1. Ana Sayfa
  2. Tarih
  3. Orta Çağ

Orta Çağ


Ortaçağ veya Orta Çağ; Klasik eskiçağ ile modern çağ arasında kalan tarih dönemi(Milattan sonra 5. yüzyıl ve 15. yüzyıllar arası).Ortaçağ kavramı (Cristoph Keller 1688’de yazdığı Historia Medll Aevl [Orta Çağ Tarihi] adlı eserinde bu kavramdan açıkça söz etmişti), XV.-XVI. yy. arasında, bu dönemde klasik sanatın güzelliğini ve dengeliliğini bulamayan hümanistlerin ve Kilisenin gerilediği, bozulduğu döneme Ortaçağ adını veren reformcuların etkisiyle oluştu.

Kilise adamlarının özellikle de Papa VIII.Gregorius‘un Ortaçağı parlak bir dönem saymalarına rağmen bu o­lumsuz yargı uzun zaman sürdü. Ortaçağ özellikle XVIll. y.y.dan sonra tarihçiler tarafından incelenmeye başlandı. Bu alanda en önemli eserlerden biri, L.A. Muratorl’nin Rerum ltalicorum Scriptores’idir. Bu eserde Muratori Ortaçağın yeni bir Avrupa’nın doğuşunda ne kadar önemli bir yeri olduğunu gösterir.

Ortaçağ’ın Ne Zaman Başlayıp Bittiği ile ilgili Görüşler – Özellikleri

XIX. yy.da Almanya’da Pertz’in Monummenta Germnaniae Historica (Germen Tarihinin Anıtları) adlı eseriyle germen ortaçağı yeniden değerlendirildi. Belçikalı ortaçağ uzmanı Pirenne’e göre Ortaçağ, Charlemagne’ın devriyle (VII. – VIII. yy.), yani Akdeniz birliğinin Arap istilasıyla bozulduğu devirde başlar.

Ortaçağın, genellikle 395’ten (Roma imparatorluğunun ikiye ayrılması) veya 476’dan (Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışı), 1453’e (İstanbul’un fethi) veya 1492’ye (Amerika’nın keşfi) kadar uzandığı kabul edilir. Ayrıca, arap ülkeleri ve İslamlık tarafından fethedilen ülkelerde (msl. İspanya) Ortaçağın bir gerileme devri olduğu söylenemez; çünkü bu ülkeler Ortaçağda, kültür ve sanat alanında parlak bir devir yaşadılar. İşte bu ve buna benzer gözlemler yüzünden birtakım tarihçiler, Ortaçağın başlangıcı olarak başka başka tarihleri seçerler. Ortaçağın başlangıç tarihinde gorülen bu kararsızlık, bitiş tarihi için de söz konusudur: bazı Fransız tarihçileri Ortaçağı, Morat savaşı (1476) ve Bouraogne dükü Korkusuz Charles’ın ölümü (1477) ile bitirir.

Anglosakson tarihçilerin bu konudaki tutumu daha da kararsızdır; Anglosaksonlar, ele alınan olaylara (tarih, sanat veya toplum) göre başka başka tarihler ileri sürerler. Almanlar ise Ortaçağ ile modern çağın XV. yy. ile birbirinden ayrıldığını kabul ederler; başka tarihçiler ise meseleye çeşitli çözüm yollan getirmiştir: İtalyan Morghen’e göre XIV. yy .da Papalığın geçirdiği buhran ve imparatorluğun gerilemesi (VII.Heinrich’in ölümü, 1313) Ortaçağın bitişini belirtir; alman Troeltsch’e göre, Ortaçağ XVII. yy.a kadar uzanır. Avrupa Ortaçağının en belirgin özelliği, Roma İmparatorluğunun yapısı yerine yeni bir toplum oluşturan (Sancta Romana respublica) [Kutsal Roma cumhuriyeti] Hristiyanlıktır; ama Hristiyanlığın sosyal hayat anlayışı, kültür alanında yeni ilerlemelere doğru atılımları engelledi, din ve doğma alanındaki hoşgörüsüzlük, başka kültür ve din deneylerine karşı anlayışsızlığa yol açtı ve daha önceki  dönemler paganlık ve günahkarlıkla nitelendi.

İstanbul'un Fethi
İstanbul’un Fethi

Ortaçağ’da Barbarlar

Avrupa toplumunun kaderinde rol oynayan başka bir unsur da, M.S. III yy.ın ortasından itibaren bazen Avrupa toplumuna sokulan, bazen şiddetle yakıp yıkarak Roma imparatorluğu topraklarına yerleşen ve Avrupa’nın toplum yapısını ve görünümünü değiştiren Barbarlardır. Kral Odoaker’in kumandasındaki Herul’lerin Romulus Augustulus’u yenerek Batı Roma imparatorluğuna son vermesinden sonra Lombard’ların İtalya’ya yaptığı akınlar (568) çok önemlidir; Lombard’lar İtalya’da büyük maddi zararlara ve belli bir kültürü olan en yüksek toplum sınıfının bütünüyle ortadan kalkmasına yol açtılar. Klasik çağdan Ortaçağa geçişte en büyük rolü, M.S. III. yy.da Roma’daki askeri buhran oynadı; askeri buhran Diocletianus (284-305) ve Büyük I.Constantinus’un iş başına geçişiyle ertelendi, ama bu imparatorların yaptığı reformlar ve sarayın Roma’dan Bizans’a taşınması (330) İmparatorluğun doğu kesimi için yararlı oldu, ama Batı’da toplumsal, askeri, iktisadi ve ahlaki çözülmeyi engelleyemedi. Theodosius’un 395’te İmparatorluğu ikiye ayırması, Bizans’tan farklı bir tarih evrimi geçiren Batı Roma’da siyasi alanda ve imparatorluk hanedanında onarılmaz buhranlara yol açtı.

Erken Ortaçağ

Ortaçağın Erken Ortaçağ adı verilen ilk döneminde (ama bu sınıflamanın  kültürel arasındaki farkları [msl. IV. -V. yy. kültürüyle VIII. – IX. yy. kültürü] hesaba katmaması çağdaş tarihçiler arasında büyük tartışmalar çıkmasına yol açtı) Avrupa’nın, özellikle Antoninus’lar devriyle (M. S. Il. yy.) karşılaştırıldığı zaman teşkilat bakımından acıklı bir durumda olduğu görülür. Gerçekten de karayolu ve denizyoluyla yapılan ticaret yavaş yavaş gerilemişti; Akdeniz’de ulaşım bütünüyle aksamasa da Tiren denizinde ve Leone körfezine giden yolda Romalılara güvenlik içinde yolculuk etme imkanı vermeyen Araplar yüzünden Roma daha da güç durumlara düşmüştü. Halk kırlara kaçıyor ve şehirler ıssızlaşıyordu.

Bordeaux’nun nüfusu üçte bire, Autun’un nüfusu 200’den 20’ye düştü; Verona ve Rimini’de eskiden oturulan bazı semtler yeni surların dışında bırakıldı. Roma’da Aurelianus’un yaptığı surlar ayakta kalmakla birlikte, halk yalnız Tiber kıyısındaki alana çekildi. Şehir hayatı, katedral çevresinde yoğunlaştı, adli ve idari yönetim piskoposların eline geçti. Aynı gerileme kültür hayatında da görüldü: cehalet yalnız halk ve soylu sınıfında değil, belgelerin altını basit bir haç işaretiyle (signum manus) imzalayan kilise adanılan arasında da yaygınlaştı. Kültür gelenekleri eski kitapları (Vergilius, Ovidius, Horatius, Plinius, Clceroe, Donatus, Quintllianus v.b. aynca kilise babalarının birçok eseri) kütüphanelerinde muhafaza eden manastırlarda yaşıyordu. XIX. yy. da, kapalı ekonomi sisteminin ve derebeyliğin iktisadi ve hukuki yapısı, Germen ülkelerinde ve Fransa’nın büyük kısmında kendini kabul ettirdiği sırada yeni ve çok önemli bir olay meydana geldi: Charlemagne tarafından Roma İmparatorluğu’nun Kutsal Roma İmparatorluğu haline getirilmesi (800). İmparatorluk Roma’sının geleneği, Urbe’yi barbarlar yağmaladıkları sırada devam ediyordu; Ortaçağ gibi koyu dindar bir dönemde bile roma geleneğinin korunması çok anlamlıdır.

Kutsal Roma İmparatorluğu - Ortaçağ
Kutsal Roma İmparatorluğu – Ortaçağ

Geç Ortaçağ

İmparatorluğun kutsallığı kendi varlığından başka toplumdaki iki kuvvet arasında beliren karşıtlığa dayanıyordu: papa imparatora taç giydirme yetkisini elinde tutar, fakat imparator da bütün yetkilerin doğrudan doğruya Tanrı’dan geldiğini kabul etmeyebilirdi. Karolenj İmparatorluru ve karolenj rönesansı kısa sürdü: M.S. X. ve XV. yy. lar arası Avrupa, Frankların Kutsal Roma İmparatorluğunu yıkmalarından başka Bremen’den Puglie’ye kadar bütün Avrupa’yı alt üst eden Hun istilasının yol açtığı bir buhrana da göğüs germek zorunda kaldı. Bu dönemdeki olayların hatıraları folklor aracılığıyla günümüze kadar gelir. Ayrıca, Papalık da önemli bir buhran geçirdi. Gregorius reformlanyla ortaçağ tarihinde yeni bir dönem başladı: Geç Ortaçağ (Xl.-XIII. yy.). Reformun başlangıç merkezi Cluny’deki Fransız be­nediktin piskoposluğudur. Gerçekte ahlaki ve dini olan, ama siyaset ve toplum alanını da etkileyen reform, ulaşım ve ticaret aracılığıyla şehirlerde kendini kabul ettiren yeni burjuva sınıfının doğuşuyla yayıldı.

Roma-Germen İmparatorluğu haline gelen İmparatorluk, Otto’lar (X.-XI. yy.), Franken  hanedanı (Xl.-Xll. yy.) ve Schwaben hanedanı (Xll. – Xlll. yy .) sayesinde güçlendi. Schwaben’lılar devrinde imparatorluk, italyan komünleri ve I.Friedrich Barbarossa ile çatıştı. Komünlerin, siyasi ortamın çok gerginleştiği dönemlerde bile imparatorluktan kopacak ölçüde hürriyet kazanamadığını, yalnız  komun hukuku alanında ve mali alanda bağımsızlıklarını ilan edebildiklerini unutmamak gerekir. Bu dönemde (Xl.-Xll. yy.), gerek Papalık ile anlaşmazlığa düşen imparatorun bütün yetkisini kabul ettirmek istemesi, gerek gittikçe daha geniş alanlara yayılan menkul mal ekonomisinin kaba barbar yasaları ve genel Adetlerle yetinememesine başlaması yüzünden İustinianos yasaları yeniden yürürlüğe girdi. Böylece XII. yy.da deniz sigortaları, accomendationes‘ler (bugünkü komandit şirketlerin ilk şekli) kullanılmaya başlandı.

Ortaçağ’ın Sonlarına Doğru

Avrupa şehirleri yeniden gelişti; eskiden korsanlıkla geçinen Normanlar ticaret yapmaya başladılar ve İzlanda’dan Rusya’ya, Kiev’den İstanbul‘a kadar uzandılar; Ortaçağda kıyı şehirlerinin gemileri ticari alışverişi arttırdı ve durum yeni kültür gelişmelerine yol açtı; Alpler’deki geçitler onarıldı ve mal yüklü katır kervanları Alpler’i aştı. Para tedavülü hızlandı ve altın para basımı yeniden başladı. Aristoteles‘in daha önce Arapçaya çevrilen eserleri İspanya’dan Paris’e kadar ulaştı; Aristoteles’in özellikle Aquino’lu Tommaso sayesinde Batı’ya tanıtılması, yalnız felsefe alanında değil, kültür alanında da önemli rol oynadı; Augustinus’çuluk ve Eflatun’culuk artık mantık ve kültür alanındaki tek örnek olmaktan çıktı; Yunan akılcılığı Batı’da tanınmaya başlandı.

Sanat alanında roman biçimlerinden yavaş yavaş gotik biçimlere geçildi; gotik yalnız yeni bir Üslup değil, aynı zamanda ileri bir yapı tekniği idi. Şehirlerde yollara kaldırımlar yapıldı; evler daha yüksek inşa edilmeye başlandı. Hac sayesinde doğu dünyasıyla kurulan ilişkiler, yalnız değerli malların değil, arap harflerinin de yayılmasını sağladı. İç kavgalar İtalya’da, İngiltere’de, Fransa’da ve İspanya’da milli devletlerin kurulmasını engelledi. Ortaçağın sonlarında, sanat ve kültür alanında en ileri ülke İtalya idi; dolayısıyla de hümanizmin doğuşunda büyük rol oynadı. Giotto ve Dante hümanizmin önderliğini yaparken Aziz Francesco yeni (ve modern) bir iç dindarlığa yönelmişti.

Ortaçağ’ın Bitişi

XIV. ve XV. yy.da Avrupa ve İtalya’da köklü değişiklikler oldu: komünlerin yerini senyörlükler aldı; diplomasi bakımından usta, ama Avrupa siyaseti meselelerini etkileyemeyecek kadar güçsüz ve dayanışmadan yoksun bu senyörler şehir hayatına hakim oldular. Askeri alanda ücretli askerler şehirlilerin yerini aldı ve askerlik meslek haline geldi. Şehirler genişlemeye devam etti ve Erken Ortaçağ dönemindeki küçük boyutlarını aştı. Böylece şehir surları daha geniş alanlan içine almaya  başladı ve iktisadi refah sayesinde, sık sık görülen veba salgınlarına rağmen şehirlerin nüfusu arttı. Bazı saraylar (Este’lerinki, Sforza’larınki v.b.) birer kültür ve lüks merkezi haline geldi. XV. yy.da epeyce önemli bir devrimin oluşmasını sağlayan yeni bir hareket ortaya çıktı: matbaacılıkta hurufatın tek tek dökümesi. Kültür, gerek metinlerin el ile yavaş kopya edilebilmesi ve gerek kitapların çok pahalı olması yüzünden daha önce ulaşamadığı bir seviyeye çıktı; yeni eğilimler dışında, matbaanın yaygınlaşması ve klasik yazarların öğrenilmesi Batı’da filolojinin doğmasına yol açarak Erasmus’a ve reformculara zemin hazırladı.

İstanbul’un Osmanlı İmparatorluğu‘nun eline geçmesinden (Ayrıca Bknz: İstanbul’un Fethi) sonra, birçok bilim adamı yeni elyazması kitaplarıyla birlikte göç etti ve Yunancayı Batı’ya öğrettiler. XIV. ve XV. yy .da Fransa ile İngiltere’yi karşı karşıya getiren ve milli devletlerin ortaya çıkmasına yol açan Yüzyıl savaşları işte bu siyasi ve kültürel ortamda son buldu. Fransa kralı XI.Louis , en büyük düşmanı Bourgogne dükü Korkusuz Charles’ın İsviçreli dağlılara yenilmesini sağladı (1477) ve Fransa’nın birliğini gerçekleştirdi; Magrıplıların son direnme noktası Gırnata İspanyolların eline geçti (1492) ve Reconquista böylece tamamlandı. Gene XV. yy. sonunda Kristof Kolomb Hindistan’a gitmek için yola çıktı ve Amerika’yı keşfetti. Avrupalıların ilgi alanını değiştiren ve büyük devletler arasındaki geleneksel ilişkileri bozan bu olayın etkisi çok büyük oldu. Bu bakımdan bir dönemin sona erdiği ve yeni bir dönemin başladığı söylenebilir.

Amerika'nın Keşfi
Amerika’nın Keşfi
Önerilen Yazı

Eski Çağ

Son güncelleme :

    Yorum Yap