelecek temsilcilerin de katılmasıyla karar vermekti. Devlet şurasının böylece, sınırlı bir konuda da olsa vilâyet temsilcilerinden kurulu bir meclis haline gelmesi, onun gelecekteki bir “Heyeti Mebusan”ın ilk çekirdeği olması düşüncesini, doğurdu.

30 mayıs 1876’da mutlakçı rejimin baş temsilcisi sayılan Abdülaziz tahttan indirildi. Yerine veliaht Murat efendi getirildi. V.Murat unvanıyla anılan hükümdarın akli dengesi yerinde değildi. Bu arada, Abdülaziz’in şüpheli bir şekilde ölümü üzerine iyice serbestlik kazanan ıslahatçılar, başta Mithat paşa olmak üzere, veliaht Abdülhamit efendiyle anlaşmak ihtiyacını duydular. Abdülhamit, Mithat paşaya haber göndererek meşruti bir rejime taraftar olduğunu ve anayasayı düzelteceğini bildirerek tahta geçirilmesini istedi. Bunun üzerine V.Murat tahttan indirilerek yerine II.Abdülhamit’in getirilmesi kararı alındı (31 ağustos 1876).

Bir yandan iç huzursuzluk, öte yandan dış baskılar, yeni anayasanın çabuk hazırlanmasını gerektiriyordu. Yabancı devletlerin kışkırtmasıyla Balkanlarda çıkan olayları önlemek, uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla 1876 yılında İstanbul‘da, yabancı devletlerin katıldığı bir kurul toplandı. (Tersane Konferansı). Yabancı devletler, Osmanlı ülkesindeki bazı gayri müslim uyrukluların, hak ve özgürlüklerinin güvenlik altına alınmasını isteyince, Osmanlı kurulu bu isteğe, bir anayasa ile ve meşrutî rejimin ilân edileceğini bildirmek suretiyle karşılık verdi.

İlk Anayasa Kanuni Esasi
İlk Anayasa Kanuni Esasi

Kanuni Esasi’nin Hazırlanışı 

 II.Abdülhamit tahta geçince, anayasayı hazırlamakla görevli 28 kişilik bir komisyon kurdurdu. “Cemiyeti Mahsusa” adını taşıyan bu kurul, çalışmalarına ana metin olarak, daha önce Mithat Paşa tarafından (1831) Belçika Anayasası örnek alınarak hazırlanan bir tasarıyı kabul etti. Çalışmalar sonucu meydana getirilen metni inceleyen II.Abdülhamit kendi yetkilerini sınırlayan birtakım maddelerin çıkarılması ve polis soruşturmasıyla, istediği kimseyi yurt dışına sürme yetkisi veren bir maddenin benimsenmesi halinde Anayasayı kabul ve ilân edeceğini bildirdi. Mithat Paşanın, Anayasanın bir an önce çıkarılmasını sağlamak amacıyla, Padişahın tekliflerinin kabulü yolundaki usrarlı konuşmaları sonucu komisyon, tasarıya yeni bir biçim verdi ve istenen değişiklikleri yaptı. Ortaya çıkan metin, 23 aralık 1876 tarihinde bir hattı hümayunla kabul ve ilân edildi ve böylece Tarihimizde ilk Anayasa yürürlüğe girdi.

Kanuni Esasi’nin İlkeleri (Maddeleri)

Padişah tarafından kurulan ve onun sürekli baskısı altında çalışan “Cemiyeti Mahsusa”nın hazırladığı Anayasa metni, padişahın hak ve ayrıcalıklarına ciddi sınırlar getirmedi. Tersine, Kanunu Esasi, yasama ve yürütme yetkilerinin padişahın elinde toplanışını hukukileştirdi. Bütün bu yetkili ve ayrıcalıklı durumuna karşılık, padişahın “kutsal ve sorumsuz” olduğu kabul edildi. Yürütmenin başı olan padişah, bakanlar kurulunu tayin ve azil yetkisine sahiptir (madde 7). Bakanlar kurulunun önemli kararlarının uygulanması, ancak padişahın izniyle mümkündür (madde 29).

Yasama kuvveti, her ikisine birden “Meclisi Umumî” adı verilen iki ayrı meclisten kuruludur : Heyeti Âyan ve Heyeti Mebusan (madde 42). Heyeti Âyan, Heyeti Mebusan’ın üye tam sayısının üçte birini geçmemek şartıyla, doğrudan doğruya padişah (madde 60) ömür boyunca seçilir. Heyeti Mebusan ise, Osmanlı uyruklulardan her elli bin erkeğe bir temsilci ilkesine göre, dört yıl için seçilir (madde 65, 69). Heyeti Âyan’ın görevi; kanun tasarılarının dinsel kurallara, padişahın hukukuna, özgürlüğe, Kanunu Esasi hükümlerine, devletin bütünlüğüne, memleketin iç güvenliğine, vatanın savunma ve korunmasına ve genel töreye uygunluğunu denetlemektir.

Yasamanın kanun koyma yetkisi, padişah yararına sınırlanmıştır. Kanun bildirme hakkı bakanlar kuruluna, Heyeti Âyan ve Heyeti Mebusan’a aittir. Bakanlar kurulu her konuda, Heyeti Âyan ve Heyeti Mebusan ise yalnız “görevleri çerçevesinde” kanun önerebilirler (madde 53). Ancak bu alanda da, yapılan teklifin görüşülebilmesi padişahın iznine bağlıdır (madde 64). Meclisi Umumiyi toplantıya çağırmak ya da yeniden seçim yapmak şartıyla Heyeti Mebusanı feshetmek padişahın yetkilerindendir (madde 73, 75). Anayasa, yasama organının bakanlar kurulunu denetlemesine olanak sağlamamıştır. Bakanlar meclislere değil, Padişaha karşı sorumludurlar. Bir bakanı yüce divana yollama yetkisi yine padişahın onayıyla mümkündür.(madde. 31).

Yargı gücü, Şer’iye ve Nizamiye mahkemeleri olarak ikiye ayrılmıştır. Yargı bağımsızlığı konusunda yargıçların görevlerinden alınamayacağı ilkesi konmuştur (madde 81). Kanunu Esasi; basın, eğitim, mülkiyet, ticaret, sanat hak ve özgürlüklerini tanır. Eşitlik, kamu görevlerine girme, yasama organına baş vurma haklarını, mesken dokunulmazlığını, vergilerin yasa gözetiminde alınması ilkelerini ilân eder. Zorla almayı, angaryayı, işkence ve eziyeti yasaklar. Toplanma ve dernek kurma haklarına ise yer vermez. Kişi güvenliği bakımından en
önemli yargı, 113. maddededir : Padişah, herhangi bir zabita soruşturması sonucunda hükümetin güvenliğini sarstıkları belli olan kimseleri yurt dışına sürebilme yetkisine sahiptir.

Kanuni Esasi’nin Uygulanışı

Tarihimizde ilk anayasa olan Kanunu Esasi’nin yürürlüğe girmesinden sonra, Meclisi Umumî ancak iki devre toplanabildi; 20 mart 1877’de ilk toplantısını yaptıktan sonra, 28 haziran 1877’de padişah tarafından kaldırıldı. Aynı yıl içinde ikinci seçimler yapıldı ve 13 aralık 1877’de toplanan Meclisi Umumî, 14 şubat 1878’de tatile girdi. Bir daha da toplantıya çağrılmadı. Bundan sonra II.Abdülhamit’in mutlakiyetçi yönetimi başladı. Başta Ziya Paşa, Namık Kemal, Mithat Paşa gibi aydınlar olmak üzere, birçok kişi 113. madde yoluyla sürgüne gönderildi. Mithat Paşa 1883’te Taif’te boğduruldu.

Son güncelleme :

    Yorum Yap