1. Ana Sayfa
  2. Tarih
  3. Sümerler

Sümerler


Sümerler veya Sümer Ülkesi, MÖ 4000 – MÖ 2000 yılları arasında Aşağı Mezopotamya’da yaşayan (Irak güneyi) Dünya’nın en eski kabul edilen kavmi, uygarlığı. Mezopotamya bölgesinde ortaya çıkan neredeyse bütün medeniyetlerin temelini Sümerler atmıştır.Sümerler yazıyı bulmuştur. 

Sümerler

Sümerler Tarihi

M.ö. IV. bin yılının ikinci yarısına tarihlenen ve Ur, Kiş, Uruk gibi Aşağı Mezopotamya’nın çeşitli yerlerinde Cemdet Nasr kültürüne ait eserler veren tabakaların üzerinde yer alan Cemdet Nasr kültüründen daha üstün ve oldukça değişik bir kültür varlığı bulunduğu tespit edildi . Bu kültürde yazılı belgelerin çok olduğu ve bunlarda birtakım kral adlarının belirtildiği görüldü. İlk  sülaler çağı veya “Arkaik Sümer Medeniyeti çağı” denen bu devirde, bırtakım küçük şehir devletleri ortaya çıktı. Bir şehir ve çevresindeki topraklardan meydana gelen bu şehir devletlerinin başında, Patesi veya Ensi adını taşıyan rahip krallar vardı. Patesi’ler tanrının yeryüzündeki temsilcisiydi ve  Tanrı adına şehri yönetirlerdi .

Sümer ülkesinde bugüne kadar araştırılmış şehirler, Uruk, Kiş, Eridu, Lagaş ve Nipour’dur. Büyüden ilham alan törenleri zengin olan sümer dini, her şehirde hüküm süren tanrılara saygı gösterirdi. Ziggurat adı verilen tapınak , saraydan daha etkili bir merkezdi. Ülkenin iktisadi yaşayışı zigguratın çevresinde oluşuyordu. Sümerler, medeniyetlerini komşularına  ve özellikle Akkadlara aktardılar. Aşağı Mezopotamya da  Sümerler ile karışan Akkadlar, kuzeyde (Akkadlar ülkesi) çoğunlukta, güneyde (Sümer ülkesi) azınlıktaydılar. Bugüne kadar yapılan arkeolojik araştırmalar çeşitli site ve devirlerle ilgilidir; bu yüzden sümer tarihinin başları (M.Ö. 3500-2900’e doğru) efsaneden güçlükle ayırt edilir. III. Kiş sülalesinden Meşilim, bilinen ilk krallar arasındadır.

Sümerler Haritası
Sümerler Haritası

Eannatum’un hükümdarlığı sırasında Lagaş şehri, bir efsane şehir olmaktan çıkarak Umma şehri ile çatıştı. M.ö. 2750 sıralarında Umma ve Uruk Kralı Lugalzagizi, Lagaş’ı ele geçirdi. Şehri yıkarak ilk Mezopotamya imparatorluğunu kurdu, fakat imparatorluğu kısa süre sonra, sami ırkından Akkadlı Sargon‘un eline geçti. Akkad hanedanının devrilmesinden ve Sümer ülkesinin Gutiler tarafından işgal edilmesinden sonra hakimiyet tekrar Uruk ve Lagaş gibi Sümer şehrine geçti. Gudea devri Mezopotamya’yı hakimiyetleri altında tutan III.Ur Hanedanı kralları Amurların sızmasını önleyemediler. Sümer şehirleri İsin ve Larsa’nın yabancı asıllı hanedanlarıyla (II. binyıl) tarihi bir rol oynamaya devam ettilerse de, Sümerce artık ölü bir dildi ve köklü bir şekilde samileştirilmiş olan Sümer ülkesi Basra körfezinin çamurla dolması yüzünden “Deniz Ülkesi” adıyla (M.ö. 1650’den sonra)arami göçebelerinin ve asilerin barınağı haline gelmiştir. Fakat Mezopotamya’ya hakim olanların hepsi tarafından kabul edilen Sümer medeniyeti Helenistik devre kadar devam etti.

Sümerler Arkeoloji

Sümer ülkesi 1849’da İngilis loftus (özellikle Uruk Warka) ile Ur Tell Mugheir ve 1854’te İngiltere’nin Basra konsolosu Taylor tarafından keşfedildi. Bir sümer höyüğünde ki ilk sistemli kazılar 1877’den itibaren Fransa’nın Basra’daki konsolosu Ede Zarzec tarafından yapıldı. Tello’da (eski Lagas) bir çok eski eser ve Gudea heykekli (M.ö. III.binyıl) ortaya çıkardı. 1901’de Sarzec ölünce onu dört inceleme gezisi yapan C.Cos(1903-1909), rahip Genouillac(1929-1931) ve şantiyeyi kesinlikle kapatan A.Parrot izlediler.

1889’de Pennslyvania üniversitesi, Niffer’e (Eski Nüppur) bir heyet gönderdi. 1990’a kadar her devirden kalma on binlerce tablet, tanrı Enlil’e adanmış bir tapınak, bir ziggurat, bir saray ve mezarlar ortaya çıkarıldı.Elli yıl sonra aynı üniversitenin, Chicago Doğu enstitüsünün de katıldığı yeni kazılarında III.Ur hanedanından kalma bir tapınak meydana çıkarıldı.

Fara’da (Eski Shuruppak) bir alman heyetinin başındaki Koldewey (1902-1903) ile Pennsylvania üniversitesi hesabına çalışan (1931) E. Schmidt, Cemdet-Nasr döneminden kalma belgeler topladılar. Bu belgeler arasında özellikle “Fara okulu” denen ilgi çekici bir üslupta yapılmış, lII.Ur hanedanından kalma yuvarlak mühürler önemlidir.

Sümerler Heykelleri
Sümerler Heykelleri

Amerikalıların Abad (Bismya) (1903-1904), Fransızların Larsa (Senker) (1933) ve önce İngilizlerin, sonra Iraklıların Eridu (Abu-Sharain) kazıları da sayılabilir. British muzeum’un başlattığı (1918’den sonra) ve Pennsylvania üniversitesinin de katıldığı (1922-1934) kazılarda eski bir Ur şehri olan Tel Mugheir’de R.Campbell Thompson, R.Hali ve sir L.Woolley (1922-1934), Zigguratı, III. hanedandan kalma birçok tapınağı ve I. hanedandan kalma kral mezarları ile birlikte şehrin kutsal surunu ortaya çıkardılar; bunlar, III. binyılı bütün parlaklığıyla gösteren anıtlar ve metinlerdir. Aynı araştırmacılar Ubeyd’de süslü duvarları ve heykelleri olan bir tapınak da buldular. Toplanan çanak çömleğe bu yerleşmenin adı verildi.

Almanların Warka’da yaptığı kazılarla (1912 -1913, 1928-1939, sonra 1954) bulunan eski Uruk şehri en önemli sümer sitlerinden biridir. Jordan ve Lanzen’in sınırlarını ortaya çıkardıkları ve kazılar yaptıkları kutsal bölgelerde, en arkaik devirlerden Selefkiler devrine kadar üç bin yıllık bir yerleşme dönemini kaplayan bütün devirler temsil edilir.

Sümerler Dönemi Güzel Sanatlar

Sümerler Aşağı Mezopotamya’da yaklaşık olarak M.ö. V. binden III. binyıla kadar süren bir medeniyet kurdular ve geliştirdiler. Bunlar, ülkenin ilk halkı olmasalar da, sonradan çivi yazısı halini alan ve M.ö. 1. binyıla kadar bütün Yakındoğu’nun ifade aracı olan yazıyı onlar icat ettiler. Yer yer katılığa kaçan sanat eserlerinde, bir birliğe varmayı ve eserleri sağlam bir geleneğe dayandırmayı bildiler. Fakat bu gelenekçilik, Cemdet-Nasr devrinden kalma Uruklu kadın başı veya çok usta bir gravürü olan herhangi bir silindir-mühürde olduğu gibi katı kurallardan sıyrılmış eserler vermeyi de başardı. Sümerler mimaride taş sıkıntısını, çiğ veya pişmiş tuğla kullanarak çözümlediler. Bütün yapılarda tuğla kullandılar; taşı, heykelciliğe ayırdılar.

Sümerler Mimarisinde Dönemler

Sümer mimarisinde üç dönem vardır:

1. Başlangıçtan yazının ortaya çıkışına kadar süren ve Cemdet-Nasr dönemine rastlayan
devir (M.ö. S000-2800);

2. Er Hanedan veya Patesi’ler devri (M.ö. 2800-2500);

3. Lagaşlı Gudea ile III. Ur hanedanının (M. ö. 2300-2000) saltanat düzenini kapsayan Yeni Sümer devri.

En eski mimarı eser, Eridu’da, birbiri ardına en az on sekiz defa yıkılarak yeniden yapılan bir tapınaktır. En eski yapı tek odalıdır; sonradan ek odalarla çevrilmiştir. Uruk’taki bazı tapınaklar renk
renk pişmiş toprak konilerden meydana gelen mozaiklerle süslüydü. Elle yapılmış, krem rengi fon üzerine kahverengi geometrik motiflerle süslü ilk seramik de yine Eridu’da bulundu. Bu seramik, Kuzey Mezopotamya’da Samerra, Tell Halaf ve Arpaçiya’da bulunan seramiklere çok benzer. Geometrik dekorun hakirn olduğu Ubeyd devrinde şekiller daha çok çeşitlenir.

Pişmiş kilden küçük heykel taslaklarının (bereket taançalan, hayvanlar) yanı sıra, Uruk’ta bulunan, Cemdet-Nasr devrinden kalma, kadın başı ilgi çekicidir. Uruk’ta aynı devirde yarım kabartma tekniğinin de geliştiği, aslan avını temsil eden bir dikilitaşla üzerinde bir ayin töreni kazılı olan dini bir vazodan anlaşılıyor.

Sümer Uygarlığı
Sümer Uygarlığı
Sümerler Döneminde Şehir Mücadeleleri

Bu devirden kalan (daha önceki devirden yalnız kil üzerindeki izleri kalmıştır) silindir biçimi mühürler de aynı gerçekçiliği yansıtır. Bu, taş üstüne oymacılık eserleri, yakındoğu medeniyeti tarihi için çok değerlidir. Mühür kazıcıları, kabartma veya heykel oymacılarının her zaman ulaşamadıkları bir ustalığa eriştiler. Dini sahnelerin yanı sıra her devrin hayatını temsil eden sahneler de ilgi çekicidir. Tarihi devrin başladığı sırada şehirleri yöneten krallar, tanrıların gerçek naipleri olan rahiplerdi.

Bu devir, birbirleri üstüne hakim olmak isteyen sümer şehirleri arasında bir mücadele devridir. Tello (Lagaş), yüz yıl kadar önce, E. de Sarzec’ın ortaya çıkardığı ilk sümer merkezidir. Bu devrin özelliğini yansıtan başka şehirler de bulunmuştur: Dicle’nin kolu Diyala vadisi boyunca Teli Asmar (Hassuana), Hafaje, Tel Agrab, Kuzey Mezopotamya’da Asur, Orta Fırat’ta Mari; Aşağı  Mezopotamya’da Tello dolaylarında Ubeyd, Ur, Nippur Tapınaklar yüksek bir düzlük üzerine kurulmuştur. Dindarlar, ellerini kavuşturmuş dua eder halde taştan küçük heykellerle temsil edilmiştir. Yontulmuş levhalar dini sahneleri gösterir. Bu dönem, Ur’un “kral mezarları” devridir: prens veya yüksek rütbeli bir memurun zengin eşyaları bulunan mezarı, yakınlarının mezarlarıyla çevrilidir.

Sümerler Dönemi Akkad İmparatorluğu

Er Hanedan çağı medeniyeti, bütün Sümer ülkesini işgal eden ve ordularıyla Elam’dan Akdeniz’e uzanarak Akkad imparatorluğunu kuran sami asılı Akkadlı Sargon’un iktidarı ele geçirdiği 2500’den kısa süre sonra sona erer.

İki yüzyıl sonra, sami hanedanının, Guti’lerin saldırılarıyla yıkılmasından yararlanan Sümerler tekrar iktidara geçtiler. Bu dönemde Lagaş (Tello) Patesi’leri yeniden gelişti. Bunların en önemlileri Gudea ve oğlu Ur-Niagirsu’dur. Gudea’nın, şehrin çeşitli tapınaklarına koydurduğu heykellerin sayısı yirmiyi geçer.

Bunlardan bugün Louvre müzesinde bulunan on heykel ve diyoritten yapılmış iki baş bu devir üstüne değerli bilgiler vermektedir. Bunlarda bacak kemikleri kısadır; baş, omuzlar arasına gömülmüştür. Hükumdar ister ayakta, ister oturur durumda olsun. elleri kavuşmuştur. Oğlu Ur-Ningirsu daha ince ve uzundur. “Eşarplı Kadın” adı verilen büst de (Louvre) aynı şehirden gelmedir. Ur’da prens Ur-Nammu III. Ur hanedanını kurdu ve birçok dini bina yaptırdı. Düz bir alanda üst üste ve boyları gittikçe küçülen yapılardan meydana gelen ziggurat bunlardan biridir.

Sümerler Dönemi Ziggurat

Son platformun üzerinde, gökyüzü ile toprak arasında gerçek bir bağlantı olan, tanrı heykelinin yerleştirildiği küçük bir kutsal oda vardır. Ur zigguratı bugün de toprak bir yuvayı kaplayan pişmiş tuğlalardan yapılmış gösterişli bir bloktur. Ur-Nammu’nun yapıırdığı 3 m yüksekliğinde bir dikilitaş, yapılışının çeşitli dönemlerini temsil eden kısımlara bölünmüştür: Philadelphia müzesinde bu taşın güzel parçaları vardır. Aynı hanedandan kral Şulgi ile Bursin’in yeraltı mezarlığı, pişmiş tuğladan yapılmış cumbalı kubbenin örttüğü ölü odalarını da kapsıyordu. Yeni Sümer devri taş oymacılığında, tanrıya sunma tema’sı işlenmiştir: koruyucu bir tanrı, dindarı elinden tutarak büyük tanrı veya tanrıçaya götürürken, arkalarında ikinci derecede bir tanrıça dileklerde bulunur. Sümerliler bakır, altın, gümüş sonra da tunç kullandılar. Heykelcilikte, ağaçtan bir iskeleti madeni levhalarla örterlerdi. Er hanedanı devrinden kalma Ur kral mezarlarından altın bir sofra takımı, çeşitli süs eşyası ve silahlar çıkarıldı.

Tello’da bulunan Lagaş patesi’si Entemena’nın gümüş vazosu, aynı dönemin maden sanatının güzel bir örneğidir. Yeni Sümer sanatı devrinde binaların temellerine sivri bir uçla biten birçok küçük bakır heykel gömülmüştü.Sümerlere ait bütün yerlerde, kaba bir şekilde yapılmış birçok küçük kil heykel, çıplak tanrıça tasvirleri ve hayvan başları da çok sayıda bulunur.Sümerliler, bütün panolarda kemik veya fildişi pul kakma tekniğini de kullanıyorlardı. Bunların en ünlü örneği olan Ur Standardı, iki yüzlü ve çok şeritli bir çeşit kutudur.

Sümerler Ziggurat
Sümerler Ziggurat

Son güncelleme :

    Yorum Yap