1. Ana Sayfa
  2. Şehir Rehberi
  3. Antalya | 07 | Şehir Rehberi

Antalya | 07 | Şehir Rehberi

       Antalya şehir rehberi, Akdeniz kıyısında Türkiye’nin nüfusa göre 5. büyük il merkezli şehir. Şehrin 2019 tüik verilerine göre nüfusu 2.426.356‘dır. Antalya ilinin Plaka kodu 07, şehirler arası telefon kodu ise 0242 dir. Antalya şehrinin posta kodu 07000, rakımı 43 metredir. Ayrıca Antalya şehrinin kurtuluş günü yıl dönümü olan 5 Temmuz ta kutlanır(5 Temmuz 1924).  Antalya Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki en güzel görünüşlü şehirlerinden biridir. Antalya kendi adını taşıyan körfezin kuzeybatı ucunda aynı adlı ovanın Teke yöresi dağları önündeki bitimi yakınında kurulmuştur. Çubuk boğazında Batı Torosla arasına giren bir yol (122km) şehri göller yöresinden Burdura bağlar. Antalya’yı ilgilendiren bir başka yolda kendini Alanya-Anamur-Silifke üzerinden Mersin’e bağlayan turistik yoldur(487km). Kıyı yolununun Antalya batısındaki kesimi (Antalya-Finike-Fethiye) gibi yerlerin altyapısı çok engebeli olduğundan henüz şehir planlamaları henüz düzene girmemiştir. Yazımızda Antalya şehir rehberini,ilçe ve mahallelerini, coğrafi özelliklerini, iklim özellikleri ve yeryüzü şekillerini, detaylı şehir tarihini, jeolojik yapısını, kısaca gezilecek yerlerini ve şehir ile ilgili resimleri, Antalya hakkında ki bilgileri sitemizde bulabilirsiniz. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Hiç şüphesiz ki, Antalya dünyanın en güzel yeridir.” 

Antalya Şehri Hakkında Bilgi – Şehir Rehberi

Antalya Şehri İlçeleri ve Mahalleleri

Antalya ilinde toplam 19 ilçe ve 914 mahalle bulunmaktadır. İlçeleri : 

1-Kepez

2-Muratpaşa

3-Alanya

4-Manavgat

5-Konyaaltı

6-Serik

7-Aksu

8-Kumluca

9-Döşemealtı

10-Kaş 11-Korkuteli 12-Gazipaşa 13-Finike 14-Kemer 15-Elmalı 16-Demre 17-Akseki 18- Gündoğmuş 19-İbradı

Antalya İlçeleri
Antalya İlçeleri

Antalya Şehir Rehberi – Coğrafi Özellikler(İklim,Bitki Örtüsü,Dağları,Ulaşım,Akarsu,Geçim Kaynağı)

Antalya, denize 20-30 m yükseklikte dik yarlarla(uçurum) inen bir düzlük üzerine kurulmuştur. Gerisinden doğan, kısa fakat gür Düden suyu şehrin hemen doğusunda kollara ayrılarak sözü geçen yarlar üzerinden güzel çağlayanlar halinde denize dökülür. Bu yarlar şehrin kurulduğu düzlükten deniz yüzeyine inilemeyecek kadar dik olduğu gibi, önündeki denizde hemen kıyı yakınında 100 metreyi aşan derinliklere iner.Yalnız bir kesimde deniz yarların içine küçük bir koy şeklinde girer ve bu koyun oldukça az eğimli yamaçlarıda şehir denizle temasa geçer: burası Antalya Limanıdır. Liman Ortaçağdan. XX. yy. başlarına kadar küçük tonajlı gemilere iyi bir sığınak oluyordu: ama bugünün büyük gemileri için yetersizdir ve bunları barındırmak için denizin derin kesiminde, eski mendireğin çok önünde yeni dalgakıranlar yapmak gerekmektedir.İki yanında iki büyük plaj (batıda şehre yakın Konyaaltı ve doğuda 11 km uzaklıkta Lara plajları yarları kesintiye uğratır.

      Ovanın ve körfezin doğu kenarında basamaksız yükselen dağlar. ova yazın sıcaktan kavrulurken. yüksek kesimlerinde güneşin parıldattığı kar yığınlarını saklar. Şehir içinde ve çevresinde palmiyeler, limon, portakal… bahçeleri ve Türklve’de eşi bulunmayan ihtişamlı belediye parkı (Vali Halim İşcan tarafından yaptırıldı) Antalya’nın güzelliğini tamamlar. Antalya ilinin hemen hemen tropik görünüşü iklim şartları ile ilgilidir. Eskiden şehir halkının birçoğu yazın sıcak ve sıtmadan kurtulmak için yazın yaylalara çıkardı(Elmalı,Burdur,Isparta) . Şimdi ise sıtma tehlikesi olmadığı için plajlara gidilmektedir.Şehrin eski çekirdeği  yakın yıllarda kısmen ortadan kaldırılmış olan surların kuşattığı alandadır: burada evler dar sokaklar boyunda sıralanır. Başlıca eski anıtlar buradadır. Çevreye doğru yeni gelişen kesimlerde bahçeler içinde evler sıklaşır. Daha ikinci Dünya savaşı sonlarında bile Antalya’nın şehre  borularla gelen temiz bir içme suyu yoktu. Sarnıçlarda biriktirilen yağmur suları hata arklarla şehre getirilen Düden suyu kullanılırdı. 

Antalya Şehri Sanayi,Turizm

     Antalya da sanayi, Cumhuriyet devrinden beri mevcut kereste, un ve çeltik fabrikalarıyle tuğla v.b. yapım atelyeleri dışında kurulmuş pamuklu dokuma fabrikası ve Kepez hidroelektrik santralının beslediği ferro-krom tesisleri sayılabilir. Ulaşım bakımından. deniz yolunun önemi turistik amaçlı geziler dışında gerilemiş, 1940’tan önce Burdur veya lsparta’yı Antalya’ya bağlaması kararlaştırılan demiryolu  yapılamamış,bu şartlar altında Antalya, sadece karayoluna bağlı kalmıştır. Bu karayolu engebeli bir alandan geçtiği için, yüksek niteliğe sahip bulunmadığı halde kuvvetli bir trafik akınını kendine çekmektedir: Antalya’ya bu yol üzerinden (ayrıca daha sınırlı olarak hava yoluyla,şu anda daha aktiftir) her mevsimde memleketin her tarafından ve (özellikle plajlardan faydalanmak üzere) memleket dışından turistler gelir. Antalya, bayram günlerinde en çok rağbet edilen turistik merkezlerden biridir. Bugünkü Antalya’nın en gelişmiş iktisadi faaliyeti misafir barındırma olarak gösterilebilir.

Antalya Atatürk Sözü
Antalya Atatürk Sözü

Antalya Şehri Dağları Ovaları Genel Özellikleri

    Antalya ili toprakları, Antalya körfezi dibine sokulmuş Antalya ovası ve içeri kesimlerdeki bazı yüksek düzlükler (Elmalı ovası gibi) dışında engebeli ve yüksektir. İl topraklarını engebeleyen dağ sıraları Batı Toros sistemi içinde yer alır: Göller yöresine doğru birbirine yaklaşan dağ sıraları, Antalya körfezinin iki tarafında yelpaze gibi birbirinden ayrılır. Yapısında ikinci zaman kireçli yerlerin fazla yer tuttuğu Teke yöresinde Beydağları (Akdağ, 3 086 m) ve Elmalı dağları (Akdağ, 3 024 m) arasında dışarıya yüzeyden akışı olmayan ve taban yükseltisi 1.000 m’yi geçen Elmalı ovası yer alır. Basamaklı bir yapı gösteren Antalya ovası kuzeyde Torosların dik yamaçları önünde sona erer. Doğuda ise Taşeli kireçli yaylası önünde sona erecek dağ sıraları 3.000 m’ye yaklaşan yükseltilere ulaşırlar (Geyik dağı gibi).Kıyılar batıda, Teke yöresinde, Kocaça) (Eşen çayı) ağzından Kırlangıç (Kilidonya) bumuna kadar küçük koylar, adalar (bu arada Yunanistan’ın elinde bulunan Meis adası), ovacıklar (Finike ovası) ile az çok girintili çıkıntılı bir görünüşe sahiptir. Kilidonya burnundan Antalya’ya kadar yalçın yarların(uçuurum) birden yükseklere fırladığı dağlık bir yapı göze çarpar. Antalya ovasından güneydoğuya doğru gidildikçe dağlar kıyıya yaklaşır ve ilin güneydoğu sınırlarına ulaşır.

Antalya Şehri İklimi , Yağış Rejimi , Akarsu Rejimi

        İl topraklarında genellikle tipik Akdeniz iklimi karakteri göstermekle beraber, yüksek ve deniz etkisinden uzak kesimlerde az çok değişikliğe uğrar. Akdeniz iklimine örnek alabileceğimiz Antalya’da yazlar uzun sürer ve pek sıcak geçer (temmuz ortalaması 28°2 C) ve yaz günlerinde gölgede sıcaklık 40°yi aşabilir. Kışlar kısa sürer ve ılık geçer (ocak ayı ortalarma sıcaklığı 10°0C) ve sıcaklık pek seyrek olarak 0° altına iner (40 yıla yakın bir sürede kaydedilmiş en düşük sıcaklık: –4°6); sıcaklığın 0° altına düşebildiği günler ortalaması 1,5 gün kadardır, fakat  şimdiye kadar sürekli olarak 0° ve daha düşük sıcaklık kaydeden gün görülmemiştir.

        Yağışlar bol (Antalya’da yağış ortalaması 1.030 mm) olmakla beraber kış etrafında, özellikle bu mevsimde kümelenmiştir. Antalya’da yağışların mevsimlere dağılışı şöyledir (yüzde olarak) : kış 66, ilkbahar 16, yaz 15, sonbahar 16,5. Kar, ancak birkaç yılda bir görülür ve yerde kalmaz. Kıyı kesiminde sıcaklık ve yağış şartları az çok Antalya’nınkine benzer, yalnız bakı şartlarına göre yağışıar bazı yerlerde azalır (Finike: 873 mm), dağ yamaçlarında birkaç metreye çıkabilir, iç kesimlerde ise azdır. Yine bu kesimlerde kışlar daha sürekli ve daha soluk olur (Elmalı, ortalama sıcaklıklar : ocak 2°5, temmuz 24°1, ekstremler: -16°0 ve 40°0; yıllık yağış 514 mm).

    İlin akarsuları, genellikle kireçli yüzeyden gelen suyu bol kaynaklarla beslendikleri için yazın çok fakirleşmez; en önemlileri: Alara, Manavgat, Köprü suyu, Aksu, Dilden suyu, Alakır çayıdır. Korkuteli ovasının suları Kestel gölüne gider, Elmalı ovası suları düden üzerinde kaybolur.

Antalya Şehri Körfezi

       Doğu Akdeniz’in Anadolu içine doğru sokulan geniş bir girintisi. Körfez batıda Teke yöresinin yalçın yarlarına dayanır ve Kilidonya burnuyla onun uzantısı durumunda olan Beşadalar tarafından sınırlanır. Kuzeybatıda Antalya ovasının yarları önünde sona erer. Ancak Aksu ve Manavgat çayı ağızları arasında kıyı, alüvyonlu düzlükler görünüşünü alır ve daha ötede yeniden dikleşerek Güneydoğuya doğru, Anamur burnuna veya Kaladiran suyu ağzına kadar uzanır. Antalya körfezinde deniz derinliği kıyı yakınlarında birden artarak güneyde 2.000 m’yi geçer. Bugün körfez kıyısında ancak Alanya ve Antalya limanları gemi durağı durumundadır, bunlardan Antalya işlek bir kara yoluna bağlı olduğu için daha önemlidir. Başka kesimlerde yüksek dağların geçit vermemesi önemli karayolları oluşumunu önlemiştir. Buna karşılık Chimaera,Phaselis, Olbia, Side, Korakesion,Selinos gibi arkeolojik yerleşmeler pek çoktur. 

Antalya Şehri Nüfusu

       Antalya’nın nüfusu XIX. yy. ortalarında  15.000-18.000 kadar tahmin ediliyordu ve bu sayı XX. yy. başlarında 25.000-30.000 olarak gösterilmekteydi Milli Mücadeleden sonra şehir nüfusunun 1/5 kadarını meydana getiren Rumlar ile Yunanistan Türkleri mübadele edildiler. 1927 Sayımında şehrin nüfusu 17.635 , 1940 ta 24.957 iken bu sayı 1950 den (27.515)  sonra daha hızlı bir artış gösterdi. 1960’ta 50.000’i geçti. 1965’te ise 72.000’ne yaklaştı. Bu artış büyük bir iktisadi gelişmeye meydan vermekle beraber Antalya’da özellikle son yıllarda turizmin artmasına sebep olmuştur. Şehrin 2019 tüik verilerine göre nüfusu 2.426.356‘dır

Antalya Kaleiçi
Antalya Kaleiçi

Antalya Şehir Tarihi

Antalya Adı Nereden Gelir?

      Antalya şehri Bergama kralı II.Attalos (M.ö. 159-138) tarafından, Pamphylia yöresi kıyılarında, belki eski bir yerleşme noktası üzerinde kurulmuş veya geliştirilmiştir. Antalya’nın bugünkü adı da ondan gelir: ilk çağda burası kurucusunun adıyla Attaleia diye tanınıyordu. Peutinger “tabula” sında bu ad Atalia şeklinde sadeleştirilmiş, doğu kaynaklarında, bu arada Türk eserlerinin çoğunda Adalya (Batılılarda Adalia bazen de Satalia) diye yazılmış, zamanımızda ise Antalya şeklini almıştır.

Antalya İlkçağ,Selçuklu ve Abbasi devri

      Bergama krallığı toprakları M.ö. I. yy. başlarında Romalılara geçtiği sırada kıyı şehirlerinin birçoğu gibi burası da korsanların eline geçmişti. Roma hakimiyeti, konsül P. Servilius’un onlara karşı  zaferinden sonra gerçekleştirildi (M.ö. 79). Roma devrinde şehrin surları genişletildi, yeni binalar yapıldı. Bizans devrinde burası Doğu Akdeniz’in işlek bir limanı olmuştu. Müslümanlığın yayılması sırasında Antalya akınlara uğradı, hatta 860’ta Abbasi Halifesi Mütevekkil’in kumandanı, Türk asıllı Fazıl bin Karin tarafından denizden hücumla bir süre için zaptedildi. Malazgirt savaşından sonra Antalya Selçuklu sultanı Süleyman Şah tarafından fethedildi (1085); bundan sonra imparator Aleksios Komnenos şehri geri aldı (1103); tekrar Selçuklulara geçti, sonra imparator İoannes Komnenos Antalya’ya girdi (1120). Bizans’ın Latinler tarafından zaptedildiği sırada burası da Aldobrandini’nin eline geçmişti. Selçuklu sultanı I.Gıyaseddin Keyhüsrev, Antalya’yı kuşattı (1207) ve Kıbrıs kralının kumandanı Gautier de Montbeilard’ın kaleye yardıma koşmasına rağmen burası Türklerin eline geçti. Selçuklular devrinde Venedik gemici ve tacirlerine Antalya’da bazı haklar tanındı. Her ne kadar 1215’te Gautier de Montbeliard Kıbrıs’tan getirdiği kuvvetlerle şehri ele geçirip Türkleri kılıçtan geçirdiyse de Antalya, sultan I.İzzeddin Keykavus  tarafından geri alındı. Selçuklular surları kuvvetlendirdiler, rıhtım ve mendirekler yaptılar ve bir de tersane kurdular. Selçukluların buradaki valilerine “Sahilbeyi” denirdi; bu ad Bizans kaynaklarında “Salbegi” şeklinde geçer.

Antalya Selçuklulardan Osmanlıya Geçişi

       Selçuklu devrinde Antalya yöresine Teke adlı büyük bir Türk aşireti gelmişti. Xlll. yy. sonunda Selçuklu devleti sona erince Isparta ve Antalya arasındaki topraklar Teke aşiretinin bir kolu olan Hamidoğullarının hakimiyeti altına girdi. Antalya’yı ele geçiren İlyasbeyoğlu Dündar Bey, buranın idaresini kardeşi Yunus Beye bıraktı. Yunus Beyin oğulları Antalya’da hüküm sürdürdüler, Hamidoğullarının bu ikinci kolu Tekeoğulları adıyla da tanınır. Kıbrıs kralı Pierre, 1361’de Antalya’yı ele geçirdiyse de, Tekeoğullarından Mehmed Bey 1373’te şehri geri aldı. Bunun oğlu Osman Bey zamanında Antalya, Osmanlı hakimiyetine girdi.

      Ankara savaşından (1402) sonra Teke ve Karamanoğullarının Antalya’yı ele geçirme teşebbüsleri boşa çıktı. Antalya, Anadolu eyaletinin Teke sancağına merkez oldu (Elmalı ile beraber). II.Bayezid devri sonlarında şehzade Korkut bu sancağın başında bulunuyordu. Babası ölünce tahta çıkan kardeşi Selim’e (Yavuz) karşı burada isyan etti. XVII. yy. ın ikinci yarısında Antalya’yı gezen Evliya Çelebi, üç tarafı bahçelerle çevrili şehrin kale içinde dar sokaklı, 3.000 evli 4 mahallesi; kale dışında ise, kuzeyde 20 türk, 4 rum mahallesi bulunduğunu, çarşının surlar dışında yer aldığını, limanın 200 parça gemi alacak genişlikte olduğunu yazar. XIX. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun bırakmak zorunda kaldığı topraklardan gelen göçmenlerin yerleştirildiği Antalya, sözü geçen yüzyılın ikinci yarısında Konya vilayetine bağlanan bir sancağın (Teke) merkezi oldu, Birinci Dünya savaşından önce bu sancak adı geçen vilayetten ayrılarak bağımsız sancak haline geldi. Mütareke devrinde bir aralık İtalyan kuvvetlerinin işgal ettikleri şehir çok geçmeden boşaltıldı ve Cumhuriyet devri başında Antalya vilayeti kuruldu.

Antalya Müzesi

        Antalya müzesi, 1372 yılında Hamidoğullarından Mehmed Beyin yaptırdığı Yivli minare camiinde kuruldu (1934). Daha önce 1923-1934 yılları arasında Panaya kilisesinde toplanan arkeolojik eserler buraya taşındı ve bu çevredeki mevlevihane, Mehmed Bey Nigar Hatun türbeleri, medreseler de müzeye dahil edildi. Aspendos, Side, Perge, Xaothos gibi arkeolojik sahalardan ve Antalya şehri yakınındaki buluntu yerlerinden getirilen yunan. roma, bizans devri eserleri (pişmiş topraktan çeşitli eşya, ınermer lahitler, steller, heykeller, mimari parçalar) müzede teşhir edilmektedir.Antalya ve çevresinden derlenen islami devir eserleri (Selçuklu, beylikler ve Osmanlı devirleri),
mezar taşları, kitabeler, çiniler,silah, meskükat ve etnografya eşyası da ayrı bir bölümü doldurmaktadır.

Antalya Şehri Tarihi Eserleri ve Tarihi Yerler | Şehir Rehberi

Antalya – Yunan ve Roma Devri Tarihi Eserler Tarihi Yerler

      Antalya ve çevresi tarihi yapıları yönünden önemli eserlere sahip bir Güney Anadolu ilidir. Eski çağlardan kalan başlıca şehirler şunlardır: Kaş kasabası çevresindeki Antiphellos, Serik kasabası çevresindeki Aspendos, Kaş kasabasının Demre köyündeki Myra, Manavgat  kasabasının yöresindeki Side, Antalya’nın kuzeydoğusunda Aksu (Macun) yöresindeki Perge, Kaş kazasının Kale bucağındaki Simena, Antalya körfezinin batı kıyısında Tekirova yöresindeki Phaselis, gene körfezin batısında Tahtalı dağlardaki Chimera-Olympos-Yanartaş,Antalya-Korkuteli arasında Termessos, Elmalı-Finike yolu üzerinde Tekke köyü yöresindeki Limyra, gene Elmalı-Finike yolu yöresindeki Arycanda, Finike dolaylarında Alakır çayı üzerindeki Acalissos, Finike-Antalya arasında Kartal dağında Rhodiapolis,Avlan gölünün kuzeybatısındaki Podelia, Elmalı yöresinde Gömbe yaylasındaki Gomba,Antalya’nın güneybatısında Beldibi köyündeki Trissa, Finike’nin Gödene köyü yöresindeki Etenna, Kaş kazasının Kale bucağının doğusundaki İsinda, Söğütlügöl’ün kuzeyinde ve Korkuteli’nin batısındaki Lagos (Lagbe), Korkuteli ile Burdur arasında Ziynit köyündeki Verbe, Antalya şehrinin doğu dolaylarında Magydos, Gazipaşa kasabasındaki Sellinus, Alanya’nın batısında, kıyıda Şarapsa hanı yöresindeki Ptolemaios, Kaş kazasının Kalkan bucağında Kocaçay ağzının doğusundaki Patara, Kaş kazasının Kalkan bucağında Kocaçay yatağının doğusundaki Ksanthos, Antalya şehrinde surlar Hadrianus kapısı ve kule.

Surlar
Antalya Surları
Antalya Surları

       Romalılar tarafından M.S. 11. yüzyılda helenistik devirden kalan temeller üzerine yapılmıştır. 1671-1672’de Antalya’yı gören Evliya Çelebi surlar hakkında geniş bilgi verir: “Surların 80 burcu bulunduğunu, çevresinin 4.400 adım olduğunu ve surlar içinde 3.000’e yakınkiremit örtülü evlerin meydana getirdiği dar sokaklı dört bucağın bulunduğunu söyler. Avusturyalı Graf K. Lanckoronski, arkeolog mimar Niemann ve arkeolog E. Petersen’in 1884’te bu bölgede incelemeler yaptıkları sırada surlar sağlammış; ancak günümüze bu surlardan şehrin içindeki birkaç burçla Hadrianus kapısı ve yanındaki kuleler ile limana bakan büyük kule ve liman duvarlarının bazı parçaları kalmıştır. İki surdan biri limanı, diğeri şehri at nalı gibi kuşatır; surlar arasında şehrin iç bölümlerini meydana getiren duvarlar vardır; iki surun birleştiği noktada, uçlarında kuleleri olan dalgakıranlar uzar; bu kulelerden biri denizin üzerinde yapılmıştır.

Hadrianus Kapısı

      Önceleri şehrin biri doğuda,öbürü batıda iki kapısı varmış; bu kapılargeceleri kapatılır, gündüzleri ise gerektiğinde açılırmış. Bu kapılardan doğudaki tamamen yok olmuş, Hadrianus’un Antalya’ya geldiğinde yapılan (130) batıdaki Hadrianus kapısı ise yanlarındaki iki kule ile günümüze kalmıştır. Osmanlı imparatorluğunun son yıllarında onarılmış, ancak kapının üzerinde olan heykel 1844’te yerinden kaldırılmıştır.Kapı, beyaz mermerden yapılmıstır, üç gözlüdür geniş gözlerin üzerleri ortada korint üslubunda iki kolonun taşıdığı tonozlar ile örtülüdür. Bugün orada bulunmayan doğudaki kapının adı “Çiçekli kapı” imiş; üzerindeki kornişte yunan harfleriyle “İmparator Hadrianus” yazılı olduğu söylenir.

Kule

       Günümüzdeki adı “Hıdırlık kulesi“dir. Deniz kıyısına yakın surların güneydoğu köşesindedir; oldukça iyi korunmuştur. Bergamalıların yaptığı söylenir; tarihçi Paribeni ise romalı bir generalin mezarı olduğunu öne sürer. Ancak limana hakim durumu bakımından deniz feneri olarak yapıldığı sanılmaktadır. Kare bir tabana oturan gövdesi yuvarlaktır, üstünde içeriden merdivenle çıkılan bir düzlük vardır.

Akhilleus’un Resmi

       Antalya’da Yanık mahallesindeki kalenin batısında beyaz bir mermer üzerinde Truva kahramanı Akhilleus‘un resmi vardır.Akhilleus bir iskemleye oturmuştur, önünde diz çökmüş olan Truva kralı Priamos savaşta ölen Hektor‘un cesedini istemektedir. Gene bu taşın yanında iki taştan birinde elinde ok ve yay tutan bir yunan askeri öbüründeyse ay biçiminde kabartma bir insan başı işlenmistir. Gene bu taşın biraz ötesinde kaleye bitişik bir mermer üzerinde Bilos’un oğlu Mısır kralı Danaus’un kızları, kiminin elinde, kiminin omuzunda birer testi ve aralarında bir küp ile görülmektedir. Roma çağından kalma küçük ölçüde bir tiyatro da “Mermerli köşk” denilen yerdedir.

Antalya – Selçuklu Devri Tarihi Eserler Tarihi Yerler

     Selçuklular Antalya’yı ele geçirdikten sonra bu bölgede pek çok han,burç, cami ve köprü yapmışlardır. Antalya’daki Selçuk hanlarının birinci bölümü, Konya-Beyşehir-Eğridir-lsparta üzerinden Antalya’ya inen yolda Kırkgöz ve Evdir hanları; ikinci bölümü Konya-Beyşehir-Seydişehir üzerinden Antalya’ya inen yolda Tol, Burmahan; üçüncil bölümü ise Antalya’dan Adanaya giden kıyı yolu üzerinde Pazarcık, Kargı, Alara ve Şarapsa hanlarıdır. Selçuklular Belkıs tiyatrosunu da (Bk. ASPENDOS) han olarak kullanmışlardır.

     Korkut camii veya Cami-i Kebir (Batı yazarları Cumanun camii, halk Kesik minare der). Meryem adına yapılmış eski bir kilisedir; Sultan Korkut tarafından camiye çevrilmiş, 1851 ‘de yanmış ve yeniden yapılırcasına onarılmıştır, mermer sütunlarının üzerindeki çiçekli süslemeler ilgi çekicidir.

     Yivli minare,Alaeddin Keykubad’ın XIII. yüzyılda kiliseden camiye çevirdiği Alaeddin camiinin minaresidir; altı taş, üstü tuğladan dilimli ve yivli olarak yapılmıştır. Tuğlaların arasına açık mavi renkte dört köşe taşlar konularak göz alıcı bir süsleme yapılmıştır.

     Karatay medresesi Selçuklular devrinde 1250 yılında yapılmıstırj günümüzde yıkık durumdadır; taç kapısıyla mihrabının üzerindeki zengin süsleme ilgi çekicidir.

Antalya – Osmanlı Devri Tarihi Eserler Tarihi Yerler

      Kuyucu Muratpaşa, Tekeli Mehmetpaşa, Bali ve Musellim Bey camileri sayılabilir. Bunlardan Kuyucu Murad Paşanın 1564’te yaptırdığı cami Anadolu’daki Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.

Antalya’da Gezilecek Yerler

1-Kaleiçi

2-Düden Şelalesi

3-Perge Antik Kenti

4-Side Anfi Tiyatrosu

5-Antalya Müzesi

6-Kurşunlu ve Manavgat Şelaleleri

7-Termessos Kaplıcaları

8-Hadrian Kapısı

9-Antalya Akvaryumu

Eğer Antalya da iseniz  mutlaka Olimpos, Kemer sahiline ve Göynük kanyonuna gitmenizi ve Alanya’da Rafting yapmanızı tavsiye ediyoruz. Ayrıca şehir ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız Antalya Belediyesi sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

Olimpos
Olimpos

Son güncelleme :

    Yorum Yap