1. Ana Sayfa
  2. Osmanlı Ordusu
  3. Yeniçeri

Yeniçeri

Yeniçeri veya Yeniçeri Ocağı; Osmanlı Devleti‘nin 1826 yılına kadar, daimi ücretli ordusunun (Kapıkulu ocağı) piyade sınıfına verilen ad. Yeniçeriler, kapı kulu askerinin en önemli ve imtiyazlı sınıfıydı. Yeniçeri ocağı kurulmadan önce Osmanlı Devleti’nin ilk düzenli ve ücretli ordusu yayalar ve müsellemlerdi. I.Murad’dan evvel düzenli ve devamlı bir ordu yoktu. Sefer zamanı eli silah tutan herkes askeri yükümlüIük altında bulunurdu. Bir kısım gaziler de askerliği meslek edinmişler, fakat bunlar muntazam bir kuruluşa bağlanmamışlardı. Zamanla bu kuvvetler savaşlar için yeterli olmamaya başladı, disiplin yönünden de istenen seviyeye çıkamadıkları görüldü. Bu, daimi ve ücretli bir ordu fikrini doğurdu ve bütün Osmanlı Devlet teşkilatında olduğu gibi Selçuklu Devleti örnek alınarak Yeniçeri ocağı adıyla daimi Osmanlı ordusu ve bu orduyu personel bakımından beslemek üzere Acemi ocağı kuruldu.II.Mahmut Döneminde bozulan yapıyı düzeltmek amacıyla Yeniçeri ocağı kaldırılarak “Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye” adıyla yeni bir düzenli ordu kurulmuştur.

Yeniçeri Ocağı

Yeniçeri ocağının hangi tarihte kurulduğu kesin olarak belli değildir, ancak XIV. yy.ın son yarısında ve Edirne’nin fethinden sonra kurulduğu bilinir. Doğruluğu araştırılmamış söylentiler ve birçok yeniçeri kanunnamesi kuruluş için 1362 yılını başlangıç kabul ederler. Başlangıçta, savaşlarda ele geçen esirlerin beşte biri devlet için ayrılarak önce Gelibolu’da kurulan Acemi ocağına verildiler. Sonra, bunların, daha önce Türk köylü ailelerin hizmetine verilip Türk-İslam kültürüyle iyice yoğurulduktan sonra Acemi ocağına alınması kanun oldu. Buna “Türkçe vermedenirdi. Yaya ve müsellem teşkilatını kurmuş olan Çandarlı Kara Halil Paşanın Yeniçeri ve Acemi ocağının kuruluşunda da önemli etkisi oldu. Orhan Gazi zamanında, onun şehzadesi ve Rumeli’deki kuvvetlerin kumandanı olan Süleyman Paşanın savaş esirlerini, kısa bir talim ve terbiyeden sonra daimi asker olarak kullandığı da rivayet edilmiştir. İstanbul’un Fethi‘nden sonra yeni başkentte de bir acemi ocağı kuruldu. Bu ocaklara yalnız savaş esirleri değil, devşirmeler de alınıyordu.

I.Bayezid’in Ankara yenilgisi üzerine fetihlerin duraklaması ve gerilemesi, böylece yeniden esir elde edilememesi, devşirme usulüne başvurulmasına yol açtı. Acemiler belli bir süre, en az altıyedi yıl Türk ailelerine hizmet ettikten sonra Yeniçeri ocağına alınırlardı. Acemi oğlanlar gibi, devşirmelerden gelen Bostancı ocağı mensupları da zamanla yeniçeri olurlardı. Bu teşkilatın bozulmaya başladığı dönemde (XVI. yy. sonları) “kul oğulları” denilen yeniçeri yetimleri, “kul kardeşleri” adıyla serhatlerde ve taşra kalelerinde belli süre hizmet etmiş olanlar, “ağa çırakları” ismi verilen ve 1582 yılından sonra yeniçeri ağalarına tanınan bir nevi kontenjana mensup kimseler ocağa alınır olmuşlardır. Yeniçeri ocağı üç kısımdan oluşuyordu.

1.Cemaat Ortaları

Cemaat Ortaları; Yeniçeri ocağının en eski teşkilatıydı ve her biri bir bölüktü. Kumandanlarına yayabaşı denirdi. En kıdemlileri başyayabaşıydı. Cemaat ortaları yayabaşıları, ayaklarına sarı çizme giymek suretiyle öbürlerinden ayrılırdı.

Cemaat ortaları, kuruluşta her biri yüzer kişilik on ortadan ibaretken, sayıları zamanla yüz bir ortaya yükselmişti. Bunların teşkilatı şöyleydi:

I.-5. Ortalar şütürban da denilen deveciler ortalarıydı. Sonra Şütürban ağa ortaları gelirdi. Bunların orta numarası zaman zaman değişmiştir.

Yeniçeri- Aşçı Usta
Yeniçeri- Aşçı Usta

Mesela 1623 yılında 8, 29, 33, 39, 40, 46, 57. 86, 87 ve 95. ortalar, 1663’te ise 6, 8, 25, 29, 33, 42, 43, 45, 46, 47, 48, 57, 75, 78, 86, 87, 91, 95 ve 98. ortalar Şütürban ağa ortalarıydı. Deveciler, ocakta en itibarlı sınıftı. Savaşlarda siper hizmetlerinde çalışırlar ve sefere gidişte ve dönüşte Yeniçeri ağasının develerini yükleyip ağırlıklarını taşırlardı. 40. Orta Tekye, 52. Orta Katrancılar, 28.Orta imam ortasıydı. Bu sonuncusu ara sıra değişirdi. 14, 49, 66 ve 67. ortalar, Haseki ortalarıydı.Bunlar da itibarlıydı ve mensuplarına “ağa” diye hitap edilirdi. Yayabaşıları, padişah camiye giderken sağında ve solunda ikişer ikişer yürür ve “hünkar hasekisi” diye anılırlardı. Ayrıca besledikleri tazılarla avlarda hükümdarlara refakat ederlerdi. En kıdemlilerine başhaseki ağa denirdi. Terfi ederse turnacıbaşı olurdu.

60-92 Ortaları

Dört haseki ortasının mevcudu 1.000 kişi kadardı. 60, 61, 62 ve 63. ortaların (Solak ortaları) yayabaşılarına “solakbaşı” denirdi. Solaklar cesur, güçlü kuvvetli, terbiyeli ve aklı başında yeniçerilerden seçilir ve padişahın muhafız bölüğü vazifesini görürlerdi. Her ortada 100 kişi bulunurdu. Hükümdarın sağında yürüyen iki solakbaşı kendisine arkalarını dönmemek için oklarını sol elle kullandıklarından bu adı almışlardı. Solakların on ikisi daimi olarak sarayda bulunur ve camiye veya bir gezintiye gidişte hükümdarın yanından ayrılmazlardı. Bunlara rikab solakları veya gedikli solaklar denirdi. 64. Orta piyade ve süvari zağarcılardan (hünkarın avı için zağar besleyen ve bunlarla avlara katılanlar) oluşurdu. 64. Orta sekbanlar ortasıydı. 68. Orta. turnacılar ortasıydı; kumandanları turnacıbaşı diye anılırdı.Kendisi ocağın ileri ağalarındandı ve başhasekiden önce, seksoncubaşıdan sonra gelirdi. Bunların bir kısmı padişahla beraber ava gider, ayrıca av köpeklerine ve tazılara bakarlardı. Hünkarın seyretmesi için birkaç turna kuşu da besler, ava gidildikçe beraber götürürlerdi.

71. Ortayı seksoncular teşkil ederdi. Geleneğe göre Eflak voyvodasının av için II.Mehmed’e hediye olarak gönderdiği Seksonya köpekleri bu ortaya verilmiş ve mensupları bunlara bakmakla  görevlendirildikleri için seksoncu adını almışlardı. Yayabaşıları seksoncubaşı diye anılırdı. Ocağın ileri ağalarındandı ve turnacıbaşıdan önce ve zağarcıbaşıdan sonra gelirdi. 82. Orta, zemberekçiler‘e mahsustu. Bunlar, tetikle boşalan oluklu bir tahta ile bir dirsek uzunluğunda ucu demirli ve zırhlı bir askeri bile delip geçen çok kuvvetli bir ok atan zemberek adlı silahı kullandıkları için böyle anılmışlardır. Kumandanlarına zemberekçibaşı denir ve terfi ederse haseki olurdu. Bazen de turnacıbaşılık verilirdi. 43. ve bazen 92. ortaları tüfekçiler teşkil ederlerdi (230-250 kişi). Yayabaşılarına tüfekçibaşı denirdi. Terfi ederse baş yaybaşı olurdu. Bu orta, ocakta tüfek kullanılması yayıldıktan sonra kurulmuştur. En kıdemli dört beş yayabaşı, tüfekçibaşının maiyetinde olarak tüfekçilere nezaret ederlerdi.

17. Orta, seferde düşman toprağına girilince padişahın çadırını bekleyen Çergeciler ortasıydı. 1591’de 94. Orta Hacı Bektaş Veli‘nin vekiline tahsis olunmuş ve mensupları hukeşan diye anılmıştır. Bunlar, sabah ve akşam ocağın selameti ve başarısı için dualar ederler, törenlerde “hu” çekerek yürürlerdi. Nihayet, 101. Orta Ocak beytülmalcisi’ne (ölen yeniçerilerin terekesini satarak masraf çıktıktan sonra kalanı ocak sandığına yatıran ve sandık hesabına bakan görevli) aitti.

2.Sekbanlar

Sekbanlar, I.Murad devrinde padişahın av maiyeti olarak görevliydi. 1451 ‘e kadar da bu varlıklarını bağımsız olarak korudular. Bu tarihte Karamanoğlu İbrahim Bey üstüne açtığı seferden dönen II.Mehmed, ilk seferi olması dolayısıyla yeniçerilerin kendisinden bahşiş istemelerine kızdı ve yayabaşılarını cezalandırarak ağalarını azlettirdi. Ocağın itaatsizlik eğilimlerini ortadan kaldırmak için altı-yedi bin sekbanı yeniçeriler arasına kattı; yalnız 500 kişiyi, yine av hizmeti için alıkoydu.

Bundan başka, bu vesileyle yeniçeri ağalarının sekbanbaşılarından olması kanun haline geldi. Ama I.Selim devrinde bu usul bırakıldı. Bütün sekbanlar bir orta sayıldı (Yeniçeri ocağının 65. Orta’sı). Bu ortanın birinci kısmı bir bölük süvari ve ikinci kısmı otuz dört bölük piyadeydi. Bölük kumandanlarına bölükbaşı denirdi. Her bölükte 30-40, bazen 100, katip bölüğünde 400-500 kişi bulunurdu. Süvari ve piyade sekbanlar, padişahla birlikte ava giderler, av köpekleri tedarik ederler ve bu köpekler için, bir tür ekmek pişirilen fodla fırınında hizmet ederlerdi. Sefer zamanlarıysa, öbür yeniçeriler gibi savaş hizmetinde kullanılırlardı. Amirleri olan sekbanbaşı, ocağın ileri ağalarındandı: yeniçeri ağası İstanbul‘da bulunmadığı zaman kendisine vekalet eder, derecede ondan sonra gelir ve şehrin inzibatından sorumlu bulunurdu.

 

Yeniçeri Ocağı Savaşta iken
Yeniçeri Ocağı Savaşta iken

3.Ağa Bölükleri

II.Bayezid’ın tahta geçişinden sonra, sekbanların da itaatsizliklere önayak olduğu görüldü ve yalnız devşirmelerden meydana gelmek üzere ağa bölükleri kurularak ocağa katıldı. Bunlar, 61 bölüktü ve doğruca yeniçeri ağasına bağlıydılar. Kumandanlarına bölükbaşı denirdi. Ağa bölüklerinin önemi özellikle I.Süleyman devrinde arttı, hatta padişahların 1. Ağa bölüğüne er olarak yazılmaları adet oldu. Ağa bölüklerinin birincisi Kethüda bölüğü diye anılırdı. 5’incisi başçavuş, 54’üncüsü ocak talimhanecisi, 3, 7, 31, 51. bölüklerden biri zaman zaman değişmekle beraber kethüda yeri, yani kethüda muavin ve vekili bölüğü, 21. bölük paşaodası bölüğü, 17. bölük çerge bölüğü, 56. bölük kayıkçılar, 19. bölük bekçi odası ve asesbaşının oturduğu yer Asesbaşı bölüğüydü.

Asesbaşı, bölüğüne mensup askerlerle birlikte inzibat işlerinden sorumluydu. Baba Cafer zindanı dahil, İstanbul’da ne kadar tomruk, yani hapishane ve tevkifhane varsa asesbaşının emri altındaydı. Bir yeniçerinin idamı gerekse hükmün infazı için asesbaşıya teslim olunurdu. Yeniçerilerse açıkta idam olunmaz, Rumelihisarı’na gönderilir ve gece vakti orada boğdurulduktan sonra denize atılırdı.

Yeniçeri ordusu
Yeniçeri ordusu

Yeniçeri Kavramları – Özellikleri

Yeniçeri ağası, Yeniçeri ocağının en yüksek rütbeli subayı.

Yeniçeri ağası divanı, yeniçeri ocağının işlerini yürütmek ve halletmek için Ağa kapısında, yeniçeri ağasının başkanlığında toplanan meclis.

Yeniçeri bayrakları, yeniçeri ocağının çeşitli kurumlarında kullanılan bayraklar.

Yeniçeri düğünü, esir düşen yeniçerilerin kurtarılmasında gereken kurtulmalık akçesinin (fidyei necat) sağlanması için ocakça düzenlenen paralı eğlenceye verilen ad. (Kurtulmalık akçesi, ocağın orta sancağından verilirdi. Esir sayısı fazla olur ve sandık mevcudu yetişmezse yeniçeri düğünü düzenlenir ve ocak efradı gönlünden kopan parayı esirler için üstü kapalı, tasa bırakırdı.)

Yeniçeri efendisi, yeniçerilerin maaş defterlerini tutan kalemin şefine verilen ad. (Yeniçeri katibi de denir.)

Yeniçeri fındığı, yeniçeri tüfeklerinin kurşunlarına verilen ad.

Yeniçeri imamı, yeniçeri ocağının imamına verilen ad. (Ocak imamı da denir. Diğer subaylar gibi numarası yoktur. Hangi ortanın imamıysa onun numarasını alır ve o ocağın kumandanı sayılır. Medrese öğrenimi görmüş yeniçerilerden seçilen müezzinler önce Ağa kapısında çalışır, bunların en kıdemlileri imam olur ve imamlar azledilemezdi.

Yeniçeri kazanı, yeniçerilerin yemeklerinin pişirildiği kazanlar. (Ocak mensupları bu kazanları kutsal bilir ve başkaldırdıkları zaman kazanı At meydanına götürürlerdi. 

Yeniçeri kütüğü, yeniçerilerin künyelerinin yazılı olduğu ana defter.

Yençeri nizamı, yeniçeri ocağının orta ve bölüklerinin alametlerine verilen ad. (Bu alametler orta ve bölük kapılarında, çadır ve bayraklarda, efradın kollarında, mektuplarda ve mezar taşlarında
bulunurdu.)

Yeniçeri ocağı, yeniçeri teşkilatının tümüne verilen ad.

Yeniçeri odaları, yeniçeri kışlalarının tümüne verilen ad. (Bu kışlalar Eski odalar ve Yeni odalar diye ikiye ayrılmıştı.)

Yeniçeri Ağası

Yeniçeri Ocağının en büyük amiri, yeniçeri ağasıydı. II.Selim devrine kadar ağalar ocaktan gelirdi, sonra bu usul bırakıldı ve Enderundan, Hasodanın büyük amirlerinden, padişahın şahsen güvenini kazanmış kimselerden ağalığa getirilenler oldu. XVII. yy.dan sonra arada yine ocaktan tayin edildi, XVIII. yy .dan itibaren ağalar daima ocaktan geldi ve ileri subaylardan olan, ocağın ikinci Amiri sayılan kul kethüdaları ağa tayin olundular. Kul kethüdası, resmi teşrifatta sekbanbaşıdan sonra gelmekle beraber, fiilen nüfuz ve salahiyeti daha çoktu. Kendisi, hem allanın muavini, hem de ocağın devlete karşı temsilcisi ve sorumlusuydu. Bu mevkiye gelmek için erlikten başlayarak derece derece terfi etmesi lazımdı. Ocaktaki yeri, 1. Ağa bölüğüydü.

Padişahlar cuma namazına çıktıklarında yeniçeri ağasının bir kısım maiyetiyle hazır bulunması kanundu. XVI. yy.ın yarısına kadar dereceleri sancakbeyliğiyken, sonradan beylerbeyliğe yükseltildi; 1645’ten sonra vezirlik verildiği de oldu. Ocakta, yeniçeri katibinden başka rütbe sahibi kim varsa azli ve nasbı yeniçeri ağasına aitti. Yeniçeri katibi (yeniçerilerin ve Acemi ocağı mensuplarının maaş ve künye defterlerini, [esas kütük kayıtları] tutan görevli) önceleri ocaktan tayin edilirken, II.Mehmed  devrinden itibaren dışarıdan ve doğruca sadrazam tarafından tayin edilmesi kanun haline geldi. Yeniçeri ağası padişahın has kulu olduğundan hükümdar herhangi bir sebepten dolayı cuma namazına çıkmazsa edeben o da çıkmaz, sefere katılmazsa ağa da katılmazdı. Hükumdar sarayda bulunmazsa divan toplantısı olsa bile oraya gitmezdi.

Yetkileri ve Ağa Kapısı

Yeniçeri Ağaları, vezir derecesindeyse Divan toplantılarına katılırlar, değilse dışarıda bekler, toplantıdan sonra ve vezirlerden önce padişah tarafından kabul edilirlerdi.

Teberdar - Baltacı
Teberdar – Baltacı

Kendilerinin 19 kişilik özel bir maiyetleri vardı (“ağa gediklileri” veya seraser kuşaklılar). Bunlar başmehter, ikinci mehter, üçüncü mehter, saraç, çuhadar, mataracı, camedar, tüfekçi, bayraktar, tuğcular, mumcular ve göndericilerdi. Yeniçeri ağalarının Enderundan ve Hasodanın ileri ağalarından tayini usulünün kabulünden sonra ocakta oturmaları doğru bulunmadı ve ikametleri için ayrı bir daire yapılıp vakfedildi. Bunun yeri, yeniçeri kanunnamelerine göre divana yakın, Eski ve Yeni odalara aynı mesafedeydi (bugünü Çarşıkapı ile Türbe arasında). Bu, eski Ağa kapısıdır. Meşhur Ağa kapısı ise Süleymaniye’de aslen İstanbul müftülüğünün bulunduğu yerdeydi. XVII.yy.ın başlarında eski Ağa kapısının, yüzyılın ortasına doğru da yeni Ağa kapısının kullanıldığı bilinir. Ağa kapısı Yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra şeyhülislam kapısı olarak kullanıldı.

Burada ağanın ailesiyle oturmasına mahsus bir daireden başka padişahlara mahsus dairei hümayun, Tekeliköşk, Kış Çarşamba dairesi, Yaz Çarşamba dairesi, Divan dairesi, Silahtar odası ve cami, kul kethüdasının yazlık ve kışlık dairesi, Vekilharç ve Falakacılar dairesi ile hapishane odaları, Akşemseddin makamı ve Ağa kapısına mensup çeşitli memurlara mahsus odalar vardı.Ahşap olan Ağa dairesi, birkaç kere yanarak yeniden yapıldı. Bu yangınlar 1660, 1750, 1771 ve 1782 tarihlerine rastlar.

Yeniçeri Bayrakları

Yeniçeri ocağının bayrakları arasında imamıazam bayrağı, alay bayrağı, ağa bayrağı, kethüdabey bayrağı, başyayabaşı bayrağı, başçavuş bayrağı ve bölük ve ortaların bayrakları vardı. İmamıazam bayrağı, ocağın Sünniliğine alametti (Yeniçeri ocağı alevi değildir) ve beyaz renkteydi. Alay bayrağının yarısı kırmızı, yarısı sarıydı. Orta ve bölüklerin çatal bayrakları da böyleydi.

Ağa Divanı

Ağa kapısında ve ağanın nezareti altında ocak işlerini görmek, şikayet ve davaları dinlemek ve karara bağlamak için toplanırdı. Bunun üyeleri sekbanbaşı, kul kethüdası, zağarcıbaşı,  seksoncubaşı, başçavuş v.b. ocağın ilerigelen subaylarıyla İstanbul ağası ve yeniçeri katibiydi.Bu divan, Divanı Hümayun’un toplantı günlerinde, ağanın divandan makamına dönüşünden sonra toplanırdı. 

Yeniçeri Kazanı

Yeniçeri orta veya bölüklerinde bulunan ve içinde yemek pişen kazan, kutsal sayılırdı. Kendilerine ait bir meseleyi konuşmak için odalarında toplandıkları zaman bunun etrafında oturur, isyan ettikleri zaman da kazanlarını meydana çıkarırlar (kazan kaldırma). Bunlardan başka, Hacı Bektaş Veli‘nin içinde çorba pişirip ocağa hediye ettiğine inanılan ve “Kazanı Şerif” diye anılan bir kazan vardı. Yeniçeriler, bu kazanın kaldırılıp da yerine bir kova su dökülse dünyanın alt üst olacağına inanırlardı.

Kazan Kaldırma

Yeniçeriler, ıslahatlara karşı koymak, bazen de ulufe meselelerini çözümlemek için isyan edecekleri zaman ocaklarında yemek pişirilen kazanlarını kaldırarak Etmeydanı’na getirirler, etrafına toplanırlardı. Taraftarları çoğalınca saraya yürüyerek isteklerinin yerine getirilmesini isterlerdi. Kazan kaldıran yeniçeriler, Osmanlı tarihinde bir padişahı, yüzlerce veziri öldürdü İstanbul’da büyük karışıklıklar çıkardı. Son
kazan kaldırma 26 haziran 1826’da oldu Bu olayda yeniçerilerin hepsi öldürüldü.

Yeniçeri Ocağı Alevi miydi?

Yeniçeri ocağı ile ilgili alevi olduğuna dair söylentiler mevcuttur. Alevilik doğuştan gelir ve yeniçeri ocağı devşirme sistemiyle oluşmuştur. Bundan dolayı Yeniçeri ocağının alevi olması zayıf bir ihtimaldir. Yeniçeri ocağının bektaşi olduğu ve Hacı Bektaş Veli‘yi kutsal saydıkları tarihi kaynaklarda görülmektedir. 

Önerilen Yazı

Devşirme

Son güncelleme :

    Yorum Yap