1. Ana Sayfa
  2. Şehir Rehberi
  3. İzmir | 35 | Şehir Rehberi

İzmir | 35 | Şehir Rehberi

İzmir şehir rehberi, Türkiye’nin nüfusa göre 3. büyük şehri,Ege bölgesinde il merkezli şehir ; Şehrin toplam nüfusu 2019 yılı tüik verilerine göre 4.320.519‘dur. İzmir ilinin Plaka kodu 35 şehirler arası telefon kodu 0232 dir.İzmir ilinin posta kodu 35000, rakımı 30 metredir.Ayrıca İzmir ilinin kurtuluş günü yıl dönümü olan 9 Eylül de kutlanır(9 Eylül 1922). Yazımızda İzmir şehir rehberini,ilçe ve mahallelerini, coğrafi özelliklerini, iklim özellikleri ve yeryüzü şekillerini, detaylı şehir tarihini, jeolojik yapısını, kısaca gezilecek yerlerini ve şehir ile ilgili resimleri, İzmir hakkında ki bilgileri sitemizde bulabilirsiniz. 

İzmir Şehri Hakkında Bilgi – Şehir Rehberi

İzmir Şehri İlçeleri ve Mahalleleri

İzmir ilinde toplam 30 ilçe ve 1295 mahalle bulunmaktadır. İlçeleri : 

1-Aliağa

2-Balçova

3-Bayındır

4-Bayraklı

5-Bergama

6-Beydağ

7-Bornova

8-Buca

9-Çeşme

10-Çiğli 11-Dikili 12-Foça 13-Gaziemir 14-Güzelbahçe 15-Karabağlar 16-Karaburun 17-Karşıyaka 18-Kemalpaşa 19-Kınık 20-Kiraz 21-Konak 22-Menderes 23-Menemen 24-Narlıdere 25-Ödemiş 26-Seferhisar 27-Selçuk 28-Tire 29-Torbalı 30-Urla

İzmir İlçeleri
İzmir İlçeleri

İzmir Şehir Rehberi – Coğrafi Özellikler(İklim,Bitki Örtüsü,Dağları,Ulaşım,Akarsu,Geçim Kaynağı)

İzmir Coğrafyası

İzmir, batıda Karaburun yarımadası, doğuda Yamanlar-Dumanlı dağı arasına girmiş geniş bir körfezin doğusundaki Manisa dağı-Kızıldağ arasına sokulmuş dip kesiminde, gelişmeye elverişli bir yere kurulmuştur. Şehir, bu körfezin güney kenarında koyu renkli andezit lavlarından oluşmuş Kadifekale (esk. Pagos, 186 rn) tepesine yaslanır. Güneyden gelen Kızılçullu deresi (esk. Meles) bu tepenin doğusunda dar bir boğazdan geçerek İzmir körfezinin kenarına deltasını yayar. Bu deltanın denize doğru en fazla ilerleyen ucuna İzmir’in ticaret limanı Alsancak‘ın rıhtımları yapılmıştır. Asıl İzmir’in plan üzerinde üçgene benzeyen alanı bu kesimde sözü geçen delta üzerine yayılmıştır. Yerleşme alanı güneyde tepelerin kenarına dayanır ve batı kenarı ise rıhtımların boyladığı kıyı çizgisini meydana getirir.

İzmir yalısı, güneybatıya doğru tepelerle deniz arasında devamlı bir şerit gibi uzanır (Karantina, Göztepe. Güzelyalı v.d.). Doğuda körfezin bitiminde, yakın zamana kadar bataklıkların yayıldığı, fakat şimdi kurutulmuş bir kesimde, ağır sanayi banliyösü yer alır. Halkapınar-Bayraklı arası ve bunun gerisinde de, yavaş yavaş yükselen ovanın kuzeydoğu kenarında Bornova yerleşmiştir. Ayrıca, güneydoğuda Meles vadisinin doğu yamaçlarında Buca, batı yamaçları önünde de Seydiköy-Gaziemir banliyöleri bulunmaktadır. Eskiden asıl şehirden tamamıyla ayrı olan bu semtler, şimdi hemen her tarafta birleşti. Şehrin en önemli banliyösü kuzeyde, İzmir’in karşısında, Yamanlar dağının son yamaçları ile körfez arasında yer alan Karşıyaka‘dır. Böylece İzmir şehri körfez kıyısında Karşıyaka batısından güneydeki İnciraltı plajlarına kadar 27 km’lik bir şerit meydana getirmekte,ayrıca şehrin güneyindeki yaylalar üzerine de yayılmaktadır.

Şehrin ana kütlesinde ilk olarak Kordon denilen rıhtım boyu dikkati çeker. Burası Alsancak iskelesinden başlayarak kuzey yarısında villalar, oteller, büyük yapılarla boylanır; daha güneyde önü bir mendirekle korunmuş liman (yolcu ve yardımcı ticaret limanı) bölgesi gelir, burada ve kıyıya paralel ikinci Kordon’da depolar, bankalar, ticaret evleri sıralanır. Daha güneyde ise başlıca idare yapılarının bulunduğu Konak kesimi gelir. Buradan içeriye doğru da şehrin başlıca alışveriş semtleri başlar. 1922 Yangını Kordon‘un kuzey bölümünün bir kısmıyla birlikte frenk, rum ve ermeni mahallelerini, ana caddeler dışında genellikle dar ve eğri büğrü yollar etrafındaki yapıları da harap etti. Buraları sonradan modern bir görünüş aldı ve özellikle güzel ve geniş Kültürpark (424 hektar) açıldı.

İzmir Güzellikleri

İzmir’in coğrafya şartlarındaki üstünlükleri yalnız şehrin kurulmuş olduğu yerin topoğrafyasında toplanmış değildir, genel durumunda da kuvvetle belirir : Batı Anadolu’nun bütün yolları, ulaşım bakımından çok elverişli şartların bir araya gelmesiyle,İzmir’de düğümlenir. İzmir körfezi ve bitimindeki ova her yandan dağlarla çevrili olduğu halde, iç memleketlerden gelen yollar kolay aşılan gediklerle İzmir’e ulaşır. Böylelikle İzmir, Gediz ve Büyük Menderes vadi oluklarını boylayan işlek yollarla Ege bölümü, iç Batı Anadolu eşiği, Göller yöresi, iç Anadolu’ya bağlanır, güneyde Menteşe yöresinden kuzeyde Çanakkale boğazına kadar da kolay bağlılık kazanır. Ayrıca XIX. yy, ikinci yarısından itibaren yapılmış demiryolları İzmir’in Alsancak ve Basınane istasyonlarından başlayarak memleket içine sokulur. Bütün bu kara ve demiryolları İzmir’in ihracatım besler ve böylelikle İzmir Türkiye ticaretinde hatrı sayılır noktalara gelmiştir.

İşlek yollarla geniş bir hinterlanda bağlı olan İzmir’in canlı ticareti, buraya gelen çeşitli maddelerin işlenmesi gereğiyle İzmir’de birçok sanayi kolu doğurdu. Bunların en önemli bir kısmı tarımsal ürünlerin işlenmesine ve ihraç edilmesine bağlanır : başta tütün hazırlanması ve sigara yapımı, üzüm, incir, meyankökü, palamut işlenmesi, ambalaj kutulan yapılması, un, içki, bitkisel yağ ve sabun, deri, dokuma, konfeksiyon, kimya ve makine, lastik , taşıt sanayi gibi sanayi kolları bulunmaktadır. İzmir, geçmiş çağlar boyunda yoksun kaldığı kültür merkezi olma rolüne de Cumhuriyet devrinde kavuştu, her tipten öğretim kurumları meydana getirildi, 1955’te Tıp ve Tarım, 1962’de Fen fakülteleri açılarak Ege üniversitesi kuruldu. Her yıl 20 ağustos – 20 eylül arasında Kültürpark’ta açılan “İzmir Enternasyonal fuarı” da şehre ayrı bir canlılık verir.

İzmir Yüzey Şekilleri, Dağları

Yüzey şekilleri bakımından İzmir ili toprakları Ege bölümünün doğu-batı doğrultulu geniş çukur alanlarla birbirinden ayrılan orta yükseklikte dağ kütleleriyle engebelenmiştir. Kuzeyde il sınırları Madra dağının doruğuna (1.344 m) yaslanır. Daha güneyde, bu dağlardan Bakırçay vadisiyle ayrılmış Yunt dağları, İzmir ili topraklarını Manisa ilinden ayırır (1.075 m) ve bunun güney ucunda da Gediz vadisinin geçtiği Menemen boğazını kuzeyden sınırlayan Dumanlıdağ (1.098 m) yükselir. Bütün bu dağların eski kıvrımlı temeli geniş ölçüde üçüncü zaman volkan lavları ve yer yer neojen göl toz tortullarıyla kaplanmıştır. Manisa ovasında ve Menemen ovasında (delta) genişleyen Gediz vadisi, kuzeyde Dumanlıdağ ve güneyde Manisa-Yamanlar dağı arasında sıkışır (Menemen boğazı). Temel yapısı ikinci zaman kireçtaşı olan Manisa dağının (1.510 m) doruğu, İzmir-Manisa illerini ayırır; bunun batısında yer alan volkanik Yamanlar dağı (1.075 m) ise İzmir ili topraklarında yer alır.

Gediz vadisinin güneyindeki Bozdağlar da doğu kesiminde aynı illerin sınırı üzerinde bulunur ve batı kesiminde bütünüyle İzmir ili sınırları içinde kalır: kıvrımlı birinci zaman şist ve kireç taşından oluşmuş bu dağların doruğu, ö­demiş kuzeyindeki Bozdağ (2.160 m), İzmir ilinin en yüksek noktasıdır. Batıda dağlar daha parçalı bir görünüş alır. Belkahve eşiği (260 m) ile birbirinden ayrılan Kemalpaşa ve Bornova (İzmir) ovaları güneyinde Tahtalı (Nif) dağı 1.600 m’ye, İzmir’in güneybatısında Kızıldağ 1.080 m’ye yükselir, Urla yarımadasında daha az yüksek tepelerle çukur alanlar, nöbetleşerek kuzeye doğru bir çıkıntı meydana getiren Karaburun yarımadasında tekrar 1.000 m’yi aşar (Akdağ 1 218 m). Nihayet ilin güney kesimini ortasından Küçük Menderes’in geçtiği ova ve onu güneyden sınırlayan Aydın dağları (Bey dağı, 1.675 m) kaplar ve bu dağların doruk çizgisi Aydın ili topraklarını ayırır.

İzmir İklim,Sıcaklık

İzmir ilinde iklim olarak genellikle Akdeniz iklimi hakimdir: yazlar çok sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Yaz sıcakları gündüzleri kıyı boyunda ve özellikle İzmir’de imbat denilen deniz rüzgarları estiği sırada biraz hafifler ve Boğdağ’ların yazın dinlenme yeri gibi kullanılan yaylaklarında yükselti etkisiyle az çok serinler. Kışlar, genellikle ılık geçer, fakat bazı yıllar sert kuzey rüzgarlarının etkisiyle soğuk baskınları duyulur. Yağışlar Karadeniz ve Akdeniz kıyılarının batı kesimlerindeki kadar bol olmamakla birlikte, genellikle 600-750 mm arasında oynamakta ve seyrek olarak bunu aşmaktadır. Kar, yüksek kesimler dışında pek seyrek görülür ve yerde hemen hemen kalmaz. İzmir Meteroloji istasyonunda 37 yıldan beri yapılan gözlemlere göre en soğuk ayın ortalama sıcaklığı 8°5 C, en sıcak ayın ki 27°6 C, şimdiye kadar ölçülen en düşük ve en yüksek sıcaklıklar -8°4 C ve 42°7 C’tır. Yazın termometrenin 30°C üstüne çıktığı günlerin ortalama sayısı 92’ye vardığı halde, 0°C’ın altına düştüğü günler 8’i geçmemektedir.

İzmir Bitki Örtüsü

İzmir ilinin tabii bitki örtüsü Akdeniz ikliminin etkisi altında kalır. Ana çizgileriyle deniz seviyesinden başlayarak 500 – 600 m’ye kadar, kışın yapraklarını dökmeyen çalılar (maki) yer alır: pırnal meşesı, yabanı zeytin, akça kesme, tesbih v.b. türlerinden oluşan maki düzeyinde kızılçam ağaçları da bulunur. Bunlar yükseklere doğru yerini karaçama bırakır. İç kesimlerde palamut meşesi Cumaovası • Torbalı kesimlerinde yaygın olarak fıstıkçamı bulunur. Ne var ki, tabii bitki örtüsü, yazları kurak iklim altında yangınlar, aşırı otlatma ve ovalarda tarla ma sebebiyle büyük ölçüde değişikliklere uğradı, ağaçsı bitkilerin alanı geriledi.

İzmir Akarsuları

Ege denizine dökülen akarsulardan Küçük Menderes’in bütün çığır ve havzası, Bakırçay’ın bir yarısı, Gediz’in ise ancak Menemen boğazı aşağısındaki kısmı, İzmir ili toprakları üzerinde yer alır. Bakırçay, Bergama ovasından geçer, fakat güneye kıvrılarak Çandarlı körfezine küçük bir delta ile kavuşur. Gediz. denize ulaşmadan önce yaydığı delta üzerinde sık sık yer değiştirdi, getirdiği çamurlarla İzmir limanının önünü tıkama tehlikesi yarattığı için 1886’da ağzı kuzeyde körfezin derin bir kesimine taşındı. Emiralem regülatöründe yükseltilen sularından Menemen ovasında yararlanılmaktadır. Küçük Menderes’in Selçuk (Efes) delta ovasına varmadan geçtiği boğazın gerisinde, eskiden çok yaygın olan bataklıklar kurutuldu, ırmağın taşarak yaptığı zararlar önlendi.

İzmir Yıllara göre Nüfus

1927 Sayımında İzmir ilinin nüfusu 531.579, km”ye düşen nüfus 43 idi (sonradan Aydın iline bağlanan Kuşadası ilçesiyle birlikte). İlin nüfus sayısı 1965’te 1.234.667, 1970’te (geçici sonuç) 1.430.368 oldu ve km2’ye düşen ortalama nüfus da 1965’te 103 (Türkiye’de 41), 1970’te 119 (Türkiye’de 46) oldu. 1965’te il sınırları içinde, nüfusu 3 000’in üstünde olan kasaba ve şehirler sayısı 41’i buluyordu ve nüfus toplamı 600.000’e varan İzmir şehir bütünü dışında, 25.000’den fazla nüfuslu 3  yerleşme vardı. Kasaba ve şehirlerde yaşayan kentsel nüfus, il nüfusunun 835.000’den fazlasını (yüzde 67, 7) meydana getiriyordu. Günümüzde bu oranlar değişmiştir. Şehrin toplam nüfusu 2019 yılı tüik verilerine göre 4.320.519‘dur.

İzmir Şehir Tarihi

İzmir Adı Nereden Gelmektedir?

İzmir adı nereden geldiğine dair söylentiler çeşitlidir. İzmir’in eski adı Smyrna’nın nereden geldiği üstündeki söylentiler çok değişiktir. Strabon’a göre Smyrna, İzmir’i kuran amazonun adıdır. Kallinos ise, Ephesos’u ele geçiren amazonun Smyrna adını taşıdığını, İzmir adının ondan geldiğini bildirir. Son zarnanlarda yapılan araştırmalarda Smyrna ve Myrina kelimelerinin aynı olduğu anlaşılmıştır. Homeros’un fliada’sında görülen Myrina’nın da Smyrna ve Myrina ile ilgili olduğu ileri sürülmektedir. Bürchner, Artemis Samornia, samonia, samarnos ve samarna sözlerinin Smyrna’nın ilk kaynağı olduğunu ileri sürer. Bütün bunlardan Smyrna sözünün Anadolu kaynaklı olduğu anlaşılır.

Eski İzmir – Milattan Önce İzmir

İzmir’i bütün kesimleriyle bilen Aristeides ilk şehrin Sipylos’un tepesinde, Eski lzmir’in ise deniz kıyısında bulunduğunu yazar. Aristeides’in zamanındaki İzmir şehri Kadifekale eteklerinde kurulmuştu. Strabon ise kendi çağının İzmir’i ile Eski İzmir arasında 20 stadion (4 km) kadar bir uzaklığın bulunduğunu yazar. Bu uzaklık İzmir Agorası’ndan başlayan düz bir çizgi olarak Bayraklı ve Hacı Mutso tepesine rastlar.

Hitit devletinin M.ö. 1190-1180 yıllarında yıkılışından sonra, Batı Anadolu’da helen şehirlerinin kurulmasına kadar geçen 400 yıllık devrede Smyrna(İzmir) hakkında çok az bilgi vardır.

Anadolu’ya İonlardan önce gelen Aiol’lerin, Smyrna’nın ilk helen yerlileri oldukları yazılı belgelerden açıkça anlaşılır. Göçlerden önce Leleg’lerin oturduğu Smyrna Lydia’lıların limanı olarak gösterilir. Aiol’lerin Smyrna ve yörelerine yerleşme yılları kesin olarak bilinmemektedir. Homeros’un Hayatı adlı eser de bu olayın Truva savaşından sonra, Kserkses saldırısından önce olduğu yazılmaktadır. Aiol’lerden sonra M.ö. 1150-1000 arasında İonlar, Yunanistan’dan gelip Smyrna’nın güney kıyı bölgesine yerleştiler, yeni şehirler kurdular. Lydia devletiyle yapılan ticaret sonucunda şehir gitgide zenginleşti. M.ö. 705’e kadar, Lydialıların, Friglerin yönetimi altında bulunuyordu. M.ö. 705’ten sonra durum değişti.Kimmerlerin akınlarıyla yıpranan Frigler, Lydialıların başkaldırmasını önleyemedi.Kral Gyges başkanlığında Lydia ordusu önce Magnesia’yı aldı, oradan İzmir üzerine yürüdü, fakat şehri ele geçiremedi. Gyges’in dileğini Alyattes gerçekleştirdi. Kroisos devrinde de İzmir, lydia hakimiyeti altında kaldı. M.ö. 546’da Kroisos pers kralı Keyhüşrev’e yenilince bölge Perslerin eline geçti. M.ö. 494 yıllarında İonia şehirlerinin Perslere karşı giriştikleri başkaldırma bastırıldı (M.ö. 493).

Eski İzmir – Milattan Önce İzmir – İskender Devri Sonrası İzmir 

Büyük İskender’in, Perslerle yaptığı Granikos savaşından (M.ö. 334) sonra bütün Batı Anadolu ile birlikte İzmir de onun hakimiyeti altına girdi. Pausanias, Nemesis’in İskender’e burada şehir  kurmasını söylediğini yazar. Buna göre, Büyük İskender bugünkü şehrin kurucusu olarak gösterilir. Büyük İskender’in ölümünden sonra, devlet, generalleri tarafından paylaşılırken, Smyrna’nın bulunduğu bölge Antigonos’a düştü. Bu zaman süresince Smyrna’da birçok bina yapıldı. M.ö. 301’de Trakya hakimi Lysimakhos ile Antigonos arasında yapılan savaşta Antigonos yenilince bölge Lysimakos’un eline geçti.

Lysirnakhos önce Ephesos’a önem verdi,sonra Smyrna’nın onarımına başladı. Böylece Kadifekale ve onun eteklerinde kurulan şehir kısa zamanda gelişti. Bu dönem de Smyrna’ya Lysimakhos’un kızı Euvedikeia’nın adı verildi. Bir süre sonra, Lysimakhos, Seleukos’a yenilince İzmir de Seleukos’un yönetimi altına girdi. M.ö. 280 yılında çıkan ayaklanmaları Seteukos’un oğlu I.Antiokhos bastırırken Smyrna’nın da bağlı olduğu bazı şehirler bağımsızlık kazandı.Bu karışıklık, buranın Romalıların eline geçişine kadar sürdü. Lysimakhos zamanında şehre verilen Euvedikeia adı kısa bir süre sonra unutuldu. M.ö. 278’de Trakya’dan gelen Galatlar, Smyrna kapılarına dayandılar. I.Antiokhos bu büyük tehlikeyi önledi. I.Antiokhos’den sonra yerine oğlu II.Antiokhos geçti (M.ö. 262-247). İzmir’in bağımsızlığını tanıdı. II.Antiokbos yerine oğlu II.Seleukos  (M.ö. 247-226) kral oldu. Bu sıralarda, Bergama krallığı kuruldu. Fakat şehir I.Attalos’a bağlılık andı içerek bağımsızlığını korudu.

III.Antiokhos Manisa savaşında Roma’ya yenilince Roma bu savaşta kendisine yardım eden şehirleri mükafatlandırdı, bundan Smyrna da yararlandı. Bergama III.Attalos ölürken topraklarını ve hazinesini Roma’ya bıraktı (M.ö. 133).

Eski İzmir – Roma Döneminde İzmir

Romalılar, Anadolu’ya yerleştikten sonra burayı birtakım eyaletlere ayırdılar, Ephesos merkez şehir oldu. Anadolu’da yapılan savaşlarda Romalılara yardım ettiği için Smyrna’dan vergi alınmadı. M.ö. 129’dan 126’ya kadar vali olan M. Aquillius, Smyrna’yı çevre illere bağlayan yeni yollar yaptırdı. Bu sırada Pontus kralı VI.Mitridates helen halkına iyi davrandığından Batı Anadolu’nun büyük bir kesimi ona bağlandı. Smyrna da Mitridates’e karşı koymayacağı için ona yaklaşır gibi göründü. Bir süre sonra, Mitridates’in ordusu Sulla tarafından Boiotia’da yenilince, Mitradates kendisine düşman saydığı 1.600 Smyrna’lıyı öldürttü. Daha sonra yapılan çeşitli savaşlar sonucu Roma yine Anadolu’da birliği sağladı.

Claudius (M.S. 41-54) zamanında İzmir ile beraber Küçük Asya’nın pek çok şehri büyük bir depremden zarar gördü. İmparator Marcus Aurelius (161-180) zamanında Smyrna, Atenai, Nikomedia, Luodikeia ve Kyzikos lle daha önceden yapılan antlaşmalar yenilendi. M.S. 178’de büyük bir deprem şehrin büyük yapılarını, tapınaklarını yerle bir etti. Marcus Aurelius’un yardımıyla İzmir’liler kısa bir zamanda şehirlerini es­kisinden daha güzel ve daha planlı olarak yaptılar. Caracalla zamanında bütün hür vatandaşlara Roma vatandalığı hakkı verildi (212). 214-215 Kışını Küçük Asya’da geçiren Caracalla, Bergama’yı ziyaret ettiğinde Bergama ve Smyrna’da kendi adınatapınaklar yapılmasına izin verdi. Böylece Smyrna’da Caracalla kültü başladı.

Diocletianus devrinde yeni kurulan Hristiyanlık teşkilatında İzmir yedi kiliseden birinin merkezi oldu. Roma  İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra İzmir, siyasi ve kültürel bakımdan duraklama çağınagirdi. M.S. 440 yıllarında Attila kumandasındaki Hun Türklerinin Dolu Anadolu’ya saldırıları sırasında Hunların eline geçen İzmir, 695 tarihinden sonra ikinci defa Arapların akınına uğradı, fakat çok geçmeden Bizanslılar şehri yeniden aldılar.

İzmir’in Selçuklu Devletine Bağlanması

XI. yy.ın ikinci yarısına kadar Bizans imparatorlarının yönetimi altında kalan İzmir, 1076’ya doğru Büyük Selçuklu Devleti sultanı Melikşah zamanında Kutulmuşoğlu Süleyman tarafından alındı. Onun ölümünden sonra (1086) İzrnir, Çaka (Çaba) Beyin eline geçti. Çaka Bey, İzmir’de bir deniz kuvveti hazırlayarak, Midilli, Sakız gibi, Ege denizi adalarını ve birtakım kıyı kalelerini ele geçirdi. Sonra Adramytion’u (Edremit) aldı (1092). Çanakkale boğazı içinde Abidos’u kuşattı. Saltanatını tehlikede gören imparator Aleksios Komnenos, Kılıç Arslan’ı kışkırttı. Selçuklu sultanı da Çaka Beyi bir ziyafette öldürttü. İmparator, Birinci Haçlı seferinde, Kılıç Arslan’ın yenilerek, İznik’ten Anadolu içlerine çekilmesinden sonra (1097), kayın biraderi  Juannis Dukas’ı göndererek İzmir’i kuşattırdı. Kale anlaşma yoluyla teslim oldu. Bundan sonra İzmir elden ele geçti. İstanbul’un Haçlılar tarafından alınması (1204), Ege denizi kıyılarında bir kargaşalık yarattığından, Venedikliler ve Cenevizliler İzmir yöresinde, istedikleri gibi hareket etmeye başladılar.

Batı Anadolu’da Türk hakimiyeti hızla genişliyordu. Konya Selçuklu Sultanlığının dağılması bile (1308) bu genişlemeyi durduramadı. Batı Anadolu, yer yer ve birbiri ardından, güçlü türle beylerinin yönetimi altına girmeye başladı. İzmir 1320’ye doğru Aydınoğullarından Mehmed Beyoğlu Umur Beyin eline geçti. Umur Bey, İzmir’de bir deniz üssü meydana getirerek Ege denizi adalarına ve bu kıyılarda dolaşan yabancı gemilere karşı akınlara başladı. Birkaç defa Mora ve Rumeli’ye geçti. Bu duruma son vermek isteyen papa VI.Clemens  harekete geçti, topladığı haçlı donanması 28 eylül 1344’te İzmir’e baskın yaparak iç limanın ağzını koruyan ve Ortaçağda San Pietro adını taşıyan hisarını (Gavur İzmir kalesi) ele geçirdi; Umur Beyin tersanesini yaktı; filosunu da tahrip etti.

Bununla birlikte kale (Müslüman İzmir) Aydınoğullarının elinde kaldı. Umur Beyin hisarı ve şehri geri almak istemesi, ölümü ile sonuçlandı (1384). Bundan sonra Rodos şövalyeleri şehrin bir kısmını, uzun süre ellerinde tuttular. Bu tarihte şehrin çevresi ile olan ilişkisi kesildiğinden ticaret hayatı söndü. Karesi beyliğini topraklarına katan Orhan Gazi’nin etki alanı İzmir’e kadar yayıldı.I.Murad şehri kuşattı; Cüneyd Beyin babası İbrahim’i buraya subaşı yaptı. I.Bayezid’i Ankara savaşında yenen Timur İzmir’i kuşattı (1403). Timur buradan ayrılırken Aydınoğullarına eski topraklarını geri verdi.

İzmir’in Osmanlı İmparatorluğuna Bağlanması

Subaşı İbrahim’in oğlu Cüneyd Bey “İzmiroğlu” lakabı ile bu sırada ortaya çıktı ve Edirne’de hüküm sürmekte olan Süleyman Çelebi‘den yardım görerek Aydınoğullarını İzmir yöresinden uzaklaştırdı (1403-1406). I.Mehmed (Çelebi) 1415’te İzmir’i aldığı sırada, kendisine Rodos şövalyeleri, Midilli prensi ve hristiyan reisleri de yardım ettiler, karşılığında da birtakım imtiyazlar aldılar. Çelebi Mehmed ölünce Bizans’ın serbest bıraktığı Cüneyd, Düzmece Mustafa hareketine katıldı. İzmir’e gelerek, bir süre buraya hakim oldu, az sonra II.Murad tarafından ortadan kaldırıldı (1424). Böylece İzrnir tüm olarak osmanlı hakimiyeti altına girdi. Osmanlı Devleti hakimiyeti sırasında İzmir yavaş yavaş kalkınmaya başladı.

13 Eylül 1412’de Osmanlı-Venedik savaşları sırasında Pietro Mocenigo kumandasındaki haçlı donanması tarafından saldırıya uğrayarak yağmalandıysa da, haçlılar şehirde kalamadılar. Aşağı kale, II.Mehmed tarafından, yeniden yaptırıldı. Daha sonra IV.Mehmed zamanında İzmir körfezinin en dar yerine (Sancak burnu), yeni kale kuruldu. 1688 Depreminde bir hayli zarar gören kale yeniden onarıldı. 1694’te Sakız’ı alan Venedikliler ve 1770 yılında Çeşme’de Osmanlı donanmasını yakan Ruslar, İzmir körfezine giremediler. Birinci Dünya savaşında bir İngiliz kuvveti Uzunada’da yerleşerek İzmir’e tehlikeli günler yaşattı. Fakat kaleye konan yeni bataryalar ve mayın maniaları ile kale korundu.

İzmir’in Ticaret Tarihi

Osmanlı İmparatorluğuna katıldıktan sonra, yavaş yavaş kalkınan İzmir; Anadolu, İran ve kısmen de Orta Asya’nın, Avrupa’da ve Akdeniz memleketlerinde aranan çeşitli ürünlerine antrepo olmaktan geri kalmadı. İzmir’den ipek, tiftik, yapağı, afyon, kitre zamkı, balmumu, mazı, balı, zeytinyağı, sünger, pamuk, kuru üzüm, incir, şarap, kökboya, deri v.b. ihraç edilirdi. Gemiler ile buraya yünlü kumaşlar, ipekliler, kahve, çivit, baharat, şeker, kağıt, cam, çeşitli madenler v.b. getirildi. Önceleri İtalya cumhuriyetleri imtiyazlı durumdaydı; sonraları Hollandalılar, İngilizler ve rumlar ticareti ele geçirdiler.

Öte yandan İzmir zaman zaman kara tarafından da çetelerin saldırılarına uğradı (1606’da Kalenderoğlu ve Kara Said çeteleri, 1625’te Balıkesirli Cennetoğlu, 1736’da Honaslı Sarı Beyoğlu’nun saldırıları). Bu saldırılardan korunmak için, şehrin etrafı surla çevrildi. Bundan başka, Cezayir’in Fransızlar tarafından istilasına (1830) kadar, Ege denizi kıyılarında gemilerine mürettebat bulmak üzere, Babıali tarafından kendilerine yetki verilen Garp ocaklarının İzmir tarihinin önemli olayları arasında ve Karaosmanoğlullarının da İzmir çevresine kadar geniş bir alanda hemen hemen bağımsızlık derecesine varan otoritesine rastlanır. Fakat bu duruma II.Mahmud tarafından son verildi. Mısır valisi Mehmed Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşanın Anadolu’da ilerlerken, gönderdiği bir kuvvetin, 1833 başlarında İzmir’e girerek birkaç hafta sonra çekilmesi de İzmir tarihi için önemlidir.

Birinci Dünya Savaşı Sırasında İzmir (Yunan İşgali)

Birinci Dünya savaşı sırasında, itilaf devletleri, İtalya’nın isteği üzerine, 1917 nisanında St.Jean de Mauriene‘de toplanarak Batı Anadolu’da, İzmir’in de dahil bulunduğu yeni bir bölge kurulmasına ve bunun İtalyan Yönetim bölgesine katılmasını kabul etti. Fakat savaşa girerse, kendisine Anadolu’dan arazi verileceği vaadini alan Yunanistan başvekili Veizelos’un ikna ettiği müttefikler, Yunanlıların İzmir ve bölgesini askeri işgal altına almasına karar verdiler (şubat 1919). İzmir limanına gelen bir müttefik donanması, Mondros mütarekesinin galip devletlerin güven ve çıkarlarını sarsacak her yeri işgal etmelerini sağlayan 7. maddesine dayanarak 15 mayıs 1919 sabahı şehre yunan askerlerini çıkardı.

Yunanlılar, İzmir’i ele geçirdikten sonra, Edremit – Akhisar – Ödemiş – Aydın – Torbalı’dan geçen bir hattın ötelerine kadar uzanan bir bölgeye de yayıldılar (mayıs-haziran 1919). İstanbul’daki Türk hükumetine 10 ağustos 1920’de imzalattırılan Sevr antlaşmasına göre, bu bölge, bir hristiyan vali tarafından yönetilmek üzere, 25 yıl süre ile Yunanistan’ın askeri işgali altında bulunacak, yalnız İzmir kalesine Türk bayrağı çekilecekti. Bu sürenln bitiminde, Cemiyeti Akvam’ın gözetimi altında halkın oyuna başvurulacak, yönetimin devamı yahut Yunanistan’a katılması şekillerinden biri uygulanacaktı.

Türk ordusunun 26 ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’u, yunanlıların tam bir bozguna uğramasıyla sonuçlandı. İzmir şehri 3 yıldan fazla süren bir işgalden sonra, 9 eylül 1922 sabahı Yunanlılardan geri alındı.

Yönetim Bakımından İzmir Tarihi

Yönetim bakımından İzmir, Osmanlı devletine katıldıktan sonra, ilk olarak Ayasuluk’a (Selçuk), sonra da Anadolu eyaletlerinin Saruhan (Manisa) sancağına bağlandı. Daha sonra merkezi Gelibolu olan Kaptanpaşa eyaleti meydana getirilerek İzmir yöreleri, Sıgala sancağı adı ile bu eyalete katıldı. İzmir, adı geçen eyalette Tersanei Amire kethüdasının hassı oldu. XIX. yy.ın başlarında (1811), Aydın eyaleti kurulunca, İzmir, Sıgala sanca adını korumakla beraber bu yeni eyalete bağlandı. 1850’de eyalet merkezi İzmir’e taşınmakla beraber Aydın eyaleti (1867’den sonra vilayet) adı korundu. İzmir valileri arasında Midhat Paşa (1891), Halil Rıfat Paşa (1881) ve Kamil Paşa (1891) gibi önemli kişiler vardır. XIX. yy. sonlarında vilayeti meydana getiren İzmir, Saruhan, Aydın ve Menteşe (Muğla) sancaklarının yüzölçümü 53.000 km idi. Cumhuriyet döneminde İzmir, diğerleri gibi il oldu.

Tarih boyunca İzmir Felaketleri ve İzmir Nüfusu

Kuruluşundan beri süregelen depremler zaman zaman İzmir’e zarar verdi. 10 Temmuz 1688’deki şiddetli bir deprem sırasında, Sancak kalesi denize gömüldü; şehirde birçok bina yıkıldı. Tahminlere göre, en az 5.000 kişi öldü. Daha şiddetli bir deprem 1739 nisanında oldu. Gediz ırmağının İzmir körfezinde yaydığı alüvyonlar ile meydana gelen geniş bir alanın bu sarsıntı sırasında sular altında kaldığı tahmin edilir. 3-5 Temmuz 1778’de olan bir deprem ve bu sırada çıkan yangın İzmir’e büyük kayıplar verdirdi. Daha yıkıcı depremler 1883’te ve 1928’de oldu. Çeşitli yıllarda meydana gelen yangınlar da şehri hayli tahrip etti. 1834’te frenk mahallesi yandı, Türk mahallelerinin büyük bir kısmı yok oldu. İzmir’deki büyük yangınların sonuncusu 1922 eylülünde İzmir’e türk kuvvetlerinin girişi sırasında çıktı. Frenk mahallesinin büyük bir kısmı ile rum ve ermeni mahalleleri günlerce yandı.

XVII. yy. ve XVIII. yy.ın başında şehrin nüfusu 24.000 (A. de la Motraye) – 27.000 (Tournefort) olarak tahmin edildi. XIX. yy. kaynakları ise İzmir nüfusunu 100.000’den fazla gösterirler. Yüzyılın sonunda bu nüfus 150.000 (Kamüs-ül-alam’da yarısı türk) – 200.000 (Cuinet, 89.000 müslüman, 52.000 rum, 16.000 yahudi,
5.000 ermeni ve 36.000 yabancı) olarak verilir. XX. yy. başında bu sayının 250.000’i geçtiği tahmin edilir, hatta 300.000’i aştığı da ileri sürülür. İzmir kurtarıldıktan (1922) sonra şehrin nüfusunda önemli değişiklikler oldu. Mübadele yoluyla yerli rumların Yunanistan’a gönderilmesine karşılık, oradan türkler getirtilerek yerleştirildi.

1927’de yapılan ilk nüfus sayımında şehrin nüfusu 154.924 olarak tespit edildi. Bu nüfus önce yavaş bir artış ile 1950″de 227.578’e, 1960’ta 360.829’a ve 1965’te 411.626’ya vardı. Bu nüfusun 82.514’ü Karşıyaka’da yaşıyordu. Bunun dışında, ayrı ilçeler içinde yer almakla birlikte İzmir’in bir parçası sayılan Bornova (30.445), Buca (38.979) ile İzmir’i kuşatan başka şehirleşme merkeziyle şehrin nüfusu 590.000″i aşıyordu. 1970 Sayımının ilk alınan sonuçlarına göre dar anlamlı şehrin nüfusu 400.481, Karşıyaka’nınki 120.205, Bornova’nınki 33.000 ve geniş anlamlı İzmir’in nüfusu ise 700.000’i aşmış bulunmaktaydı. 1963’te İzmir nüfusunun yüzde 33’ü, bütün meskenlerin yüzde 25’ine yaklaşan gecekondu tipi konutlarda yaşamaktaydı.

İzmir Tarihi Eserler Tarihi Yerler

Eski İzmir’in savunma yerleri :

1. Akropolis veya Büyükkale, 386 m yüksekliğindeki tepenin düzlüğünde, kuzey-güney doğrultusunda dörtgen bir yapı vardır. Bu yapı ortadan, doğu ve batı taraflarını ikiye ayıran bir duvarla bölünür. Batı kısım bölmeli ve odacıklara ayrılır. Doğu taraf ise açık ve bölmesizdir. Güney taraflarında kayalar üzerinde oyuntulu temel izlerine rastlanır. Kapı doğu-güney yönündedir. Burası daha çok. savaş sırasında kullanılan bir kaleydi. Batı ve kuzeybatıdan gelecek düşmana karşı koymak için yapılmıştır. Burada bulunan seramikler Bayraklı şehri tepesinde bulunan seramiklere çok benzediğinden onunla yaşıt sayılabilir. Arkeolog Miltner büyük kale harabesini M.ö. VII. yy. başlarına, VIII. yy. sonlarına kadar götürür. 
2. Küçük kale veya ön kale Tantalos mezarının güneydoğusundaki küçük mezarların kuzeydoğusuna düşer. Burası doğudan gelecek tehlikelere karşı yapıldı ve daha çok ön kale olarak kullanıldı.

Agora

Agora. 1932-1941 Yılları arasında, Kadifekale’nin yamacında, bugün Basmane denilen bölgede yapılan kazı ve araştırmalar sonunda İzmir’in devlet agorası ortaya çıktı. Dikdörtgen bir biçim gösteren agoranın orta bölümü açık bir avludan, çevresi ise kemer ve sütunlar üzerine yapılmış üç katlı bir yapıdan kuruludur. Agoranın kurulduğu alan eğik olduğundan, önce kemerlerle elverişli bir zemin hazırlanmış, sonra üzerine iki kat daha yapılmıştır. Agora batı, kuzey ve doğu olmak üzere üç kesimde incelenir. Batı yapısı, Kemerlerle elde edilen ve yeraltı katının tamamını kaplayan, mermer plakalarla örtülüdür, üç sıra tek parça granit sütunla üç geniş koridora ayrılmıştır. Sütunlara birer kiriş atılarak üzerine küçük bir kat daha çıkarılmıştır. üçüncü katta bulunan sütunların üzerine gelen kemerler asıl çatıyı meydana getirmekteydi. Zeminin arka tarafında. geometrik desenlerle süslü mozaikli döşeme, agora ile bitişiğinde bulunan, tapınak arasında bir geçit yeri olacak kullanılır.

Kuzey yapısı

(bazilika), Agoranın, doğu-batı yönünde l 50 m uzunluğundaki bu bölüme üç basamaklı bir merdivenle çıkılır. Yeraltı katına, yan tarafta bulunan bir merdivenden inilir. Bu bölümde duvarları çiçek, yaprak, kurbanlık bir domuz ve kaz motifleriyle süslü Geç Roma devrinden kalma küçük bir sunak bulundu. Arkada doğuya doğru uzayan sütunlu ve iki bölmeli bir dehliz görülür. Bu bölmeler kubbe-kemerleri taşımaktadır. Burada bulunan bir girişten doğu yönünde uzanan ve üzeri tonozla örtülü olan bir yazıta varılır. Bu geçitin kuzeyinde yan yana 28 hücre bulunmaktadır.

Bu yeraltı katının kuzeybatı köşesinde pek çok değerli tanrı heykelleri, yazıtlar ve mimari parçalar bulundu. ikinci kata, agora avlusundan üç basamaklı bir merdivenle çıkılır. Bu kat de üç sıra sütunlu üç bölüme ayrılmıştır. Elde edilen mimari kalıntılara bakılarak, bu bölümün, orta bölmesi yükselmiş bir bazilika olduğu anlaşılmaktadır. Bazilikanın batısında, mahkeme salonu olarak kullanılan bir bölüm vardır.Doğu yapısı; Agoranın bu bölümü de batı yapısı gibi üç sıra sütunlu zemin katından ve bunun üzerine yapılan kattan meydana gelmiştir.

Agorada bulunan heykeller; Deniz tanrısı Poseidon (Neptün) heykeli: bazilikada, yeraltı bölümünün batısında 12 parça olarak bulundu. Demeler (Ceres) heykeli: bereketi temsil eden Demeler heykeli de Poseidon’un yanından çıkarıldı. Artemis heykeli: bazilikanın yeraltı bölümünde bulundu, tanrıça uzun av çizmeleriyle kısa bir kiton taşımaktadır. Heykellerin hepsi agoradan daha eskidir. (Yaklş. ol. M.S. II. yy. ortaları).Agorada kullanılan sütun başlıkları M.S. 160-200 arasındaki devir örnekleri vermektedir. İzmir’in M.S. 178 yılında büyük bir deprem sonucu yıkıldığı göz önüne alınarak agoranın M.S. 178 yılından hemen sonra yapıldığı ileri sürülebilir.

Diğer yapılar

Diyojen hamamları: Bugün Halkapınar su deposunun içinde bu hamamın yalnız temelleri kalmıştır. Stadyum: Şehrin güney kale duvarına yakın bir yerde şimdiki Halitbey okulunun yanında tepenin güney yamacı üzerindedir. Seyirci yerlerindeki taş oturma basamakları daha sonraki devirlerde de kullanıldığı için, bugün yalnız yeri kalmıştır. önceleri bunun kuzey, doğu ve güney bölümlerinde amfiteatr biçiminde kavisli oturma basamakları bulunmaktaydı.

Tiyatro : Kadifekale’nin güneydoğusunda bugünkü Kireçlikaya’da tabii bir yamaç üzerindedir. Ancak yeri ile doğu-batı yönünde uzanan sahne duvarlarından başka bir kalıntısı yoktur. 16.000 Kişi alan tiyatronun, 1638 yılına kadar duvarlarının büyük bir kısmının durduğu, bu tarihten sonra da taşlarının şehirdeki yapılarda kullanıldığı kaynaklarda yazılıdır.

Akpınar su tesisleri: bugünkü duruma göre Ephesos’a giderken Cumaovası hava alanını geçer geçmez doğu yamacındaki yol kıyısından akan sudur. İzmir’den uzaklığı 17 km kadardır. Akpınar’dan İzmir’e doğru ilerleyen suyolu biraz ileride, dereyi aşan bir su kemeri üzerinden geçer, bunun uzunluğu 160 metredir. Kesme taşlardan yapılmıştır, üzerindeki kanal belli değildir, bozulmuştur. Suyolu hava alanının kuzeyine doğru ilerleyerek Gaziemir ovasına dalar. Buradaki küçük bir dereyi 15 m uzunluğundaki küçük bir kemerle aşar. Bu suyolu üzerindeki kanal 0,40 m genişliğindedir. Burada yükseklik 126 m’ye düşer. Suyolu 120 m seviyedeki Gaziemir ovasından geçen yolu aşar ve karşı dağın eteklerinden ilerler. Hemen ileride üçüncğ bir su kemeri üzerinden geçer. Bunun uzunluğu 135 m’dir, burada daha 80 cm kalınlığında bir kanal vardır. Sonra Uzunköy yoluna doğru ilerler ve Paşaköy çayırını bir su kemeriyle aşar. Bu suyolu 96 m uzunluğundadır ve ötekilere oranla sağlam yapılmıştır. Beşinci su kemeri İzmir’e varmadan Bozkaya tepelerinin arasında 80 m uzunluğundadır.

İzmir , Bizans Devri Tarihi Eserler Tarihi Yerler

İzmir’de Bizans devrinden günümüze kadar gelen eser yoktur. Burada, Bizanslılar zamanında oldukça gelişmiş bir yerleşme vardı. Bunun izleri, kazılar veya çeşitli tesadüfler sonucu ele geçen mimari süsleme kalıntılarında, küçük buluntularda görülür. Bu çeşit eserlerin çoğu bugün müzeye bağlı İzmir agorasında saklanmaktadır.Bu eserler gerek işçilik, gerekse desen bakımından sütun başlığı, friz, kapı ve pencere ögesi aktirav ve ikonostasis parçalarından ibarettir. İzmir yakınlarında  Kemalpaşa’da (Eski Nif, Bizans devrinde Nymphaion) ise İznik prensliği zamanından kalma (XIII. yy.) bir saray kalıntısı bulundu. Duvarlarının bütün yüksekliğince ayakta duran dikdörtgen planlı, çok katlı bir yapıdır. Şimdi yıkıktır. Ayrıca Meseles vadisinde Bizanslılar’dan kalma su kemerleri vardır.

İzmir , Türk Devri Tarihi Eserler Tarihi Yerler

Camiler 1500-1700

İzmir’in türk devri eserlerinin çoğu camilerdir. Bunların içinde oldukça ilgi çekicileri vardır, fakat hiç biri sanat tarihi yönünden birinci derecede önemli değildir. İzmir’in yangınları sırasında bunların çoğu hasar görmüş, onarımlar sırasında değiştirilmiştir.

Hisar camii, Hisarönü yöresindedir. Kitabesine göre 1597-1598’de Aydınoğullarından Yakub Bey tarafından yaptırıldı. Küçük bir avlusu ve her gözü bir kubbe ile örtülü yedi bölümlü son cemaat yeri vardır. Bu bölüm 1813’teki onarımda eklenmiştir. Ana mekanın ilk giriş bölümü iki yan ve bir orta kısımdan meydana gelir. İlk giriş kısmı pandantifli beş kubbeyle, yan bölümler ise tromplu birer oval kubbe ile örtülüdür. Orta bölümde de tromplu bir oval kubbe vardır. Onarım sonucu, zemin planında sekiz dayanaklı gibi görünen orta kubbenin, ilk yapıldığında altı istinatlı olduğu, geçiş organlarından anlaşılır. Minarenin büyük kısmı son cemaat yerinin içinde kalmıştır, kesme taştandır. Şadırran camii, çarşı içindedir. Kitabesine göre 1637-1638 tarihinde Bıyıklıoğlu Mahmud tarafından yaptırıldı. 1815 Tarihli bir de onarım kitabesi vardır.

Başdurak camii Başdurak caddesindedir. Öteki adı Hacılıüseyin camiidir. 1652-1653’te yapılmış, 1892-1893’te önemli onarımlar görmüştür. Cami fevkanidir. Son cemaat yeri alternatü olarak. manastır tonozu ve kubbe ile örtülüdür. Ana mekan tromplu tek kubbelidir. Mihrap sade, mimber mermerdir. Kestanepazarı camii, kitabesine göre 1669-1670’te Emirzade Hacı Ahmed Ağa tarafından yaptırıldı. Kemeraltı çarşısında Kemeraltı camiini Yusuf Çamazade Ahmed Ağa yaptırmıştır (1673-1674).Aliağa camii, Aliağa mahallesindedir. 1673 Tarihli kitabesi vardır. Tromplu tek kubbeli kare ana mekanı, L biçiminde bir son cemaat yeri iki yanından çevirir. Dik arazide olan caminin minaresinin kapısına yedi basamakla çıkılır. .Mihrap sade, derin bir mermer niş biçiminde, mimber taştan oymadır.

Hacımahmut camii, Hacı Mahmud Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kitabesi yoktur. Cami pandantifli tek kubbeli kare bir mekan ile, düz çatılı son cemaat yerinden ibarettir. Mihrap sade derin niştir, mimber ise ahşaptır.Hatuniye camii, 1738-1739’da Tayyibe Hatun tarafından yaptırıldı. Başlangıçta tek kubbeli kare bir cami iken yanına sonradan düzensiz eklemeler yapıldı. Beş kubbeli son cemaat yeri vardır. Ana mekfuıda kubbe pandantiflidir. Düzensiz planlı ek bölüm ise kısmen bir kubbe ile kısmen çeşitli boylarda çapraz tonozlarla örtülüdür. Burada L biçimli kadınlar mahfili vardır. Minare kaidesi caminin içinde kalmıştır. Mihrap derin niş şeklinde mimber ahşap oymadır.

Camiler 1700-1900

Çorakkapı camii, Basmane’de, Gaziler mahallesindedir. 1746-1747’de yapılmış, XVX. yy. sonlarında yanmış, sonra aslına uygun olarak onarılmıştır. Plan  bakımından İzmir’in en ilgi çekici camilerindendir; sekiz dayanaklı sisteme göre yapılmış, tromplu büyük kubbesi, ana mekanın ortasını kaplar. Kubbe sekizgen bir kasnağa oturur. Yapı iki yana doğru üçer kubbe ile örtülü birer bölümle genişletilmiştir. Beş gözlü, kubbeli son cemaat yeri vardır. Mihrap derin niş biçiminde, mimber mermerdir.
Yalı camii, Konak meydanındadır. 1755-1756 Yılında İngiliz Ayşe Hanım tarafından yaptırıldı. Birinci Dünya savaşında onarıldı. 1964’te geçirdiği onarıma kadar dışı Kütahya çinileri ile kaplıydı; onarımında yalnız kapı ve pencere kenarları çinili bırakılmıştır. Cami sekizgen planlıdır ve sekizgen
kasnaklı kubbeyle örtülüdür.

Piyaleoğlıı camii‘nin 1883 tarihli kitabesi vardır. Tromplu, tek kubbeli namaz mekanı ile ahşap örtülü son cemaat yerinden ibarettir. Mimberi ahşaptır.

Hacıbey camii, Topallı mektebi caddesindedir.1890’da Hacı Mehmed Bey tarafından yaptırıldı.  Tromplu tek kubbeli, son cemaat yeri ahşaptır. Minaresi sekizgen kaide üzerine oturur

İzmir Gezilecek Yerler

1-Kemeraltı Çarşısı

2-Alsancak

3-Kordon Boyu

4-İzmir Doğal Yaşam Parkı

5-Tarihi Asansör

6-Key Museum

7-Saat Kulesi

Ayrıca şehir ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız İzmir Belediyesi sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

Kemeraltı Çarşısı
Kemeraltı Çarşısı

Son güncelleme :

    Yorum Yap