1. Ana Sayfa
  2. Şehir Rehberi
  3. Kırşehir | 40 | Şehir Rehberi

Kırşehir | 40 | Şehir Rehberi

Kırşehir şehir rehberi, Türkiye’nin nüfusa göre 69. şehri,İç Anadolu bölgesinin Orta Kızılırmak bölümünde il merkezli şehir ; Şehrin toplam nüfusu 2019 yılı tüik verilerine göre 242.868‘dir. Kırşehir ilinin Plaka kodu 40 şehirler arası telefon kodu 0386 dır. Kırşehir ilinin posta kodu 40000, rakımı 985 metredir.Kırşehir, Ankara
(192 km) – Kayseri (134 km) yolu üzerindedir.Yerköy demiryolu istasyonu (74 km) üzerinden Yozgat’a da bağlanır;Kızılırmak’a dökülen Kılıçözü vadisi boyunda uzanır.
Yazımızda Kırşehir şehir rehberini,ilçe ve mahallelerini, coğrafi özelliklerini, iklim özellikleri ve yeryüzü şekillerini, detaylı şehir tarihini, jeolojik yapısını, kısaca gezilecek yerlerini ve şehir ile ilgili resimleri, Kırşehir hakkında ki bilgileri sitemizde bulabilirsiniz.

Kırşehir Şehri Hakkında Bilgi – Şehir Rehberi

Kırşehir Şehri İlçeleri ve Mahalleleri

Kırşehir ilinde toplam 7 ilçe ve 67 mahalle bulunmaktadır. İlçeleri : 

1-Akçakent

2-Akpınar

3-Boztepe

4-Çiçekdağı

5-Kaman

6-Merkez

7-Mucur

 

Kırşehir İlçeleri
Kırşehir İlçeleri

Kırşehir Şehir Rehberi – Coğrafi Özellikler(İklim,Bitki Örtüsü,Dağları,Ulaşım,Akarsu,Geçim Kaynağı)

Kırşehir ili, bütünüyle İç Anadolu bölgesinin Orta Kızılırmak bölümünde yer alır. Batı ve kuzeybatıda Ankara, kuzeydoğu ve doğuda Yozgat, güneyde Nevşehir ve Niğde illeriyle çevrilidir:

Kırşehir Fiziki Yapı

Kırşehir ili topraklan, genellikle 1.000 – 1.200 m yükseltideki yaylalardan meydana gelir. Bu yayla, çok yerde öz adı verilen, Kızılırmak ve Deliceırmak’a dökülen vadilerle orta derecede yarılır veya Mağlı (Seyfe) gölünün yerleştiği yassı çanaklarla çukurlaşır. Yayla üzerinde 1.700 m’ye kadar yükselen basık dağlar bulunur. İl arazisinin temeli, billurlu eski kayalardan (mermerleşmiş kireçtaşı, billurlu şist, granit) oluşmuştur; yer yer üçüncü zamanın ilk yansına (Eyosen) ait killi-kireçli katmanlar ve tuzlu-jipsli, kum-kil tortulları meydana çıkar; bunların üzerini de kısmen üçüncü zamanın ikinci yarısına ait (Neojen) göl tortulları kaplar. Sert temel yer yer faylarla kırılmış olduğu için, bunların yerinden oynamasıyla bazen şiddetli depremler meydana gelmektedir. Başlıca dağlar, kuzeybatı güneydoğu doğrultusu gösterir: Kervansaray (1.679 m), Baran (1.681 m) dağları ve ilin kuzey kesimindeki Çiçek dağı gibi.

Kırşehir İklimi,Bitki Örtüsü

Kırşehir ili topraklarında sert bozkır iklimi hakimdir. Kışlar soğuk ve sürekli, yazlar gündüzleri sıcak, yağışlar da kıttır. Kırşehir Meteoroloji istasyonunun 37 yıllık gözlemlerine göre en soğuk ayın ortalaması -0°1C, en sıcak· ayınki 23°C’tır. Şimdiye kadar kaydedilen en düşük ve en yüksek sıcaklık -28°C ve 39°4 C, sıcaklığın 0°C’ın altına düşebildiği günlerin sayısı 101’dir. Yıllık ortalama yağış, 369 mmdir.

Kırşehir ilinin tabi bitki örtüsünde otsu bitkiler hakimdir. Dağlı kesimlerde, Eskiçağda geniş yer tuttuğu bilinen meşe v.b. ormanları, şimdi ancak bazı kesimlerde tutunabilmiş ve öıj defa çalılık görünüşü almıştır. İl toprakları bütünüyle Kızılırmak havzası içinde yer alır ve Orta Kızılırmak yaylası içinden geçen öz’ler Kızılırmak’a (Hamamözü,Büyüköz,Kılıçözü,Acıöz), veya önemli kolu olan Deliceırmak’a (başka bir Kılıçözü,Değirmenözü, Acısu) dökülür. 

Kırşehir Şehir Tarihi 

Kırşehir Adı Nereden Gelir? 

Yörede bulunan höyük ve inler ile şehrin içindeki bir yığma tepe, buradaki yerleşmenin eskiliğini gösterirse de, bu hususta kesin bilgi yoktur. Eskiçağdaki Axuae Saravenae adlı şehrin şimdiki Kırşehir’in yerinde bulunduğu ileri sürülür. W. M.Ramsay ve H. Kiepert’e göre burası, ortaçağ Bizans tarihçisi Prokopios’un “Kayseri yakınında ova içinde bir kale” diye tanımladığı Mokissos olmalıdır. Kappadokia bölgesi içinde oldukça önemli bir merkez olan şehir, bir ara Justini Anopolis adiyla
de anıldı. Ayrıca şehrin güneyindeki Terme kaplıcasının adı eski Therma ile ilgili olabilir. Yakın zamana kadar Kırşehri diye yazılan Kırşehir adı XI. yy.ın ikinci yarısında ortaya çıktı. Bugün Arapsun kasabası için kullanılan Gülşehir (eski yazılışı Gülşehri ) adı bazen Kırşehir için de kullanıldı. VIII. yy.dan beri Arapların Bizans’a açtığı seferlerin yolu üzerinde bulunan yöre, Malazgirt savaşından (1071) hemen sonra Artuk Bey tarafından ele geçirildi.

Kırşehir ŞehirTarihi

Kırşehir, Selçuklu devrinde önemli bir merkez haline geldi. II.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında isyan eden Baba İshak Horası emrindeki Türkmenlerle Selçuklu Devleti ordusu arasında Kırşehir’in Maliye ovasında büyük bir savaş oldu (1231). Fakat asıl İlhanlı hakimiyetine geçtiği dönemde iktisadi ve kültürel alanda gelişti (XIII. yy.ın ikinci yarısıyle xıv. yy.ın başları). O sırada burada ilhanlı hükümdarları için para basan bir darphane de vardı. Mevlana Celaleddin Rumi‘nin yetiştirdiği Süleyman Türkmani ve Mehmed Aksarayi, Kırşehir’de mevlevi tekkeleri açtılar. Bektaşilik de aynı devirde burada gelişti: tarikatın kurucusu olan Hacı Bektaş Veli, bu yöredeki Hacıbektaş kasabasında dergahını kurdu. Daha XIII. yy.ın ilk yarısında Selçuklu hükümdarı I.Alaeddin Keykubad’ın  Kırşehir’i Mengücekli Muzaffereddin Behram Şaha tımar olarak verdi.

İlhanlılar Anadolu’ya geldiği sırada Kırşehir’e emir Nureddin Cebrail bin Caca’yı vali olarak gönderdiler. İlhanlıların çökmesinden sonra şehrin bir süre daha canlı kaldığı anlaşılmaktadır. Ortaçağ Anadolu tarihinde önemli bir rol almış bulunan Ahiliğin merkezlerinden biri oldu. Ahiliğin kurucusu sayılan Ahi Evren de Kırşehir’de yaşadı. Osmanlılar daha Orhan Gazi (1326-1360) çağında buralara kadar yayıldılar. Osmanlıların Rumeli seferleri sırasında Samagar Ulusu beyi Mürüvvet Bey Kırşehir’i zaptederek (1398) Kadı Burhaneddin‘e teslim etti, Kadı Burhaneddin öldürülünce, şehir halkı şehri Yıldırım Bayezid’e verdi; fakat Bayezid’in Ankara yenilgisi üzerine Kırşehir Tirnur’un eline geçti (1402). Tirnur da şehri Karamanoğlu Alaeddin Ali Beye verdi (öl. 1397). Bir ara Karamanlılarla Dulkadıroğulları arasında el değiştiren şehir, Karamanoğulları ile Dulkadırlı Türkmen beyliğinin ortadan kalkmasıyla kesin olarak Osmanlı devletine katıldı. Bundan sonra Kırşehir önemli bir olaya sahne olmadı; yalnız zaman zaman celalilerin saldırılarından zarar gördü.

Kırşehir’in nüfusu XIX. yy. ortalarında 3.500 olarak tahmin ediliyordu, bu sayı XIX. yy. sonlarında 8.500’e yükseldi. 1927 Nüfus sayımında 12.745’e çıktı. 1950’ye kadar pek az değişti; 1960’ta 20.000’i aşan nüfus, 1965’te 24.891 oldu; 1970’te ise 30.000’i geçti.

Kırşehir Tarihi Eserler Tarihi Yerler

Eski eserler bakımından oldukça zengin olan Kırşehir’de en eski buluntular Kalkolitik çağa kadar inmektedir. Kırşehir’in içinde Türk devrinden öncesine ait eserlere rastlanmaz; ancak civardaki üçayak kilisesi ile Faklı kilise Bizans devri eserleridir. İlhanlı devrinden bugüne kalan eserler ise yıkıntı halindedir. Şehir içindeki başlıca Türk eserleri şunlardır: Cacabey medresesi, Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Kırşehir valisi Nuredin Cibril ibni Caca Bey tarafından yaptırıldı (1272). Bugün yalnız camii bulunan medresenin, cami, imaret ve tekkeden meydana gelen bir külliye içinde olduğu bilinir; ancak diğer yapılardan hiç bir iz yoktur. Anadolu Selçuklu binaları içinde çok ilgi çekici bir yapı olan medrese, plan bakımından ilk Osmanlı camilerine kaynak oldu.

Binanın, zamanında astronomik araştırmalar ve öğretim yapılan bir medrese olarak yapıldığı, kapısındaki selçuk sülüsü ile yazılmış kitabesinden de anlaşılmaktadır. Solunda türbe ve iki yanındaköşe kuleleri vardır. Yapının portali, özellikle portal nişi, süsleme bakımından, tamamen Selçuklu karakterine uygundur. Geniş portal cephesi, yatay bir biçimde yerleştirilmiş kırmızı ve beyaz taş sıralarından meydana gelir ve burmalı köşe payeleri büyük kaidelere oturur.

Portal nişi, özellikle köşe sütunları, bu sütunların üst kısımlarında yer alan üzeri yıldız şeklinde işlenmiş küre biçimi süsle, ayrıca mukarnas frizi ve diğer süslemeleriyle zengin bir dekorasyona sahiptir. Kapıda ki, kare planlı, üzeri tonozla örtülü bir mekana girilir; buradan etrafında 8 oda olan iki eyvanlı ve ortası kubbeli
esas mekana geçilir. Bu orta kısımda, eskiden bir rasat kuyusunun olduğu söylenir; medrese, camiye çevrilirken bu kuyu doldurularak zemin ahşapla kaplandığından halen görülmemektedir. Güney tarafta bulunan eyvanda bir mihrap olmasından burasının, medresenin mescidi olduğu anlaşılır. Diğer eyvandan
yedi basamaklı bir merdivenle Caca Beyin türbesine çıkılır. Türbenin içi, mavi, siyah ve beyaz çinilerle süslüdür; bir de kitabesi vardır. Minaresi, medresenin mihrap cephesinde yer alır. Kare kaide üzerinde yükselen minare, sırlı tuğla ile kaplıdır, çini süsleri vardır.

Cacabey Medresesi
Cacabey Medresesi

Camiler

Lale camii, Cacabey medresesine 200 m uzaklıktadır. Kitabesi yoktur; fakat yapım tarzından XIII. yy.a ait olduğu sanılmaktadır. Ayrıca eskiden Lala camii olarak anılması; caminin arkasında Mengüceklere ait bir türbe ile bir medresenin bulunması, binanın mengücek hükümdarlarından birinin lalası tarafından
yaptırılmış olduğu ihtimalini kuvvetlendirir. Yapı, payeler üzerinde üç kubbeli bir görünüşe sahiptir. Açık bir mescit veya bir kervansaray olabilir. Halk arasında binanın eskiden (XIV. yy.da) darphane olarak kullanılmış olduğu söylenir. Yapı moloz taşından, kemerleri kesme taştandır. Mihrap mermerdendir.

Alaeddin camii, şehrin ortasında bulunan kalede bir höyük üzerine, Selçuklu sultanı II.Alaeddin tarafından yaptırılan (1242) caminin yerine 1893’te mutasarrıf
Arif Bey tarafından yaptırıldı. üzeri çatılı ve minareli çıkılan caminin mimari bakımdan bir önemi yoktur. Ahievren camii, Ahievren türbesinin güneyinde ufak bir mescittir. Kagir, üstü çatılı basit bir yapıdır ve süslemesi yoktur. Minaresi geç devirlere aittir. Kapıcı (Çarşı) camii, Osmanlı devrine aittir; Hüseyin Bey tarafından yaptırıldı (1864). Ahşap çatılı, kagir duvarlıdır; minaresi vardır. Melikgazı medresesi; Mengücekoğlu Muzaffereddin Mehmed Şah tarafından yaptırıldı (1246). Bu medreseden bugün hiç bir iz yoktur; ancak kapısı, kaledeki Alaeddin camiinde kullanıldı.

Kümbetler

Melikgazi kümbeti, şehrin merkezinde Cacabey camiinin doğusunda, Lale camiinin arkasındadır. Anadolu Selçuklularının mezar anıllan olan kümbetlerin en güzel örneklerinden biridir. XIII. yy.ın ilk yarısında, Mengücekoğlu Muzaffereddin Behram Şahın, ölümünden sonra zevcesi tarafından yaptırıldı. Köşeli üçgen şeklinde
yassıltılmış kare bir kaide üzerinde, sekizgen olarak yükselen yapıyı, yanlara taşan konik bir külah örter. Külahı
n daire biçimindeki kaidesi ise 8 üçgenle sonuçlanan
bir saçak üzerine oturmaktadır. Bu dış gö­rünüşüyle eski Türk çadırlarını hatırlatan kümbetin kapısı beyaz mermerden ve zengin dekorludur; üst kısımda selçuk nesihi ile yazılmış kitabesi yer alır. Kapının önündeki merdiven yıkılmıştır. iç kısım iki kat halindedir. üzeri tonozla örtülü alt kısım mumyalıktır. Üst kat sekiz
köşelidir ve üzeri kubbeyle örtülüdür; pencereden ışık almaktadır. Binanın iç ve dış kısmı kesme taştandır. Yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemekle birlikte üslup özelliğinden 1250’de yapılmış olabileceği kabul edilir.

Türbeler

Aşıkpaşa türbesi, şehrin dışında Kızıltepe’de eski bir mezarlığın içindedir. Kırşehir’de eskiden beri önemli bir ziyaret yeri olan türbe, şair Aşıkpaşa için, Eretna Beyin veziri Alaeddin Ali Şah Rumi tarafından yaptırıldı . II.Bayezid tarafından tamir ettirilerek kubbeleri kurşunla kaplatıldı (1481). Türbe büyük olmamakla birlikte mimarisi ve orijinal şekliyle ilgi çekici bir yapıdır. Tek kubbeli kare mekanın arkasındaki giriş koridoruna bağlı gösterişli portali ile, anadolu türbe mimarisinde önemli ve değişik bir örnektir. Cephe ve portal bütünüyle mermer kaplıdır. Portal nişinin üst kısmı istiridye kabuğu biçiminde ,yivlidir.

Ahievren türbesi, ahi teşkilatını kurarak xıv. yy.da ölen Ahi Evren‘e ait ters L biçiminde, iki eyvanlı ve üstü kubbeli, sofalı bir yapıdır. Güney tarafta mescit yer alır. Türbenin içinde üzeri yazılı güzel bir sanduka vardır. Türbe kapısı üzerinde ve türbenin içinde beyaz mermerle işlenmiş kitabe bulunmaktadır. Kırşehir’de hunlardan başka, şehrin güney girişinde İlhanlı devrine ait 1288 tarihli kümbet, Süleymantürkmani türbesi (1227) ve Muhteremhatun türbesi (XllI. yy.) vardır. Kırşehir dışındaki türk eserleri ise, şehrin 15 km batısında Selçuklular devrine ait (XIII. yy.) Kurakurtbaba türbe ve kaplıcası ile şehirden 20 km uzaklıkta Kızılırmak üzerine kurulmuş olan yine XIII. yy.a ait Kesikköprü ve Kesikköprü kervansarayı’dır.

Kırşehir Gezilecek Yerler

1-Kaman kalehoyuk Arkeoloji Müzesi

2-Cacabey Medresesi

3-Ahi Evran Külliyesi ve Camii

4-Cacabey Camii

5-Aşıkpaşa Tabiat Parkı

6-Neşet Ertaş Kültür Merkezi

Ayrıca şehir ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız Kırşehir Belediyesi sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi- Kırşehir
Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi – Kırşehir

Son güncelleme :

    Yorum Yap