1. Ana Sayfa
  2. Kimdir
  3. Platon (Eflatun) Kimdir?

Platon (Eflatun) Kimdir?

       Adı Soyadı              : Aristokles

       Ünvanı                    : Platon veya “İslam Dünyasında kullanılan ismi” Eflatun

       Mesleği                   : Filozof, Matematikçi

       Doğum Tarihi/Yeri    : MÖ 21 Mayıs 429, Atina

       Ölüm Tarihi/Yeri       : -,Atina, Yunanistan

Platon veya İslam dünyasında kullanılan ismi ileEflatun“, milattan önce 428-348 yılları arasında yaşamış yunan filozof, matematikçi.Platon ayrıca Batı dünyasındaki ilk yüksek öğretim kurumu olan Atina Akademisi‘nin kurucusudur.Soylu bir ailedendi. Sokrates’in derslerini izlemeden önce, filozof Kratilos’un öğrencisi, Herakleiıos’un çömezi idi. Eflatun, Otuz’lardan biri olan Kritias ile akrabalığına rağmen oligarşi hükumetine katılmadı. Demokratik tepkilerle bu tepkilerin doğurduğu sonuçlar, ayrıca Sokrates’in ölüme mahkum edilişi (399) karşısında Atina’nın siyasi hayatından uzaklaştı. 

Platon’un Hayatı

Mısır’ı, Kyrenaia’yı, Güney İtalya’yı gezdi. Yaşlı Dionyios’ıın kayınbiraderi Dion tarafından Sicilya’ya çağrıldı; burada Dion’u filozof bir hükümdar olarak yetiştirmeye çalıştıysa da başarı sağlayamadı. Atina’ya döndü (387). Akademia adında bir felsefe okulu kurdu: yazılarıyla kendini bir okul önderi olarak kabul ettirdi. Yaşlı Dionysios’un ölümünden sonra iki defa daha (367 ve 361) Sicilya’ya gittiyse de Genç Dionysios’u etkileyemedi. Sicilyalı öğrencisi olan Dion, 354’te, Sicilya’ya yaptığı silahlı bir çıkartmadan sonra öldürüldü. Eflatun 80 yaşlarında öldüğü zaman Akademiyi, yeğeni Speusippos’a bıraktı.

Eflatun’un eseri, 28 diyalog: tutar, bunlardan ikisi (Devlet ve Kanunlar) büyük çapta birer inceleme niteliğindedir. Eflatun(Platon) ayrıca mektuplar bıraktı; mektuplarda yedinci ve sekizinci, Sicilya’daki siyasi serüvenlerini anlatır (öteki on bir mektubun Eflatun tarafından yazıldığını kesinlikle söylemek mümkün değildir). Diyalog’ların hemen hepsinde Sokrates tartışmayı başlatan bir kişi olarak görünür; her diyalog adını, Sokrates’e karşı tartışmayı sürdüren kişinin adından alır.

Diyalogların tarihlerinin kesinlikle bilinmemesi yüzünden, bunların üç grupta toplanması genellikle kabul edilmiştir. Bu üç grup, Platon’un düşüncesinin üç evresini karşılar.

Gençlik Dönemi Diyalogları

Bu diyaloglarda Sokrates metodu savunulur ve açıklanır. Sokrates, hakimler önünde kendini savunur (Sokrates’in Savunması) ve kurtuluşu kaçmakta aramaktansa yasaların katı hükümleriyle yüzleşmeyi seçerek bir yurttaşlık dersi verir (Kriton). Sokrates’in dayandığı metot açıktır: sıkı bir tartışma yoluyla belirli bir tanım veya meseleyi karşısındakine onaylatmak. Bunun için tartışmacıya önce, bilmediğini bildirmek gerekir. Sokrates böylece, birbirini takip eden birtakım sorularla tartışmacıyı sarsıp şaşırtarak, onu kendi kendisiyle çelişkiye düşürür: Sokrates’ci alaycılık (Eironeia) budur. Bundan sonra tartışmacıya, kendi kendine doğru tanımlara ulaşabilme gücüne sahip olduğu gösterilir. Bu yeni aşamada tartışmacı, bu doğru tanımı bildiğini bilmez.Bu sebepten burada maieuike (doğurtma) metodu kullanılır. Bu metotla zihin doğruyu ortaya çıkarmaya, doğrunun “doğurtulmasına” yöneltilir.

Eflatun’un ilk diyaloğu bu metodun örneklerini verir: dine bağlılık nedir? (Euthrphron) cesaret nedir? (Laklıes), bilgelik nedir? (Kharmides), dostluk nedir? (Lysis), adalet nedir? (Devlet’in ilk kitabı), Erdem öğretilebilir mi? (Protagora.f, Menon), Retorikin özü ve nitelikleri nelerdir? (Gorgias). Eğer çoğu Laman olduğu gibi, doğru bir tanıma varılamıyorsa bunun sebebi, Sokrates’ci metodun yapıcı olmaktan çok tenkitçi bir özellik taşımasıdır. Soruyu ortaya koymak için eironeia yetmektedir, fakat maieutike’yi sağlamak için bir teori gereklidir.

Platon(Eflatun)
Platon(Eflatun)

Olgunluk Dönemi Diyalogları

Bu diyaloglar Sokrates’çi metotla, Eflatun’un getirdiği yenilikleri ve idea’lar nazariyesine dayanan diyalektik metodu birleştirirler. İdea’lar veya Biçimler mutlak, birtek, değişmez ve sürekli olan gerçeği: duyularla algılanan dünya ise çoklu, değişken ve ölümlü olanı gösterir. Bu dünya, İdea’lar dünyasının kopyası ve bozulmuşudur. İdea’ya ancak bir diyalog sanatı olan diyalektik ile varılır. Diyalektik, sayısız görünüşler ötesindeki tek gerçekliği, duyulur örnekler ötesindeki düşünülür örneği ortaya koyar.

Diyalektik, geniş bir deney alanına dayanır. Mesela ölümün bir kurtuluş olduğu düşüncesinde ruh, kendisini, beden hapishanesinden kurtarmaya çalışır, idea’ların hatırlanışında bir önceki hayatın kesinliğini, ruhun idea ile olan yakınlığında da, gelecekteki hayatın umudunu (Phaidon) bulur. Bir de, sevginin diyalektiği vardır: arzu, bedenin güzelliğinden ruhun güzelliğine, sonra da bilginin güzelliğine yükselir, sonunda mutlak güzelliğe erişir (Şölen). Eflatun’culuğun en yüksek noktası bilimin diyalektiğidir: diyalektik, duyulur dünyada imgelerden eşyaya, düşünülür dünyada da, matematik kavramlardan idea’lara doğru ilerler. Bilginin bir üst derecesi her zaman birlikin bir üst derecesidir. Böylece idea’nın mutlak birliğine ulaşan sezgisel zeka (ntıs), gidimli zekadan (dianoia) daha üstüdür; gidimli zeka çeşitli ve çok sayıdaki aracılar yoluyla, varsayımlardan sonuçlara ulaşır. Eflatun. idea’lardan da üstün bir gerçeklik derecesi de sezer : o da bütün varlıkların ve bilimlerin ilkesi olan fakat bilginin ötesinde kalan iyiliktir (Devlet).

İdea’lar nazariyesi, Eflalun’un siyasi görüşlerine ve psikopojisine de ışık tutar. Bir “hiyerarşi saygısı” olarak tanımlanan Adalet idea’sı yönetim, savunma, iktisat gibi devlet fonksiyonlarının sınıflanmasını ve birbirine bağlı olmasını sağlar. Örnek devlet, bireyin işlevlerinin (zeka, irade ve istekler) büyütülmüş bir imgesidir. Diyalektik metotla yetişmiş bulunan felsefeci, kendi kendisini yönetebildiği gibi devleti de yönetebilir, fakat Adalet idea’sı yoksa, devlet düzeni bozulur, birey yozlaşır (Devlet). 

Son Diyaloglar

Eflatun, bu diyaloglarda, İdea’larla ilgili ilk görüşlerinin eksikliğini sezer; bu eksiklikleri gidermek amacıyla yeni görüşler getirmeye çalışır. Birlik ve mutlak arılıkla açıklanan idea’lar, ne kendi aralarında, ne duyulur dünya ile, ne de insan zihniyle ilişki kurabilirler (Parmenides). İdea’ların kendi aralarındaki ilişkiyi açıklayabilmek için, arı özdeşlik anlamına gelmeyen bir gerçeklik biçimi benimsemek gerekir.

Başkası kategorisi böyledir (Sofist). Platon, genel olarak yalnız saf biçimlere değil (Politikos, Plulebos), “karma” biçimlere de bir gerçeklik tanımaya çalışır. Böylece duyulur dünya, sanki bir zanaatçı tarafından şekilsiz bir maddeden idea’lar örnek alınarak yapılmış gibi, değişmezlikle değişirliğin karışımıdır; zaman “hareketsiz ebediliğin hareketli bir imajı“: kısacası, karma bir gerçektir.Maddi nesneler saf ve temelli 4 nesnenin karışımıdır (Timaios).Ahlak ve siyasete gelince, bunlar daha az mutlaktır: mutluluk, haz ve zekanın karışımıdır. Devlet, Platon’un son eserinde, artık örnek bir tasarı değildir; yapısı bir monarşi ile demokrasinin karışımıdır (Kanunlar).

Bu diyaloglarda diyalektik de gelişmiş, birleştirmekten çok ayrıştırmaya, bir sınıflama metodu olmaya yönelmiştir (Sophistes, Politikos, Philebos)

Eflatun’culuğun kaynakları ve Orjinalliği

Eflatun’un felsefesinde, yunan düşüncesinin iki büyük akımı görülür: akılcılık ve spiritüalizm. Akılcılık, fizikçilerde, matematikçi Pythagorasçılarda, Parmenides ve Sokrates’te sağlam ve belirli biçimleri kullanarak, görünüşlerin ve sanıların (doksa) değişkenliğinden kaçan yolları arar.Dinci Pythagoras’çılıkta ve orpheusçu doktrinlerden gelen spiritüalizm, bu dünyadaki hayatın bir hol olduğunu kabul eder, ruhun ölümsüzlüğünü ve gelecekteki hayatın bize yüklediği zorunlukları gösterir.

Eflatun’culuğun belli başlı temalarını bu iki akımın sentezi meydana getirir; bunlar, anlaşılır bir dünyada idea’ların gerçek varlığı, Ruh ile idea’iarın yakın akrabalığı, bilginin kaynağı olan anımsama ve bilginin üstün derecesi olan zihni sezgidir. Özetle söylemek gerekirse Eflatun’culuk, hem bir bilgi, hem de gerçek dünyanın mutluluğuna erişme nazariyesidir.

Yazar Olarak Eflatun (Platon)

Filozof, yazılarında en soyut üsluptan (Parmenides) şiire kadar (Şölen, Phaidon) değişik ifade biçimleri kullanır. En sevdiği deyişler ise, belagate olan tutkusunu yansıtan parçalardır (Gorgias, Şölen, Phaidros, Meneksenos), Eflatun bize, Sokrates’ten renkli çizgiler (Şölen), ayrıca Sokrates’in ölümünü anlatan  dokunaklı bir eser (Phaidon) bırakmıştır. Diyaloglarında alegorik hikayeler biçiminde soyutlamalar yapar; “Mağara” alegorisi (Devlet), ölümden sonra ruhun öbür dünyaya göçüşü (Gorgias, Phaidon, Devlet).

Ekbilgi:  Eflatun’un ünlü bronz heykelini Eskiçağda (IV. yy.) Silanion yaptı. İngiltere’de muhafaza edilen bir roma heykeli, Silanion’unkinin bir benzeridir. Daha başka büstleri de vardır: bunlardan bazıları Yatikan’da bazıları Berlin’de, bazıları Siracusa’da ve Roma’da, Ternie müzesindedir.

Eflatun-Platon bronz heykeli
Eflatun-Platon bronz heykeli
Önerilen Yazı

Aristoteles Kimdir?

Son güncelleme :

    Yorum Yap