1. Ana Sayfa
  2. Şehir Rehberi
  3. Malatya | 44 | Şehir Rehberi

Malatya | 44 | Şehir Rehberi

Malatya şehir rehberi, Türkiye’nin nüfusa göre 28. şehri,Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde il merkezli şehir ; Şehrin toplam nüfusu 2019 yılı tüik verilerine göre 797.036‘dir. Malatya ilinin Plaka kodu 44 şehirler arası telefon kodu 0422 dir. Malatya ilinin posta kodu 44000, rakımı 964 metredir. Şehir, Malatya dağlarının (Beydalı, 2.591) kuzey eteğinde ve Malatya ovasının güney kenarında kurulmuştur. Karayoluyla Elazığ’a 101, Diyarbakır’a 260, Sivas’a 236 km, en yakın liman olan Akdeniz kıyısındaki İskenderun’a 400 km ve eskiden İstanbul ile başlıca bağlantı yeri olan Karadeniz kıyısındaki Samsun’a 581 km uzaklıktadır.Yazımızda Malatya şehir rehberini,ilçe ve mahallelerini, coğrafi özelliklerini, iklim özellikleri ve yeryüzü şekillerini, detaylı şehir tarihini, jeolojik yapısını, kısaca gezilecek yerlerini ve şehir ile ilgili resimleri, Malatya hakkında ki bilgileri sitemizde bulabilirsiniz.

Malatya Şehri Hakkında Bilgi – Şehir Rehberi

Malatya Şehri İlçeleri ve Mahalleleri

Malatya ilinde toplam 13 ilçe ve 717 mahalle bulunmaktadır. İlçeleri : 

1-Akçadağ

2-Arapgir

3-Arguvan

4-Battalgazi

5-Darende

6-Doğanşehir

7-Doğanyol

8-Hekimhan

9-Kale

10-Kuluncak 11-Pütürge 12-Yazıhan 13-Yeşilyurt

Malatya İlçeleri
Malatya İlçeleri

Malatya Şehir Rehberi – Coğrafi Özellikler(İklim,Bitki Örtüsü,Dağları,Ulaşım,Akarsu,Geçim Kaynağı)

Malatya’nın, kendi adını taşıyan ovanın güney kenarında, yüksek dağlar eteğinde kurulması bu dağların tabii su deposu olmasıyla ilgilidir. Kaynakların en verimlisi, şehrin 12 km güneybatısında, Derme suyunun başlangıcındaki Pınarbaşı’dır. Buradan başlayarak kuzeydoğuya doğru, Eski Malatya ötelerine kadar uzanan alan, hemen aralıksız bir bağ ve bahçe şeridi meydana getirir. Ovada, susuz bozkırlar vardır. Şehri çevreleyen dallar da, ormanları yüzyıllarca önce yok edildiği için, çıplaktır.

Bugünkü Malatya, bu yeşillik şe­ridinde, XIX. yy.da, köy ve kasabaların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bugünkü şehrin çekirdeğini, Eski Malatya’nın yazlığı olan Aspuzu meydana getirir; bunun batısında Tecde, Barguzu, Kılayık, Çermikli (somadan verilen adla ismetpaşa; bugün ilçe merkezi Yeşilyurt), Gündüzbey (veya Kündübey), sonradan birer dış mahalle olarak şehre eklendi. Bu yerleşme noktalarını birleştiren ekseni, Beydağıı eteğine paralel olarak doğu-batı doğruıtusunda uzanan bir cadde meydana getirir.

Eski Malatya üzerinden gelen Sıvas-Samsun yolu, bu caddeye doğu ucunda birleşir. Şehir uzun süre bu eksen boyunda gelişti ve Cumhuriyet döneminde yapılan demiryolunun, şehrin 4 km kuzeyde bulunan istasyonuna inen yeni cadde, ayrı bir gelişme ekseni yarattı. Şehrin gelişmesinde, 1931’de yapılan Fevzipaşa – Malatya ve 1937’de yapılan Sivas-Malatya demiryolu ve karayolu önemli bir etken oldu. Şehirde çeşitli fabrikalar kuruldu. Bunların başında, 1939’da açılan Sümerbank Pamuklu Dokuma fabrikası ile 1956’da çalışmaya başlayan Şeker fabrikası gelir.

Malatya Şehir Tarihi

Malatya Adı Nereden Gelmektedir?

Malatya çevresinin çok eskiden beri bir yerleşme alanı olduğu bilinir. Malatya ovasında eski yerleşmeleri belirten birtakım yığma tepelere (höyük) ve megalitik kalıntılara rastlanır. Başlıca yerleşmeler ovada tabii su deposu olan güneydeki dağların eteğinden uzaklaşmadı ve şehir birkaç defa yer değiştirdiği halde, bütün tarih devirleri boyunca, adını hemen hemen değiştirmedi. Şehrin ilk kuruluş yeri bugünkü Malatya’nın 4 km kuzeydoğusundaki Ordüzü (bugün Bahçebaşı) kasabası toprakları içinde yer alan Aslantepe höyüğüdür

. Cumhuriyet döneminden sonra İtalyan  arkeologları tarafından bu bölgede sistemli araştırmalar yapıldı ve şehrin eski tarihini aydınlatan önemli belgeler ele geçti. Arslantepe’de yapılan kazılarda, Neolitik devirde yerleşilmiş olan bu höyüğün üst kısımlarında M.ö. XIII. yy.da yapılan bir hitit sarayı ile daha sonra asurlu bir valiye ait sarayın kalıntıları ortaya çıktı. Arkeolog L. Delaporte, buradaki hitit şehrinin adını Maladiya şeklinde tespit etti; bu ad asur veya urartu belgelerinde Milidya, Melid, Melldi ve Meliddu biçimlerinde geçer.

Yüzyıllarca sonra bu eski yerleşmenin yerini alacak roma şehrine de Melita (veya Mellitine) adı verildi; bu adı da müslüman devrinin Malatya’sı izledi. Adın anlamı bilinmemekle birlikte, hitit kuruluş arasında Malazia ve Malita gibi adlara rastlanır, Arslantepe’de kurulan bitil şehrinin çok daha eski bir neolitik yerleşmenin yerini aldığı anlaşılmaktadır.

Malatya Tarihi – Milattan Önce

Arslantepe adının da, burada ele geçen ve 1895’te yayımlanan bir arslan avı sahnesini gösteren kabartma resimle ilgili olduğu sanılır. M. ö. Xll. yy. başına kadar Büyük Hitit devleti toprakları içinde bulunan şehir, bu devletin M.ö. 1190’a doğru ortadan kalkmasıyla, küçük bir devlete başkent oldu; M.ö. 1114’e doğru Asur hükümdarı I.Tiglatpleser tarafından vergiye bağlandı.

M.ö. 1115-675 yılları arasında geçen 440 yıl içinde Malatya’da 23 hükümdar adı tespit edildi. “Dana ayağı şehri” diye de tanımlanan Malatya, bir süre Kargamış krallığı na bağlı kaldı, sonra tekrar Asurlulara vergi verdi; bundan sonra M.ö. 800 yıllarına doğru Urartu (Haldi) devleti, M.ö. 722’ye doğru asur hükümdarı II.Sargon’nun eline geçerek halkı başka yere sürüldü ve onların yerine Basra körfezi taraflarından esir alınan halk yerleştiriği; ayrıca burada bir asur sarayı yaptırıldı. Vll. yy.da, Asur devleti yıkıldığı sırada, halkının ova içinde başka yerleşme noktalarına dağıldığı anlaşılır. Bununla birlikte M.S. I. yy.a doğru burada kurulan roma askeri kamp şehrine hemen aynı adın verilmiş olması, eski şehrin adının unutulmadığını gösterir.

Roma şehrine, yörenin adı olan Melitene ismi verildi. Romalılar, şehirlerini hitit şehrinin 4 km kuzeyinde, ondan 100 m kadar alçakta ova içinde kurarak surlarla çevirdiler. Bu şehir bugün Eski Malatya adıyla tanınan, bucak merkezi, küçük bir kasaba durumundadır. İmparator Titus devrinde (I. yy.), bir roma lejyonuna kamp olan Melitine, Trajanus (98-117) döneminde büyüdü, şehir haline geldi; Diocletianus (284-305) zamanında önemi anıtı; İmparator Constantinus tarafından yaptırılan surlar 532’de Bizans imparatoru Justinianus tarafından bitirildi ve kale-şehir, imparatorluğun doğu sınırları yakınında büyük önem kazandı.

Malatya Tarihi – Malatya’nın Müslümanların Eline Geçmesi

Malatya, Sasani imparatorluğunun saldırılarına uğradı Vll. yy.da, İslam orduları Malatya çevresinde göründü. Nitekim, İslam kumandanı İyaz bin Ganim, Şimşat’ta (Şamşat) bulunduğu sırada Habib ibni Mesleme’yi göndererek Malatya’yı ele geçirdi; fakat Bizanslılar şehri geri aldılar. Muaviye, Suriye ve Elcezire valisi olunca, Habib, ani bir saldırıyla Malatya’yı alarak (657-658), şehre bir süvari bölüğü bıraktı ve bir vali tayin etti; öte yandan Muaviye, Anadolu seferi sırasında Malatya’ya gelerek buradaki muhafız sayısını artırdı. Bu suretle Malatya, Anadolu’ya karşı yapılan yaz seferlerinin genel karargahlarından biri durumuna geldi. Bununla birlikte halife Abdülmelik ve Abdullah bin Zübeyr zamanında iç karışıklıklar çıkınca, halk şehri bıraktı; bundan yararlanan Rumlar burayı ele geçirerek tahrip ettiler.

Daha sonra Malatya’ya Ermeniler ve aramca konuşan köylüler (Nebatiler) yerleştiler (712). Bu suretle şehrin nüfusu arttı ve müslümanlarla ilgisi kuvvetlendi. Nitekim halife halkını Malatya’ya yerleştirdi ve Beni Amir mer, tbni Ali, daha önce şehri terk etmiş olan Turanda (Darende) halkını Malatya’ya yerleştirdi ve Beni Amir kabilesinden Cenana bin el Haris’i buraya vali tayin etti. 740-741 Yılında Bizans generali Aşkivaş kumandasındaki bir ordu ile, Malatya üstüne yürüyerek, şehri ve yakınlarını yağmaladı. Malatya halkı şehrin kapılarını kapatarak El-Rusafe’de bulunan halife Hişam’a bir haberci yolladı. Kısa bir süre sonra Rumlar çekildiler. Hişam, bir süvari birliği gönderdi, kendisi de Bizanslıların üstüne yürüdü ve tahrip edilen şehir onarılıncaya kadar Malatya önünde karargah kurdu.

Aslantepe Ören Yeri
Aslantepe Ören Yeri

Malatya Hristiyan Müslüman Savaşları

750-751’de imparator VI.Konstantinos, Ebu Müslim Horasani’nin Emevileri şiddetle takip ettiği bir sırada, fırsattan faydalanarak, Kemah gibi Malatya üstüne de yürüdü. Halkın Elcizere’den yardım istemesi bir yarar sağlamadı. Durumu öğrenen imparator, şehrin boşaltılmasını istedi. Halk sonunda çaresiz kalarak boyun eğdi ve taşıyabildiği yükü yanında götürerek Elcizere’ye çekildi. Bunun üstüne İmparator şehri yıktı. 756’da Abbasi halifesi Mansur devrinde Salih bin Ali bin Abdullah, Konstantinos’un kumanda ettiği 100.000 kişilik bir bizans ordusunu yenerek Malatya’yı geri aldı. Bunu izleyen aylarda halife, yeğeni imam Abdili Vahhab bin İbrahim’i Elcezire ve hudut valisi tayin etti. İmam 758’de yanında Hasan bin Kahtaba ve 70.000 asker olduğu halde buraya geldi; harap şehrin önünde karargah kurarak, getirdiği işçi ve duvarcılara Malatya’yı yeniden kurdurdu; bir cami ile askerleri için büyük kışlarlar yaptırdı.

6 Ay sonra şehrin yeniden kurulması tamamlandı. Mansur, Malatya’ya 4.000 asker yerleştirerek bunlara yüksek ücret ve geniş tımarlar verdi. 759’da, Muhammed bin İbrahim, şehri Bizanslılardan korumak üzere, bir orduyla Malatya’ya geldi ve şehrin güvenliğini sağladı, göç edenler geriye döndüler. Girişilen bir Bizans saldırısı halife Harun-ür-Reşid tarafından püskürtüldü. Memun zamanında, oğlu Elcezire valisi Abbas, Malatya’yı üs olarak kullanarak Bizanslılara karşı harekete geçti. 837 Yazında Bizans imparatoru Theophilos Ermenilere karşı açtığı seferde Malatya’yı yağma ve tahrip ettirdi; dönüşte halkını esir olarak götürdü.

Ertesi sene El-Mutasım zamanında Malatya halkı, Afşin, emir Ömer bin Abdullah el-Akta ve 10.000 türkün yardımıyla birlikte hareket ederek İmparator Theophilos’un kuvvetlerini Dazimon kalesi yanınında yendi. Fakat Bizanslılar 841’de Malatya havalisini aldılarsa da kalesini elde edemediler.

Malatya’nın Tekrar Tahrip Edilmesi 926-932

Nitekim IX. yy.ın ortalarına doğru Malatya’nın batı ve kuzeyindeki büyük kısmına yerleşen Hristiyanlıkta ayrı bir mezhebe bağlı Pavlikiyanlar, Bizans’a karşı isyan ettikleri zaman, Malatya emiri ömer el-Akta onları korudu ve bunların reislerine, bu bölgede Argavan, Divriği ve Amara gibi yeni kaleler kurdurdu. Bunu izleyen yıllarda yapılan mücadeleler sonunda ömer el-Akta bütün ordusuyla Merc el-Uskuf’ta (Uskuf çayırı Bizanslılar tarafından öldürüldü. Bunun üstüne imparator I.Basilcios,  Tephrike ve Turanda (Darende) üstüne yürüdü; Zibatra ve Sumeysat’ı yok ederek bugünkü Çirmikli suyunda karargah kurdu; fakat Malatya’yı ele geçiremedi; kuşatma sırasında ordusu büyük kayıplara uğradı.

916-917’de Malatya emiri Munis, buradan hareket ederek, Kappadokia’ya (Kayseri, Sivas) doğru bir akın yaptı. 926-927’de Bizanslılar karşı harekete geçtiler. Ermeni aslından Domestikos Jıannes Kurkuas kumandasındaki kuvvetlerle malatya topraklarına girerek, şehrin surlarına yaklaştılar; geçtikleri yerleri yakıp yıkarak Şimşat’a (Şamşat) kadar ilerlediler. Şehrin emiri, oğlu Ebu Hafs’ı ve kumandan Ebu Eşas’ı Kurkuas’a göndererek, imparatora bağlılığını bildirdi. Kurkuas, Malatya ve Sumaysat havalisini ermeni reisi Meleh’e verdi; fakat Meleh, Musul Hemedanı emiri Nasırüddevle’nin amcası Saidüddevle tarafından buradan atıldı.

Öte yandan 934’te Ebu Hafs’ı ile Ebu Eşas’ı ölümlerinden sonra Kurkuas ve Meleh, çift sur ve su dolu bir hendekle korunan Malatya önünde göründüler. Açlıktan korkan şehir halkı Malatya’nın teslimi için bunlarla görüşürken, Rumlar, hileyle kuzey kapısından şehre girdiler ve burayı 19 mayıs 934’te işgal ettiler, halk şehri terk etti; surlar yıkıldı ve böylece şehir her türlü saldırıya açık bir duruma geldi. Daha sonraki yıllarda Hemedan emiri Seyfüddevle birkaç kere Malatya topraklarını istila etti. 932’de yapılan yeni Hemedan akınlarıyla bölge tahrip edildi.

Malatya’ya Yakubilerin Yerleştirilmesi

İmparator Nikephoros Phokas, Suriye ve Yukarı Elcezire’yi alınca, harap ve savunmasız kalan şehri yeniden iskan etmek istedi. Ancak, Bizanslılar, arap akınlarından çekindikleri için buna razı olmadılar. Bunun üstüne, imparator Suriye’den Hristiyan mezhebinden olan Yakubileri getirmeye karar verdi ve patrik Mar Yohannan Sarigta’ya Malatya ve çevresine yerleşecek Yakubilerin rahatsız edilmeyeceklerini bildirdi. Bunun üstüne şehirde nüfus arttı (969); zamanla sayısı. çoğalan manastırlar kuruldu; 11OO’e doğru Malatya ve çevresinde 53 kilise ve 60.000 hristiyan olduğu bilinmektedir. Fakat imparator Nikephoros Phokas sözünde durmadı. Bu durum Yakubileri yavaş yavaş Araplara yaklaştırdı.

İmparator Joannes Tzimiskes, Nisaybin’e yaptığı seferde Malatya yakınından Fırat ırmağına geçti (927). Bu sırada isyan eden Bardas Skleros, Malatya’yı ele geçirdi; şehri imparator adına yöneten Strategos’u esir aldı ve kendisini basileus ilan etti. Daha sonra Bardas Skleros, 7 yıl Dicle üzerindeki adalardan birinde· esir olarak, kaldıysa da sonunda kaçtı ve Bedevilerin yardımıyla, Malatya’ya geldi. 987’de Şehrin valisini esir aldı ve yeniden kendisini basileus ilan etti. Fakat geçerken Skleros, geleceğin İmparatoru Bardas Phokas, 14 eylül 987’de Malatya’dan 1008’de Hamdanilerden Ebul Heyca, Mirdasilerden Mansur Lulu’nun önünden kaçarak Malatya’ya sığındı ve imparator tarafından bu raya vali tayin edildi

Malatya’ya Türk Akınlarının Başlaması

Malatya bizans hakimiyetindeyken şehir Türk akınlarına maruz kaldı. Türkler ilk defa 1058’de şehir civarında göründüler; halk bunlardan kaçarak, yakındaki dağlara sığındı. 3000 Kişiden kurulu türk kuvvetleri, emir Ebu Dinar kumandasında 10 gün süreyle şehir ve civarını yağmaladı. Fakat dönüşleri sırasında Sasun bölgesi halkı tarafından pusuya düşürülerek yok edildi. Türkler, İmparator I.İsaak (1057- 1059) zamanında yeniden Malatya’ya girdiler ve halkını esir ederek götürdüler. Bunun üstüne İsaak’ın yerine geçen X.Konstantinos Dukas, 1060’ta (veya 1061) Malatya’nın iki sur ve hendeğini yeniden yaptırdı ve İstanbul’da oturan Malatya iteri gelenlerinden bir kısmının doğdukları şehre dönmelerini sağladı.

Çok kısa bir zamanda şehir yeniden onarıldı. Ancak sürekli saldırılar yapan Türkler, burada büyük bir direnme görmediler; Malatya etrafında karargah kuran ordular, başıbozuk kuvvetlerle Türkler üzerine yürümek için, Fırat’ı geçmekten çekindiler. Bununla beraber Türkler, şehiri kuşatmadılar ve Kayseri’ye yürüyerek burayı aldılar. IV.Romanos Diogenes , 1068’de Selçuklulara karşı harekete geçince, sınırları, Türk kumandanı Afşin’in akınlarından korumak üzere Malatya’ya bir kumandan gönderdi; aynı yıl, Flafatos kuvvetleriyle Suriye sınırında kendisine geçici bir devlet kurdu ve Malatya’ya Hetomoğlu Thoros’u vali olarak tayin etti. Thoros’dan sonra ermeni Hareb, Balatianos (Valentianus) ve rum Gabriel, Bizanslıların Türklere uzun süre dayanamayacaklarını anlayınca, Malatya üstündeki hakimiyetini önce halifeye onaylattı, sonra türlü hilelere başvurarak, Türk kuvvetlerini Malatya’dan uzaklaştırdı ve daha sonra bu kuvvetler Malatya’yı kuşatınca, Sivas’a hakim olan Danişmendoğlu Gümüş tigin’e başvurdu; onun yardımıyla Türklerle barıştı.

Malatya’da Danişment Hakimiyeti

Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı I.Kılıç Arslan , Malatya’yı ilk defa 1100’de kuşattı; fakat kızı Morfia’yı Urfa kontu Baudouin ile evlendiren Gabriel’in, Frankları yardıma çağırması üstüne geri çekildi. Daha sonra Gümüş tigin şehrin çevresini yağmaladı. Bunun üstüne Antakya hükümdarı Mohemond, yeğeni Riccordo ve bir süvari kuvvetiyle harekete geçti, fakat Maraş yakınında tuzağa düşürülerek esir alındı ve Niksar’a (veya Sivas) gönderildi (1100). Fakat Urfa hakimi Baudouin’i yardımına çağırdı. Baudouin Malatya’yı kuşatmadan kurtardı ve üç gün süre ile Gümüştigin’i izledi. Urfa’ya dönerken uğradığı Malatya’yı Gabriel kendisne teslim etti, o da, şehri korumak için, buraya 50 süvari bıraktı. Bununla beraber Gümüştigin aynı senenin sonbaharında halkın isteğine uyarak yine Malatya önlerine geldi; halkın Gabriel’i teslim etmesi üstüne Malatya’ya girdi (18 eylül 1101). Böylece Malatya’da Danişmendlilerin hakimiyeti başladı.

İmparator Aleksis Kommenos’un isteği üzerine Gümüştigin, Malatya’ya getirdiği Bohemond’u 100.000 dinar karşılığında serbest bıraktı (1103). Gümüştigin, Malatya’yı aldıktan 2. yıl sonra öldü (1103-1104). Yerine oğlu Yağıbasan geçti. Bunun zamanında Anadolu Selçuklu sultanı Kılıç Arslan, 28 haziranda kuşattığı Malatya’ya hakim oldu (2 eylül 1106). Fakat bir yıl sonra Tutuş’a mağlup olarak Habur şehrinde ölünce, en küçük oğlu Tuğrul Arslan, Malatya’da onun yerini aldı. Kılıç Arslan’ın öteki oğulları arasındaki mücadeleler sırasında Mesud, Malatya’ya kaçtı. Bu sırada Bohemond, Ceyhan ırmağının yukarısındaki Elbistan ve Malatya çevresini ele geçirdi. Fakat 1111 yılında Malatya sultanının atabeki Belek, Ceyhab üzerindeki araziyi ondan geri aldı. Kılıç Arslan’ın dul eşi Belek ile evlenmek üzere, 1113’te Malatya’dan ayrıldı, fakat büyük Selçuklu sultanının oğlu tarafından yakalandı.

Malatya’da Selçuklu Hakimiyeti

15 Mart 1118’de Kemah ve Erzincan emiri Mengücek Gazi, Malatya çevresini yağmaladı. Bunun üstüne genç hükümdarın annesi Urfa’daki Joscelin’den yardım istedi. Ertesi yıl Tuğrul Arslan, Danişmendli Gazi ve Bizanslıları yenen Belek’ln yardımlarıyla Ceyhan üzerindeki toprakları ve Elbistan’ı aldı. Belek, Manbic önünde ölüncede Gerger’i eline geçirdi. Bir süre sonra Bir süre sonra Danişmend Gazi, damadı Selçuklu Sultanı Mesud ile birlikte Malatya üstüne yürüyerek şehri kuşattı (1124); halkın yardımıyla Malatya’ya girdi. Bu hükümdar devrinde Malatya barış içinde yaşadı. 1135’te yerine oğlu Melik Muhammed geçti; fakat kısa bir süre sonra Bizans imparatorunun yaklaştığını haber alarak, şehri bıraktı.II.Joannis Komnenos, Suriye’ye kadar ilerlediği sırada, Selçuklu sultanı Mesud, Kilikya’ya saldırarak esir aldığı Adana halkını Malatya’ya gönderdi. 1139’da Melik Muhammed de Kilikya semtine çıktı. Ölümünden sonra Zünnun onun eline geçti. Bunun üstüne kardeşi Aynüddevleı, Malatya’yı kuşattı; şehirdeki Türk muhafızlar, Bureydiye kapısını açarak Malatya’yı ona teslim ettiler.

Bundan sonra Selçuklu Sultanı Mesud, Aynüddevle’nin kendisine bağlanmaması üstüne Malatya’yı iki kere kuşattı fakat alamadı (1143-1144). Aynüddev ­de ölünce (12 haziran 1152) yerine oğlu Zulkarneyn geçti. Ancak çok: küçük yaşta olduğundan önceleri annesi onun yerine saltanat sürdü; bir süre sonra genç hü­kümdarı öldürmek istediği için, şehirden çıkarıldı. Bunu bahane eden Mesud, yeniden şehri ele geçirmek istedi (24 temmuz 1152); başaramadı. 1162’de Zulkarneyn’in yerine küçük yaştaki oğlu Nasırüddin Muhammed geçti. Eğlenceye düşkünlüğü sebebiyle halkın gözünden düştüğü için Malatya’yı bırakmak zorunda kaldı (1170). Kardeşi Ebulkasım onun yerini aldı.

1172’de ölünce yerine küçük kardeşi Feridun geçti. Durumu haber alan Selçuklu sultanı II.Kılıç Arslan, Malatya üstüne yürüdü; önce şehri alamadı fakat Feridun, kardeşi Muhammed tarafından öldürülünce dört ay süren bir kuşatma sonrası şehre girdi(1178). Şehrin iki surunu onarttı (1181).

Malatya Battalgazi Ulucami
Malatya Battalgazi Ulucami

Malatya’da Selçuklu – Moğol Mücadelesi

1185’te devlete bağlı olmayan Türkmenler Malatya topraklarına saldırdılar. Bir süre sonra Kılıç Arslan ülkeyi oğulları arasında bölerken  Malatya!yı oğlu Muizzüddin Keyserşah’a verdiyse de sonradan diğer oğlu Kutbüddin Melikşah’a bırakmak zorunda kaldı. Sallahaddin Eyyubi’den destek gören Muizzüddin Malatya hakimi oldu. 1200’de kardeşi Tokat hakimi Rükneddin Süleyman, Malatya’yı Muizzüddin’in elinden aldı. Bundan sonra Malatya, Selçuklu sultanlarının elinde kaldı. I.Alaeddin Keykubad zamanında (1231) Moğollar, Malatya yakınındaki Fırat ırmağına kadar ilerlediler. Alaeddin, Malatya’ dan 100.000 kişilik bir ordu toplayarak, Hisn Ziyad’ı aldı.

II.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Selçuklulardan ayrılan Harezmliler Malatya’ya saldırdıkları gibi, 1241 de Baba İs­hak’ı Horasani’nın başında bulunduğu Türkmenler şehri yağmalamak istediler (1241). II.Gıyaseddin Keyhüsrev’in Kösedağ savaşında Moğollara yenilmesi (1243), Malatya’nın zararına oldu. Şehrin subaşısı Reşidüddin, Selçuklu hazinelerini yağmaladı, şehrin ileri gelenleri Haleb’e çekildiler. Moğollar şehri sardılar.

Selçuklu devletinin Hulagu tarafından kardeşler arasında bölünmesi üstüne, önce II.İzzeddin Keykavus, Malatya’da hüküm sürdü; sonra yerine IV.Rükneddin Kılıç Arslan geçti. İzzeddin asker toplamaları için Malatya bölgesine adamlar gönderdi (1257); fakat şehirliler adamlarını Moğolların korkusundan kabul etmediler. Abaka zamanında (1265-1282) yapılan yeni bir bölünme sonunda Malatya, II.Gıyaseddin Mesud’un hissesine düştü. Cimri olayı (1277) sıralında Malatya bölgesinde bulunan Germiyan Türkmenleri Kütahya bölgesine geldiler. Memlükler Malatya’yı almak üzere birçok teşebbüste bulundular. 1316’da Melikünnasır Muhammed zamanında Malatya önüne gelen bir Memlük ordusu şehri alarak tahrip etti. Bundan sonra Malatya Memlüklerın bir uç kalesi oldu. Ancak Dulkadıroğulları Elbistan dolaylarında kuvvet kazanınca Memlüklu hakimiyeti etkisini kaybetti.

Malatya’da Osmanlı- Memlük Mücadelesi

Osmanlılar, Yıldırım Bayezid zamanında etki alanlarını Doğu’ya kaydırdıkları sırada Malatya, Akkoyunlular, Memlükler ve Osmanlılar arasında birçok savaşı yol açtı. Sivas ve Kayseri hakimi Kadı Burhaneddin Ahmed, Amasya beyi Şadgıldi Ahmed Bey ve onun yardımına gelen Yıldırım Bayezid yüzünden, Malatya’ya kaçtı, fakat Divridiği yakınlarındaki Karayel’de Akkoyunlu hükümdan Karayölük Osman Bey tarafıbdan öldürüldü (1398). Yıldırım Bayezid, Kadı Burhaneddin’in topraklarına sahip çıktığı gibi Malatya üstünde de hak ileri sürdü.

Malatya’yı korumak isteyen Dulkadıroğlu Suli Bey, kızı Emine Hatunu, Yıldırım Bayezid’in oğlu şehzade Süleyman ile nişanlayarak Osmanlılar tarafına geçti. Memlük sultanı Berkuk, bu olay üstüne Suli Beyi öldürterek Malatya’yı Sadaka Beye verdi. Suli Beyin yeğeni Nisırüddin Mehmed Bey, Yıldırım Bayezid’e başvurarak kendisine yardım edilirse Osmanlılara balğanacağını bildirdi. Bunun üstüne Yıldırım Bayezid, Berkuk’un ölümünden ve yerine Ferec’in geçmesinden yararlanarak Dulkadırlılar üstüne yürüdü ve Memlüklü Emir Çakmak’tan Malatya’yı aldı (1399). Ancak Osmanlıların şehirdeki hakimiyeti bir yıl kadar sürdü. Timur Malatya’yı Osmanlılardan aldı (1401).

Yıldırım Bayezid’e haber göndererek Osmanlılara sığınan sultan Ahmed Celayir ile Kara Yusura karşı şehrin geri verilebileceğini bildirdi. Yıldırım Bayezid bu isteği kabul etmedi; fakat Ankara’ da yenildi (1402). Dulkadırlılar, Timur’un Anadolu’dan gitmesinden sonra, Memlüklar döneminde Malatya’ya hakim oldular. Ancak, Memluklar bu şehre ayrı bir önem verdiklerinden vali göndermekten de geri kalmadılar. Bu yüzden Dulkadırlılarla araları açıldı. Nitekim II.Bayezid devrinde Çukurova’da yapılan Osmanlı-Memlük savaşları sırasında (1485-1491), Dulkadiroğlu Alaüddevle Bozkurt, Osmanlılarla işbirliği yaparak Malatya’ya hücum etti, başarı sağlayamayarak Memlüklarla anlaşmak zorunda kaldı (1485).

Malatya’nın Kesin Olarak Osmanlıya Geçmesi

Bu yüzden Memlüklar Malatya’ya en seçkin emirlerini vali olarak gönderdiler. Nitekim son Memluklu sultanı Kansu Gavri, Malatya’da valilik yapmış, Osmanlı lehçesinde şiirler yazmıştır. Yavuz Sultan Selim, Memlük seferine çıkarken Malatya’yı aldı (1516). Temmuz sonunda Malatya önlerine gelen Türk ordusu, Hadım Sinan Paşa ile birleşerek Malatya’ya girdi. Yavuz Selim Dulkadıroğlu topraklarını Şahsuvaroğlu Ali Beye verdi. Mısır’ın alınmasından sonra (1517) Malatya kesin olarak Osmanlı sınırlarına katıldı ve bir uç şehri olmaktan çıktı. Şehsuvar Beyin bir iftira yüzünden Kanuni devrinde Ferhad Paşa tarafından öldürülmesiyle Malatya’da dulkadır soyu son buldu (1522). XVII. Yüzyılda Celali  isyanları başladığı zaman Malatya, asilerin soygunlarına uğradı.

Celalilerden Bölükbaşı Kara Ahmed, Malatya’ya çok zarar verdi.Koca Sinan Paşa, Kara Ahmed’i devlet hizmetine aldı. Malatya, İran seferleri sırasında orduya erzak sağladı. XVIII. Yüzyılda Malatya’da imar çalışmaları başladı. Bazı cami ve mescitler yapıldı veya onarıldı. XIX. yy.da Kavalalı Mehmed Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşaya yenilen ve esir olan Mehmed Reşid Paşa, serbest bırakılarak sadaretten azledildikten sonra Diyarbakır – Sıvas – Harput valiliklerine gönderildi. Paşa bu arada Malatya’yı onarmak için 1833’te 40 tabur askerle şehre geldi.

Malatya Cumhuriyet Dönemi

Arguvan bölgesindeki Dirican, Nermigan, Arapkir’deki Atmalı, Şotikak ve Akçadağ’daki Küme, Kürecik, Gözene aşiretleriyle Adıyaman, Besni civarındaki aşiretler arasında güvenliği sağladı. Bu başarı, İzolu çevresindeki aşiret reislerini telaşa düşürdü. Fırat’ı geçecek olan Osmanlı askerlerinin kayıklarını batırarak bunların kendi üstlerine gelmesini önlemek istediler. Bu olaya kızan Mehmed Reşid Paşa, olayı yaratanları astırdı. Mısır meselesi üstüne 1839’da II.Mahmud’un emriyle, Hafız Mehmed Paşa, karargahını Elazığ’da kurarak Kavalalı ile çarpışmaya hazırlandı. Orduyu Malatya’ya getirdi. Askerlerin içinde alman kurmayları da vardı. General Moltke, o sırada yüzbaşı rütbesiyle Malatya’da bulunuyordu.

Hafız Mehmed Paşa, askerini Ordüzü’ye 4 km uzaklıktaki Eski Malatya’nın içinde yerleştirdi. Han, ev ve köşkleri işgal etti. Halk, Bağlar bölgesinden (Aspuzu) şehre inemedi. Bu evlerinde kışı geçirdi. Aspuzu’da yerleşen halk, burada bir şehir kurarak bir daha eski yerine dönmedi, Böylece Malatya, ad değiştirmeden, bir üçüncü defa yer değiştirdi. Malatya, Tanzimattan sonra, yeni yerinde gelişmeye başladı. Büyük iş merkezlerinden biri durumuna geldi. önce Maraş’a, sonra Diyarbakır’a, Elazığ’a (Mamuretülaziz) bağlandı. ‘Cumhuriyetten önce mutasarrıflık; Cumhuriyetten sonra il oldu.

Malatya Tarihi Eserler Tarihi Yerler

Malatya’nın sanat eserleri bugünkü yerleşme merkezinden 12 km uzaklıkta bulunan Eski Malatya’dadır. Buradaki eserler Hitit, Asur, Selçuklu, MemIük ve Osmanlı devirlerine aittir. Malatya’da görülen en eski eser, şehrin yakınındaki Aslantepe’de, kazılarda bulunmuş olan Hitit ve Asur devirlerine ait saray kalıntılarıdır. 

Malatya Gezilecek Yerler

1-Levent Vadisi

2-Battalgazi Ulucami

3-Aslantepe Ören Yeri

4-Şire Pazarı

5-Orduzu Çınar Şelalesi

6-Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı

Ayrıca şehir ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız  Malatya Belediyesi sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

Levent Vadisi Malatya
Levent Vadisi Malatya

Son güncelleme :

    Yorum Yap