1. Ana Sayfa
  2. Şehir Rehberi
  3. Kayseri | 38 | Şehir Rehberi

Kayseri | 38 | Şehir Rehberi

Kayseri şehir rehberi, Türkiye’nin nüfusa göre 15. şehri,İç Anadolu bölgesinin Orta Kızılırmak bölümünde il merkezli şehir ; Şehrin toplam nüfusu 2019 yılı tüik verilerine göre 1.389.680‘dir. Kayseri ilinin Plaka kodu 38 şehirler arası telefon kodu 0352 dir. Kayseri ilinin posta kodu 38000, rakımı 1.054 metredir. Şehir, Erciyes sönmüş yanardağının kuzey eteğinde, Kızılırmak’a dökülen Karasu’nun (Sarmısaklı suyu) geçtiği bir ova kenarında kurulmuştur. Ankara’ya (karayolu 326 km, demiryolu 375 km), Sivas’a (196 ve 223 km), Niğde-Ulukışla üzerinden Akdeniz kıyısına (Mersin; 326 ve 338 km) bağlanır. Şehrin oturma semtleri iç kalenin çevresinde, şimdi hemen hemen ortadan kalkmış dış surların kuşatmış olduğu alanda yer alır; bunların dışında da şehrin banliyösü durumunda olan mahalle ve kasabalar Erciyes eteklerine kadar uzanır.Yazımızda Kayseri şehir rehberini,ilçe ve mahallelerini, coğrafi özelliklerini, iklim özellikleri ve yeryüzü şekillerini, detaylı şehir tarihini, jeolojik yapısını, kısaca gezilecek yerlerini ve şehir ile ilgili resimleri, Kayseri hakkında ki bilgileri sitemizde bulabilirsiniz.

Kayseri Şehri Hakkında Bilgi – Şehir Rehberi

Kayseri Şehri İlçeleri ve Mahalleleri

Kayseri ilinde toplam 16 ilçe ve 713 mahalle bulunmaktadır. İlçeleri : 

1-Akkışla

2-Bünyan

3-Develi

4-Felahiye

5-Hacılar

6-İncesu

7-Kocasinan

8-Melikgazi

9-Özvatan

10-Pınarbaşı 11-Sarıoğlan 12-Sarız 13-Talas 14-Tomarza 15-Yahyalı 16-Yeşilhisar

Kayseri İlçeleri
Kayseri İlçeleri

 

Kayseri Şehir Rehberi – Coğrafi Özellikler(İklim,Bitki Örtüsü,Dağları,Ulaşım,Akarsu,Geçim Kaynağı)

Kayseri ili topraklarının büyük kısmı ; İç Anadolu bölgesinin Kızılırmak bölümünüde, doğu kesimi Yukarı Kızılırmak bölümünde bulunurken , güneydoğu köşesi Doğu Anadolu Bölgesine girer. Kuzeydoğuda Sivas, güneydoğuda Maraş, güneyde Adana, güneybatıda Niğde, batıda Nevşehir, kuzeyde Yozgat illeriyle kuşatılır. 

Kayseri İli Fiziki Coğrafya, Dağları

Tek başına yükselen sönmüş volkanları, sıradağları, vadilerin az çok derin yardığı yaylaları ve bunlara göre çukurda kalmış ovalarıyla Kayseri ili, çeşitli yüzey şekillerine sahiptir. İl topraklarının en belirli engebesi olan Erciyes dağı İç Anadolu’nun en yüksek doruğudur(3.916 m). Erciyes dağı üçüncü zaman volkan lav ve küllerinden meydana gelmiş oluşumların üzerine yerleşmiştir. Çoğunlukla andezitleden meydana gelen bu volkan konisinin doruğu buzul aşınımı ile oyulmuş, yamaçlarına parazit koniler eklenmiştir.

Ali dağı(1.871 m), Yılan dağı (1.640 m) gibi, Erciyes kütlesinin doğusunda yükselen ve ondan Tekir yaylası ile ayrılmış bulunan Koç dağı (2.700 m) ile Erciyes’ten daha eski bir volkan yapıcısının kalıntısı sayılır. Erciyes, kuzeyden batıdan ve güneyden yükseltisi 1.000-1.100 m olan alüvyonlu ovalar ile kuşatılır. Volkanik yerey bu ovaların batısında da uzanarak Hasan-Melendiz dağlarının volkanik oluşumuna bağlanır.

İlin güney kesimi Orta Toroslar’ın Aladağ kütlesinin bitimine raslar ve bu dağlar Develi ovasında birden kesintiye uğrar. Doğuda ise Tahtalı dağları yükselir : Bakır dağı(2.171 m), Bey Dağı (3.075 m) ve Dumanlıdağ (2.875 m) Adana ili sınırını boylar; Tahtalı dağ (2.700 m) Sivas ili sınırında yükselir. Bu dağların batısında, Samantı suyu vadisiyle onlardan ayrılmış Koramaz dağı, Aygörmez dağı, ve Hınzır dağı(2.623 m) yer alır. Bu dağların kıvrımlı yapısında birinci ve ikinci zaman kireçtaşı, şistleri ve yeşil kayaçlarıyla, üçüncü zaman (eosen) filişleri bulunur. 

Kayseri İli İklim,Bitki Örtüsü

Kayseri ilinde step iklimi karakteri göze çarpar:kışlar sert ve sürekli, yazlar sıcak , yağışlar yetersizdir. Kayseri ilinin tabi bitki örtüsü ise steptir. Orman kalıntılarına daha çok ilin güney kesimlerinde (Yahyalı ve Develi ilçeri) rastlanır ve genellikle kara çamı, ardıç ve meşe bulunur. Erciyes yamaçlarında gecen v.b. türleri kapsayan çalılıklar görülür. İlin kuzeybatı kesiminde, suları, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda akan Kızılırmak toplar. Bu suların en önemlisi Karasu’dur. 

Kayseri Şehir Tarihi 

Kayseri Adı Nereden Gelir

Kappadokia ülkesini bir Roma eyaleti yapan imparator Tiberius, Augustus’un adından dolayı şehre Caesarea adını verdi (M.S. 171). Sonradan, Araplar bunu kendi dillerine göre Kaysariya (Kayseriye) diye yazdılar. Bu ad Osmanlı devletinin son dönemlerine kadar resmi yazılarda kullanıldı. Kayseri ve bölgesi iç Anadolu’nun en eski yerleşme alanlarından biridir. Şehrin kuzeydoğusunda Karahöyük (veya Kültepe) adı verilen yerde M.ö. 2500’den kalma çivi yazılı belgeler bulundu; şehir dolaylarında da hitit eserlerine rastlandı. Şehrin kuruluş yeri olarak bilinen ilk yer, şimdiki şehrin 2 km kadar güneybatısında, Erciyes dağına doğru yükselen bir tepe üzerindeydi. Buraya Mazake (Mazaca) ve Eusebia adları verildi. Bunlardan birincisi eski musevi tarihlerinde Nuh Peygamberin bir torununa, daha sonra, Ermeniler tarafından kendi hükümdarlarından birine verilen addır. Ayrıca bunun Kappadokia’lıların atası Mosoch’un adından geldiği de kabul edilmektedir. İkinci ad ise, sikkeler üzerinde görülen Ariarathes Eusebes ile ilgilidir.

Roma hakimiyetinden sonra Mazaka adı, uzun süre tek veya Caesarea Mazaca şeklinde kullanıldı. Bi ara İmparator Julianus tarafından ceza olsun diye Caesarea unvanı değiştirilmek istendi. Coğrafya eserinde şehrin tasvirinin yapan Strabon, burayı yalnız Mazaca olarak yazar. İmparatorluk devrinde şehir Kappadokia eyaletinin merkeziydi. Valentius tarafından bu eyalet ikiye bölündüğü zaman da Kappodakia merkezi olarak kaldı. Kızılırmak(Halys) boylarından, Karadeniz kıyısından ve Toros geçitlerinden gelen yollar üzerinde bir düğüm noktası olan Kayseri, daha o zaman ticaret alanında önemliydi. Kayseri yüzyıllar boyunca doğudan gelen saldırılara açık kaldı. Daha M.ö. 77’de ermeni II.Tigranes tarafından yıkıldı. M.S. 260 yılında da sasani hükümdarı Şağur’un saldırısına uğradı. Burada yaşayan yahudilerden 12.000 kadarı onun tarafından öldürüldü. Bu saldırı sırasında Kayseri’nin 400.000 nüfuslu olduğu söylenir.

Kayseri’de Hristiyanlık ve İslamiyet

Hristiyanlık Kayseri’ye ve yörelerine yayıldı.Daha sonraki yıllarda, gerileyen şehirde, Theodosius çağındna kalma eserler, eski anıtlar büyük yıkım gördü. Justinianos zamanında şehir yeniden kalkındı; etrafı surlar ile çevrildi. Sonradan Türklerin, Eskişehir, Ermenilerin Zorzot adını verdikleri bu eski Kayseri’den bugün hemen hiç bir iz yoktur. Doğu Roma çağından kalan tapınakların yerlerini bile bulmak güçtür. Eski Kayseri’nin ne zaman bırakıldığı konusunda kesin bilgi yoktur. Bazı yazarlar şimdiki kalenin ve izleri bulunan surların, sonra yapılan onarımlarla, Justianianos çağından kalma olduğunu kabul ederler. Bazıları da, bunların sonradan yer değiştiren şehir çevresinde, müslüman-türk hükümdarları tarafındna yaptırıldığını yazarlar. İslam kaynakları, Kayseri kalesinin fethinden söz eder, fakat bunun şimdiki kale ve sur kalıntılarıyla ilgisini açıklayamazlar.

Kayseri daha VII. yy.da Doğu Anadoludaki bütün şehirler gibi Arapların akınına uğradı. Konstantiniye üzerine sefere giden İslam orduları Kayseri’den geçtiler. Şehir 690’da Abdülmelik, 726’da Mesleme, 729’da Said bin Hişam ve 733’te Süleyman bin Hişam tarafından geçici bir zaman için alındı. Kayseri’yi Türklerin Bizanslardan ne zaman ve kimin eliyle aldığı bilinmemektedir. Malazgirt savaşından kısa bir süre sonra burası Türk hakimiyeti altında girdi. Selçuklular veya Danişmenlilerin hakim olduğu konusunda söylentiler vardır. Bu söylentilere göre Kayseri, Tursan Bey tarafından alınarak melik Danişmend Ahmed Gazi’nin hükumetine katıldı. Tursan Bey, Kayseri’nin ilk valisi oldu;yerine Gümüş-Tigin Gazi geçti (1094).

Kayseri Kalesi
Kayseri Kalesi

Selçuklu Döneminde Kayseri

Kayseri ortaçağ tarihinde en parlak dönemlerini Selçukluların hakimiyet altında yaşadı. Şehir değerli anıtlarla süslendi. XII. yy. sonlarına doğru Kayseri devletini sağlığında 12 oğluna taksim eden II.Kılıç Arslan’nın çocukları arasında, didişmelere sahne oldu. Kayseri,bunlardan Nureddin Sultan Şahın payına düştü. Nureddin, hükumdarın büyük oğlu Kutbeddin tarafından hile ile öldürüldü.Daha sonra şehir Kılıç Arslan’nın öteki oğlu Rükneddin Süleman’ın eline geçti. Ölümünden sonra yerine geçen küçük yaştaki oğlu, amcası I.Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından tahttan indirildi. Gıyaseddin Keyhüsrev’in Bizanslılar ile yapılan savaşta ölümü (1210-1211) üzerine oğullarından İzzeddin Keykavus vali bulunduğu Malatya’dan Kayseri’ye çağrılarak, tahta çıkarıldı. Fakat kardeşi Alaeddin Keykubad, ermeni II.Levon ile birlikte kendisini Kayseri’de kuşattı. Şehrin valisi Celaleddin, II.Levon’u hediye karşılığında geri döndürdü. Bunun üzerine yalnız kalan Keykubad kuşatmayı kaldırdı.

Dokuz yıl sonra, İzzeddin Keykavus ölünce, I.Alaeddin Keykubad, Selçuk tahtına çıktı. Alaeddin moğol tehlikesine karşı bir tedbir almak üzere, Kayseri surlarını onarttı. Şehir gerek onun, gerekse halefi II.Gıyaseddin Keyhüsrev’in zamanında selçuklu mimarisinin en değerli eserleri ile süslendi. II.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, Selçuklu devletinin siyasi gücü azalmaya başladı. 1243’te Kösedağı bozgunundan sonra, Moğollar Baycu Noyan kumandasında iç Anadolu’ya yayıldılar. Emir Şemseddin’in koruduğu Kayseri’yi ele geçirdikten sonra yıktılar. Selçuklu hükümdarlarının haraç vermeyi kabul etmesi (1244-1245) üzerine yeni saldırılardan kurtulan şehir, yavaş yavaş kalkındı.

Osmanlı Döneminde Kayseri

Daha sonraki yıllarda, Moğolların baskısından bıkan bazı eşrafın çağırmasıyla Mısır Memlük sultanı Meliküz-Zahir Baybars Moğollara karşı savaşa girişti: Moğolları Elbistan’da yendi (1277).Daha sonra da Kayseri’ye geldi. Fakat kısa bir süre sonra geri döndü. İlhanlıların Anadolu’ya tayin ettikleri genel valiler XIII. yy, sonunda Kayseri’de sikke bastırdılar. Bir süre sonra hakimiyet emir Eretna’nın eline geçti (1343). Emir Eretna burayı Sivas’tan sonra ikinci başkent yaptı. Emir Eretna’nın kurduğu devlet 1380 yılına kadar sürdü. Eretna’nın torunu Ali Bey zamanında Karamanlılar Kayseri’ye saldırdılar. Ali Bey, Sivas’a çekilerek, şehrin kurtarılmasını Kadı Burhaneddin‘e bıraktı. Kadı Burhaneddin kendisini hükümdar ilan ederek Sivas’a döndü. Kayseri’ye kız kardeşinin oğlu şeyh Müeyyed’i vali tayin etti. Fakat bir süre sonra isyan eden Müeyyed’i yenerek idam ettirdi. Kadı Burhaneddin’in ölümünden sonra şehir Osmanlı İmparatoru hükümdarı I.Bayezid’in eline geçti (1398). Fakat Timur saldırısı sırasında bölgeye Karamanlılar hakim oldular. Dulkadirli Nasırüddin Muhammed Karamanlılarla savaştı; sonra Memlük sultanının buyruğu altına girdi.

Kayseri’yi ele geçiren Mmemlük sultam El-Melikül-Müeyyed burayı Nasırüddin’e zeamet olarak verdi (1419). Kayseri bundan sonra Dulkadirliler ile Karamanlılar arasında sık sık el değiştirdi. Dulkadirliler, Karamanlılara karşı, Osmanlı Devletinden yardım istediler. II.Murad , şehri kuşatarak aldıktan sonra Dulkadırlılara verdi (1430). Başka bir söylentiye göre II.Murad’ın Karamanlı İbrahim Bey ile barışmasından sonra Dulkadırlı Süleyman bin Nasırüddin, Kayseri’yi, uzun bir kuşatmadan sonra aldı. Kayseri kalesinde bulunan 1431 tarihli bir kitabe Dulkadırlı Nasırüddin Beye ait ise de, 1465 tarihli başka bir kitabe Karamanlı Pir Ahmed Beye aittir. 1465’te Fatih Sultan Mehmed Konya’yı alarak, Karamanlılar Devletine son verince, Kayseri gene Dulkadiroğullarının eline geçti. Daha sonra II.Bayezid devrinde, Osmanlı-Memlük rekabeti sırasında, mısır ordusu bir ara Kayseri’yi kuşattı. 1508’de Şah İtsmail Safevi kuvvetleri buraya bir akın yaptı. Dulkadırlıların bu bölgedeki faaliyetleri, Yavuz Sultan Selim’in seferden dönüşte (1515), Alauddevle Beyi idam ettirmesiyle sona erdi.

1600’de Celali Karayazıcı Halim Şah, hükumet kuvvetlerini Kayseri ovasında yendi. Hacı İbrahim  Paşayı kaleye kapatmak zorunda bıraktı. 1624’te asi Abaza Hasan kuvvetleri, sadrazam Çerkez Mehmed Paşa tarafından, bu yöredeki Karasu’da dağıtıldı.

Evliya Çelebi’nin Kayseriye Gelmesi 

1649’da Kayseri’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, eski Kayseri’nin dağ eteğinde yüksek bir tepe üzerinde bulunduğunu, yeni Kayseri’nin buradan 8.000 adım kadar uzak bir yerde ve ovada kurulduğunu, kale içinde zahire ambarları ve 600 hane olduğunu yazar. Evliya Çelebi‘nin “gelişmiş bir şehir” dediği Kayseri’de, deri sanayi ileri durumdaydı. Pastırma daha o zaman da yapılıyordu.

XIX. yy.da Kayseri’yi ziyaret eden Moltke ve Naumann gibi gezginler, Kayseri’yi Anadolu’nun en güzel şehirleri arasında sayarlar. XIX. yy. başlarında (1813) Kinneir, Kayseri nüfusunun 25.000 kadar olduğunu yazar. Bunun 15.000’i ermeni idi. Rumların nüfusu 300 ve yahudilerin 150’yi geçmiyordu. Texier, 1834’te yapılan bir sayıma dayanarak, müslüman Türklerin 10.000, ermenilerin 1.500, rumların 400 olmak üzere, Kayseri’de 11.900 hane bulunduğunu yazar. Buna göre nüfusun 60.000 kadar olduğu sanılır. Buna karşılık, birkaç yıl sonra kayseri’den geçen Ainsworth, şehrin nüfusunu, Texier’e göre, ancak üçte bir olarak gösterir. Barth’ın (1858) ev sayısı, Texier’ninkinden az farklıdır (10.000). XIX. yy.ın sonunda Cuinet, şehrin nüfusunu 72.000 olarak bildirir: bunun 45.300 kadarı müslüman, 14.400’ü ortodoks, 9.000′ i gregoryen, 1.200’ü protestan, 800’ü katolikti.

Kayseri Cumhuriyet Dönemi ve Yıllara Göre Nüfus

XIX. yy. ikinci yarısına doğru Kayseri, bazı yabancı dini kuruluşların merkezi oldu. Talas’ta amerikan ve cizvit kolejleri ile Zencidere’de rum öl!retim kurumları vardı. Bu kurumlar, Birinci Dünya savaşına kadar varlıklarını sürdürdüler. Daha sonra göç v.b. sebeplerle şehirdeki hristiyan nüfus çok azaldı. Savaştan önce şehrin ticari faaliyeti gelişmiş durumdaydı. Kayseri’de halıcılık, dokumacılık, dericilik ve bakırcılıkla uğraşılır; şehir yörelerinde çıkartılan güherçile, İstanbul’da Tophane’ye gönderilirdi. Birinci Dünya savaşı sıralarında, Kayseri bütün Anadolu şehirleri gibi bakımsız kaldı. Kurtuluş savaşı ve bunu takip eden yıllarda şehir yarı yıkık bir durumdaydı.

Cumhuriyetten sonra, yapımına başlanan demir yolu Kayseri’nin kalkınmasında etkili oldu. Demiryolu 1927’de Ankara’dan Kayseri’ye ulaştı. Daha sonraki yıllarda Kayseri-Sivas-Samsun hattı (1930) ile Kayseri Karadeniz’e, Kayseri Boğazköprü-Ulukışla hattı (1933) ile Akdeniz kıyısına bağlandı. Son olarak da her türlü motorlu ulaşım araçlarıma geçmesine elverişli şoseler yapıldı. Büyük sanayi gelişti. 1935’te Kayseri’de büyük bir pamuklu dokuma fabrikası kuruldu. Buna başkaları eklendi. Bu gelişmelere paralel olarak şehrin nüfusu önce yavaş, sonra hızla arttı; 1935’te 46.000’i, 1950’de 65.000’i 1960’ta 100.000’i geçti (102.596). 1965’te 126.653 oldu ve 1990’da 400.000’i geçti.

Kayseri  Tarihi Eserler Tarihi Yerler

Roma Devri

III.Gordianus’un sikkelerinden anlaşıldığına göre şehri, Roma çağında bir sur çeviriyordu. Fakat bugün surlardan hiç bir kalıntı yoktur. Antik yazar So­zomenos’tan öğrenildiğine göre şehirde, Zeus Poliuchos, Apollon Patroos ve Tyche tapınakları vardı. İlkinin M.ö. II. yy.ın ortalarından az önce Orophernes tarafından yapıldığı bilinmektedir. Zeus ve Apollon tapınakları Julianus Apostata (M.S. 361- 363) zamanından daha önce, Tyche tapınağının da onun zamanında yıkıldığı anlaşılmaktadır. Güneybatı-kuzeydoğu yönünde uzanan stadion’dan bugün hiç bir iz yoktur.Planı kesin olarak çizilmeyen hamamın Roma çağına ait olduğu sanılmaktadır. Bazı duvar parçaları, ayakta olan yapının içinde su künkleri vardır.

Okmeydanı burcu yanında ve şehrin kitaplığının arkasında Roma çağından kalan bir mezar vardır. Mezarın uzunluğu 3,50 m, genişliği 2.50 m, yüksekliği 2,40 m’dir. 1956 Yılında şehrin merkezinde ikinci bir mezar ortaya çıkarıldı. Mezar dikdörtgen planlı ve iki yüzü alınlıklıdır. Kayseri’den Adana’ya giden yolun 25. km’sinde nekropol yer alır. Bu alan içerisinde Roma çağından kalan tapınak tipi mezarlar görülür. Kaisareia’nın yakınlarında tümülüs tipi mezarlar da vardı. Bunlardan en önemlisi Kayseri’nin kuzeybatısında Erkilet’teki tümülüstür. Üzerine sonradan Selçuk sarayı yapılan bu yığma tepenin yüksekliği 40 m, çapı 120 m’dir. Şehri batısına düşen Yılanlıdağ ve Suverez dağı üzerinde, de birer büyük tülümüs vardır. Antik şehir tepesinin kuzeybatısında yer alan Beştepeler tümülüslerinden en büyüğünün yüksekliği 10 m’yi geçmez.

Hristiyanlık  Devri

Başpiskopos Basilius, IV. yy. da büyük bir öksüzler yurdu yaptırdı. Kaisareia kapıları önündeki Basileias adı verilen bu yapı topluluğu başlı başına bir şehir niteliği taşıyordu. İçerisinde kilise, piskopos sarayı, kitaplık, rahiplerin durması için yerler, gezginler, hastalar ve fakirler için misafirhaneler ve cüzamlılar için bir hastahane vardı. İmparator Julianus Apostata öldükten sonra, ölen Hristiyanlar için Tyche tapınağının yıkıntıları üzerine bir martyrium yapıldı. Bu yapılardan bugüne kadar kalan olmadı. 

Türk  Devri

Kayseri’de özellikle ortaçağ anadolu türk mimarisinin birçok örneği görülmektedir. Kayseri surları, Bizans devrindeki şeklini sonraki onarımlarda az çok kaybetti. Surlarda çeşitli duvar tipleri görülür. Burçlar genellikte kare veya dikdörtgen biçimindedir. Yuvarlak şekilde biten Yoğurburç ile Üçkule burçlarının kesinlikle Türk devri kaleleri olduğu söylenebilir. Yoğunburçtaki silik kitabede Keykavus bin Keyhüsrev bin Kılıç Arslan (1210-1220) adı yazılıdır. Üçkule’nin kitabesinde de Alaeddin Keykubad (1224) adı görülmekteydi.

Tarihi kaynaklarda ve seyahatnamelerde Selçuklulardan başka Karamanoğullarının (1567, Yenikapı genişletmesi gibi) ve Osmanlıların, Kayseri surlarında devamlı onarımlar ve eklemeler yaptığı belirtilmektedir. Duvarları 3 m geniş olan İç Kale 300X80 m boyutlarında düzensiz bir yamuk planı vermektedir. İki sıra iki kademeli surla çevrilidir ve iki girişi vardır. Her ikisi de sağlam şekilde korunmuştur. Surların iç sırası burçlarla desteklenir. Türk devri karakteri iç kalede daha da ağır basmaktadır. Burçlarda Selçuklu mimarisi özelliği taşıyan iki arslan kabartması yer alır.Kale içindeki cami karamanlı aslı üzerine, Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmış bir Osmanlı yapısıdır. İki yana kemerlerle açılan Orta çeşme ve kemerli bir açıklığa oturan Köşk minare’nin daha geç devre ait olduğu sanılmaktadır. Bu tip minareler Orta Anadolu için büyük önem taşır.

Selçuklu Devri

Kayseri’de Türk devri mimarisinin en belirgin örnekleri Selçuklu camilerinde görülür. Kayseri ve dolaylarındaki Selçuklu devri anıtları, Danişmendliler devri eserleriyle benzerlik gösterir. Kayseri’deki en eski yapı olan Ulucami, Danişmendlilerden kalmadır. Son yıllarda onarım gören caminin ince tuğla minaresi sonradan yapıldı. Kitabe, Anadolu Selçuklularından I.Gıyaseddin Keyhüsrev devrinde Danişmeodoğlu Muzafferiddin Mahmud bin Yağıbasan’a aittir (1206). Mihrap önü kubbeli ve dikdörtgen planlı bir yapıdır. Mihrap önü kubbesinin yanında dikine, diğer taraflarda enine kemerlerin oturduğu 42 sütun ve payesi vardır. Mihrap önü kubbesinin gerisinde ve yapının orta ekseninde bulunan kare biçimindeki kısmın üzeri önceleri açıktı, sonradan bir kubbeyle örtüldü. III.Ahmed zamanında esaslı onarım gördü (1723).

Kayseri’de Danişmendlilere alt diler bir yapı Kölük camii‘dir. Yağıbasan veya oğlu tarafından yaptıldığı sanılan bir XII. yy. camlidir. Keykavus bin  Keyhüsrev zamanında Mahmud bin Yağıbasan’ın kızı Atsız Elti tarafından onartıldı (1211). Bugünkü adını, 1335’teki depremden sonra onartan Köllük Şemseddin’den aldı. Yapının çini mozaik mihrabı, özellikle taç kısmı ve alınlıliındaki örgülü küfi kitabesiyle dikkati çeker. Yapının mimari önemi ise mihrap önünde .kubbesi bulunan kare bir yapı olmasından ileri gelmektedir. 1967-1968 Yıllarında yapılan araştırmalarda caminin batısında iki katlı bir medrese olduğu tahmin edilen bir ekinin bulunduğu anlaşıldı. Bu durumda, Kayseri Hacıkılıç camii’nde görülecek birleşik bir tipin öncüsü sayılabilir.

Çiftemedrese Anadolu Selçuklularının ilk şifahanesi ve tıp medresesidir. XIll. yy.ın başında büyük öneme sahipti. Gevher Nesibe’nin kümbet’i de buradadır. İki portaldan birindeki mermer kitabede, yapıların 1206’da Kılıç Arslan’ın kızı Gevher Nesibe’nin isteği üzerine oğlu Keyhüsrev’in saltanatı sırasında yapıldığı yazılıdır.

Seraceddin medresesi, Selçukluların Kayseri emiri Seraceddin tarafından yaptırıldı (1239). Açık ve revaklı avlusundaki Uç eyvan, kuzey tarafında T biçiminde gruplanır. Yine XIIl. yy. ortalarında yapılan Avgunu medresesi’nin giriş tarafında gruplanan üç eyvanı ve büyük eyvanı vardır.

Kayseri  Gezilecek Yerler – Şehir Rehberi

1-Erciyes Dağı

2-Soğanlı Vadisi

3-Gevher Nesibe Hastahanesi

4-Erciyes Kayak Merkezi

5-Selçuklu Müzesi

6-Hunat Hatun Külliyesi

7-Kayseri Kalesi

Kayseri’ye yolunuz düşer ise mutlaka Kayseri pastırması ve sucuğunu yemenizi tavsiye ediyoruz.Ayrıca şehir ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız Kayseri Belediyesi sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

Erciyes Dağı - Kayseri
Erciyes Dağı – Kayseri

Son güncelleme :

    Yorum Yap