1. Ana Sayfa
  2. Şehir Rehberi
  3. Ankara | 06 | Şehir Rehberi

Ankara | 06 | Şehir Rehberi

         Ankara şehir rehberi, Türkiye cumhuriyetinin başkenti, ikinci büyük şehri ve İç Anadolu’nun Yukarı Sakarya bölümünde il merkezli şehir, Şehrin 2019 tüik verilerine göre nüfusu 5.503.985‘dir. Ankara ilinin Plaka kodu 06, şehirler arası telefon kodu ise 0312 dir. Ankara ilinin posta kodu 06000, rakımı 870 metredir. Şehir, içinden Engürü suyunun (Ankara çayı) geçtiği ovanın bir kenarında kurulmuştur.Ovanın şehir yakınında en alçak yeri 835 m., İstasyon’da 851 m’dir ve üzerinde Ankara kalesinin kurulduğu tepe ova üzerinde 120-130 m yükselir(978); çevrede daha yüksek tepeler de vardır. Şehrin İstanbul’a uzaklığı kara yoluyla (Bolu üzerinden) 438 km, Demir yoluyla Haydarpaşa’ya 518 km, Karadeniz kıyısının en yakın yerineyse, doğru çizgiyle, 185 km’dir. Yazımızda Ankara şehir rehberini,ilçe ve mahallelerini, coğrafi özelliklerini, iklim özellikleri ve yeryüzü şekillerini, detaylı şehir tarihini, jeolojik yapısını, kısaca gezilecek yerlerini ve şehir ile ilgili resimleri, Ankara hakkında ki bilgileri sitemizde bulabilirsiniz. 

Ankara Şehri Hakkında Bilgi – Şehir Rehberi

Ankara Şehri İlçeleri ve Mahalleleri

Ankara ilinde toplam 25 ilçe ve 1425 mahalle bulunmaktadır. İlçeleri :

1-Akyurt

2-Altındağ

3- Ayaş

4-Bala

5-Beypazarı

6-Çamlıdere

7-Çankaya

8-Çubuk

9-Elmadağ

10-Etimesgut 11-Evren 12-Gölbaşı 13-Güdül 14-Haymana 15- Kalecik 16-Kazan 17- Keçiören 18-Kızılcahamam 19-Mamak 20- Nallıhan 21- Polatlı 22-Pursaklar 23- Sincan 24- Şereflikoçhisar 25-Yenimahalle

Ankara İlçeleri
Ankara İlçeleri

Ankara Coğrafi Özellikleri (İklim,Bitki Örtüsü,Dağları,Ulaşım,Akarsu,Geçim Kaynağı)

Ankara Nüfusu Yıllara Göre Artışı

       Ankara’nın nüfusu, Birinci Dünya savaşı sonlarında şehirde nüfusun daha önce varabildiği sayının yarı kadarını kaybederek 30.000’in altına düştüğü tahmin ediliyordu. Bununla birlikte, Türkiye devletine merkez seçildikten sonra bu nüfusun hızla arttığı, 1926’da yapılan bir deneme sayımı sonuçlarından anlaşılmaktadır (57. 850). Ertesi yıl yapılan ilk resmi sayım, şehrin nüfusunu 74 553, 1935’teyse 122.720 olarak tespit etmişti. 1950’de nüfus 226.536 olmuş, 1955’te 451.241’e, 1960’ta – beş yıl içinde 200.000 artışla – 651.241’e yükselmiş, 1965’teyse 905.000’i aşmıştır. . Eski Ankara’nın büyük ve küçük ölçüde is semtleri durumuna geçen çevre kısmının şehir nüfusuna has önemini kaybetmesi, görünüşe bakılırsa devam etmektedir.Şu an ise Şehrin 2019 tüik verilerine göre nüfusu 5.503.985‘dir.

Ankara Manzara
Ankara Manzara

Ankara Dağları Yer Yüzü Şekilleri

       Topraklarının büyük kısmı İç Anadolu’nun Yukarı Sakarya bölgesinde yer alan, yalnız doğuda bu bölgenin Orta Kızılırmak bölümüne,  kuzeybatıda da Karadeniz bölgesinin batı bölümüne taşan Ankara ili, yüz ölçümü (30.715 km.) ile Türkiye’de Konya ilinden sonra ikinci gelir. Toprakları büyük kısmında Sakarya ve Kızılırmak’ın orta çığırları arasında yer alır ve kuzeyde Bolu ve Çankırı, doğuda Çorum, Yozgat ve Kırşehir, güneyde Niğde ve Konya, batıda Eskişehir illeriyle çevrilir. İlin kuzeyindeki dağlık alan Kuzey Anadolu dağlarının iç sıralarını meydana getiren Köroğlu dağlarıyla kaplanır: bunlar, gerçek dağ sıraları olmaktan çok som bir görüntüyle ve hemen baştan başa, III. Zaman başlarında yüzeye gelmiş andezit lav ve volkan tüflerinden oluşmuştur. Çankırı il sınırında ışık dağı  2015 m’ye yükselir. Yıldırım dağı 2035 m’ye varır, Çubuk çayının kaynaklarındaki Aydos dağı 1800 m’dir. ilin kuzey sınırındaki dağlar, Karadeniz ormanlarının kurakçıl tipleriyle hata oldukça zengindir. Güneye gidildikçe dağlar seyrekleşir ve daha çok kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu sıralar halinde yaylar üzerinde dağılırlar:

           Ankara doğusunda yol ve demir yolunun geçliği Lalabeli alçalmasıyla birbirinden ayrılan İdris (1993 m) ve Elma (1860 m) dağları, Ankara’nın batısında Ayas sırtları ( 1610 m) gibi. Bu dağlar bugün hemen büsbütün orman örtüsünden yoksundur ve yapılarında, kuzeyden Ankara’ya kadar ilerleyen andezit lavlarından çok, bunların örtemediği I. ve II. Zaman şistleri görülür. Burada sözü geçen dağ sıraları  arasında, onların doğrultusuna uyan uzun ovalar dizilir: Elma dallı doğusunda Balaban deresinin geçtiği ova, Ayaş sırtlarının doğusundaki Mürted ovası böyledir. İlin güney kısmında geniş ve hafif dalgalı yaylalar (Haymana yaylası) ve bunların arasına girmiş geniş ve basık ova çanakları (Tuz gölü) yer alır. Yayla üzerinde eski temelin sert kayaçları tek tek duran birtakım tepeler meydana getirir. Tuz gölü kuzeyinde Pasa dağı (1 351 m) ve bunun batısında Karacadağ (1 724 m) gibi. Yaylaların vadilerle yarılma oranı kuzeyde epeyce yüksek olduğu halde, güneydeki çıplak düzlükler hemen hiç yarılmamış durumdadır.

Ankara İklimi ve Yağış

         Ankara ili iklimi, Ankara topraklarında oldukça şiddetli bir kara iklimi hüküm sürer. Örnek olarak alabileceğimiz Ankara meteoroloji istasyonunun uzun süreli (40 yıl) gözlemlerine göre en soğuk ve en sıcak ayın ortalama sıcaklıkları -0°, 1(ocak) ve 23° ,3 (ağustos) olup şimdiye kadar kaydedilen en düşük ve en yüksek sıcaklıklar -24.9 ve 40.0‘dır. Sıcaklığın 0° altında kaldığı günlerin ortalama sayısı 15’i, 0°ye düştüğü günlerin ise 87’yi bulmaktadır. Yazın gündüzler sıcak, geceler serin olur. ilkbahardan yaza çabuk geçilir, fakat sonbaharda geceleri serin olmakla birlikte yaz günlerinin güzelliğini epeyce sürdürür.

       Yağışlar azdır (359 mm) ve bunun mevsimlere dağılışı da düzensizdir; ortalamalara göre mevsimlerin yağış payı söyle gösterilebilir: Kış ve ilkbahara düşen paylar eşittir(yüzde 33,5); sonbahar (yüzde 1 9) ve hele yazın payı (yüzde 14) çok düşüktür. Kış yağışlarının bir kısmı kar şeklindedir; kar yağışlı günlerin ortalama sayısı 15, kar örtüsü bulunan günler sayısı ise 22 gün kadardır. Ankara’da yağışlı günlerin ortalama sayısı da 70 kadardır.ilin birbirinden farklı kesimlerinde bakı şartlarına göre yağışlar daha az (mesela Kızılırmak vadisi; Kırıkkale 306 mm­ Koçhisar’da 325 mm) veya daha çoktur (Haymana 450 mm). Kuzeydeki dağlık kesimin batı ve kuzey yamaçlarında yıllık yağış tutarının daha da fazla olması gerekir.

Ankara İklimi ve Akarsuları

      Ankara İklim ve arazi şartları, il topraklarının kuzey kesiminde sürekli tahriplerden arta kalmış ormanlar (Sarıçam, Karaçam v.b.) bulunmasına karşılık güney kesimlerinin cılız otsu bitkilerin yayıldığı stepler görünüşünde olmasının sebebini açıklar. ilin akarsuları çoğunlukla Sakarya ırmağına (Ankara, Kırmir ve Seben çayları), daha az bir kısmı da Kızılırmak’a (başIıca kolu olan Delice suyu ilin doğu sınırlarındadır) ve bunların aracılığıyla Karadeniz’e gider. Hirfanlı barajının Kızılırmak üzerinde meydana getirdiği suni göl Ankara ve Kırşehir illerinin sınırında uzanır. Akarsuların akış indisi genellikle çok düşüktür. Hepsinde de en düşük seviye yaz sonuna, en yüksek seviye de karların eridiği, yağmurların yağdığı ve buharlaşmanın henüz kuvvetlenmediği ilkbahar mevsimine rastlar.

Ankara Geçim Kaynağı

      Ankara ilinde kır nüfusu, geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlar.Çayır ve otlak (çoğu cılız otlu bozkırlar üzerinde ve yamaçlarda) buna yakın yüzde 43 yer kaplar.; ormanlar (hemen bütünü kuzey kesimin de olmak üzere) yüzde 4 kadardır. Geri kalan ise ürün vermeyen topraklardır (özellikle dağların yüksek kesimleri, fazla eğimli yamaçlar ve toprağı sürüklenmiş yüzeyler). Tahıl tarlaları ekili alanların yüzde 90 kadarını kaplar; en çok da buğday ekilir. Ankara ili buğday üretiminde Türkiye’de Konya ilinden sonra ikinci gelir. Ankara buğdayları (özellikle Polatlı’nın sert buğdayı) çok yüksek vasıflı bol gluten’li türlerdir. İkinci sırada arpa , daha geriden de yulaf , pirinç gelir.

      Sakarya ve kolları (Kırmir Çayı) vadi tabanları özellikle pirinç tarlalarıyla kaplıdır. Patates de çokça ekilir. Baklagiller üretimi fazla yer tutmaz (fasulye, nohut v.b.). Sanayi bitkileri arasında en önemlisi seker pancarıdır. Çukur vadilerin tabanlarında sulama ile biraz pamuk, ayçiçeği, haşhaş, susam ekilir. Dikili alanlar geniş yer tutmamakla beraber, Ankara ilinde çeşitli meyveler yetişir. Ankara armudu, elma, kayısı v.b. üzüm bağları da oldukça yaygındır; kurutmalık, pekmezlik ve şaraplık türler elde edilir.

Ankara Şehir Tarihi – Şehir Rehberi

Ankara İsmi Nereden Gelir?

       Ankara çevresinin, Anadolu’nun en eski yerleşme alanlarından biri olduğu burada paleolitik’e ait buluntulara rastlanmasından anlaşılıyor. ilk  şehrin kuruluşu M.ö. XX.-VIII. yy. lar arasında Anadolu’nun büyük kısmını ellerinde tutan Hititler tarafından kurulmuş olması akla yakın görülmektedir. Daha önce ovada höyüklere yerleşmiş insanların, şimdiki Ankara kalesinin bulunduğu tepede, kabaca düzleştirilmiş kaya blokları üzerine oturttukları kerpiç duvarlarla şehirlerini kurdukları da söylenebilir. Aynı yerde sonradan daha önemli yapılar kurulduğundan bunların izi kalmamıştır.

      Ankara adının nereden geldiğine dair çeşitli söylentiler vardır: Hititlerde Ankulla ve Ankuva gibi şehir adları bulunduğuna göre, şimdiki Halep, Malatya ve Maraşın eski hitit adlarını (Halab, Melitas, Maraş) sürdürmeleri gibi, Ankara’nın da yukarıdaki adlardan veya benzerlerinden türemiş olması pek mümkündür. Bu düşünceye hak verilecek olursa, Ankara adını birtakım halk türetmelerine bağlamaya gerek kalmaz. Bu türetmeler arasında anker (Gemi çapası:Frig kralı Gordlos’un oğlu kral Midas’ın toprak içinde bir çapa bulduğu yerde tapınak ve kent kurma efsanesi): ankas (Frig dilinin türediği varsayılmış olan Sanskritçede karışık engebeli anlamında); engür (fars. Üzüm” den, Müslümanlarca türetilmiş ad); aghuridha (Yunanca “koruk”) adı da hatırlatılabilir. Buna rağmen Ankara’nın tarihe geçmiş adı eski çağlardan zamanımıza kadar hemen hemen hiç değişmemiş gibidir. Ankara (Ancyra), Angora, Engürü ve şimdi uluslararası yerleşmiş şekliyle “Ankara“.

Ankara Şehrinin Kuruluşu

        Tarih devirleri boyunca Ankara, sürekli olarak bir kale-şehir rolünü oynamış, Engürü(Ankara Çayı-resimdeki-) suyunun bir kolu olan Bentderesi tarafında yayla kenarında dar bir boğazla ayrılan eski lav tepesi kale yapımına ve savunmaya elverişli olduğu için şehrin burada kurulmasına imkan verilmiştir. Şehrin kuruluşu hakkında ilkçağ yazarlarında kesin bir bilgi yoktur, bazı efsaneler nakledilir .

        Afrodisias’lı Apollonios’a dayanarak Stephanos Byzantinos’un verdiği bilgiye göre Galatlar, Pontos kralı Mithrldaıes ve Arlobarzanes ile anlaşarak Ptolemaios’un kuvvetlerini yenerek denize sürer ve gemilerinin çapalarını zaptederler. Bu yardımlarından dolayı kendilerine toprak verilir ve Ankara bu toprakta kurulur. Fakat Galatların Anadolu’ya gelmelerinden (M.ö. 278) önce de Ankara şehri vardı. İskenderin tarihçileri Arrianos ve Curtius, İskender’in M.ö. 33’te buradan geçtiğini bildirirler ki bu da Apollonios’un fikrini çürütür. Tarihçi Pausanias da Ankara’nın frig kralı Midas tarafından kurulduğunu ve Galatlar tarafından zaptedildiğini yazar. Romalılar zamanında şehir, kültür bakımından birlik gösteren başşehir anlamında “Metropolis” ve “İmparator Augustus’un şehri” anlamında Sebaste ve Tektosagen, ayrıca da “İmparator adına tapınak kuran ve ona bakan” anlamında Neokoros ve “Ünlü, büyük” anlamında da Lamprotate unvanlarını alır.

Ankara Detaylı Şehir Tarihi 

Ankara – Paleolitik Çağı

       Antropolojik ve arkeolojik belgeler Ankara çevresinde avcılık ve toplayıcılıkla geçinen bir yerleşme olduğunu ortaya koymuştur. Prof. R. O. Arık,  Ankara kalesi eteklerinde neolitik bir el baltası bulmuştur. Prof. Ş. A. Kansu ise  Çubuk çayı kenarında  bazı aletler ele geçirdi. Prof. Kurt Bittel de 1931’de Ankara’nın güneybatısında Havagazı fabrikası dolaylarında araştırmalar yaptı. Ayrıca Orman çiftliği yakınında Chelleen bir el baltası, Maltepe, Ziraat ve Gazi Eğitim enstitüleri yakınlarında, Ergazi, Bağlum, Güdül ve Gavurkale’de de topraküstü paleolitik alet ve istasyonlar bulunmuştur.

Ankara – Kalkolitik ve Bakır Çağı

     Taş ve maden araçlarının bir arada kullanıldığı bu çağa ait buluntuya rastlanmaz, ancak şehrin 25 km güneyinde Karaoğlan höyüğü civarında yerleşme daha geniştir. Etiyokunu’nda Çubuksuyu kenarında Prof. Ş. A. Kansu Bakır çağı kültürüne ait iki küçük köy ve eşya bulmuştur. Toprak mühürler ve perdahlı pişmiş toprak kaplar ilgi çekicidir. Bunlara Karaoğlan ve Bitik’i de eklersek, Bakır çağında Ankara’nın iskan edilmiş olduğu düşünülebilir.

Ankara – Hitit Çağı

       Arkeolojik belgelerin azlığından, filolojik belgelere dayanarak Ankara’nın bu çağda iskan edilmiş olduğu ispata çalışılmıştır. Hitit metinlerinde geçen Ankuwa’nın Ankara olduğunda E. Cavignac ve E. Forrer ısrar etmişlerse de bunun Alişar olabileceği üzerinde durulmuştur. Hititlerin Bitik’te bir hitit vazosuyla “Ankara kabartmaları” adı verilen arkeolojik belgeler ele geçmiştir. O çağın çok önemli bir yol kavşağında bulunan bir müstahkem yerin iskan edilmiş olması düşünülebilir. Güneydeki Gavurkale de önemli bir eti tapınağıdır.

Ankara Güneş
Ankara Güneş

Ankara – Frig Çağı

       Hitit imparatorluğunun yıkılmasından sonra Ankara çevresinde frig hakimiyeti görülüyor. Şehrin iki yerinde yapılan sistemli kazıların sonucunda elde edilen buluntular, Pausanias’ın ileri sürdüğü Ankara’yı Midas’ın kurduğu rivayetini doğrulamaktadır. Augustus tapınağı temellerinde, kalınlığı 4 m’yi bulan bir frig tabakası ve bir frig evinin duvarları bulunmuştur, Anatoprağa yakın kısımlarda boyasız çanak çömlek ve kabartmalı, parlak siyah renkli frig seramiği ele geçmiştir, üst kısma doğru da boyalı çanakların çoğaldığı görülür. Ayrıca Hacıbayram tepesi de bir frig yerleşme yeridir. Çankırıkapı hamamı kazısında da Augustus tapınağı ve Gordion’dakilere benzeyen seramikler bulunmuştur. Bunlar, M.ö. 1. binin ilk yarısına aittir. Ayrıca, büyük taşlarla örülmüş ve çamur harçlı ev temelleri de ortaya çıkarılmış, Anıttepe yöresinde frig Nekropolü olduğu meydana çıkartılmış, buradaki tümülüsler açılmı5tır. İsıasyon’da bulunan kül küpleriyse, frig halkının ölülerine aittir. Ankara’nın 40 km kuzeybatısındaki Bitik’te de üç safha gösteren bir frig iskanına rastlanmıştır.

Ankara – Helenistik Çağı

      Frig devleti ortadan kalkınca, Ankara’ya sıra ile Lidyalılar, Medler ve Persler hakim olmuşlarsa da bu devir karanlıktır. İskender’in M.ö. 333’te büyük Kral yolundan geçtiğini ve Ankara’ya uğradığını Arrianos’un Anabasis adlı eserinden öğreniyoruz. Ankara. bu devirde Frigya  satraplığının şehirlerinden biriydi. İskender’in ölümünden sonra (M.ö. 323) Frigya satraplığı, İpsos savaşından sonra Lysimakhos’un eline geçti. Fakat Selefkiler Lysimakhos’u yenerek Frigya ve bu arada Ankara’yı da aldılar.

      Galatların Anadolu’ya geldikleri sırada (M.ö. 278), Bythinia kralı Nikomedes’in kardeşine karşı yaptığı savaşta, onlardan yardım istediğini ve buna karşılık da onların Frigya bölgesine yerleşmelerine izin verdiğini biliyoruz. Galatların üç büyük kabilesinden biri olan Tektosaglar, Ankara yakınlarına yerleştiler. Gerek Bythinia kralı I.Nikomedes ve gerekse Pontos kralları onları hem Selefkilere bir engel ve hem de devamlı yardım alabilecekleri bir kuvvet olarak gördüklerinden, Galatların buralara yerleşmelerini uygun buldular. Ayrıca, Pontos kralı I.Mithridates’in de Mısırlılara karşı yaptığı savaşta onlardan yardım istediğini (M.ö. 266) Apollonios’dan öğreniyoruz. Ankara’nın Galatların eline geçtiği devrelere ait bilgi azdır. Yalnız M.ö. 237’den önce Antiokhos Hiyeraks ile kardeşi II.Seleukos Kallinikos arasında yapılan savaşta, Galatların yardımıyla Antiokhos Hiyeraks kardeşi ll.Seleukos ‘yi yenilgiye uğrattı.

Ankara – Roma Çağı

       Roma konsülü Manlius Vulso Anadolu’ya bir sefer yaparak, merkezleri olan Ankara’dan kaçıp Magaba’ya sığınan Galatları burada yendi (M.ö. 188). Yapılan anlaşmaya göre, Galatlar yağmacılıktan vazgeçerek kendi topraklarında kalabileceklerdi. Fakat M.ö. 183’te de Bergama kralı Eumenes Galatları yenerek Bergama krallığına bağladı. Galatlar da Romalılara gönderdikleri elçilerle kendi sınırları içinde bağımsız kalmayı sağladılar. Bergama kralı III.Attalos  ölünce, vasiyetnamesi gereğince yurdunu Roma’ya bıraktı. Galatlar Pontuslular ile mücadeleye giriştiklerinde başlarında Tetrarh unvanını taşıyan Deiotarus adlı biri vardı ve zamanla kral olarak tanındı. Böylece Galatlar, Roma idaresinde bir otonomiye sahiptiler. Kral ölünce (M. ö. 41) oğlu Kastor başa geçti. Daha sonraları (M.ö. 25) Augusıus Galatya’yı Roma’ya bağlayınca burası Roma’nın bir ili haline geldi. Galatlar da Sebastenoi (Augustus taraftarları) şeref unvanını aldılar.

        Ankara da eyaletin merkezi olduğundan onun da Sebaste şeref unvanıyla anıldığı sikke ve kitabelerden anlaşılıyor. Augusıus, burada 12 phyl (kabile) teşkilatı kurdu ve imparatorun kült merkezi olan Monumentum Ancyranum adıyla tanınan Augustus tapınağını yaptırdı. Bu tapınağın dış duvarlarındaki grekçe ve latince yazıt Augustus’un yaptığı işleri belirtir. Şehir, özellikle I. ve II. yüzyıllarda gelişti ve daha sonra da etrafı bir surla çevrildi. Roma, gittikçe zayıflayınca (M.S. 22-235) da Severus Alexander zamanında, Persler imparator Valerianus’u savaş sonunda esir edince (257) Roma hakimiyeti de son buldu.

Ankara – Orta Çağ

       Ortaçağ da durum değişmekle beraber Ankara, Doğu Roma imparatorluğunun önemli bir şehri durumunda kaldı. VII. yy. da Ankara İran Sasanileri tarafından (Şapur ve sonra Hüsrev III, 620) işgal ve tahrip edildi. Çok geçmeden onların yerini Müslümanlar  aldı. Araplar 654’te kısa bir süre için şehri ele geçirdiler. IX. yy. başında (Harun ür-Reşid 806) ve daha sonra halife Mutasım tarafından zapt ve yağma edildi. Bu akınlar X. yy. ortalarına (imparator Nikephoros Phokas’ın devlet hudutlarını doğu ve güneydoğuya doğru ilerletmesine) kadar sürdü. Bu
sırada şehir, Bukellarion thema’sının merkezi idi.

Ankara – Orta Çağ – Selçuklu Devleti

        XI. yy. ikinci yarısında Selçuklu Devleti Sultanı Alparslan’ın Bizanslıları yenmesi (Malazgirt savaşı 1071), Anadolu’yu Türklere açtı. Savaştan kısa bir süre sonra Ankara belki Danişmentliler tarafından fethedildi. 1101’de haçlı Ordusu Ankara’yı düşürüp küçük garnizonu kılıçtan geçirdi ve şehir bir süre tekrar Bizanslılarda kaldı; sonra Danişmentlilerin (1172’ye doğru) ve Selçukluların (1143 Konya selçuklu sultanı I.Mesud zamanında) hakimiyeti altına girdi. Hala sağlam duran Akköprü, Sultan I.Alaeddin  Keykubad  zamanında vali Kızıl Bey tarafından yaptırıldı.

        Selçuklular, Ankara’yı askerlikten yana önemli on yer arasında saymakla beraber,Konya, Sivas ve Kayseri gibi anıtlarla süsleyip zenginleştirmediler. Daha sonra Anadolu moğol hakimiyeti altına girince, bir çok Anadolu şehri Selçuklu sultanlarını tanır görünmekle beraber, gerçekte yerli başbuğların elinde kaldı. Ankara’da bu rol Ahi tarikatı reislerine düşmekteydi. Ankara İlhanlıların yerini almış, olan Alaeddin Eretna’nın (Erdana) oğlu zamanında (Orhan Gazi devri), oğku Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katıldı (1354). 20 Temmuz 1402’de Ankara savaşı oldu ve Yıldırım Bayezid, Timur’a esir düştü; bu olaydan sonra Ankara, Çelebi Sultan Mehmed‘in eline geçti; önceleri koca Anadolu eyaletine, sonra bu eyalet içinde bir sancağa merkez oldu.

        XVII.. yy. da Celali hareketlerinden zarar gördü. Bu sırada şehrin hisar içinde 600, dışında da 6 000 kadar kerpiç evi vardı; şehir, tahıl ve meyva yetiştiren, koyun ve özellikle Ankara keçisi beslenen bir yörenin alım satım merkeziydi. Sözü geçen keçilerin yumuşak ve parlak tüyünden, sof ve şali denilen kumaşlar dokunur, bunlar İstanbul’a gönderilir, Mısır ve Avrupa’ya ihraç olunurdu. XIX. yy. başlarında Ankara’ da hala 10.000 kadar dokumacı çalışıyordu. Bundan sonra iktisadi durum geriledi. Dokumacılık ve boyacılık (cehri) önemini kaybetti.

       Bu yüzyılda şehrin o zamanki nüfusu 30.000-45.000 olarak tahmin edilmektedir. Nüfusun dörtte bir kadarı hristiyandı (çoğu ermeni). Daha önceleri havasının sağlamlığından bahsedilen Ankara, çevresinde bataklıkların genişlemesine bağlı olarak XIX. yy. sonlarında sıtma yatağıı haline geldi. 1892’de demiryolu ile lstanbul’a bağlandı ama yine kalkınamadı. XX. yy, başlarında nüfusu 30.000 olarak tahmin edilen şehrin, 1917’de çıkan bir yangında büyük bir kısmı yandı.

Ankara – Cumhuriyet Dönemi

eski ulus
eski ulus meydanı

       Birinci Dünya savaşı yenilgiyle sona erince, Mustafa Kemal Paşanın etrafında birleşen kuvvetler, ekim 1919’da düşünüldüğü gibi, İstanbul’a ve Batı illerine yakın olan Ankara’yı yeni devlete merkez seçtiler. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i temsiliyesi,  aşlarında Mustafa Kemal Paşa olduğu halde 27 aralık 1919’da Ankara’ya geldi. Millet meclisi, 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplandı. Böylelikle Ankara, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin fiili merkezi oldu. 1921 Yazında Sakarya’yı aşarak Ankara’nın güneybatısına inen yunan kuvvetleri, kanlı savaşlardan sonra bozguna uğratıldı. 20 Ekim 1921’de Türkiye ile Fransa arasında Ankara antlaşması imzalandı. 13 Ekim 1923’te  Ankara’nın devlet merkezi olduğu bir kanunla tespit edildi ve iki hafta sonra da (29 Ekim 1923) Cumhuriyet ilan edildi. İngilizlerle, Irak hududunu tespit eden Ankara antlaşması 1926’da imzalandı.

Eski , Yeni ve Bugünkü Ankara

Bugünkü Ankara

         Ankara’nın başkent olması üzerinde şehir, son yüzyıllardan beri içinde bulunduğu gerilikten kurtuldu, hızla gelişti. İlk yıllarda, bu konu  zerinde düzenli bir plan bulunmadığından şehir gelişigüzel büyüdü; bir yandan, öteden beri şehir dışında dağınık evlerin bulunduğu “Ankara bağları” şehirleşti, bir yandan da aradaki boş alanlarda yeni mahalle çekirdekleri meydana gelmeye başladı. Şehrin ilk planı 1928’de, H. Jansen tarafından yapıldı. Gerçekte bu plan şehri bugünkü durumuna göre ancak dörtte biri oranında kalan bir nüfus sayısını hedef almıştı.

       Şehrin 12 km kuzeyinde 1929-1936’da yapılan Çubuk barajı (birinci baraj) da ancak 200.000 nüfuslu bir şehrin ihtiyaçlarını karşılayacak durumdaydı. Şehrin 1950’den sonraki çok hızlı büyümesi düzenli bir planla karşılanamadı. Bu yüzden bir yandan gerçekten modern tesislerle donanırken, bazı kesimlerde, şimdi nüfusun üçte birinden fazlasının sığındığı gecekonduların meydana gelmesi önlenemedi.

        Ankara şehri yüzyıllar boyunca hemen hiç değişmemiş eski bir çekirdekle, bunu çepeçevre kuşatan ve hepsi de Cumhuriyet devrinde yapılmış bulunan yeni mahallelerden meydana gelir. Eskiden kalan veya sonradan kurulmuş bazı semtlerse, şehrin etrafında gelişmiş bir banliyö meydana getirmektedir

Eski Ankara

       Hisar tepesinin yüksek kısmı (kale içi) ve bu tepenin orta yamaçlarından başlayarak ovaya doğru yayılan mahallelerden meydana gelir ve son yıllarda bu kısımda açılmış geniş cadde ve meydanlarla beraber, yine de dar ve dönemeçli yolları vardır. Aşağı yukarı 1930’ye kadar  şehrin nüfus bakımından ağırlık merkezi burasıydı, şehir nüfusunun beşte üçü bu kesimde yaşıyordu. Şimdi bu durum değişmiş, önemli bazı iş yerleri hala burada yer almakla beraber, Ankara’nın yerleşme çekirdeği olmaktan çıkmıştır. Bununla birlikte, Ankara’nın tarihi deliller taşıyan bütün anıt ve yapıları bu kesimdedir.

      Ankara kalesi, tepenin yüksek kısmını kaplayan iç kaleyle bunu kuzeybatı ve güneyden kuşatan dış kaleden meydana gelir (İç kalenin doğu yamacı Bentderesine doğru dik iner). Dış kalenin 20 kulesinden 15’i ve aradaki surlar zamanımıza kadar ayakta kalmıştır. Bu surların kuşattığı dikdörtgen şekilli, eğimli yüzey üzerinde eski tip evlerden meydana gelmiş mahalleler yer alır. 1917 Yangınında tahrip olan kesim yeşil saha haline konulmuştur. Eski Ankara’nın kale dışı kesimi en üstte hisarın bulunduğu tepenin eteğine kadar uzanmakta ve ova surları (dış surlar) tarafından kuşatılmaktaydı; bugün bunlar ortadan kalkmış, yalnız bazı kapılarının adları kalmıştır (İstanbul ve Çankırı kapıları gibi).

       Ankara’nın en önemli düğüm yerlerinden biri olan Ulus meydanı, Eski Ankara’nın batısında, İstanbul kapısı yakınında yer alır. Burada başlıca dört büyük cadde düğümlenir: batıda İstasyon’a inen Cumhuriyet caddesi (bir yanında Eski Büyük Millet meclisi binası), kuzeyde Çankırı caddesi, doğuda Anafartalar caddesi (eski bir semt olan Samanpazarı’na ulaşır) ve nihayet güneye doğru yönelen, şehrin en önemli ulaşım damarı olan Atatürk bulvarı, Romalılardan (Augustus tapınağı, Caracalla hamamı, direkli yol), bizans devrinden (Belkıs minaresi denilen sütun, Klemens kilisesi) kalan yapı kalıntıları; İslam çağında Osmanlılardan evvel yapılan eserler (Alaeddin ve Ahi Şerefeddin camileri gibi) eski ve yeni Osmanlı devri eserleri (Hacıbayram camii, Yenicami de denilen Cenabı Ahmedpaşa camii, Mahmutpaşa bedesteni, medrese türbe ve çeşmeler,. . .) hepsi de Ankara’nın ova surlarıyla kuşatılmış olan bu kesiminde bulunur.

      Şehir Türkiye’ye merkez olarak seçildikten sonra, bir süre bütün hükümet binaları, mali ve ticari kurumlar, mağaza ve oteller de bu kesimde toplanmıştı. Sonradan bunların çoğu Ankara’nın yeni kurulan mahallelerinde daha büyük ölçülerde baştan kuruldu.

Yeni Ankara

eski kızılay
Eski Kızılay

         Şehir çevresinde gelişerek ona sonradan eklenmiş olan semtlerden meydana gelir. Bunların başlıcaları: Yenişehir (Yukarıda adı geçen Atatürk bulvarı boyuca güneye doğru uzanır, Devlet operası, Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesi, Bakanlıklar, Türkiye Büyük Millet meclisi binası bu kesimdedir. Yenişehir, güneyde Kavaklıdere üzerinden Atatürk köşkü, Cumhurbaşkanlığı tesislerinin bulunduğu Çankaya tepesine dayanır), Cebeci (Eski Ankara’nın güneydoğusunda yer alır; Hacettepe üniversitesi, Hukuk ve Siyasal Bilgiler fakültesi v.b. Bu semt, daha doğuda demiryolu ve Bentderesi vadisi boyunca Ankara doğu banliyösüne (Mamak, Kayaş.. birleşir), Bahçelievler (batıda yer alır; Atatürk’ün Anıtkabiri bu kesimdedir.

         Büyük akademik kuruluşlar bu semtin kuzeyinde ve batısında yer almıştır. Ortadoğu Teknik üniversitesi, Fen fakültesi, Atatürk Eğitim enstitüsü v.b.; daha batıda Gazi Orman çiftliği, Akköprü, Yenimahalle (Ankara’nın kuzeybatısında ve Gençlik parkı batısında 19 Mayıs stadyumu, Hipodrom kuzeyinde küçük sanatlar semti, daha ötede Varlık mahallesi ve Yeni mahalle); bunların ötesinde de Etlik ve Keçiören banliyöleri Bu tabloyu tamamlamak için özellikle Bentderesi (üzeri örtülmüş) kuzeyinde yükselen Altındağ semtinde plansız ve nizamsız şekilde yapılmış ilkel meskenlerden meydana gelme gecekondu semtlerini de hatırlamak gerekir. Ankara’nın yoğun bir sanayi semti yoktur ve sanayi oldukça yavaş bir gelişme gösterir. Buna karşılık kültür bakımından, üniversiteleri, yüksek okulları. müzeleriyle, Ankara gerçekten önemli bir merkez olmuştur. İdari alana gelince, merkeziyetçi bir devletin bütün kurumları büyük ölçülerde meydana getirilmiştir. Ankara kedisi ve keçisi ünlüdür. 

Ankarada Gezilmesi Gereken Yerler

1-Anıtkabir

2-Anadolu Medeniyetler Müzesi

3-Rahmi M. Koç Müzesi

4-Hamamönü

5-Eymir Gölü

6-Ankara Kalesi

7-Eski Meclis

Eğer Ankaraya gidiyorsanız mutlaka Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kabri olan “Anıtkabir”i ziyaret etmenizi öneriyoruz.Ayrıca şehir ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız Ankara Belediyesi sitesini ziyaret edebilirsiniz

Anıtkabir
Anıtkabir

Son güncelleme :

    Yorum Yap