1. Ana Sayfa
  2. Kimdir
  3. Katip Çelebi Kimdir?

Katip Çelebi Kimdir?

       Adı Soyadı              : Mustafa bin Abdullah

       Ünvanı                    : Katip Çelebi ( Hacı Halife-Kalfa)

       Mesleği                   : Bilim insanı, Aydın

       Doğum Tarihi/Yeri    : Şubat 1609, İstanbul

       Ölüm Tarihi/Yeri       : 6 Ekim 1657, İstanbul

      Tarihte “bilgi hazinesi” büyük insanlar vardır; eskiler bunlara “hezarfen” veya “ayaklı kütüphane” derler. Bunlardan bazıları bilgilerini ölümleriyle birlikte götürür, kısa sürede unutulurlar. Bazıları da düşünce ve bilgilerini ölümsüzler defterine yazdırırlar. İşte, onyedinci yüzyılın yetiştirdiği, tarih, coğrafya, idare, hukuk, maliye ve denizcilik konularında ünlü eserler yazan, büyük Türk bilgini Kâtip Çelebi de bu ölümsüz kişiler arasında seçkin bir yer alır.

       Kâtip Çelebi’ni asıl adı Mustafa’dır. Devrinde, Kâtip Çelebi yahut Hacı Halife diye tanındığı için asıl adı unutulmuş, sadece okuyup yazan, kendi hâlinde efendi bir insan anlamındaki “Kâtip Çelebi” takma adı yaşamıştır. Bazıları,  özellikle Batılılar onu  “Hacı Kalfa” adıyla tanırlar.

       Kâtip Çelebi, 1609 yılında İstanbul’da doğar. Babası, Osmanlı Sarayı’nda “Silâhdarlık zümresi” ne bağlı bir görevde bulunan Abdullah Efendi’dir. Yaşlı baba, çocukluğundan beri her şeyi soran, arayan ve araştıran bu parlak zekâyı, en iyi biçimde yetiştirebilmek için çabalar harcar. Düzenli bir medrese eğitimi almaz ama Mustafa’yı devrin tanınmış bilginlerine teslim eder. Mustafa kiminden dinî bilgiler alır, kiminden Arapça, Farsça öğrenir, bununla yetinmez Lâtince ve Fransızcaya merak sardırır. Felsefe, mantık, matematik, tarih, coğrafya bilgileri için kimde ne varsa, onun önünde diz çöker. Derken, delikanlılık çağında, Anadolu ve Rumeli seferlerine katılır. Gördüklerini, tüm gerçekleriyle “Fezleke” adını verdiği eserine yazar. 1633 yılında, 24 yaşındayken İstanbul’a döner, kendisini büsbütün okumaya ve öğrenmeye verir. Ancak, bu şekilde hayatında bir denge kurabildiğini söyler. İşi gücü okumak, öğrenmek ve yazmaktır. İstanbul’un eski kitapçılarını dolaşarak, nesi var, nesi yoksa kitaba verir, satın alamadıklarını da defterine kaydeder. Bir yerde bir kitap adı duysa, ne yapar yapar, onu bulur okur. Böylelikle, kaybolmuş sanılan yahut hiç bilinmeyen birçok önemli eserleri, gün ışığına çıkarır, bilim dünyasına tanıtır. Onun, alfabe sırasına göre, onbin yazarın onbeş bin eserini tanıtan “Keşf-üz Zunûn” adlı, bibliyografya eseri bu çalışmaların sonucunda meydana gelmiş. Bu eser, 17. yüzyılın en önemli bibliyografya eseridir. Batılı bilginler bu büyük eserden geniş şekilde faydalanmışlardır.

       Kâtip Çelebi, tarihî araştırmalara da özellikle yer vermiş, bu konuda “Takvimü’t-Tevârih” adlı büyük kronolojik eseriyle birlikte on kadar eser yazmıştır. Bir gün, devrin tanınmış şairi Şeyhülislâm Yahya bir konuşma sırasında, Kâtip Çelebi’ye şöyle der:

—Çelebim, bin ciltten fazla tarih kitabınız olduğu söyleniyor, doğru mudur?

Kâtip Çelebi bu soruyu:

—Olmak gerektirir…

Şeklinde cevaplandırır. Şeyhülislâm Yahya, cevabı şüpheyle karşılar. Buna üzülen koca bilgin ertesi günü, çarşıdan on katır kiralar. Beşyüz kadar kitabı bu on katıra yükler, Şeyhülislâmın konağına gönderir. Şu haberi iletir:

—Evde kalanların sayısı bundan daha fazladır. İsterlerse gelip görebilirler.

       Kâtip Çelebi’ye göre bilim, topluma biçim ve yön veren, toplumu ayakta tutan bir kılavuz, bir gerçekler topluluğudur. Bilginler ise, insanın kalbi ve beyni değerindedir. Bilimin her türlüsü yararlıdır. Bu yüzden Kâtip Çelebi’ye, ansiklopedi gözüyle bakılır çoğu zaman… Eskiler bu gibilere: Kırık Ambar derler. Her şeyden söz açar, her şeyi bilir bunlar… Meselâ, Kâtip Çelebi’nin “Cihannümâ” adlı çok tanınan ve çeşitli yabancı dillere çevrilen eserini ele alınız. Bu kitaba yalnız dünya coğrafyası gözüyle bakamazsınız.

        Memleketlerin her şeyinden bahseder. Tarih, coğrafya, ekonomi, siyaset, ahlâk ve daha başka şeyler… O devirde birçok Doğulu bilginler, dünyanın tepsi gibi düz veya sarı öküzün boynuzları üzerinde durduğunu savunulurlarken, Kâtip Çelebi  “Cihannümâ” adlı eserinde “ Dünyanın yuvarlak olduğu ve güneşin çevresinde döndüğü…” inandırıcı bilgilerle ispat etmektedir. Onun bu derece müspet bilimlere bağlı kalması, devrinde birçok medrese hocalarını kendisine muhalif yapmış, bu yüzden onlar tarafından sevilmemiştir.

       Kâtip Çelebi’nin “Mizan-ül-Hak” adlı eserinde çeşitli olaylar müspet bilimler süzgecinden geçtikten sonra yorumlanmakta, sonuçlar çıkarılmaktadır. “Düstûrül-Amel” adlı eseri, devlet gidişatını eleştiren, doğru yolları gösteren bir başka eseridir. “Tuhfet-ül-Kibâr” denizcilikten, “Dürer-i Mentesire” hukuktan bahseder.

Ayrıca Eserleri (Alıntı:Vikipedia)  :

Coğrafya Alanına

  • Levâmiu’n-nur fi zulmeti Atlas Minur
  • Müntehab-ı Bahriye (Kitab-ı Bahriye)
  • Cihannüma

Tarih Alanında

  1. Fezleket akvâl el-ahyâr fi ilmi el-târîh ve el-ahbâr Arapça Fezleke: Bir mukaddime, üç usûl ve bir son sözden olusan tarih eseri. 1.300 adet elimizde olmayan yazma kaynak kullanılarak yazılmış olan varlıkların başlangıcı, peygamberlerin ve hükümdârların târihi olarak özetlenebilecek bir târih kitâbıdır.
  2. Türkçe Fezleke
  3. Tuhfet el-kibâr fi Esfâri el-Bihâr
  4. Takvîmü’t-Tevârîh: 1648 târihine kadar yaşanmış olayların kronolojik açıklamasını içerir. Arapça ve Farsça basılmış; İtalyanca, Latince ve Fransızcaya çevrilmiştir.
  5. Tarîh-i Frengi tercümesi
  6. Revnaku’s-saltana (Târîh-i Kostantiniyye ve Kayâsire) tercümesi
  7. Düstûr-ûl-amel lî ıslâhil-l halel
  8. İrşâd-ûl-hayâfâ ilâ târîh-ûl-Yunân ver-Rûm

Biyografya Alanında

  1. Keşf ul-zunûn an asāmi el-kutub ve el-funun : Arapça yazılmış, 15.000’e yakın kitap ve 10.000’e yakın yazari tanıtan büyük bir biyografya ansiklopedisi mâhiyetindedir. Mısır’da, Almanya’da, İstanbul’da basıldı. Lâtince ve Franszica’ya çevrilmiştir.[7]
  2. Süllem el-vusûl ilâ tabakat el-fûhûl
  3. Câmi el-Mütûn min Cüll el-Fünûn

Din Alanında

  1. Mîzân-ül-Hakk fi ihtiyâr-il-ehak
  2. İlhâm el-Mukaddes Min Feyz el-Akdes

Sosyal, kültürel ve halk bilimi Alanında

  1. Tuhfetü el-ahyâr fi el-hikem ve el-eş’âr
  2. Dürer-i müntesira vel gurer-i münteşira,
  3. Recmü’r-râcim bi’s-sîn ve el-Cim
  4. Beyzâvi Tefsirinin şerhi
  5. Muhammediyye şerhi
  6. Kanunnâme
  7. Tütün Risalesi

      Kâtip Çelebi en verimli çağında, 6 Ekim 1657 Cumartesi günü henüz 48 yaşındayken hayata gözlerini kapamıştı. O gün, ardında, yirmiden fazla eser bırakıyordu. Bu eserler, kısa bir süre sonra, Avrupalı bilginlerce hemen kendi dillerine çevrilecek ve basılacaktı.(Resim : Katip Çelebi Kabri)

       Kâtip Çelebi, eserleri arasında tarihe büyük bir önem vermiş olmakla birlikte, tarihî olayları tam bir tarafsızlık içinde vermesini bilen bilginlerimizin başında gelir. Onun Fezleke adlı eserinde, Osmanlı padişahlarını, yetersiz devlet adamlarını acı bir dille yerdiğini sık sık görürüz. Söz gelişi, Fezleke’den Deli İbrahim ile ilgili şu sayfayı aynen okuyalım:

(… Sultan İbrahim’in zihni başka türlü olduğu ve garip işlerin çoğaldığı zamanlardı. Bu padişahın acayip olmasına sebep Mehmed Paşadır. Zira gayet dalkavuk idi. Mustafa Paşa’nın katlinden sonra yerine geldikte can korkusuna düşüp dalkavukluğu o dereceye iletti ki, bozuk zihinli padişah dahi farkına vardı, sebebini sordu:

—Lalam Mustafa Paşam bana hiç gâhi itiraz idüp bu iş akla uygun değildir der idi. Senden niçin onun gibi bir söz çıkmaz. Cümle sözün emre baş eğmektir, neden?

Mehmed Paşa’nın cevabı:

—Siz yeryüzünün halifesi, Allah’ın gölgesisiniz. Temiz ruhunuzdan dolayı hatırınıza gelen her şey Allah’ın ilhamıdır. Söz veya fiil ile sizden gereksiz ve hatalı şey zuhur edemez ki itiraza mecal ola…

deyince saf meşrepli padişah bunu hakikat sandı ve ona inandı. Bundan sonra, yakınları onun hoşa gitmeyen davranışlarına itiraz ettikçe:

—Sizin sözünüz garazdır… Buna, lalam öyle tâlim eyledi ki benden hata çıkmaz…

demeğe başladı…)

İşte Kâtip Çelebi’nin uslûbu içinde tarihî eleştirilerinde bir örnek… O, onyedinci yüzyılda Türk Milletinin Batıya dönük, müsbet bir kalfası, ilmî düşünceye doğru öncüsüdür. Batıda “Hacı Kalfa(Halife)” adı, saygıyla anılır.

Kâtip Çelebi unutamayacağımız bir fikir adamı olarak Türk büyükleri arasında seçkin yerini daima koruyacaktır…

Kaynak : Anadoluyu Aydınlatanlar / Mehmet ÖNDER , Wikipedia 

Resim: Katip Çelebi

Son güncelleme :

    Yorum Yap