1. Ana Sayfa
  2. Tarih
  3. Hatay Sorunu ve Hatay Antlaşması

Hatay Sorunu ve Hatay Antlaşması

       Hatay sorunu ve Hatay antlaşması, Hatay’ın Türkiye ve Suriye sınırlarına katılması hakkında ortaya çıkan mesele; Türkiye ile Suriye’nin mandateri olarak hareket eden Fransa arasında imzalanan, Hatay’ın Türkiye’ye katılması hakkındaki antlaşma (23 haziran 1939).Atatürk Hatay sorunu için “Şahsi Meselem” demiş ve Hatay’ın ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. 

Hatay Sorunu ve Antlaşması 

Hatay’ın Fransız Mandası oluşu

      Hatay sancağı Misakı Milli sınırları içinde olduğu halde Türk hükumeti 20 ekim 1921 tarihli Türk-Fransız itilafnamesiyle, burayı sınırları dışında bırakmayı milli çıkarlar açısından uygun gördü. Bununla birlikte antlaşmaya sancaktaki halkın çoğunluğunun Türk olduğu göz önünde bulundurularak, buradaki halkın kültürel gelişmesinin engellenmemesini sağlayacak açık hüküm kondu. Ayrıca Türkçenin Hatay’da resmi dil olması sağlandı. Bu arada Suriye 25 Nisan 1920’de San Remo antlaşması ile Fransız mandası altına alındı ve bu statü gerek Ankara itilafnamesi , gerekse Lozan antlaşmasının 3. maddesinde doğrulandı. Bundan sonra Fransa, Hatay sancağında muhtar bir idare kurdu.

Sandler Raporu

       Ancak Suriye’deki Fransız mandasının 9 eylül 1936 tarihli antlaşma ile sona ermesi Hatay meselesini yüzeye çıkardı. Bu antlaşmanın 3. maddesine göre Fransa, Suriye ile ilgili bütün hak ve vecibelerini Suriye hükumetine devretmeyi taahhüt ediyordu; bu durum Hatay’daki Türk halkının statüsünü tehlikeye sokabilecek nitelikteydi. Antlaşma Türkiye’de büyük bir yankı uyandırdı. Türkiye, meselenin Milletler cemiyetinde görüşülmesini istedi. Fransa’nın da muvafakatıyla Milletler Cemiyeti konseyi meseleyi gündemine aldı ve yerinde inceleme yapmak üzere, İtalyan, ,Norveç ve İsviçreli üç gözlemciyi Hatay’a gönderdi; İsveç temsilcisi Sandler’i raportör olarak tayin etti. Milletler Cemiyeti meclisinde Sandler Raporu kabul edildi.

       Rapor, İskenderun ve Antakya’nın içişlerinde bağımsız olmasını, Dışişlerinin ise bazı şartlar altında Suriye tarafından yürütülmesini bölgenin bir statü ve bir anayasa ile yönetilmesini, Suriye ile gümrük birliğinin kurulmasını, Türkçenin resmi dil olarak kullanılmasını, mecburi askerlik usulünün uygulanmamasını,
bölgenin tahkim edilmemesini, genellikle ülke bütünlüğünün Türkiye ve Fransa tarafından garanti edilmesini öngörmekteydi.

Kırk Asırlık Türk Yurdu
Kırk Asırlık Türk Yurdu

Hatay Meselesi – Hatay Statü ve Anayasası

        Hatay sorunu, Hatay’ın statü ve anayasasını hazırlamak üzere görevlendirilen uzmanlar komitesi çalışmalarını 15 mayıs 1936’da hazırladığı raporla tamamladı. Rapor, Türkçe ve Arapçanın resmi dil olmasını öngören kısmı hariç genellikle 26 ocak 1937 tarihli ilke antlaşmasına uygundur. Bu arada Türkiye ile Fransa arasında Cenevre’de yürütülen görüşmeler de sancağın milli bütünlüğünü garanti eden 29 mayıs 1937 tarihli antlaşmasıyla sonuçlandı. Aynı tarihte Cemiyet meclisi de komitenin raporunu kabul etti. Hatay’a ilişkin statünün 55, anayasanın da 37 maddesi vardı. Statü, Milletler Ce­miyeti konseyinin genci denetimi ve kararları Türkiye ile Fransa’nın işbirliği, vatandaşlık irtibat, dışişleri, askersizleştirme, azınlıklar, gümrük, para, İskenderun limanı, posta ve yürürlüğe giriş fasıllarından meydana geliyordu; anayasa ise genel hükümler, yasama kuvveti, yürütme kuvveti, yargı kuvveti temel haklar gibi fasıllar kapsıyordu . Statüye göre sancak, anayasanın bir hükmü ile statü arasındaki aykırılık olduğu takdirde statü hükümlerinin öncelikle uygulanacağını öngörüyordu.

       Statüye göre, sancak, içişlerinde tam bir “İstiklali  haiz ayrı bir varlık teşkil” (entite distincte) edecek sancağın dısişleri Suriye devleti tarafından idare edilecek, sancak ile Suriye için “aym bir gümrük ve para idaresi mevcut olacaktı. Sancağın statüsü ve anayasasına riayeti murakabe amacıyla, Milletler Cemiyeti konseyi sancakta mukim, Fransız uyrukluğunda bir delege tayin edecek, Suriye devleti tarafından imzalanan milletler arası antlaşmalar, bazı sınırlanmalar saklı kalmak şartıyla sancağa da uygulanacak, sancak askersizleştirilecekti. Türkiye yeni rejimin bir an önce uygulanmasını is­tediği halde Fransızlar tarafından kışkırtılan Arapların sert tepkisi, meselenin yeniden alevlenmesine yol açtı. Böylece statüde ve anayasada öngörülen seçimler gecikti.

Hatay Meselesi Atatürk
Hatay Meselesi Atatürk

Hatay Meselesi – Türkiye ve Fransa Arasında Uyuşmazlık

       Ayrıca Milletler cemiyet; tarafından seçim sistemini saptırmak üzere görevlendirilen komisyonun önerisi de, sancaktaki Türk halkının aleyhine işleyecek nitelikte bulunduğundan, Türkiye tarafından kabul edilmedi. Bunun üzerine meseleyi görüşen Milletler Cemiyeti meclisi, seçim sistemini değiştirdi. Ayrıca seçimler sırasında güvenin sağlanması konusunda da Türkiye ile Fransa arasında uyuşmazlık çıktı. Uyuşmazlık 3 temmuz 1938 tarihli askeri antlaşma ile sona erdi. Antlaşmaya göre Türkiye ile Fransa, sancağın güven ve asayişini koruyacaktı. Sancakta sükun ve asayişi korumakla görevli 6.000 kişilik kuvvetin 1.000’i sancaktan, geriye kalanı da yarı yarıya Türk ve Fransız kuvvetlerinden sağlanacaktı.

       Bu arada Türkiye ile Fransa arasında Paris’te başlatılan ve Ankara’da. sürdürülen görüşmeler 3 temmuz 1938 tarihli Dostluk antlaşması ile sona erdi. Bu antlaşmada da taraflar 29 mayıs 1937 tarihli antlaşma ile yüklendikleri vecibeleri yerine getirmeyi taahhüt ettiler. Bundan sonra ağustos ayında Türk, Fransız ve mahalli makamlar, aralarında işbirliği ederek seçimleri yaptırdılar. Seçimler sonunda sancak meclisinin 40 temsilciliğinden 22’sini Türk topluluğu elde etti.

        Meclis, ilk toplantısını yaptığı 2 eylül 1938 de “Hatay Devleti“‘nin kuruluşunu illan etti. Toplantıda bütün topluluklara mensup temsilciler, yeminlerini türkçe yaptılar. Hatay meselesi 23 haziran 1939 da imzalanan “Türkiye ile Suriye arasında arazi mesalinin kati surette hallini mutazammınantlaşma ile kesin bir çözüme bağlandı. Antlaşmanın görüşmelerini Türkiye bakımından dışişleri bakanı Şükrü Saraçoğlu, Fransa balonundan Fransa’nın Ankara’daki büyükelçisi Rene Massigli yönetti. Antlaşma 30 haziran 1939 tarihli ve 3658 sayılı kanunla onaylandı. Antlaşmaya göre, Hatay ile Türkiye arasındaki sınır kaldırılacak, Hatay’daki Fransız kuvvetleri tahliye edilecekti. Hatay vatandaşları bihakkın Türk vatandaşlığını kazanacak ayrıca yüksek Akit taraflardan Türkiye kendi arazisinde; Fransa, Suriye arazisi üzerinde iki komşu memleketin güvenlik ve rejimleri aleyhine yöneltilmiş hareketlerin hazırlanmasını ve gerçekleşmesini önlemek için gerekli bütün tedbirleri almayı taahhüt edeceklerdi.

Hatay Sorunu Sonuçları – Hatay’ın Anavatana Katılması

         Bu olaylar gerçekleştiği esnada Hatay’ın Türk olan yöneticileri de bu devletin anavatana bağlanmasını istediklerini belirttiler. Nihayet 29 haziran 1939’da olağanüstü olarak toplanan Hatay meclisi oy birliğiyle anavatana katılma kararını aldı Türkiye Büyük Millet Meclisi 30 hazirandaki toplantısında Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını kabul etti.

Hatay Meselesi Gazete
Hatay Meselesi Gazete

Ayrıca Hatay ile ilgili daha detaylı bilgi için şehir rehberi sayfamıza bakabilir veya Hatay Belediyesi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Son güncelleme :

    Yorum Yap