1. Ana Sayfa
  2. Şehir Rehberi
  3. Erzurum | 25 | Şehir Rehberi

Erzurum | 25 | Şehir Rehberi

         Erzurum şehir rehberi, Türkiye’nin nüfusa göre 30. şehri Doğu Anadolu’nun Erzurum-Kars bölümünde il merkezi şehir; Şehrin 2019 tüik verilerine göre nüfusu 767.848‘dir. Erzurum ilinin Plaka kodu 25, şehirler arası telefon kodu ise 0442 dir. Erzurum şehrinin posta kodu 25000, rakımı 1900 metredir.Ayrıca Erzurum şehrinin kurtuluş günü yıl dönümü olan  12 Mart da kutlanır(12 Mart 1918).Şehir içinden Karasu’nun (Fırat) geçtiği yüksek Erzurum ovasının doğu kenarı yakınında, Eğerlidağ (2.974 m) eteğinde, 1.830-1.980 m.(istasyon 1.837 m.) yükseltide eğimli bir düzeyde kurulmuştur. Demiryolu ile Erzincan üzerinden ülkenin batı ucuna ve güney kıyısına, Sarıkamış üzerinden Kars’a bağladığı gibi, kara yoluyla Erzincan’a (192 km) , Trabzon’a (325 km) ve Rize’ye (257 km) , Kars (204 km) üzerinden S.S.C.B. sınırına (305 km)’dir. Tahir geçidi ve Ağrı (189 km) üzerinden İran sınırına (320 km), Hınıs üzerinden Muş’a (451 km) bağlanır. Canlı bir ticaret merkezi olan Erzurum şehrinde kuyumculuk (özellikle Oltu taşı),bakırcılık, büyük sanayi kuruluşları, hava alanı,Atatürk üniversitesi ve müze bulunmaktadır.Yazımızda Erzurum şehir rehberini,ilçe ve mahallelerini, coğrafi özelliklerini, iklim özellikleri ve yeryüzü şekillerini, detaylı şehir tarihini, jeolojik yapısını, kısaca gezilecek yerlerini ve şehir ile ilgili resimleri, Erzurum hakkında ki bilgileri sitemizde bulabilirsiniz.  

İçindekiler

Erzurum Şehri Hakkında Bilgi – Şehir Rehberi

Erzurum Şehri İlçeleri ve Mahalleleri

Erzurum ilinde toplam 20 ilçe ve 1187 mahalle bulunmaktadır. İlçeleri :

1-Aşkale

2-Aziziye

3-Çat

4-Hınıs

5-Horasan

6-İspir

7-Karaçoban

8-Karayazı

9-Köprüköy

10-Narman 11-Oltu 12-Olur 13-Palandöken 14-Pasinler 15-Pazaryolu 16-Şenkaya 17-Tekman 18-Tortum 19-Uzundere 20-Yakutiye

Erzurum İlçeleri
Erzurum İlçeleri

Erzurum Şehir Rehberi – Coğrafi Özellikler(İklim,Bitki Örtüsü,Dağları,Ulaşım,Akarsu,Geçim Kaynağı)

        Erzurum ili Büyük kısmı Doğu Anadolu’nun Erzurum-Kars bölümünde yer alan kısmen Yukarı Fırat bölümüne, özellikle Doğu Karadeniz bölümünün iç kesimine taşan il, kuzeyde Artvin ve Rize,batıda Gümüşhane ve Erzincan, güneyde Bingöl, doğuda Ağrı ve Kars illeriyle kuşatılır.

Erzurum Şehri Fiziki Coğrafya, Dağlar

       Erzurum ili toprakları yüzey şekilleri bakımından genel olarak dağlık ve yüksek bir alan meydana getirir. Çoğunlukla 2.000 metreyi geçen yaylalar görülür. Bunların üzerinde yükseltisi 3.000 m’yi aşan ve belli doğrultular boyunca uzanan dağlara rastlanır. Yayla düzlükleri arasına çukur ovalar (Erzurum, Pasinler) girer. Yaylalar genel olarak vadilerle orta derecede yarılmıştır ve kenarlara doğru yerey içine gömülmüş boğaz biçiminde dar vadiler görülür. Erzurum ilinde yükseltisi 1.000 m altına düşen yerler çok sınırlıdır: İspir’in kuzeydoğusunda Çoruh vadisi ve oltu çayının aşağı çığırı. Buna karşılık başlıca şehirlerin yükseltisi 1.500 m’yi geçer ve yüksek dağla çok yerde 3.000 m’yi aşar.

      Kuzeyde Erzurum ili toprakları Kuzey Anadolu dağlarının kıyı sırasındaki en yüksek kesime dayanır. Burada doruklar çok yüksektir (Kaçkar 3.937 m, Verçenik 3.177 m). Bunun güneyinde Çoruh ırmağı ve bunun kolları (Oltu suyu-Tortum çayı) ile yarılmış bir alan gelir. Bu kesimden Kuzey Anadolu dağlarının iç sırasına geçer (Kop dağı 2.900 m ;Mescit dağı 3.238 m). Bu dağların gerisinde yaylalar genişler ,ve araya, 2.000 m’yi az aşan dar bir sırtla birbirinden ayrılmış Erzurum ve Pasinler ovaları girer (1.800-1950 m ve 1.650 m). Bu ovaların kuzeyinde Dumlu (3.200 m) ve Kargapazarı (3.288 m) dağları, güneyinde de Karasu,Aras dağları (batıda Cemal-Şakşak-Palandöken, doğuda Çakmak dağı) yer alır. Bunların güneyinde Bingöl (3.250 m) ve Hamurpet dağlarına kadar uzanan yaylalar göze çarpar. Kuzey kesimdeki dağlar şiddetli kıvrılmış bir temele sahiptir. Yaylanın büyük kısmı çoğu III. zaman sınırına ait lav örtüsü kaplıdır.

Erzurum Şehir Manzarası
Erzurum Şehir Manzarası

Erzurum Şehri İklim Sıcaklık 

      Erzurum ilinin iklimi, toprakları Doğu Anadolu’nun en sert iklimli bir köşesi sayılırsa da bölgenin en düşük sıcaklıkları il dışında kaydedilmiştir. İlin bazı kesimlerinde, mesela Erzurum ovası ile Çoruh vadisinin İspir aşağısındaki kısmının tabanında iklim sertliğini kaybeder. Erzurum şehrinde , yapılan meteoroloji gözlemlerine göre: kışlar soğuk 0°C sürekli, 4 ayın sıcaklık Ortalaması 0°C altında, en soğuk ay ortalaması -8°C, şimdiye kadar kaydedilen en düşük sıcaklık -30°C, sıcaklığın 0°C altında kaldığı günler sayısı 72,5; kısa bir ilkbahardan sonra geçilen yaz oldukça kısa ve serin (en sıcak ayın ortalama sıcaklığı 19°6C ise de gündüzleri termometre 34°0C’ye yükselebilir,kışa doğru havalar erken soğur, yıllık ortalama sıcaklık 5°9C.

      Yağışlar orta niceliktedir: 481 mm. Bunun mevsimlere dağılışı yüzde ile:kış 18,ilkbahar 37, yaz 22, sonbahar 23. Bu dağılış, yazın artık kurak bir mevsim olmadığını, kışların en az yağışlı mevsim olmakla beraber büsbütün kurak geçmediğini gösterir. İlin batısından kuzeydoğuya gidildikçe en yağışlı mevsim ilkbahardan yaza kayacaktır, yağışlı günler sayısı çoktur (ortalama 118 gün). Kış yağışlarının hemen bütünü kar olarak düşer: ortalama kar yağışlı günler sayısı 115,5’tir. En az yağışlı aylar sırasıyla ağustos,aralık ve ocak, en yağışlı aylar, haziran,mayıs ve temmuzdur. Kışların oldukça az yağışlı oluşu kutupsal karakterli soğuk ve ağır hava kütlesinin kış mevsiminde burada duraklamasıyla ilgilidir.

Erzurum Şehri Bitki Örtüsü, Akarsu ve Göller

        Erzurum ilinin tabii bitki örtüsü, otsu görünüş hakimdir, düzlüklerde yerine göre step (yazın kuruyan otluklar) veya tabii çayır (yaz ortalarında yeşil kalanlar) görülür. Orman genellikle 1.900-2.000 m üstünde başlar ve 2 500 m’ye kadar çıkar. Erzurum ili tabii bitki örtüsü ormanların baltalanması,otlukların kötü kullanılması yüzünden büyük ölçüde bozulmuştur. Başlıca ağaç toplulukları Oltu, Şenkaya ve Olur ilçelerinde Sarıçam ve meşelerdir. İspir’den Yusufeli’ye geçiş alanında ladin ağacı da ortaya çıkar. İlin batı ve güney kesimleri hemen bütünüyle ağaçsızdır; yalnız Aşkale-Tercan arasında bozuk meşe baltalıklarına rastlanır.

        İl topraklarının doğu yarısı ,suyunu Aras ırmağı (kaynağı il topraklarında) ile Hazar denizine gönderir. Pasinler ovası, Aras’a Pasin suyunu yollar. İlin güneybatı kesimi suyunu Karasu (Fırat) ile Basra körfezine yollar (Karasu kaynağı Dumlutepe’dedir). Nihayet ilin kuzey kesiminde sular Çoruh tarafından Karadeniz’e götürülür. Çoruh’un başlıca kolu olan Oltu suyu da Tortum çayını alır. Tortum gölü  geniş ve derin bir vadinin heyelanla tıkanması sonucunda oluşmuştur: bunun gidegeni,heyelan üzerinden 50 m’lik bir düşüş yapar. Bu düşüş hidroelektrik bakımından değerlendirilmiştir.

Erzurum Şehri Geçim Kaynağı

       Komşu iller gibi Erzurum’da da geçim kaynağı ve hayvancılığa dayanır.Bunun dışında tarım toprakları, en büyük kısmıyla tahıl ekimine ayrılır. En çok buğday,arpa,çavdar,mısır, mahlut ,yulaf, darı ekilir. Baklagiller ve kuru sebze ekimi tahıla göre çok geride kalır . En çok patates, soğan , fasulye, mercimek , ayrıca burçak ve daha az olarak fiğ ekilir. Sanayi bitkileri arasında şeker pancarı dışında bir miktar tohumluk keten ekilir. Erzurum ilinde daha çok kış sebzeleri (başta lahana) ekilir.Erzurum ilinde hayvancılıkta gelişmiştir.Koyunların çoğu mor karaman soyundandır. Yerli soydan olan sığırların ildeki dağılışı daha düzenlidir. Erzurum er kombinası kaliteli hayvan yetiştirilmesine faydalı olmaktadır. Bal üretimi gelişmiştir .Tavuk sayısı ortalama durumdadır. Erzurum ilinin akarsularında yer yer sazan ve alabalık bulunur. Erzurum ilinde linyit yatakları yaygındır.

Geçen yüzyıl ortalarına kadar çok canlı olan el sanatları sonradan yok olma derecesine gelmiştir. Şimdi bunların bir kısmı canlandırılmaktır: kuyumculuk, bakırcılık, dokumacılık gibi.

Erzurum Şehri Ulaşım

       Cumhuriyetten önce erişilmesi güç bir yöre olan Erzurum çevresi önce 1939’da buraya varan demiryoluyla memleketin başka bölgelerine bağlanmış. 1950’den sonra gelişen kara yolları yapımıyla bu durum daha da düzelmiştir. Erzurum ,bugün Kars ve Ağrı illerinin bütününü, bazı komşu illerin bir kısmını içine alan XII. kara yolları bölge merkezidir. Demiryolları olarak gelişmiştir.. Hava ulaşımına gelince, çok eskiden yani 1960 yılları civarında yalnız yaz ayları yapılan uçak seferleri 1966’dan beri bütün yıl yapılmaktadır. Erzurum ilinin sınırları dışına çıkan maddeler, tahıl,baklagiller, canlı hayvan ve hayvansal yağlar, yapağı ve keçikılı,
bal, av derisi v.b.’dir.

Erzurum Şehir Tarihi – Şehir Rehberi

Erzurum Şehir Tarihi – Erzurum Adı Nereden Gelir?

       Gerçekte bugünkü Erzurum, başlangıçtan beri kendi ovasının tek önemli yerleşme noktası olmamıştır. Örneğin Erzurum’un 18 km kadar kuzeybatısında, ovanın kuzey kenarına yakın bir yerde şimdi adı Karamanlar olarak değiştirilmiş olan Karaz höyüğünde yapılan kazılar, burada Hitit asıllı sayılan birtakım yapı kalıntılarının ortaya çıkarmıştır. Burada Yunan ve Roma devri izleri bulunmamış olmakla beraber, Ortaçağda önemli bir şehir olan ve selçuklular tarafından yıktırılmış Arzen(Erzen) şehrinin burada bulunmuş olması,hatta adının da Hitit devrine çıkan Azzi’den türemiş ve böylelikle şimdiki Erzurum’a da ad vermiş olması mümkündür. Bununla beraber ovanın başlıca kale-şehiri şimdiki Erzurum’un yerine kurulmuştu. Buraya Roma istilasından önce Ermeniler Karin veya Karana , Kalak derlerdi. IV. yy.da Roma devletine katılan ve 415 tarihinde Anatolius tarafından kalesi yapılarak imparator II.Theodosieus adıyla, Theodoslupolis denildiyse de Karin veya Karana adı yine kaldı ve hatta yöreye Karanitis denidi .Sonradan Araplar tarafından şehre verilen Kalikala veya kısaca Kali adının Karnoi Kalat’tan türemiş olduğu söylenir.

      Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen’in Selçuklular tarafından yıkılmasından sonra, ovadan kurtulan halkın Theodosiupolis’e (Kalikala-Karin) sığınmaları üzerine Erzen denildi. Ancak bu Erzen’in Güneydoğu Anadolu’da Siirt’in batısındaki Rum,yani Anadolu’da olduğunu belirtmek üzere Erzen el-Rum, Arz-ı Rum adı verildi.Bu ad daha sonra Erzurum (Erzrum) oldu .

 İlk ve Orta Çağ

      Bizanslılar 415-422 yılları arasında bu bölgede Erzen’in güney batısında, doğudan gelen İran saldırılarına karşı koyabilecek güçte bir şehir kurdurlar. Roma ordusu kumandanı Anatoluis, bu şehre II.Theodosius adına Theodosius anlamına gelen Theodosiupolis adını verdi. 502’de imparator Anastosios, şehri yeniden tahkim ettirdi. 530’da Bizansın doğu sınırı kumandanları Dorotheos ile Sittas bu şehir dolaylarında, bir İran ordusunu bozguna uğrattılar. 532’den sonra bağımsız bir kumandanın koruduğı şehir, 572’de Hüsrev Anuşirvan’ın şiddetli saldırısına karşı koydu. İki yıl sonra 574 yılında İran kumandanı Sernaşuregan yeniden saldırdıysa da şehri alamadı. İmparator Herakleios, 591 yılında şehir önünde bir İran ordusunu daha bozguna uğrattı. 

       Halife Osman zamanında (651) Habib bin Mesleme kumandasındaki İslam ordusu Anadolu’nun doğusuna girdi. Bizans İmparatoruna bağlı olan ermeni beylerini İslam devletine haraç vermeye zorladı. Bir de antlaşma yaptı. İmparator Konstantinos, Ermenileri yenide Bizans’a bağlamak için doğuya karşı bir sefer düzenledi. 653’te Theodosiupolis’ geldi . Fakat başarı sağlayamadı. Nitekim, Konstantinos geri döner dönmez ermeni beyleri İslamcıların tarafına geçtiler. Arap ordusu kumandanı Habib, Bizans generali Marianos’u yenerek şehri kuşattı. Şehrin muhafızları fazla direnmeden Karin’i Theodosiupolis’i teslim ettiler.

Erzurum Şehir Tarihi – 680-922 

        İmparator İastinianos zamanında müslümanların iç çekişmelerinden yararlanan Bizanslılar  Anadolu’nun doğusunu geri aldılar. Bu arada (686) general Leontios, Kalikala’yı aldı. Fakat 700’de halife Abdülmelik’in oğlu Abdullah  elden çıkan topraklardan bazılarını ve Kalikala’yı da geri aldı. Fakat Bizanslılar 751 veya 753 yılında pek önemli bir sınır kalesi olan Kalikala’yı tekrar ele geçirdiler. 755’te Halife Ebu Cafer Mansur’un kardeşi, Kemah şehrini kuşattıktan sonra Kalikala üzerine yürüdü. Kışın birden bastırması yüzünden Cezire’ye çekildi. Arap kaynaklarına göre halife Ebu Cafe ertesi yıl (756) Kalikala’yı Bizanslılardan satın aldı. El-Cezire ordusundan bir miktar askeri oraya yerleştirdikten sonra şehri tamir ve tahkim ettirdi. Ebu Cafer Mansur zamanında, Hasan bin Kahtaba’nın Ermeniye valiliği sırasında (770-772), Ardzuni, Bağrat ve Mamikon hanedanları başkanlığında toplanan Ermeniler büyük bir isyan çıkararak Theodosiupolis’i kuşattılar. Vali, halifeden yardım istedi. Amr bin İsmail Haris kumandasında gelen yardımcı kuvvetler, Erçiş’te Ermenileri yenerek uzun bir süreden beri dayanan şehri kurtardılar.

        Halife Muhammed Mehdi zamanında Ermeniye valisi olan Yezid bin Usayd,799’da Kalikala kapısından Bizans içlerine doğru akın yaptı. Üç kale ele geçirdiği gibi, pek çok da esir aldı. 837 ‘de İmparator Theophilos, Azerbaycan’daki Babek çekişmelerinden yararlanarak Kalikala’yı kuşattı, kale surlarını yıktı. Halife Mutasım surları yeniden onarttı. 840’ta Kalikala depreminden büyük zarar gördü. 906’da İmparator VI.Leon’un Doğu domestiki olan Katakalon ile ermeni beylerinden Lalakon, şehrin yakınlarına kadar geldiler, bazı yerleri yıktılar. 922 yılında İoannes Karkuas doğuda bulunan birçok İslam şehirlerini aldıktan sonra Karini’yi de kuşattı. Nasr Hasib’in oğlu Muhammed, Musul’dan yardım geldiyse de yenilip şehri kurtaramadı. X.yy. İslam coğrafyacıları, Theodosiupolis (Karin-Kalikala) hakkında bize az çok bilgi vererek doğuda ev eşyasının en önemlilerinden sayılan kali’nin (halı) burada yapıldığını, adını bu şehirden aldığını yazarlar. İbn Havkal: Kalikala’nın Cibal ve Dey civarının büyük bir uç merkezi olduğunu söyler. Diğer kaynaklar, bu şehrin müstahkem bir kalesi olduğu, her taraftan gelen gazilerin burayı nöbetle bekledikleri, şehirde çok sayıda bezirganların bulunduğunu yazar. 

Erzurum Şehir Tarihi – Kalikala ve Erzurum 

        Bizans sınırında önemli ve müstahkem bir sınır şehri olan Kalikala aynı zamanda kültür bakımından da ileri bir durumdaydı. Kadı Ebu Asba, İtaf bin Süfyan, Ebu Ali el Kali gibi ünlü bilginler, bu ilde yetiştiler. 922 yılında Müslümanların elinden çıkan Kalikala Bizans İmparatorluğu temlerinden birinin merkezi oldu. Doğudan gelecek İslam akınlarına karşı yeniden tahkim edildi. Bunun yanında bulunan Erzurum kalabalık bir ticaret şehri olarak kaldı. 

          X.yy da bu şehirde Bağdat soyundan bazı ermeni asilzadelerinin hüküm sürdükleri görülür. XI.yy Bizans tarihçisi Kedrenos, şehrin çok nüfuslu ve zengin olduğunu,burada Ermeni, Suriyeli tüccarların ikamet ettiğini yazar. Urfalı Matthaios da şehrin ihtişam ve servetini uzun uzadıya anlatır. İslam tarihçileri Kalikala ile Erzurum’u aynı şehir sanmışlardır. Bu iki şehrin aynı ovada birbirine çok yakın olarak kurulması onları yanıltmıştır. 

 Erzurum’un Türklere geçişi

        1048 veya 1049’da Türkler Erzeni-Rum şehrini zapt ve tahrip ettiler. Sultan Tuğrul Bey tarafından Bizans İmparatorluğu ülkesine saldırmakla görevlendirilen İbrahim Yınal ile Kutulmuş büyük bir kuvvet ile şehrin önüne geldiler. Sayıca çok oluşuna güvenen halk Theodosiupolis surlarına sığınmayıp  Türk ordusu ile savaşa hazırlandı. Şehir dışında bir gün süren çatışmalardan sonra bozulup surlara çekildiler, surlardan karşı koymak istedilerse de ancak altı gün dayanabildiler. Savaşın uzadığını gören İbrahim Yınal şehrin içine yağlı paçavralar attırdı.

       Rüzgarın etkisi ile genişleyen yangında şehir baştan başa yandı. Fetihten sonra altın,gümüş gibi değerli eşya ve silahlar İbrahim Yınal ile Kutulmuş’un eline geçti.Tamamen yıkılan Erzen’e, Kara-Erz ve Karaz adı verildi. Erzurum adını alan Theodosiupolis surlarının dayanıklı, burçlarının yüksek olması yüzünden, XI. yy.ın ortasında hatta ikinci yarısında birçok Anadolu şehirlerinin Türkler eline geçmesine karşılık, Bizans hakimiyeti altında kaldı. 1504’te Anadolu seferine çıkan Tuğrul Bey, Pasin’i geçtikten sonra Erzurum ovasına hakim bir tepeye çıktı. Erzurum vadisinin istikahkamlarını gözden geçirdi, saldırıdan vazgeçip Malazgirt’i kuşatmaya gitti.

Selçuklu Devleti 1080-1250

       Sultan Alparslan ve Sultan Melikşah zamanlarında herhangi bir türk kumandanı Erzurum’u kuşatmaya kalkmadı. Ancak 1080’den sonra Türkler, Erzurum ve yöresine yerleştiler. Kars, Erzurum ve Oltu arasındaki şehirleri birer birer ele geçirmeye başladılar. Merkezi Erzurum olan ve Emir Saltuk’un dedesi ve Saltukoğullarının kurucusu sayılan, Ebu Kasım 1080 yılından sonra bu yörede bir beylik kurmaya çalıştı. Bu beyliğin altıncı emiri Nasreddin Muhammed zamanında Gürcistan kraliçesi Thamara’nın kocası kral David’in kumandası altında bir ordu Erzurum önlerine kadar geldi. Burada iki savaş yapıldı ve Gürcüler şehri alamadan geri döndüler. Anadolu Selçuklu hükümdarı II.Rükneddin Süleyman Şah,1201’de Saltuk hanedanı beyliğine son vererek Erzurum yöresini kardeşi Muizzüddin Tuğrul Şah’a verdi. Tuğrul Şah 1225 yılına kadar bu yörede hüküm sürdü. Ölünce yerine oğlu Rükneddin Cihan Şah geçti. Beş yıl sonra Celaleddin Harizmşah ile birlik olarak Yassı Çemen savaşında amcansının oğlu Sultan Alaeddin Keykubad’a karşı savaştı. Savaşta yenilince Sultan Alaeddin, Erzurum’u bütün yöresi ile Anadolu Selçuklu sultanlığının topraklarına kattı. Buraya en seçkin adamlarından biri olan Mubarezeddin Cavlı Caşnigir’i subaşı olarak gönderdi ve şehri yeniden imar ettirdi. 

       Türk fethinden, moğol saldırılarına kadar geçen (1080-1242) 162 yıl içinde şehir her türlü saldırıya karşı korundu. Tiflisten, Tebriz’den, Trabzon’a Orta ve Güney Anadolu’ya giden ticaret yolları üzerinde kurulması yüzünden bir alışveriş merkezi olan Erzurum XII. ve XIII. yy.larda çok zenginleşti. Tarihçi Yakuti’ye göre Erzurum, o çağlarda adaşı Erzeni Diyarbır’dan daha büyüktü. Bağımsız bir hükümdar yönetimi altında, geniş bucakları ile bolluk ve zenginlik içindeydi. Hükümdarı adildi. Şehir de Hristiyanlar da yaşardı. 

Erzurum Şehir Tarihi –Selçuklu Devleti 1250- 1340

        1255 yılında Mengü Kağan  yanından dönerken Erzincan yolu ile İç Anadolu’ya geçen rahip Guillaume de Rubrouck eserinde, Erzurum’un Türkiye sultanına bağlı güzel bir şehir olduğunu yazar. Saltukoğulları zamanından kalan eserler arasında Ulucami ile iç kalede bulunan ve bugün saat kulesi olarak kullanılan bir burç, yine iç kalede bir mescit, Saltuklu hükümdarına ait kümbetli Ulucami gerçekten çok önemlidir. Saat kulesinin küfi kitabesi eksik ve tarihsizdir. Bu kitabe “Tuğrul Bey bin Gazi bin Ebu’l Kasım” adına yazılmıştır. Şehirde Müizzüddin Tuğrul Şah ile oğlu Cihan Şah’ın adını taşıyan kitabeli hiç bir bina yoktur. 

       1242 yılında Erzurum, Moğol ordusu kumandanı Baycu Noyan tarafından kuşatıldı. Şehri subaşı Sinaneddin Yakut başta olmak üzere muhafız askerler ile halık savundu Erzurum, muhafızlardan Şerafettin Duvini’nin hiyaneti sonucu düştü. Bütün askerler ve subaşı, moğollar tarafından öldürüldü. Şehir yağma edilip yakıldıktan sonra halkın çoğu halkın çoğu da kılıçtan geçirildi. Anadolu Selçuklu sultanlığı, Moğol egemenliği altına alan antlaşmanın imzalanmasından sonra Erzurum şehri yeniden iskan edildi. Anadolu sultanlığının yıkılışına kadar Erzurum, sultanlığın bir vilayeti olarak kaldı. 1297-1298 yıllarında, Anadolu devletinin saltanat naibi olan, Mücireddin Emirşah ile maiyeti bu şehirden ağır vergiler topladı. Selçuklu soyunun saltanattan düşmesi sonucu, Erzurum İlhanlı valileri tarafından yönetilen Rum ülkesine bağlı vilayetlerden birinin merkezi olarak kaldı. XIV. yy.ın başlarında Erzurum’un yıllık vergisi 22 bin dinardı. 

        Erzurum Yakutiye medresesi 1303 tarihinde yapıldı. Kitabesinde Olcaytu ile Emir Hoca Yakuti’nin adı bulunan bu medrese, o çağın en güzel eserlerinden biridir. 1337’de şehri ziyaret eden İbni Batuta, Erzurum’un geniş olduğunu fakat iki türkmen boyunun çatışması yüzünden, büyük bir kesiminin harap bir durumda bulunduğunu yazar. Bu iki türkmen boyu Akkoyunlular ile Karakoyunlulardır

Erzurum Çifte Minareli Medrese
Erzurum Çifte Minareli Medrese

Erzurum Şehir Tarihi – 1340- 1402

        İlhanlı İmparatorluğunun yıkılmasından doğan büyük karışıklık sırasında, Erzurum ve yöresi Sutay Noyan’ın oğlu Emir Torgay’ın eline geçti, sonra oğlu Hasan,Erzurum doğusunda Pasin bölgesinde, kendi adı ile anılan kaleyi “Hasankale” yaptırdı. Bir süre sonra Emir Çoban’ın torunu Şeyh Hasan Erzurum’a gelerek Togaylıları kovdu (1340). Şehre hakim olunca burada bir ay kalarak Hasankaleyi, mescidi ve Hasan’ın mezarını ortadan kaldırdı. 

        1358 yılına kadar bütün Azerbaycan ve Arran kıtaları ile Çobanların elinde kalan Erzurum aynı yıl Celayirlilerden Sultan Üveys’in Tebriz’i almasıyla elden çıktı. 1360 yılında Sivas ve Orta Anadolu Sultanı Muhammed bin Eratna adına, Erzurum’da kesilen bir paradan, bir yılda Erzurum’un Eretna hükümeti yönetiminde olmadığı anlaşılıyor. Eretna devleti Erzurum’da fazla tutunamadı, bir süre sonra şehir Karakoyunlular’ın eline geçti. 1377’de bir boyun başkanı olan Bayram Hoca bu şehir yöresine hakim oldu. 1379’da Erzurum’da Eretna devletinin valisi olan ve Erzincan emiri bulunan Mutahharten’e bağlı bulunan Orduşah hükümdar Alaeddin Ali bin Muhammed bin Erena’yı tanımadı. Orduşah bu hükümdarın Bağdat’tan Sivas’a gelirken, Erzurum’a uğrayan büyükannesi İsfahan Şah Hatunu yolundan çevirmiş, onun bütün mücevherat ve eşyasına el koymuştu. Daha sonra serbest bırakılan Şah Hatun Sivas’a gitmişti.

        1385 Yılına doğru Erzurum ve yöresi Karakoyunlu Kara Mehmed’in eline geçti. Timur 1387’de Erzurum’a yürüdü.  Karakoyunlu Türkmenlerini dağıltıktan sonra bir gün içinde Erzurum’u ele geçirip yağma etti ( 1 temmuz  1389). Timur, 1402’de Ankara savaşına giderken de, dönerken de yine Erzurum’a uğradı. Bu sırada Erzurum’u Mutahharten’e verdi . Onun ölümü üzerine Yusuf Ali adlı bir Türkmeni buraya emir tayin etti.

Erzurum Şehir Tarihi – 1402 – 1456 

      1421’de Sahruh birinci Azerbaycan seferine çıktı. Karakoyunlular’la savaştıktan sonra Horasan’a döndü. Kara Yusuf’un oğlu İsfahan Bey Erzurum’u almak isledi, başaramayınca Avnik’e gitti. Bu olaydan sonra, İskender Bey Erzurum’u ele geçirince, Duharlı Türkmen boyunun başında bulunan Pir Ahmed Bey’i buraya vali olarak gönderdi. 1434’te Şahruh, Karakoyunlulara karşı üçüncü seferine çıktığı zaman,Diyarbakır hükümdarı ve Akkoyunlu aşireti reisi Kara Yülük Osman Beyi yardıma çağırdı. KaraYülük Osman Bey Erzurum’u kuşattı. Pir Ahmet Bey bütün gücüyle kaleyi savundu. Akkoyunlu’ların kullandığı mancınıklar surların burçlarından birini yıktığından, Kara Yülük Osman Bey Erzurum’u aldı. Oğlu Seyh Hasan Beyi burada vali olarak bıraktı.

      Bu olaydan bir süre sonra, Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey, Azerbaycan’a gelen Sahruh’a karşı koyamayınca kaçıp Osmanlı topraklarına geçti. Şahruh’un oğlu Mehmed Cuki, İskender Beyin ardından yürüdü. Çoban köprüsünden geçerek Kara Erzen’den çıkıp İskender Bey’in yolunu kesti. Onun bütün yalvarmalarına karşılık yol vermedi. Bunun üzerine aralarında şiddetli bir savaş başladı. İskender’in amcazadesi Kılıç Arslan Bey esir düştü. Kara Yülük oğullarından Mehmed Beyin yeğeni Kutlu Beylerin  çarpışmaları savaşın gidişini değiştirmedi. İskender Bey üstün geldi. Bu arada Kara Yülük ağır yaralandı. Başta oğulları olmak üzere en değerli kumandanları savaş alanında kaldı. Kara Yülük oğlu Ali Bey çekilmekte olan Karakoyunlu’lara saldırarak bir kısım esirleri kurtardı. Kara Yülük yaralı olarak Erzurum’a getirilse de bir ay sonra burada öldü: Şeyh Hasan Bey onu gömdürdü.

Erzurum Şehir Tarihi – Erzurum Şehrinin Osmanlı Devletine Geçmesi

      Kuru Yülük oğullarının diğer kardeşleri Mehmed Cuki Beye sığındılar. Karakoyunlu beyi Erzurum’u kolaylıkla aldı. Kara Yülük’ün ölüsünü mezardan çıkartarak kafasını kestirip Mısır’a yolladı. Karakoyunlular, kalan Akkoyunluları kovaladılar. Bir süresonra Çağatay ordusunun gelmesi üzerine İskender Bey Erzurum’u bırakıp Osmanlı Devletine sığındı. Çağatay hükümdarı Şahruh memleketine dönünce İskender Bey Osmanlı Devletinden geri geldi. 1346’da Erzurum ve havalisini zaptetti. Ölümünden sonra yerine kardeşi Cihan Şah geçti. 1454 ve 1456’da Diyarbekir hükümdarı Akkoyunlu beyi olan Uzun Hasan, Erzurum ve havalisine akınlar: yaptı, 1458 ve 1466 yıllarında Gürcistan’a giderken buradan geçti. Cihan Şalı’ın ölümünden sonra 1468’de Uzun Hasan Erzurum’u Akkoyunluların elinde kaldı. Saltanat davası güden Sah İsmail 1499’da Erzurum’a geldi, oradan Erzincan’a geçti. 1502 yılında Sultan II.Elvend’i ikinci defa bozguna uğrattıktan sonra Erzurum’u ele geçirdi.Çaldıran seferine çıkan Yavuz Sultan Selim 3 Ağustos 1514 yılında Erzurum yakınlarında Çayırgan’da bir gün konakladı.Dönerken gene buradan geçti. Bu arada Erzurum bazı tarihçilere göre 1514,bazılarına göre 1515’te Osmanlı Devleti topraklarına katıldı. 

       Kanuni Sultan Süleyman ilk İran seferine giderken Erzurum’a uğradı(1534).  Bu seferden döndükten sonra, İran sınırında ,Erzurum ile henüz alınan Van’ın birer beylerbeyi merkezi haline getirilip idare edilmeleri için beylerbeyleri tayin etti.

Erzurum Şehir Tarihi – Osmanlı-İran mücadelesi 1543-1559

      1543’te Gürcüler üzerine sefere çıkan Erzurum valisi İsfendiyaroğullarından Musa Paşa şehit olunca, yerine geçen Ali Paşa Gürcüleri bozguna uğrattı. 1548 yılında ikinci defa sefere çıkan Kanuni Sultan Süleyman yine Erzurum’a uğradı. Erzurum beylerbeyi Mehmed Paşa, Gürcistan’a sefer yaparak bir çok kaleyi aldı. 1552’de Osmanlılar ile Safevi (İran) savaşları kızıştı. Bu sırada Erzurum valisi İskender Paşa, İran akınlarına karşılık Gürcistan’a girdi. Tahmasb’ın oraya gönderdiği Kaçarlı ümerasını yendi. Ahlat’ta bulunan Şah Tahmasb en seçkin emirlerini Osmanlı topraklarına saldırttı. Bunlar Osmanlı kuvvetlerini yenerek, Erzurum’a kaçırdılar. İskender Paşa civardaki sancak beylerini yardıma çağırdı, kendisi de Erzurum dışında savaş yapmayı düşündü. Bir süre sonra İran ordusu gelmiş ve harp başlamıştı. Biri sünni ve diğeri şii olan bu iki ordu kıyasıya savaştı. Sonunda İran ordusu üstün geldi. Osmanlılar sur içine çekildiler. Bu savaşta Maraş valisi Köse İsa Paşa, Biga Sancakbeyi Mehmed Bey, İskender Paşa’nın kardeşi Ramazan Bey, Malatya sancakbeyi Hayreddin Bey gibi sayısız Osmanlı beyi öldü. Kanuni Sultan Süleyman, savaş sonrası İskender Bey’i cezalandırmadı, ona Diyarbekir valiliği verdi. 1554 yılında III.İran seferine çıkan Kanuni Sultan Süleyman haziran sonunda Erzurum’a uğradı.Beylerbeyi Ayaz Paşayı da alarak Nahçivan’a ilerledi. Burayı yakıp tekrar Erzurum’a ve oradan İstanbul’a döndü.1559 yılında Bayezid’in kaçmasına göz yuman Erzurum beylerbeyi Ayaz Paşa idam edildi.

Erzurum Şehir Tarihi – Osmanlı-İran mücadelesi 1559-1619

      1577’de başlayıp 12 yıl süren İran savaşları sırasında Erzurum, Osmanlı ordularının toplandığı erzak ve mühimmatını yığdığı başlıca ikmal ve hareket üssü olarak kaldı. Serdar Lala Mustafa Paşa, Erzurum’u beylerbeylerin eyalet kuvvetleri ile gelip orada kalacakları bir toplanma merkezi yaptı. Osmanlı ordusu İranlılara karşı kazandığı Çıldır zaferinden sonra kışlamak üzere Erzurum’a döndü (1578). Lala Mustafa Paşa burada iki kış kaldı. Kendisinden sonra sedarlığa getirilen Sinan,Ferhad ve Özdemir oğlu Osman Paşalar da Erzurum’u karargah olarak kullandılar. 1590 yılında İstanbul Antlaşması yapılınca, sınırlar Erzurum serhaddinden daha öteye uzandu. İran Şahı V.Abbas Osmanlılara geçen toprakları geri alamaya kalkışınca Erzurum yeniden önem kazandı. V.Abbas,Revan’dan sonra Kars’ı da aldı(1623). Erzurum korkulu günler geçirdi.Bu iki kalemden gelen 500 muhafız Erzurum’a sığındılar. Alaska emirlerinin yardım dilekleri üzerine Safer Paşa bir miktar asker ile (3.000-4.000) İranlılar üzerine başarılı bir baskın yaptı(1604). Bu olaydan az sonra Çiğalazade Sinan Paşa, Erzurum’un yardımına geldi. Azerbaydan’da şah ile karşılaşmak için boş yere dolaştıktan sonra Van’da kışlamak istedi. Fakat şahın burayı kuşatması üzerine kışı Erzurum’da geçirdi. Erzurum beylerbeyi 1605’te bir karşı baskın düzenlediyse de şehit edildi. Kendisinden sonra aynı göreve getirilen Hasan Paşa’nın sonu da böyle oldu. 29 Eylül 1619’da antlaşma yapıldı.

Erzurum Şehir Tarihi – Abaza Mehmed Paşa İsyanı – Celaliler

        Doğu serhaddine Osmanlı ordularının başlıca üssü olan Erzurum’da Abaza Mehmed Paşa isyan edince İmparatorluk içinde bir savaş başladı. Bu tarihlerde serhad kalesi olan Erzurum’da çok sayıda Yeniçeri bulunuyordu. Bunlar kalede dilediği gibi hareket eder ve kale halkına istediklerini yaptırırlardı. 1592 yılında Erzurum’luların artan şikayetleri karşısında Sadrazam Ferhad Paşa, buradaki nöbetçi yeniçerilerin İstanbul’daki ortalarına dönmeleri emretti. Bunu duyan Erzurumlular bir an önce bunları şehirden atmak için harekete geçti. Bu yüzden iki taraf arasında çıkan kavgada bir kaç yeniçeri öldü.İstanbul’a bu gidince isyan çıktı.Ferhad Paşa’nın sadrazamlığı kaldırıldı (1592). Abaza isyanına Erzurum’un bu yeniçeri düşmanlığı yol açtı. Bu isyana bir de bütün Doğpu Anadolu’yu kaplayan Celali’ler katıldı. Eski bir Celali olan Abaza Mehmed Paşa (1621), padişah Genç Osman’ın öldürülmesini ileri sürerek, Erzurum ve Ahıska’daki bütün yeniçerileri öldürdü. Yeniçerilerin şikayeti üzerine Sivas valiliğine tayin edilen paşa oraya gitmedi. Yerine gönderilen Mustafa Paşanın, Erzurum’a girmesine engel oldu.

Erzurum Şehir Tarihi – Abaza Mehmed Paşa İsyanı Sonucu

        Abaza, yeniçerilerin bir oyuncağı durumuna düşen İstanbul hükümetine karşı, Erzurum merkez olam üzere Çankırı,Maraş ve Ahıska’ya kadar, Anadolu’nun bir çok yerindeki Celalileri ayaklandırdı; gönderilen orduları bozdu.Sonunda Sadrazam Çerkez Mehmed Paşa’ya yenilerek (1624) Erzurum Kalesine çekildi. Çerkez Mehmed Paşa Tercan ovasına gelip Erzurum’u kuşatınca Abaza af diledi. Paşa bu isteğini kabul etti. Yeni serdarlığa tayin edilen Hafız Ahmed Paşa, Bağdat önlerinde başarısızlığa uğrayınca Şah Abbas Kuzey’de harekete geçti. Serdar Halil Paşa bu durum üzerine önceden tanıdığı Abaza’dan yardım istedi. Fakat Abaza ordunun başına getirilmesini şart koştu, isteği red edilince Erzurum yakınındaki Osmanlı kuvvetlerine baskın yapıp onları bozdu. Bu sırada İran şahı da Ahıska’ya girmişti. Serdar önce asiyi cezalandırmak istediğinden 1624 yılında Erzurum’u kuşattı. Yetmiş gün süren kuşatma hiç bir sonuç vermedi. Ordu Tokat’a çekildi. Yeni Sadrazam olan Hüsrev Paşa kuvvetli bir ordu ile Erzurum üzerine yürüdüğü sırada Abaza’nın kaleyi şaha vermeye hazır olduğu haberi geldi .Hüsrev Paşa hızla gelerek kaleyi kuşattı. Abaza, kale halkının ısrarı üzerine şahsına ve taraftarlarına zarar verilmemek şartıyla teslim oldu (1628).Böylece Erzurum’u yedi yıldır elinde tutan Celali hareketine son verildi

Erzurum Şehir Tarihi – Osmanlı Devleti – 1619-1821

        XVII. yy. tapu defterlerine göre: Paşa sancağı;Erzurum, Doğu-Karahisarı, Kiği,Hımıs, Yukarıpasin, Malazgirt, Teksan, Kızusan, İspir , Tortum, Namervan,Mecinkert gibi sancaklardan meydana geliyordu. Beylerbeyinin mahlası, İmparatorluk eyaletleri içinde en yükseklerinden biri olup 1.214.600 akçe verirdi. 1540 tarihli Erzurum kanunnamesine göre (madde 52) beylerbeyi bunu kendi memurlarını gönderip toplatırdı. Bu para ağnam,arusiye, badihava verdilerinin toplanmasıyla sağlanırdı. 

       Geliri bol ve aynı zamanda hudut kalesi olan Erzurum XVII. yy.da önemini korudu. 1633 yılında Erzurum beylerbeyi Timur Kazak Halil Paşa, Van’ı kuşata İranlıları kovdu. 1634’te Erzurum serhaddin korunması için Adana beylerbeyi; Karaman, Saruhan, ve Kastamonu sancak askerleri Erzurum’a geldi. İranlılar bu yıllarda Erzurum için korkulur olamaya başladı. Padişah IV.Mırad İran’a savaş açtı.  1635 Haziranın’da Erzurum’a geldi. Padişah büyük bir alay ile, Ilıca’dan Erzurum’a kadar iki tarafa dizilmiş yeniçerilerin ve eyalet askerlerinin arasından geçerek girdi. Revan seferi diye anılan bu hareket için sağlam ve güzel yollar yapıldı. Erzurum beylerbeyi, Güney Kafkasya’da Osmanlı hakimiyetinin bekçisi durumundaydı.

        1662’de, Pamuk Mustafa Paşa asi Gürcü beylerini cezalandırmak için Kutayıs üzerine yürüdü. Gürcüleri itaat altına aldı. Erzurum, İmparatorluğun batısındaki büyük çatışmalara, doğu serhatlerini savunmasız bırakmamak için, küçük ölçüde kuvvetlerle katıldı. 1679’da Erzurum’dan küçük bir kuvvet Çehreyn seferine katıldı. 1683’te yapılan II. Viyana seferinde Erzurum’dan Ali Paşa kumandasında 1.500 kişilik bir kuvvet gönderildi. XVIII. yy.ın ilk yarısında İran savaşları sebebi ile Erzurum gene geniş ölçüde önem kazandı. 1733’te beylerbeyi Topal Osman Paşa, Bağdat’ı kuşatan Nadir Şahın ordularını dağıttı. Fakat dönerken ani bir baskına uğradı. Yapılan savaşta şehit düştü. İran savaşları sırasında Ruslar ilk defa Güney Kafkasya’da Osmanlılar karşısında göründü. 

       1821’de devletin güçlükler içinde çırpındığı bir sırada, İran şahı doğu sınırlarıyla ilgili bazı isteklerde bulundu. Sonra da Erzurum üzerine yürümeye başladı. O sırada ordusunda salgın hastalık çıktığından barış istedi. Yapılan antlaşmaya göre Erzurum’dan İran’a, transit olarak geçecek mallara Osmanlılar engel olmayacak, buna karşılık İranlılar belirli bir gümrük resmi ödeyeceklerdi.

Erzurum Şehir Tarihi – Osmanlı-Rus Savaşı 

        1828-1829 Savaşlarında Ruslar, ilk defa Erzurum’a girdi. Yeniköy savaşını kazandıktan sonra Erzurum üzerine yürüyen general Paskeviç şehrin teslimini istedi. Osmanlı kumandanı Salih Paşa başlangıçta kaleyi korumak amacıyla savunmaya karar verdi. Şehrin ileri gelenleri bunun faydasız olacacağını anlattılar. Bunun üzerine Salih Paşa teslim teklifini kabul etti. Fakat karar alınıncaya kadar rus topçusu kaleyi dövmeye başladı. Teslim kararına karşılık bazı tabyalar kahramanca direndiler. 8 Temmuz 1829’da Erzurum kalesi Rusların eline geçti. General Paskeviç kaleyi Bayburt’a doğru yapacağı harekat için bir üs haline getirdi. Edirne antlaşması imzalanınca (14 Eylül 1829) bu isteğinden vazgeçip Erzurum’u boşalttı. Bu saldırı sırasında Ermeniler ilk defa Ruslarla işbirliği yaptılar. Hatta bir
Ermeni kafilesi Ruslarla birlikte çekilip Rusya’ya döndü. Kırım savaşı sırasında (1855) Kars’ın düşmesi üzerine Erzurum korkulu günler geçirdi. Fakat Paris antlaşması (1856) ile şehir kurtarıldı. 1867-1874 Yılları arasında Erzurum kalesi doğudan gelecek saldırılara karşı güçlendirildi. 1877 -1878 Osmanlı-Rus savaşında Gazi Ahmed Muhtar Paşa Erzurum önünde Deveboynu’nda dayanmayı denedikten sonra 25 bin kişiye inen ordusuyla Erzurum kalesine çekildi. Ordu ile beraber birçok halk da buraya ve buradan daha batıya göç etmeye başladı. Erzurum halkı kale önündeki savaşlara kahramanca katıldı. 

 Osmanlı-Rus Savaşı – Nene Hatun ve Ermeni İsyanı

         Aziziye tabyası önünde Erzurum, Nine Hatunu ile destanlaştı. Nine Hatun ve binlerce Erzurumlunun gayreti ile bu tabya kurtuldu. Kars’ın düşmesinden sonra İstanbul “Anadolu’nun kilidi dediği Erzurum’un savunmasına çok önem vermişti. Fakat Ayastafanos antlaşması üzeri ne Erzurum’daki kuvvetlere Bayburt ve yöresine çekilmeleri emri verildi. Bu emir ile Erzurum kışlamak üzere rus ordusuna bırakıldı. Berlin antlaşması (13 temmuz 1878) ile Osmanlı devleti Kars,Ardahan ve Batum’u Rusya’ya bıraktı. Erzurum bu antlaşmaya göre düşmanın ilk saldıracağı bir kale durumuna düşlü. Aynı zamanda büyük devletler kendi çıkarları uğruna bölgede Osmanlı Devleti‘ne bazı ıslahat yaptırmak istediler. Bu tarihten sonra Ermeniler imparatorluğun çeşitli yerlerinde emperyalist siyasetçilere
uyarak Erzurum ve yörelerini kaplayan bir ermeni yurdu kurmak için çalışmaya başladılar. ilk olarak Erzurum’da 1882’de gizli “Silahlarderneğini kurdular. 1890’da Erzurum ermeni komitelerinin en önemli bir çalışma merkezi oldu. Memleketin bu kadar önemli ve nazik bir bölgesinde bulunan Erzurum, 11. Meşrutiyetin ilanında (1908) önemli işler gördü.

         1906’da Erzurumlular yeni konulan şahsi vergiler·ve hayvanat resmi yüzünden, Abdülhamid hükümetine karşı direndiler. Bu olay Abdülhamid yönetiminin istenmediği gerekçesini bütün yurda yaydı. Birinci Cihan savaşında Erzurum daha başlangıçta Rus ordularının başlıca hedefi oldu. Sarıkamış yenilgisinden sonra Ruslar, Erzurum’a girdiler (16 şubat 1916). Kalenin düşmesi doğu cephesinde Türkler için çok büyük yıkım oldu. Halk rus ve ermeni kıyımından kurtulmak için Anadolu içlerine doğru çekilmeye başladı.

Milli Mücadele Dönemi – Erzurum Kongresi

         Brest-Litovsk antlaşmasından sonra Türk ordusu, kalan ermeni kuvvetlerini sürerek şehri geri aldı (mart 1917). Savaşı fırsat bilen ermeni komitecisi Antranik, halkı yok etmek için son olarak bazı çarelere başvurdu. Savaştan çok zarar gören, yanıp yıkılan ve halkı dağılan şehir hemen hemen yıkık ve ıssız bir köy durumuna düştü. Mondros mütarekesinden sonra doğu Türk illerinde Erzurum’u da içine alan bir ermeni yurdu kurmak için yapılan çalışmalar, Erzurumluları, haklarını ve vatandaşlarını kurtarmak için birleşme ve teşkilatlanma zorunda bıraktı. Başlangıçta Erzurum’da İstanbul’daVilayatı Şarkiye Müdaafayi Hukuki Milliye Cemiyeti“‘nin şubesi olarak, bir cemiyet kuruldu (mart 1919).Bu cemiyet, Sevr antlaşmasına karşılık, başta Kazım Karabekir Paşa olmak üzere silahlarını bırakmayan ordu katları ile işbirliği yaptı. Doğu illerini teşkilatlandırmak üzere bir kongre hazırladı. Altı doğu ilinden temsilciler çağırdı. Mustafa Kemal Paşa da III.. Ordu müfettişi sıfatıyla 3 temmuz 1919’da Erzurum’a gelerek kongreye katıldı. Kongre 23 temmuz 1919’da toplandı. Milli bir devletin kurulması konusunda ilk sözleşme burada yapıldı. Erzurum Kongeresi‘nde Vatanın kurtarılması için kesin kararlar alındı.

İlgili Yazı

Erzurum Kongresi

Erzurum Kongre ve Milli Mücadele Müzesi
Erzurum Kongre ve Milli Mücadele Müzesi

Erzurum Şehir Tarihi – Erzurum Yıllara göre Nüfusu

          Erzurum’un nüfusu İngiliz konsolosu J. Breut’e göre 1827’de 130.000 iken rus işgalinden sonra bir kısım Türklerin göçmesi ve Ermenilerin Kafkasya’ya götürülmesi yüzünden ,bu nüfus 1835’te 15.000’e düşmüştü. XIX. yy.ın ikinci yarısında 20.000 -30 000; XIX. yy. sonunda da 30.000 kadar tahmin ediliyordu (27.000’e yakın müslüman). XX. yy. başlarında ise bu nüfus Banse’ye göre 50.000’i buluyordu. 1927 Sayımında 31.457, 1935’te 33.127, 1940’ta 47.613, 1945’te 50.875, 1955’te 75.000, 1960’ta 90.000, 1965’te 105.000 olarak tespit edildi. Şehir sık sık şiddetli deprem felaketlerine uğradı. Tarihi belgeler 1418’den beri 28 deprem kaydederler: bunlardan sonuncusu 1966’da Hınıs-Varto yöresinde büyük zarara ve can kayıplarına yol açmıştır. Eski yazılarda da başka deprem kayıtlarına rastlanır(840 depremi gibi).

Erzurum Şehri Tarihi Eserleri ve Tarihi Yerler | Şehir Rehberi

       Erzurum’un eski çekirdeği, Saat kulesi veya Tepsi minare denilen eski gözetleme kulesinin yükseldiği iç kale tepesi etrafında, kuzeye doğru az çok eğimli 
daire biçimli bir alanı kaplar. Bu alanı eskiden kuşatan surlardan şimdi yıkılmamış birkaç duvar parçasıyla, bunların yerinde açılmış dairesel caddeler ve kapı

Erzurum Yakutiye Medresesi
Erzurum Yakutiye Medresesi

adları kalmıştır: Kars, Gürcü (Ardahan), İstanbul kapılarıyla Yenikapı (Harput kapısı).Şehir, güneyde gitgide eğimi arlan bir yamaca dayanmakta, kuzeyde de ovaya doğru açılmaktadır. Şehrin hemen kuzeyinde istasyon çevresi bir gelişme alanı olduğu gibi, yerleşme alanı buradan batıya doğru yayılmakta, Atatürk Üniversitesinin geniş sahasına varmaktadır.

       Şehrin eski çekirdeği doğuda Kars kapısından batıda Cumhuriyet meydanına doğru uzanan ve Cumhuriyet caddesi denilen bir eksene sahiptir ,başlıca mağaza ve otellerle hükumet konağı, Erzurum’un önemli anıtları (Çifteminare, Yakutiye medresesi, Lalapaşa camii,Ulucami ve kümbetler) bunun boyunda sıralanır. Cumhuriyet meydanından İstasyon’a yönelen Gazi caddesi boyunca da ortaya öğretim kurumları ve hastahaneler dizilir. Şehrin eski çekirdeği kuzeydoğusunda Taş mağazalardan İstasyon’a doğru da faal bir çarşı alanı yer alır. Şehrin geleneksel evleri tek veya çift katlı, kerpiç-bağdadi, üstü toprak örtülü evler olmakla beraber, büyük caddeler boyunda taş ve beton modern yapılar çoğalmıştır. Erzurum’un görünüşü özellikle 1938’de J. H. Lambert tarafından hazırlanan imar planının uygulanmasıyla değişti.

Erzurum Ulu Camii

       Erzurum geçmiş yy.larda hakimiyeti altında kaldığı beylik ve devletlerin mimari eserlerine sahiptir. Muntazam kesme taştan yapılmış, temiz bir işçilik gösteren bütün eserler şehrin merkezinde toplanmıştır. Bunlardan en önemlisi Tebriz kapısında, Cumhuriyet caddesi üzerindeki Ulucamii‘dir. Binanın esası XII. yy.a ait bir Saltuklu yapısıdır. Bugün elimizde olmayan kitabesinden anlaşıldığına göre 1179 tarihinde Saltukoğullarından Mehmed Kızılarslan tarafından yaptırılmıştır. 

Erzurum Medreseler 

        Erzurum’un eski yapıları arasında medreseler önemli bir yer tutar. Yakutiye, Hatuniye ve  Ahmediye medresleri en önemlileridir.Yakutiye Medresesi Cumhuriyet caddesi üzerinde 1315 yılında Cemaleddin Hoca Yakut-i Gazani tarafından yaptırılan İlhanlı devrine ait kubbeli bir medresedir. Tebriz kapısında, Cumhuriyet caddesi üzerinde yer alan Hatuniye medresesi (Çifteminareli medrese) Anadolu’da Selçuklu devrine ait en büyük ve klasik medrese yapısıdır. Ahmediye medresesi, Muratpaşa mahallesinde Muratpaşa Camiinin sol tarafındadır. Bugün harap bir halde olan medresenin kitabesine göre 1315 yılında yapılmıştır.İlhanlılar devrine ait ve kubbeli olan medrese, güney-kuzey ekseni üzerinde gelişen dikdörtgen bir yapıya sahiptir. Kare bir avlu etrafında iki eyvandan meydana gelmiştir; doğu ve batı eyvanlarının yerinde medrese odaları yer alır.

Erzurum Kümbetler

        Erzurum’da çeşitli devirlere ait birçok kümbet varılır. Emirsaltuk mahallesinde, Çifteminareli medresenin güneyindeki üç kümbetten biri olan Emir Sultuk kümbetinin kitabesi bugün elde olmadığı için yapılış tarihi bilinmiyor. Süslemeleri dikkat o alınarak XII. yy. a ait bir Saltuklu eseri olduğu kabul edilmektedir. Yapımında kırmızımtırak ve açık sarı renkte kesme taş kullanılan medresenin sekizgen gövdesi ile çatısı arasında geniş bir kasnak kısmı yer alır. Üst kısım içten kubbe,dıştan konik bir çatıyla örtülüdür. Fakat bu konik külah 1956’daki tamirde hatalı olarak basıklaştırıldı. Silindirik tamburlu dıştan iki katlı görünen kümbet, ilk bakışta Geç Roma üslubunu andıran görünüşe sahiptir. Duvarlarda yer alan zarif başlıklı bir orta sütuna dayanan çift yuvarlak kemerli sekiz pencerenin dördü sağırdır; türbenin aydınlanması diğer dört pencere aracılığı ile olur. Yalnız giriş cephesinde porlal ve altında yuvarlak kemerli bir kapı yer alır. Kasnak üzerinde yuvarlak kemerli 8 nişin içinde bulunan yılan, yarasa, kartal ve öküz başının kıvrık boynuzları arasında insan başı gibi motifler eski Türk kavimlerinden gelen sembolik motiflerdir.

Erzurum Kümbetler Cimcimesultan-Megdiabbas

        Cumhuriyet caddesi üzerindeki Cimcimesultan kümbetinin de kitabesi olmadığı için yapılış tarihi belli değildir; fakat diğer kümbetlerle benzerliğinden dolayı XIII. yüzyıla ait olabileceği sanılıyor. Çatısı konik külahla örtülü, silindirik bir yapıdır. Duvara gömülü yarım yuvarlak kör nişler, cepheye on iki yüzlü bir görünüş verir. Çatı eteğini bir bordür çevirir. Emirşeyh mahallesindeki Megdiabbas kümbeti’nin türbedeki mezarlardan birinin taşına göre 1262 yılına ait olduğu anlaşılır. Dıştan çokgen,  içten sekizgen bir yapıya sahip olan kümbetin dışa konik bir çatısı iç kısmında da bir kubbesi bulunur. Niş şeklinde olan mihrap güneyde yer alır. Karanlık kümbet, Yeğenağa mahallesinde Dervişağa camii karşısındadır ve 1308 tarihlidir. Kare kaide üzerine on iki yüzlü olan yapıyı konik çatı örter. Cepheye nişlere hareketli bir görünüş verilmiştir; ayrıca çatı saçağını bir bilezik bordür çevirir. Doğu batı ve kuzeyden üç pencere ile ışık alır,pencerelerin önleri kırmızı boyalı olduğu anlaşılır. Kapının üzerinde küfi ile “Allah“, “Muhammed” yazılıdır. 

Erzurum Kümbetler Gümüşlü-Ebu İshak Kaziruni türbesi

        Kars kapısının dışında ve geniş meydanın ortasında yer alan Gümüşlü kümbeti önemli yapılardandır. Kitabesi silindiğinde tarihi belli olmamasına rağmen diğer kümbetlere olan benzerliğinden dolayı XllI. yy.a ait olduğu söylenir. Erzurum iç kalesinin içinde ve bu kalenin kuzey duvarının bir burcunun arkasına yaslanır biçimde yapılmıış olan kale mescidi ve kümbeti adi taştan yapılmıştır: kitabesi bugün yoktur.  Fakat Saat kulesi mescidinin minaresi olarak kullanıldığından XII. yüzyıla ait bir Saltuklu yapısı olduğu kabul edilir. Kare planlı olan mescitte mihrap önü kubbe ile örtülüdür, kubbe kasnağının eteğinde mukarnaslar vardır. Bina, doğu batı ve kuzeye açılan ikişer pencereden ışık alır. Kırk kızlar türbesi olarak adlandırılan kümbet,kalenin güney duvarının sonunda yer alır. İçiçe iki odadan meydana gelen türbe adi taştan yapılmıştır. ve içten kubbe, dıştan konik çatı ile örtülüdür.

        Erzurum kalesinin Çifteminareli medreseye doğru uzanan duvarın bir burcunda Ebu İshak Kaziruni türbesi vardır. Bugün büsbütün yıkıntı halinde olan türbenin bulunduğu yere söylentiye göre 1033’te ölen Ebu İshak Kaziruni buraya gömülmüş, sonra türbe yapılmıştır. Türbenin içinde sağda büyük sandukalı, aşağıda ise üç küçük sandukalı dört mezar vardır. Üçkümbetler, Emirsaltuk kümbeti ile yanındaki iki kümbetten meydana gelir. Güneydoğudaki, on iki yüzlü iki katlı ve konik çatılıdır; güneybatıdaki ise, silindirik bir gövde şeklinde ve üst kısmı konik çatı ile örtülüdür. Her iki kümbet de 1956 yılında onarım görmüştür.

Erzurum Saat Kulesi

        Hasanbasri mahallesinde, mimari ve süsleme bakımından İlhanlı eseri olan Rabiahatun kümbet,  bugün harap bir durumdadır. On iki yüzlü olan kümbet, içten kubbe, dıştan konik çatı ile örtülüdür. İki katlıdır. Erzurum’da şehrin eski merkezinde inşa edilen Saat kulesi (Tepsiminare), Erzurum iç kalesinin batı duvarının kuzey köşesindedir. Saatin bulunduğu kısımdan 1 – 1,5 m aşağıdaki kitabe şeridi bütün kuleyi çevirir.Kufi yazı ile yazılmış olan kitabeden kulenin 1174’te Saltuklular devrinde İnanç Beygu Alp Tuğrul Bey tarafından kale mescidinin minaresi olarak yaptırılmış olduğu anlaşılır. Kulenin alt kısmının yapımında muntazam kesme taş, silindir biçimindeki üst kısmının yapımında da beyaz, gri ve kırmızı renkli taş kullanılmıştır. 21 m yükseklikteki kulede saatin bulunduğu yere kadar kısım tuğlaların şekilli dizilmesiyle süslü bir görünüş kazanmıştır. XVI. yüzyıl başında Kesik kule olarak adlandırılan kule, 1853-1856 Kırım savaşından sonra buraya yerleştirilen saat dolayısıyla Saat kulesi Adını almıştır.  

Erzurum Arkeoloji Müzesi

       Erzurum Arkeoloji müzesi, Erzurum’da 1968 yılında açılan müze. Alt kat salonlarında Karaz, Pulur ve Varto höyüklerinden gelme tarih öncesi eserler vardır, çanak-çömlek ile bronz eserler çoğunluğu teşkil eder. Ayrıca yöredeki Urartu yerleşmelerinden gelen çeşitli eserler bu katta; etnografik eserler, Erzurum dolaylarından derlenen giyim ve süs eşyası. Kuranlar ve silahlar üst katta sergilenir.

Erzurum Gezilecek Yerler

1-Çifte Minareli Medrese

2-Palandöken dağı

3-Tortum Şelalesi

4-Yakutiye Medresesi

5-Erzurum Kongre ve Milli Mücadele Müzesi

6-Tortum Gölü

7-Atatürk Evi Müzesi

 Ayrıca şehir ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız Erzurum Belediyesi sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

Erzurum Atatürk Evi Müzesi
Erzurum Atatürk Evi Müzesi

Son güncelleme :

    Yorum Yap