1. Ana Sayfa
  2. Kimdir
  3. Sait Faik Abasıyanık Kimdir?

Sait Faik Abasıyanık Kimdir?

       Adı Soyadı              :Sait Faik Abasıyanık

       Ünvanı                    : Abasıyanık

       Mesleği                   : Hikaye,Roman Yazarı, Şair

       Doğum Tarihi/Yeri    : Kasım 1906, Adapazarı

       Ölüm Tarihi/Yeri       : 11 Mayıs 1954, İstanbul

          İlk öğrenimini Adapazarı’nda Rehberi Terakki mektebinde yaptı, onuncu sınıfa kadar İs­tanbul Erkek Lisesinde  devam ettiği orta öğrenimini,Bursa lisesinde tamamladı (1928). Liseden mezun olan Abasıyanık , İstanbul üniversitesi Edebiyat fakültesine devam etti, ancak babasının isteği üzerine İsviçre’ye, ekonomi öğrenmeye gitti (1931);on beş gün sonra öğrenimini bir yana bırakarak, Lozan’dan Fransa’ya Grenoble’e geçti; üç yıl orada kaldı. Kısa bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim mektebinde Türkçe grup dersleri öğretmenliği yaptı,öğretmenlik yaparken ayrıca  ticaretle uğraştı.1942 yılında bir ay Haber gazetesinde adliye muhabiri olarak çalıştı, ama hep babasının geliriyle geçindi, ömrü Burgaz adasındaki köşklerinde annesiyle geçmiştir. 1953 yılında Mark Twain derneğinin (A.B.D.) şeref üyeliğine seçildi.

        İstanbul’da lise sıralarında şiirler kaleme alan (1925-1928) Abasıyanık, ilk hikayelerini (Beyaz Mendil, Zembeuk v.d.) Bursa’da yine lise öğencisi iken yazmıştır. İlk yazısını Milliyet gazetesinde 1930-1931 yılları arasında yazmış, şöhretini sağlayan ilk hikayelerini ise  Varlık dergisinde yayımlamıştır.Hikayelerinde konu ve olaydan çok, şiire ve etkiye en uygun zaman parçaları üzerinde durmasını seven, bu dramatik anları incelemekte büyük başarı gösteren Abasıyanık, bir İstanbul hikayecisiydi. Kaderlerine eğildiği, düşüren, düşürülmüş insanlardan daha fazla kendi sıkıntı ve avareliklerinin dramını yaşadı. Çalışkan, işinde gücünde insanlar gördükçe, şehirden, kalabalıklardan sevinç duydu: kötülerle karşılaştıkça kırlara, kıyılara, sakin-tenha adalara (Burgaz, Hayırsız), balıkçılara sığındı. Ada ve deniz hikayelerinde kahraman sayısı az ve belli, şehir hikayelerinde ise dikkati dağıtacak kadar bol ve çeşitlidir. Sait Faik Abasıyanık, yığınlar içindeki gizli dramları bulup çıkardığı gibi, tabiat senfonisini de derinlere işleyen bir ustalıkla yaşatmasını bildi. insanları, kırları, denizi, tabiat köşeleri ve hayvanlarıyla, yaşamayı, bölünmez bir bütün olarak gördü. Kalemini bütün güzelliklerin hakkını aramak, vermek, göstermek uğruna kullandı.

Sait Faik Abasıyanık Kitapları

        Yirmi yıllık sanat hayatında bize Medar-ı Maişet Motoru (1944; 2. baskısı Birtakım insanlar adıyla, 1952) ve Kayıp Aranıyor (1953 , 1958) adlarında iki roman, Şimdi Sevişme Vakti (1953, 1958) adlı bir de şiir kitabı bırakmış olan Sait Faik’in hikayeleri ise, şu on kitapta toplandı. Semaver (1936), Sarnıç (1939), Şahmerdan (1940), Lüzumsuz Adam (1948), Mahalle Kahvesi (1950), Havada Bulut (1951), Alemdağda Var Bir Yılan (1954), Az Şekerli (1954), Tüneldeki Çocuk (1955), Mahkeme Kapısı (1956). Son kitabına mahkeme raportakları toplanmışsa da, taşıdıkları hava bakımından bunlara da hikaye diyebiliriz; sondan önceki iki kitabında da röportajlarına rastlanır. Sait Faik’in 41 hikayesi, Sabri Esat Siyavuşgil tarafından Fransızcaya çevrilerek Un Point Sıır la Carte adlı bir kitapta derlendi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Hollanda’da yayımlandı.

Sait Faik Abasıyanık sözleri ve şiirleri ( En güzel sözleri)

Güldüğü zaman insandan üstündür. Bakmaya doyamam.

Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz, insanı insana ancak şiir sevdirir.

Kıskanç değilim fakat başkalarına bakma! Beni çıldırtacaksın.

Ben böyleyim işte. Kederimi unutmak için sanki kedersizmişim gibi yaparım.

Doğru, yalnız hayalle geçiniyorum; ben yalnız hayal kuruyorum.

Aşkın bir kanadı vardır kırmızıdır, delinir, kan akar. Bir kanadı var, zehir yeşili.

Bu yürek, bizim yüreğimiz bir tahtası eksiklerin yüreğidir.

Nefes aldığın şehir ne kadar şanslı… Kim bilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır.

Şu uyku insanın sevgilisi gibi bir şey, gelmeyince sinirlendiriyor.

Yağmurlu havada da birbirinin yüzüne bakmayı arzu eden insanlar birbirlerini güzel görürler.

Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum.

Kadın raks ederken güzeldir, bayrak dalgalandıkça, deniz köpürdüğü zaman, insan ihtirasla yaşarken.

Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam… Boş geçirdiğim, bağırmadığım, sustuğum günlere.

Hepimiz, sırtımızda ve elbisemizin altında, gözlerimizin içinde bir müstakbel ölü gezdirmiyor muyduk?

Beklersem gelmez ki… Beklemesem gelir mi? Umut vardır. Beklemediğim zaman umut vardır.

Edebi eserler, insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar?

Sabahleyin uyanır uyanmaz aklımdaydın. Güldüm. Kalktım. Bunu anlatmaya sana geldim. Ne dersin?

Resim: Sait Faik Annesiyle birlikte

Ek bilgi – 1 : Hikaye armağanı(Hikaye ödülleri) 

      Ölümünden sonra annesi Makbule Abasıyanık, kitaplarının gelirinden karşılanmak ve Sait Faik’in ölüm yıl dönümlerinde (11 mayıs) bir önceki yılın en beğenilen hikaye kitabına verilmek üzere, 2 000 lira tutarında bir Sait Faik Abasıyanık Hikaye armağanı organizasyonu düzenledi(1955). Bu armağanı ilk beş yıl içinde şu hikayeciler kazandılar: 1955’te Gazoz Ağacı ve On ikiye Bir Var kitaplarıyla  Sabahattin Kudret Aksal  ile Haldun Taner ;1956’da Haney Yaşamalı kitabıyla Tahsin Yücel; 1957’de Değişik Gözle kitabıyla Necati Cumalı; 1958’de Kardeş Payı kitabıyla Orhan Kemal; 1959’da Berber Aynası kitabıyla Oktay Akbal.

       Makbule Abasıyanık’ın ölümünden sonra, vasiyeti gereğince bütün mirasıyla beraber, oğlunun kitaplarının telif hakkı da Darüşşafakaya kaldı. Darüşşafaka cemiyeti vasiyetnamede öngörülen 2 000 liralık armağanı 4 000 liraya yükseltti armağanı kazanan eser, yazarın ilk hikaye kitabı ise 5 000 lira verilmesi kararlaştırıldı. Bu devrenin ilk armağanı, yazarın onuncu yıl dönümünde Sait Faik Abasıyanık müzesinin(Birazdan açıklayacağız) Açılış günü dağıtıldı. Adnan Özyalçıner Sur, “Mehmet Seyda Başgöz Etme Zamanı” adlı hikaye kitaplarıyla armağanı kazandılar; 1965’te Mahmut özay Yorga, Kamuran Şipal Elbiseciler Çarşısı; 1966’da Cengiz Yörük “Çölde Bir Deve”; 1967’de Tarık Dursun “K. Yabanın Adamları”; 1968’de Muzaffer Buyrukçu Kavga adlı kitaplarıyla Armağanı kazanmışlardır.

 

Ek bilgi – 2 : Sait Faik Abasıyanık Müzesi : 

      İstanbul’da, Burgaz adasında, yazarın oturduğu, eserlerini yazdığı köşk ölümünün onuncu yılında (11 mayıs 1964) müze olarak halka açılmıştır. Köşkün gereken onarımını Darüşşafaka cemiyeti yaptırarak, Sait Faik Abasıyanık Kültür Mirası ve Sait Faik Müzesi istişare komitelerinde çalışmak üzere, yurdumuzun tanınmış edebiyatçılarını davet etmiştir. Müze bir görevli tarafından yönetilir. Giriş serbesttir.

Resim: Sait Faik Abasıyanık Müzesi

 

Ek bilgi – 3 – Sait Faik ve Nazım Hikmet Dostluğu 

Kaynak : Meydan Laroysse

Son güncelleme :

    Yorum Yap