1. Ana Sayfa
  2. Tarih
  3. Abbasiler
Trendlerdeki Yazı

Abbasiler

Abbasiler Kimdir? Abbasi Hanedanlığı

Hz.Muhammedin Ölümü – Halifeliğin Emevilere geçmesi (Abbasiler Kimdir – Abbsasilerin ilk hareketleri)

       Abbasiler , Emevilerin yıkılmasından sonra İslam devletinin başına geçen ve 750-1258 yılları arasında hüküm süren hanedandır. Hz. Muhammed’in vefatından sonra, yerine kimin geçeceği müslümanlar arasında tartışma konusu oldu. Hz.Peygamberin erkek çocuğu yoktu, ölümü sırasında yerine herhangi bir yakınını halife olarak tayin etmemişti. Geleneğe göre Hz.Peygamber’in soyundan (Haşimiler) birinin halife olması herkes tarafından dile getiriliyordu. Haşimiler soyundan biri seçilecek ise Hz. Muhammed’in amcası Abbas  veya damadı ve diğer amcasının oğlu Hz.Ali’nin halife olmaları gerekirdi. Bu olaylar ile birlikte bazı araplar geleneğin uygulanmasına çeşitli sebeplerle karşı geldiler. Bu kişiler, Hz.Ali gibi genç bir adam yerine, bütün müminlerin saygıda kusur etmediği hürmet gösterdiği , Arap devletinin kurulmasında ve İslam dininin yaygınlaşmasında Hz. Muhammed’e her zaman yardım etmiş olan, Ebubekir’in halife olmasını istiyorlardı; Ömer ve Ebu Ubeyde gibi dönemin ileri gelenlerinin bu yöndeki ısrarlı teklifi çoğunluk tarafından kabul edildi.

       Haşimilerden Hz.Ali, Hz.Ebubekir, Hz.Ömer ve Hz.Osman’dan sonra dördüncü halife olabildi.Ancak Hz.Ali’nin halifeliği henüz yeni başlamışken, Ebu Süfyan’ın oğlu Muaviye tarafından Hz.Ali halife olarak görülmedi ve halifeliği reddedildi. Başlayan mücadele ve savaşlar babadan oğula devam etti. Halife Hz.Ali, Küfe’de şehit edildi, büyük oğlu Hasan’a halifeliği bırakması için baskı yapıldı, kendisi halifeliği bıraktıktan bir süre sonra ise rivayete göre zehirlendi; küçük oğlu Hüseyin, bütün Peygamber soyu ile birlikte Kerbela’da öldürüldü ve halifelik, Muaviye’nin mensup olduğu Emevi hanedanlığına geçti.

          Fakat Emeviler, İslam dinine ve bu dinin kurucusu Hz. Muhammed’in soyuna karşı saygısız ve zalimce hareket ederek, kısa zamanda hemen bütün Arap dünyasını karşılarında buldular. Özellikle Hz Ali soyundan gelenler daha çok İran ve Irak halkını(şia) arkasına alarak , çeşitli zamanlarda Emevilere karşı ayaklandılar ve her seferinde bu isyanları kanlı bir şekilde bastırıldı. Bu hal İran ve Horasan bölgelerinde Emevilere karşı duyulan nefreti arttırdı. Ayrıca Emevi halifelerinin sürdürdüğü Arapçılık siyaseti, bir kısmı Arap olmayan halk arasında olumsuz etkiler yarattı. Abbasiler bu olumsuz etkilerden faydalanmayı bildiler. Hz. Muhammed’in amcasının oğlu olan Abdullah bin Abbas, siyasi ve devlet işlerine karışmamış, sadece hadis ilmiyle meşgul olmuştu. Oğlu Ali, Abdülmelik zamanında Şam’a geldi ve ikametgahını Suriye hac yolu üzerinde bulunan Humeyme’ye nakletti. Abdülmelik’in oğlu Süleyman ise , Ali torunlarından olan bu gencin(Abdullah Bin Abbasın oğlu) zekasından ve tesirli konuşmalarından korkarak onu zehirletti ve öldürdü. Ali ölmeden önce, Humeyme araplarına imamlık için kendi yerine oğlu olan Muhammedi bıraktığını söylemişti.

 

Abbasilerin Irak’ı egemenliği altına alması ve Abbasi Halifeliği

        Oğlu Muhammed, Şiiler arasında imamet davasında bulundu ve vefatından önce inançlarını oğlu İbrahim’e vasiyet etti. Abbasi ihtilalini gerçek uygulayıcısı İbrahim’dir. İbrahim,746 yılında ihtilale çok iyi hazırlanmış olan Horasan’a İran asıllı Ebu Müslim’i gönderdi . Ebu Müslim çalışmalarına Huzaa kabilesinin bulunduğu bölgede başladı. İsyan hareketinin çıkış merkezi, Abbasilerin ünlü taraftarlarından Süleyman bin Kesir’in bulunduğu Sikazenç şehriydi. İbrahim bin Muhammed’in Küfe’den (Hz.Ali’nin şehit edildiği yer) gönderdiği siyah sancaklar 747 yılında  burada açıldı ve ilk defa abbasi usulü bayram namazı burada kılındı  . Bundan sonra Mahvan’a giden Ebu Müslim tam bir hanedan reisi gibi hareket etti ve Arapların bu konudaki şüphesini üzerine çekti. Ancak, Araplar arasında devam eden kabilelelerin çekişmesi , Ebu Müslim’e karşı ittifak yapmalarına engel oluyordu. Bu durumdan da faydalanan Ebu Müslim, Merv şehrini ele geçirdi. Merv şehrini ele geçirdikten sonra Nişapur valisi Nasr bin Seyyar savaş açtı. 748 yılında yapılan muharebede Nasr’ı yendi, Nişapur’u egemenliği altına aldı. Irak valisi Yezid bin Hübeyre ile ittifak yaparak gönderdiği kuvvetlerle birleşti ve yeniden savaşa girdi.Bu savaş sonucunda Ebu Müslim Abbasi kumandanlarından Kahtaba’ya yenildi ve kaçarken öldü. İttifak ordusunun geriye  kalan kısmı Nihavend’e kadar çekilmek zorunda kaldı ve Kahtaba’nın oğlu Hasan tarafından sarıldı. Sarılan ordunun yenilgisi üzerine Nihavend teslim oldu. Artık abbasî birliklerine Irak yolu açılmıştı. Kahtaba Küfe üzerine yürürken, Anbar civarında Irak valisi Yezid bin Hübeyre’nin hazırladığı plan ile  baskınına uğradı ve öldürüldü. Ölümünden sonra ordunun idaresini eline alan oğlu Hasan, Irak kuvvetlerini yenerek Küfe’ye girdi. Küfe şehri abbasî hareketinin merkezi oldu. Küfenin ele geçirilmesi üzerine isyan hareketini yönetenler bir bir ortaya çıkmaya başladı.İsyan hareketi Reisi İbrahim bin Muhammed,748 yılında halife Mervan emri ile yakalanarak Harran’a götürüldü, orada idam edildi. İbrahim, kendisinden sonra yerine halefi olarak kardeşi Ebül Abbas’ı bıraktığını vasiyet etmiş ve taraftarlarına söylemişti. 

Abbasilerin Harran,Şam ve Mısır egemenliği altına alması

         O zamana kadar Ali taraftarlarının yanında görünen Abbasîlerin gerçek niyetleribir süre sonra açığa çıktı; 749 yılında Ebül Abbas halkın kendisine olan biatini kabul etti ve okuduğu hutbede, hilafetin kendi ailesinin hakkı olduğunu belirtti. Küfe’nin alınmasından sonra abbasi ordularının başına Abdullah bin Ali geçti. Son emevi halifesi olan II.Mervan egemenliğini tekrar ele almak için Harran’dan kalkarak Irak ve Suriye araplarıyla beraber abbasi ordusunu  750 yılında Büyük Zab suyunun sol sahilinde savaşmaya mecbur etti; dokuz günlük bir savaştan sonra yenilerek Harran ve Şam  Mısır’a kaçtı. Abdullah bin Ali onu kaçan II.Mervanın peşinden giderek Harran ve Şam  Mısır bölgelerini egemenliği altına aldı. II.Mervan, 750 yılında aşağı Mısır’da yaptığı son savaşında öldürüldü. Savaş sonucunda doksan yıllık lir saltanattan sonra, Emevi hanedanının Doğuda iktidarı son bulmuştu. Abbasiler, Emevi hanedanına akla gelmedik derecede zulmettiler. Emevi hanedanlığına olan kinlerini Muaviye ve Ömer bin Abdülaziz dışındaki halife mezarlarını açarak ve kirleterek gösterdiler.İlk Abbasi halifesi Ebül Abbas El-Saffah (kan dökücü) unvanını aldı. Emevi ailesinden ise sadece bir kişi , halife Hişam’ın torunu olan Abdurrahman canını kurtarıp. Endülüs’e kaçmayı başardı ve orada bir devlet kurmayı başardı. 

Abbasilerin Yıkılışı – Abbasi Devleti ve Türkler

        Abbasi hanedanının devletin başında iktidara gelmesinden sonra, devletin idare şekli ve kadroları bütünüyle değişti Emevi egemenliği son bulunca Araplar da devletin idari kadrolarındaki yerleşimlerini kaybettiler. Abbasi ihtilalinin başarıya ulaşmasında büyük katkıda bulunan Horasanlılar(Arap olmayan unsurlar) idari mevkilere geçmeye başladılar. Bu durum kısa zamanda Abbasi halifelerini tehdit eden bir dereceye ulaştı. Bunun üzerine Halife Mansur bir hile planlayarak Ebu Müslim’i öldürttü. Bunun sonucunda baskıdan kurtulmak istedi ise de, sonuca ulaşamadı. Nitekim Harun ür Reşid zamanında ikinci bir iranlı aile, Bermekiler,devlet kadrolarında yer almaya başladılar. Devletin yönetimi bu aileden gelen vezirler vasıtasıyla el değiştirmeye başladı. Harun ür-Reşid de Mansur’un yolundan giderek bermekî ailesine ağır bir darbe indirerek önünü kesmeye çalıştı. Bu arada Harun ür-Reşid’in oğullarından Memua zamanında beliren ve Mutasını ile dostları devrinde gelişen “Türk nüfuzu” artışı başlamıştı. Abbasîlerin hilafeti ele geçirmelerinden kısa bir süre sonra 757 yılında Endülüs İmparatorluktan ayrıldı. Merkezden uzak olan eyaletlerin valileri görünüşle halifeye bağlı kalmalarına rağmen, iç ve dış işlerinde aslında bağımsız birer hükümdar gibi hareket ediyorlardı. Abbasi devleti en parlak devrini yasadığı Harun ür-Reşid zamanında Kuzey Afrika’da Ağlebîler bile bir emirlik kurmuşlardı. Daha sonra Tahiriler Horasan’da. Tolunoğulları Mısır’da emirlikler kurdular. Abbasi devletinin parçalanması bu olaylar neticesinde hızlandı(Ayrıca Bknz:Mısırda Kurulan Türk İslam Devletleri). Mısıra Mutasım’dan sonra halifelerin nüfuzu azaldıkça devlete bağlı merkezi eyaletler de devlete karşı daha bağımsız davranmaya ve zamanla İmparatorluktan ayrılmaya başladılar.Bu olaylar sonucunda Bağdat halifelerinin siyasi bir etkisi kalmadı; 945 yılında Bağdat’ın Büveyhoğulları tarafından ele geçirilmesiyle egemenliklerini büsbütün kaybetmeye başladılar. Bağdat üzerinden Büveyhoğulları baskısını Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey kaldırdı ve 1055 yılında Bağdat’a girerek halifeyi egemenliği altına aldı. Halifeler üzerindeki dış baskılar Hulâgu’nun 1258 yılında Bağdat’ı ele geçirerek bu Abbasi hanedanına son vermesine kadar devam etti.
       

       Abbasiler iktidarı  ele geçirince devlet idaresi anlayışıda büsbütün değişmiş oldu. Bağdat halifesi bir kabile halifesi gibi değil, Sasani hükümdarlarının veziri gibi hareket etmeye başladı. Devlet idaresinde ve sarayda, rütbe ve mevkiler, asillerin babadan oğula geçen imtiyazları olmaktan çıktı, halifenin keyfine ve arzularına göre verilmeye başlandı. Halifeler, devlet işlerinden koparak ,devlet işlerinin  uygulanmasını vezirlere bıraktılar. Abbasîler dış siyasette, Emevîler gibi aktif davranmamışlardı. Fetih hareketleri durmuş, akınlar ve seferler yalnız Anadolu’ya doğru yöneltilmişti. Halife Mansur zamanında başlayan Bizans gazaları, bir toprak kazanma siyaseti olarak değil, düşmanı hırpalamak yoluyla bir karşı taarruza engel olmak şeklinde gelişmişti. Harun ür-Reşid zamanında inşa edilen ve Tarsus’tan başlayarak Malatya’dan kuzeye uzanan hat Avasım hattı olarak adlandırıldı ve savunma hattı olarak tarihi kaynaklarda geçmektedir. Halife Memun devrinde başlayan ve Mutasım’ın 838’de Amuriye’yi (Amorion) fethiyle gelişen Bizans şehirleri, fetih ateşini harlasada , sonraki halifeler tarafından devam ettirilmedi. Makedonyalıların Bizans tahtına geçmesiyle birlikte ise üstünlük Bizans’a geçti ve Abbasi devleti toprak kayıplarına uğramaya başladı. 

Mısır Abbasileri ve Yıkılışı(Halifeliğin Osmanlı Devletine Geçmesi)

Mısır Abbasileri Bağdat’ta Abbasî hanedanının 1258 yılında Hulagu tarafından ortadan kaldırılmasından sonra, Halife Zahir’in oğlu Ahmed canını kurtararak Mısır’a kaçtı. Ahmed, Türk beylerinden Sultan Baybars’a sığındı. 1261 yılında baş kadı huzurunda Abbasi Hanedan soyundan geldiğini ispat ederek büyük bir törenle “el-Mustansır Billâh lakabıyle” halife ilân edildi . Baybars, Mustansır’ı beraberinde bir kısım askerle Bağdatı egemenliği altına alması için Iraka gönderdi. Mustansır sefer yolunda Moğollar ile karışlaşarak savaşa başladı ve yenildi.Bunun sonucunda  ortadan kayboldu. Yerine yine Abbasilerden olduğunu iddia ve ispat eden Ebül Abbas, “Ahmed el-Hakim” unvanıyla halife oldu. Mısırda, abbasî halifeleri siyasi işlere müdahale edemez, dini vazifeleri yerine getirmekle mükellefti. Yalnız Çerkez -Memlûkları zamanında halife Müstain, patlak veren bir isyan sonunda Mısır sultanlığına seçilmişse de (1412). aynı yıl sultanlıktan çekilmişti. Mısır’da abbasî halifeliği 1517 yılında Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethine kadar devam etti .Yavuz Sultan Selim, son halife Mütevekkil’i İstanbul’a getirerek, Ayasofya’da yapılan bir merasimle yerine kendisi halife tayin etti ve böylece hilafet Osmanlı hanedanına geçti. 

Abbasi Halifeleri

1-Irak Abbasi Halifeleri 

Ebül Abbas, 750; Mansur, 754, Mehdi, 775; Harun ür-Reşid, 786; Emin, 809; Memun, 813; Mutasım, 833; Vasık, 842; Mütevekkil, 847; Muntasır, 861, Müstain, 862; Mutez, 866; Muhtedi, 869; Müstain, 892; Muktefi, 902: Muktedir, 908: Kâhir, 932; Radi, 934; Muttaki, 940; Mustakfi, 944; Muti, 946; Taî, 974; Kadir, 991; Kâim, 1031; Muktedi, 1075; Mustazhir, 1094: Mustarşid, 1118; Reşid, 1135; Muktefi II, 1136; Müstencid, 1160; Mustadi, 1170; Nâsır, 1180; Zahir, 1225; Mustansır, 1226; Mustasım, 1258. 

2-Mısır Abbasi Halifeleri

Mustansır, 1261; Hakim, 1261; Müstekfi, 1302; Vasık, 1340; Hakim II, 1340; Mutazıd, 1352; Mütevekkil, 1362; Mutasım, 1377; Mütevekkil, (ikinci defa) 1377; Vasık n, 1383; Mutasım, (ikinci defa) 1386; Mütevekkil, (üçüncü defa) 1389; Müstain, 1406; Mutazid II, 1414; Müstekfi II, 1441; Kaim, 1451; Müstencit, 1455; Mütevekkil H, 1479; Müstemsik, 1497; Mütevekkil III, 
1509-1517.

Kaynakça: Büyük Laroysse

Son güncelleme :

    Yorum Yap

    Yorumlar (6)