1. Ana Sayfa
  2. Şehir Rehberi
  3. Amasya | 05 | Şehir Rehberi

Amasya | 05 | Şehir Rehberi

      Amasya şehir rehberi, Türkiye’nin nüfusa göre 57.şehri, Orta Karadeniz bölümünün iç kesiminde, Yeşil Irmak boyunda il merkezi şehir; Şehrin 2019 tüik verilerine göre nüfusu 337.508‘dir. Amasya ilinin Plaka kodu 05, şehirler arası telefon kodu ise 0358 dir. Amasya şehrinin posta kodu 05000, rakımı 1150 metredir. İskelesi olan Samsun’a kara yolu ile 128, demiryolu ile 140 km. uzaklıktadır; yükseltisi yaklaşık 400 m’dir. Amasya Yeşil Irmak’ın ikinci zaman sert kireç tasları arasında çatığı uzun ve derin boğazın en dar yerinde, ırmağın iki yakasında yer alır. Bu kesimde batıdan doğuya doğru akan Yeşil Irmak’ın sol (kuzey) yakasında boğazın yamacı hemen hemen dikine yükselir. Bu yamaçta “kral kaya mezarları” denilen birçok mağaralar vardır. Tepesinde de eski kale kalıntısı bulunur. Şehir bu yamaçla ırmağın yatağı arasında dar bir sahaya sıkışır ve yer yer kesintiye uğrar; hükumet konağı, belediye, saat kulesi ve istasyon bu yakadadır. Irmağın sağ (güney) yakasında, Ferhat dağının dik yamaçları önündeki oldukça geniş düzlükte kendine gelişme alanı bulmuştur. 

     Selçuklular ve Osmanlı devrinden kalma başlıca anıtlar, çarşı, lise,hastahane, oteller v.b. gibi büyük yapılar ve yamaçtaki park buradadır. 1915 yılında meydana gelen büyük yangının bıraktığı boşluk son yıllarda doldurulmuştur. Amasya’nın iki yakası, bazıları eski devirlerden kalma köprülerle birbirine bağlanır. Yazımızda Amasya şehir rehberini,ilçe ve mahallelerini, coğrafi özelliklerini, iklim özellikleri ve yeryüzü şekillerini, detaylı şehir tarihini, jeolojik yapısını, kısaca gezilecek yerlerini ve şehir ile ilgili resimleri, Amasya hakkında ki bilgileri sitemizde bulabilirsiniz. 

Amasya Şehri Hakkında Bilgi – Şehir Rehberi

Amasya Şehri İlçeleri ve Mahalleleri

Amasya ilinde toplam 7 ilçe ve 107 mahalle bulunmaktadır. İlçeleri : 

1-Göynücek

2-Gümüşhacıköy

3-Hamamözü

4-Merkez

5-Merzifon

6-Suluova

7-Taşova

Amasya İlçeleri
Amasya İlçeleri

Amasya Şehir Rehberi – Coğrafi Özellikler(İklim,Bitki Örtüsü,Dağları,Ulaşım,Akarsu,Geçim Kaynağı)

       Amasya ilinin toprakları Yeşil ırmak havzasının orta kesiminde yer alır; Samsun, Çorum, Yozgat ve Tokat illeriyle çevrilir. Yeşil ırmak, Amasya ili topraklarını boydan boya keser. Güneybatıda Çekerek çayı, Amasya şehrini geçer geçmez Tersakan çayı ve kuzeydoğuda da Kelkit suyu ile birleşir. Gerek Yeşil ırmak’ın, gerek başlıca kollarının vadileri boyunda alüvyon tabanlı ovalarla dar boğazlar sıralanır; düzlükler  Merzifon önünde genişler. Başlıca dağlar Amasya ilinin kuzey kesiminde yer alır ve Akdağ (2.062 m.) dışında hiç bir yerde yükselti 2.000 metreye varmaz.İl topraklarının, Karadeniz’e yakınlılığı sebebiyle hiç değilse dağlık kesimlerde yağışlar boldur ve bu yüzden yer yer tahrip edilmemiş sık ormanlara rastlanır. Buna karşılık dağların siperinde kalan ovalarda yağışlar azdır (Merzifon 373, Amasya 398 mm.).

      Tabii bitki örtüsü step görünüşündedir; bununla beraber kışlar, İç Anadolu’daki kadar soğuk olmadığından, sulama yardımıyla kıyı kesimlerini aratmayacak kadar çeşitli tarım ürünleri (her türlü meyve ve sebze) yetişir.İlin toprak ürünleri arasında buğday ,arpa, mısır, çeşitli baklagiller,patates, kavun, karpuz, şeker pancarı, tütün, haşhaş (afyon sakızı), çeşitli meyveler (elma,şeftali, kayısı v.b.) basta gelir. Küçükbaş(keçi,Ankara keçisi) ve büyükbaş (sığır,manda) hayvan beslenir. Koşum hayvanlarından eşek sayısı atlardan fazladır. İpek böceği yetiştirilmesine devam edilmektedir . İlin birçok yerlerinde el tezgahlarında bez dokunur, halı ve kilim yapılır. Suluova’da Amasya Şeker fabrikası kurulmuştur. Çeltek’te linyit kömürü işletmesi bulunur. Amasya, demiryolu ve kara yolu ile Samsun’a, kara yolu ile Ankara’ya bağlanır.

Amasya Şehir Tarihi – Şehir Rehberi

      Cumhuriyet kurulduktan sonra, 1930’da demiryoluna kavuştu, daha yakın yıllarda da iyi kara yollarıyla çevresine bağlandı. 1927’de 12.500’ü geçmeyen nüfusu, 1960’ta 28.500’ü, 1965’te ise 34.000’i aştı, şehir yeni yapılarla süslendi. Amasya çevresinde tabiat güzelliği, bahçelerinin zenginliği (ünlü elmaları, ihraç konusu olan diğer meyveleri ve sebzeleri) önemlidir. Bulunduğu yer sebebiyle her devirde önemli olan şehir, Selçuklular zamanında ilim merkezi haline geldi. Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Sivas, Tokat, Doğu Karahisar, Çorum ve Canik sancaklarının teşkil ettiği Rumiye-i Sugra eyaletinin Paşasancağı iken,1518 yılından sonra dini-siyasi sebeplerle merkez Sivas’a aktarılınca, Amasya da on katlı bir sancak haline geldi. Paşasancağı olduğu devirde beylerbeyini 530 bin akçe hası vardı. Hazinenin geliri 557 bin akçe idi. 17 Zeamet ve 429 tımara sahipti.

     Osmanlı kanunlarına göre, “reaya” ürünlerinden, önceden belirtilmiş olan “rüsum” dan fazla salarlık ve yemlik ile bu miktarı iki defa alanlar her sene tımar evine birer gün kulluk ederlerdi. Ayrıca harman resmi olarak her sene birer kilo arpa, birer tavuk ve hisar erenlerinin birer yük saman ve birer yük o­dun almaları “bidat” sayılıyor ve yasaklanıyordu.

      Bir köy veya bir mezra başka bir tımara katılamazdı. Ayrıca Amasya ve Sivas’ta, bir çiftlikten 57 akçe ve yarısından da 28 akçe olarak alınan “harac-ı muvazzaf”tan başka, tahıl v.b. den iki öşür daha alınırdı. Sipahilerin aldığı “öşr-i divani” ile emlak sahipleri ve Evkaf’ın aldığı “öşri malikane” bunlar arasındadır. Amasya, sancakbeyliği olunca, zeamet ve tımarlar değişmedi, yalnız sancak beyine 450 bin akçe verilmeye başlandı. Osmanlı devrinde de kültür merkezlerinden biri olan şehirde, birçok şehzade tahsillerini vali oldukları sırada yaptılar. XV. ve XVI. yüzyılda şehir, tarihçi Şükrullah, hattat Seyhzade Hamdullah, Edip Taci Bey, Cafer ve Abdurrahman Çelebiler, Şair Mihri Hatun, bilgin Müeyyedzade Abdurrahman Çelebi, Zembilli Ali Efendi, hekim Sabuncuzoğlu Şerefeddin gibi ünlü kisiler yetiştirdi. Ayrıca bilgin Hüseyin Hüsameddin Yaşar da buralıdır.

Amasya Manzara
Amasya Manzara

Amasya Şehir Tarihi 

Amasya Tarihi – İlk Çağ

      İlk çağda Amaseia adını taşıyan Amasya şehri,Büyük İskender zamanında adı geçmektedir. Fakat şehir aslında Pontos krallığı zamanında önem kazanmış ve kral I.Mithridates burayı merkez yapmıştır. Şehir, V.Mithridates’in Sinop’a nakletmesine kadar 200 yıl merkez olarak kaldı. Roma generali Pompeius Amaseia’yı serbest şehir haline getirdi. Burada M.Ö. 63 yılına kadar tunç paralar ele geçti. Bizans devrinde Konstantinus zamanında (323-337), Pontos eyaletinin metropolisi oldu ve Hıristiyanlığın yayılmasında rol oynadı. İmparator Phokas (602-610) ise şehirde kaldığı sırada kral sarayı ve kızı Eleni için bir kilise (bugün Fethiye camii) yaptırdı.Sonradan Sasanilerden Hüsrev Perviz’in eline geçtiyse de ,elinde tutamayarak Heraklius (610-641) burayı geri aldı.

     İmparator Leon’un zamanında da arap hakimiyetine girdi. Danişmendname‘den edindiğimiz bilgiye göre, Melik Danişmend Gazi bu şehri kuşattı ve aldı. XI. yy. sonundan itibaren Danişmendilerin eline geçmiş olduğu bilinmektedir. Haçlı seferleri sırasında Raimond de Toulouse, şehre yürüdü ise de Türklere yenildi. II.Kılıç Arslan‘nın (1156-1192) burayı almasıyla şehir Danişmendlilerden Selçuklulara geçti. Selçuklu devleti ll.Kılıç Arslan’nın oğulları arasında paylaşılırken (1 193), Amasya, Nizameddin Argun Şah’a düştü. Fakat bütün Selçuklu topraklarını alan Tokat beyi Rükneddin, burayı da ele geçirdi. Bir depremden sonra I.Alaeddin Keykubad  (1219-1236) şehri yeniden yaptırdı. Moğollara kaşı Harzemşahlar ile birleşen Selçuklular, Amasya’yı Harzemşahlardan Emir Bereket’e tımar olarak verdiler (1231).

Amasya Tarihi – Osmanlı Devletine Geçişi

        ilhanlı hakimiyeti sırasında Anadolu’nun ö­nemli merkezlerinden olan şehri rum vali naipleri yönetti. “İlhan Ebu Sait Bahadır Han” ölünce karışıklık baş gösterdi. Sivas naibi Eretna zamanında geçici bir sükuna kavuştuktan sonra oğulları başa geçince tekrar karıştı. Bu durumdan faydalanan ve kendisini Eretna’nın mirasçısı sayan Hacı Şadgeldi Paşa burayı merkez yaptı. Bu arada Amasya’yı almak isteyen Kadı Burhaneddin ile mücadele eden Şadgeldi sonunda öldürüldü(1380)ve bunun sonucunda şehir de oğlu Ahmed’in elinde kaldı.Fakat Emir Ahmed, Kadı Burhaneddin ile yaptığı mücadelede yenilince, I.Murad (1362-1389) zamanında Osmanlı Şehzadesi Yıldırım Bayezid, Kadı Burhaneddini yendi ve Amasya ile çevresini Osmanlı topraklarına kattı (1389). Eyalet merkezi olan şehrin ilk valisi tayin edildi. Buranın güvenliğini sağlayan Bayezid, Kosova savaşına katıldığı için, şehrin idaresini “Beylerbeyi” unvanını verdiği “Şadgeldioğlu Ahmed Beye” bıraktı. Amasya’yı almak için her an fırsat bekleyen ve birçok defalar mücadeleye giren Kadı Burhaneddin, Temurtaş Paşa kumandasındaki ordunun karşısında tutunamadı ve Malatya’ya doğru çekildi.

      Timur’un yayılma siyaseti sırasında, Osmanlı Devletinin doğu sınırlarına giren Amasya’ya Şehzade Çelebi Mehmed’i gönderdiler (1398). Bunun üzerine Ankara’ya doğru ilerleyen Timur’a karşı koymak için topladığı asker ile Çelebi Mehmed harekete geçti (1401) ve yerine Yakup Paşayı bıraktı. Timur, Osmanlı topraklarını kendisine bağlı olan beylere paylaştırdı, Amasya’yı da Kara Devletşah’a bıraktı. Onun çok zalim olduğunu bilen ve kendisini istemeyen halk Yakup Paşayı tutmakta direnince, Amasya’nın biri şehre ve kaleye, diğeri de şehrin dışına ve dolaylarına bakan iki valisi oldu. Halkın Timur’a şikayetleri devam edince şehre Ahmed Paşanın oğlu II.Şadgeldi  Bey tayin edildi. Devletşah’ın zulümleri devam edince emir Şadgeldi başkanlığında toplanan meclis, Bolu’daki Çelebi Mehmed’in çağrılmasına karar verdi. Çelebi Mehmed,Amasya emirliğine getirildi ve şehir 1413’e kadar çevrenin merkezi haline gelerek Çelebi Mehmed’in faaliyetlerinde önemli rol oynadı.

Amasya Tarihi – Osmanlı Dönemi Çelebi Mehmet

       Osmanlı tahtına geçen Çelebi Mehmed, Amasya beylerbeyliğine Yürgüç Paşayı getirdi. Amasya’daki büyük depremden (1415) faydalanan Karatatarlar ve Kastamonu Beyinin karışıklık çıkarmaya kalkması üzerine, Sultan Çelebi Mehmed, Amasya’ya gelerek onları Rumeli’ye sürdü (1418). Şehzade Mehmed (III.Mehmed(Fatih Sultan) ) Amasya valiliğine getirildiği sırada (1437) sekiz yaşında olduğu için ilk tahsilini burada yaptı. Amasya beylerbeyi Hızır Paşa ve diğer Amasya beyleri İstanbul’un alınmasına katılınca (1453), Eretna oğlu Ali Bey, Amasya valiliğine atandı. İstanbul alınınca Fatih, şehzadesi Bayezid’i Amasya valisi yaptı. Fatih Sultan Mehmed il ölünce (1481), yerine Amasya valisi Bayezid geçti. O da şehzadesi Ahmed’i Amasya valiliğine bıraktı.

Amasya Tarihi – Osmanlı Dönemi Şahkulu İsyanı

       Ahmed İranlı bilginlere çok kıymet veriyordu. Hekimi iranlı Kutb Şirvani ile nişancısı Ahmed Cami, Ahmed’in eğlencelerinden faydalanarak Şah İsmail’in propagandasını yapıyorlardı. Şah İsmail de Erzincan’ı almıştı (1502). Çevrede Şii ayaklanmaları baş gösterdi. Şehzade Ahmed 20.000 kişilik ordu ile Şiiler üzerine yürüdü ve Amasya’yı Şehzade Murad’a bıraktı. Şehzade Ahmed yenilince Şiilerin elebaşı Şah Kulu civarına hakim oldu. Ayrıca Anadolu beylerbeyi Mehmed Paşa da yenildi. Ali Paşa da Şah Kulu ile Bozok yakınlarında yaptığı Gökçay savaşını kaybetti (1511). Bu sırada şehzade Ahmed, Amasya’yı oğlu Murad’a bırakarak tahta geçmek için yanındaki kuvvetlerle İstanbul’a gitti.

        Amasya, şehzade Murad’ın valiliği sırasında şii tehdidi altındaydı ve Şah Kulu’nun emriyle Zünnun Halife ve şeyhi CelaI Baba buralara hakim oldu. Yavuz Sultan Selin tahta çıkınca Mustafa Paşayı Amasya’ya gönderdi; o da Ahmed Paşanın yardımı ile şehri aldı. Taht iddiasında bulunan Ahmed, bu sırada Amasya’ya baskın yaparak saltanatını ilan ettiyse de, bir hile ile İstanbul’a çağrıldı. Harekete geçtiği sırada Yenişehir’de Yavuz Sultan Selim ile karşılaştı ve yenilerek öldürüldü. Amasya beyliği de Şadi Paşaya verildi. Sonunda gene ayaklanmış Şiileri bastıran Murad taraftarları, eyaletin merkezini Sivas’a naklettiler ve Amasya da oraya bağlı sancak merkezi haline getirilerek Rüstem Beye verildi (1518).

Amasya Tarihi – Amasya Antlaşması

      Amasya Antlaşması (1555), Osmanlı Devleti ile İran arasında yazılı şekilde yapılan ilk barış antlaşmasıdır (29 mayıs 1555). 28 Ağustos 1553’te yeni bir İran (Nahcıvan) seferine çıkan Kanuni Sultan Süleyman, Nahçivan, Revan (Erivan) ve Karabağ taraflarını zaptettikten sonra geri döndü, Erzurum’a vardı; Safevi elçisi Şah Kulu Ağa, Erzurum’a gelerek Padişaha anlaşma teklifinde bulundu. Osmanlı Devleti, şartlarını tespit edecek bir sulh antlaiması yapılıncaya kadar, mütarekeye muvafakat edildiğini bildirince, I.Şah Tahmasb’ın diğer bir elçisi, Kemaleddin Ferruhzade Bey, bu sırada Amasya’ya gelen Kanuni Sultan Süleyman‘ın yanına gitti.Türk vezirleri ve devlet adamları ile temasa geçti. Nihayet iki taraf arasında yapılan görüşmeler sonunda, 29 mayıs 1555 çarşamba günü, kırk yıldan beri aralıklı olarak Osmanlılar ile Safeviler arasında devam eden mücadelelere son veren Amasya antlaşması imzalandı.

      Bu antlaşmanın esasları dört noktada toplanabilir.Osmanlıların son olarak elde ettiği Ardahan, Göle, Zarşat (Arpaçay) ve dolayları Türk sınırları içinde kalacak. Bu antlaşma, İranlılar tarafından bozulmadığı sürece, Osmanlı devletinin sınır kumandanları da barış şartlarına uyacaklar ve anlaşmazlığa sebep olan herhangi bir hadise yaratmayacaklar. İran hacılarına, Mekke, Medine, Bağdat, Kerbela ve Necef v.b. şehirlerdeki mukaddes yerleri ziyaret için Türk makamları izin verecek. Sünnilik ile Şiilik arasındaki dini taassubu ortadan kaldırmak gayesiyle Safeviler bütün halifelere karşı hürmetkar olacaklar.

Amasya Tarihi – Osmanlı Kanuni ve Cumhruriyet dönemi 

       Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) saltanatı sırasında, zaman zaman şii saldırıları oldu ise de nihai güvenliğini sancakbeyi Veli Paşa sağladı (1534). Bir ara Sivas ile ilgisini kesip bağımsızlaşan Amasya, Mehmed Çelebiye verilerek tekrar Sivas’a bağlandı. 1557’de şehrin valiliğine kardeşi Selim ile mücadele eden ve nihayet İran’a kaçan şehzade Bayezid tayin edildi. Onu takiben de Sinan Paşa vali oldu. XVI. yüzyılda çevrede ayaklanmalar artınca Hüseyin Paşa Amasya müfettişi ve mutasarrıfı oldu; fakat onun mücadeleleri saraya yanlış aksedince geri çağrıldı. Buna kızan Hüseyin Paşa da ayaklananlar arasına katıldı. Hüseyin Paşayı Saraya göndermesi şartıyla kendisine Amasya beyliği verileceği vaat edilen Karayazıcı, isteneni yapınca Amasya sancakbeyi oldu (1599). Devam eden karışıklıklara ancak Kuyucu Murad Pasa” son verdi (1608). Bu tarihten sonra hareketsiz geçen şehrin tarihi Milli Mücadelede rol oynadı. Sivas kongresinin kararları Amasya’ da alındı (21 haziran 1919). 

Amasya Arkeoloji – Şehir Rehberi

       Çevresindeki ve Suluova’daki höyüklerden toplanan seramik parçalarına nazaran, Milattan önce 3000’den itibaren iskan görmüş ve  Kalkolitik , Bakırçağ, Hitit ve Frig devrelerini yaşamıştır. Orta Anadolu özelliğini taşır. Şehrin en eski kalıntıları, M.ö. III. yüzyılda Pontos krallığının başşehri olduğu devreye aittir. Şehrin Helenistik çağı hakkında Amaseia’lı Strabon (M.ö. 63-M.S. 19) bizi aydınlatarak, Pontos krallığı devrine ait olan saray, kale, mezarlar, merdivenli kuyular, köprüler hakkında bilgi verir. Sonradan V.Mithridates  Euergetcs (M.ö. 170-150) Pontos krallığının merkezini Sinop’a nakletti.

Amasya Tarihi Yerler – Tarihi Eserler 

Amasya Kalesi

       Coğrafyacı Strabon’un verdiği bilgiye göre tabiat bakımından da müstahkem olan şehre, Yeşilırmak’ın üst taraflarında kaya üzerine bir kale yapılmıştır. Bu kalenin doğu ve güneyinde inen duvarlar şehri, nehir boyunca kuşatan duvarlar ile birleşiyordu. Nehrin karşı tarafında ise “proasteion” denilen kalenin dışında kalan bir mahalle vardı. Kale VIII. yüzyıla kadar kullanıldı. Bugün kaleden ve nehre inen duvarlardan bazı parçalar ve tepede Roma devrine ait bazı duvarlar kaldı. Bunlar, büyük ve düzgün taşlardan yapılmış ve dış yüzeyleri çıkıntılıdır. Helenistik devre ait temelle sonradan Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devrinde kullanıldı. Evliya Çelebi‘ye göre, bu müstahkem yerin planı XVII. yüzyıla kadar görülebiliyordu ve tepedeki kale, beş köşeli bir yapıydı. Kalenin içerisinde de saray, barut depoları ve sarnıçlar vardı. Strabon’a göre kale surlarının içinde kalan sarayın, bugün sadece üzerinde yer aldığı teras ve destek duvarları mevcuttur. Dernschwam adlı gezginin notlarına göre, bu yapı XVI. yüzyıla kadar ayakta kaldı ve Osmanlılar askeri depo ve çadır dokuma yeri olarak kullandılar. Sarayın dış kısmı taştan, iç kısmı taş, tuğla ve ağaçtan yapılmıştır.

Amasya Kral Kaya Mezarları

      Yerli yerinde duran mezarlardan sarayın arkasındaki taraçada yer alanlar, M.ö. 111. yüzyıla ait olan kral mezarlarıdır. Civarda ayrıca dağınık vaziyette 17 mezar daha vardır. Bir de şehrin dışında, Rahip Tes’e ait olan ve “Aynalı mağara adıyla bilinen  cephesi düz mezar çok güzeldir. XI. Yüzyılda keşişlerin kullandığı, iç ve dışının resimlerle süslü olduğunu bildiğimiz mezarın kapısında bir de kitabe vardır. Bu bölge  mezarlarının özelliği, kayadan bir galeri ile ayrılmalarıdır. Mezarların dış görünüşü, üstü bazen alınlık şeklinde olan, kayadan ayrılmış bir mihrap şeklindedir. Pencere şeklinde kapalı bir kapının bulunduğu ve yerden yüksek olan mezar odası, lahit ve ölü hediyelerinin  konabileceği mihraplar ibtiva eder. Tavan kemer şeklindedir. Bazılarına Bizanslılar zamanında renkli resimler yapılmıştır.

Amasya Kralkaya Mezarları
Amasya Kralkaya Mezarları

Amasya Merdivenli Kaya Tüneli

       Tepesinden su bulunan yere kadar uzanan ve kayaya oyulmuş dik merdivenlerin yer aldığı kuyular, belki de askeri önemi olan gizli yollardı. Bir tanesi kalenin tepesinden 70 m. aşağısındaki suyun bulunduğu kısma, diğer ikisi de kral mezarlarından, sarayın bulunduğu taraçaya kadar devam eder. Osmanlılar, bu merdivenli kuyuları cezaevi olarak kullandılar. Bunların askeri gayelerle milattan önce III.-I. yüzyıllarda yapılmış olması muhtemeldir.

Amasya Köprüler ve Diğer Eserler

      Strabon’un bahsettiği köprülerden, doğudan batıya sıra ile, Kuş köprüsü; ağaçtan yapılan Hükumet köprüsü; taş direkleri suyun içindeki toparlak kemerlere dayanan Alçak köprü; ağaçtan yapılmış Maydanos köprüsü; yıkılmış olan Sultan köprüsü; taştan yapılmış Meydan köprüsü.

      Yazılı eserlerden şehirde bir stadyum ve tiyatronun mevcut olduğu anlaşılıyorsa da yeri belli değildir. Roma devrine ait kanatlı Eros figürlerinin taşıdığı girlantlar ve ınedusa başları ile süslü olan lahit, Halifet Gazi türbesinde kullanılmaktadır. Roma devrine ait kemer kalıntılarına nazaran eski Amasya 6-7 m. daha asallı seviyedeydi.

Amasya Selçuklu Dönemi Eserleri

         Burmalı cami, kale içerisindedir ve Evliya Çelebi Mahkeme Camii olarak adlandırılmıştır. Ortada üç parçaya bölünür. Yanlarda karşılıklı duran kalın ayakların araları kemerlerle bağlanmış, üstleri de tonoz ve köşe bingilerine oturan küçük kubbelerle örtülmüştür. Bu yapı, düz tavanlı yapı tarzından tonoz ve kubbeli yapı tarzına geçişi gösterir. Giriş kapısının solunda bir türbe, sağında da bir minare vardır. Kapısındaki kitabeye nazaran, II.Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1247) zamanında yapılmıştır. Yangın ve depremden zarar görerek tamire dilmiştir. Diğer Selçuk eserlerinden, hem medrese hem de cami olarak kullanılan Gökmedrese ve yanındaki türbe de kayda değer. Cami, beş sıralı üçer kubbe ve tonozla örtülmüştür. Sade ve silindir şeklinde bir niş, mihrabı teşkil eder. Camiyi ve iki katlı türbeyi, Amasya valisi Turumtay, 1266-1267 yıllarında yaptırmıştır. Bunun yakınında, aynı yıl III. Gıyaseddin Keyhüsrev  zamanında, gene Turumtay’ın yaptırdığı Turumtay türbesi yer alır. Cephesinde arabesk bitki motifi süsü vardır. Ayrıca, sekiz köşeli ve yıkılmış durumda olan Halifet Gazi türbesi de arabesk süsler taşır. Bir de Sultan Mesud’a ait olduğu söylenilen, fakat tarihi bilinmeyen bir türbe vardı.

Amasya Osmanlı Dönemi Eserleri

      Bayezidpaşa camii, bu devrenin en eski yapısıdır. üstü iki kubbe ile örtülen caminin, son cemaat yeri öndedir. Yanlarda da ikişer kubbeli medreseler yer alır. Kitabesine göre, emir Vezir Bayezid Paşa, mimar Yakup bin Abdullah’a yaptırmıştır (1414). Gene Osmanlı devrine ait Yürgiiçpaşa camii de iki kubbe ile örtülüdür ve yanlarda ikişer kubbeli medreseleri vardır. Sağlam ve sade olan bu camiyi, II.Murad zamanında vezir Yürgüç Paşa yaptırmıştır (1428). Osmanlı devrinin en tipik yapısı, II.Bayezid‘in kurduğu külliyenin camiidir. İki kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yeri önde ve beş kubbelidir. Yan nefler üçer küçük kubbeye sahip ve ana eksene simetriktir. Kitabesine göre 1486’da yapılmıştır. Bu külliye içindeki Kapıağası medresesi sekizgen planı ile Osmanlı medreseleri arasında istisna teşkil eder. Sekizgenin kıble tarafında, dışa çıkıntılı, yukarı kısımlarında pencere olan ve büyük bir kubbe ile örtülü ders okunan ve namaz kılınan sahın kısmı yer alır. Sekizgenin diğer kenarında, kubbeli üçer talebe hücresi ve bunların önünde de üçer kubbeli birer revak yer alır. ‘Kuzeybatı kenarının ortasındaki kapıdan ve bir dehlizden geçilince, sekizgen şeklindeki avluya girilir. Medrese bugün haraptır.

       Mehmed Paşa camii (1486) ve Pazar camii (XV. yüzyıl) pek önemli eserler sayılmaz. Türbeler arasında Şadgeldipaşa (1381), Şehzade, Şehzadeler, Halkalı Dede’ (1474) ve Şehzade türbeleri (1513) sayılabilir. Şehzadeler türbesinde bir kubbenin altında dört sanduka vardır ve kitabesine nazaran bunu,Çelebi Sultan Mehmed yaptırmıştır (1410). Şehzadelerin yaptırdığı Beyler sarayı denilen sarayın kalıntılarına göre, bu yapıda·bir harem dairesi, bir selamlık, üç ağalar dairesi, ikişer hamam ve mutbak ve mermer havuzları olan iki bahçe de vardı. 1698-1699 yılları arasında  yapılan iki katlı Taşhan ise deprem sebebiyle bugün harap haldedir.

Amasya Gezilecek Yerler

1-Amasya Kalesi

2-Kral Kaya Mezarları

3-Amasya Arkeoloji Müzesi

4-Boraboy Gölü Tabiat Parkı

5-II.Beyazid Camii

        Ayrıca size “Amasya elması”nı denemenizi tavsiye ediyoruz.Amasya Elması daha çok Amasya dolaylarında yetişen ve yaygın şöhreti olan yerli bir elma çeşidi. Meyvesi orta irilikte, rengi kırmızı, eti beyaz, tatlı, kokulu ve serttir. Saklamaya çok elverişlidir. Ağacı, meyveye geç yatar. Ayrıca şehir ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız Amasya Belediyesi sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

Amasya
Amasya

 

 

 

Son güncelleme :

    Yorum Yap