1. Ana Sayfa
  2. Kimdir
  3. Evliya Çelebi Kimdir?

Evliya Çelebi Kimdir?

Tanınmış gezgin ve gözlemci

       Adı Soyadı              :Derviş Mehmed Zillî

       Ünvanı                    : Evliya Çelebi

       Mesleği                   : Gezgin, Yazar

       Doğum Tarihi/Yeri    : 25 Mart 1611, Unkapanı

       Ölüm Tarihi/Yeri       : 1682, Kahire, Mısır

       Bir insan ki, zamanımızdan 380 yıl önce ulaştırma imkânlarının sınırlı ve az olduğu çağda, Anadolu’yla birlikte tüm Ortadoğu’yu, Kırım’ı ve Kafkas memleketlerini, Hazar kıyılarına kadar İran’ı, Sudan ve Kuzey Habeşistan dahil Arap çöllerini, Rumeli’den başlayarak Arnavutluk’u, Romanya, Macaristan’dan Viyana’ya kadar Doğu ve Orta Avrupa’yı karış karış gezerse, yalnız gezip görmekle yetinmeyerek, görüp işittiklerini günü gününe yazarsa, bu kişi ancak Evliya Çelebi olur. On ciltlik (Seyahatnâmesi) de, seyahat edebiyatının zevkle okunan bir şaheseri olarak tanınır.

       Evliya Çelebi, seyyah olmasaydı şairdi, müzisyendi, sanatçıydı. Bu yetenekleriyle de adı tarihe geçebilirdi. Ama büyük eseri “Seyahatnâme” onu milletlerarası bir üne kavuşturmuş eseri dünyanın çeşitli dillerine çevrilerek okunmuştur.Kaynakların verdiği ve çoğu kendi ağzından derlenen bilgilere göre Evliya Çelebi 25 Mart 1611’de İstanbul Unkapanı’nda doğmuştur. Babası Kütahya asıllı Sarây-ı Âmire, Saray kuyumcubaşısı Derviş Mehmet Zıllî Efendidir.(Ayrıca :  I. Süleyman’dan I. Ahmet’e kadar dönemde kadarki padişahların kuyumcu başılığında bulunmuş ve seferlere katılmıştır. Annesi Abhaz Hatundur. İleride yakın dostluğunu kazanacağı Sadrazam Melek Ahmed Paşa’nın akrabasıdır. Dedelerinin Türklerin büyük velisi Hoca Ahmed Yesevi’ye uzandığı eserinde yazılıdır.)

      Medrese öğrenimini İstanbul’da tamamlayan Evliya Çelebi, müzik ve yazı dersleri almış, hafız olmuş, şairliğe özenmiş, birçok el sanatlarında hüner kazanmıştı.24 yaşındayken Osmanlı Sarayı’nda görev almış ve bir gün Dördüncü Murat’ın huzuruna kabul olunarak besteler okumuş, nükteli konuşmasıyla Padişahın gönlünü çalmıştır. O günden sonra dört yıl sarayda Padişah musahibi olarak kalmış; sonunda sipahiler zümresine katılarak, 1640 yılında meşhur seyahatlerine başlamıştı.Kendi ifadesine göre bir gece rüyasında Ahî Çelebi Camii’ne gitmiştir. Burada Hazret-i Peygamberi sahabesiyle birlikte görmüş, Peygambere hayran kalarak mübarek ellerini öpmüş: (Şefaat Ya Resulûllah!..) diyeceği yerde dili dolaşmış (Seyahat Ya Resulûllah!..) diyerek ondan seyahat dilemiştir. Duygulu ve şefkatli ulu Peygamber, onun her iki dileğini de yerine getirmiştir. Bu mutlu rüyadan sonra gezilere başlayan Evliya Çelebi önce İstanbul’un bütün camii ve türbelerini, kahvehane ve divanlarını dolaşmış, gördüklerini, öğrendiklerini bir bir defterine geçirmiştir. Daha sonra Bursa ve İzmir’e gitmiş, ardından Trabzon’a yolcu olmuştur.

        Artık, Evliya Çelebi için bütün kapılar açıktır. Askeri seferler,resmi görevler, elçilikler onun İçin tam bir fırsattır. 1650 yılında, büyük saygı beslediği, aynı zamanda akrabası olan Melek Ahmed Paşa’nın sadrazam oluşu, daha sonra onun azledilerek Rumeli Beylerbeyiliğine tayin edilişi ile birlikte gezmek, görmek imkanını bulmuş, gezileri Osmanlı Devleti sınırlarınıda aşmış , tam 42 yıl, durmadan dolaşmıştır.
      Kendisini (Seyyah-ı alem ve nedim-i beni adem Evliya-yı bi-riya) yani (Dünya gezgini, insanoglu’nun dostu  riyasız Evliya) diye takdim eden Evliya, gördüklerini tatlı üslubu içinde, biraz da abartarak yazmış, seyahat edebiyatımıza ölümsüz bir eser kazandırmıştır. Ziyaret ettiği yerlerin tarihçesi, eski eserleri, halkının yaşayış tarzı, folkloru, gelenekleri, giyimleri, sanatları, inançları, ne varsa seyahatnamesinde dile getirilmekte, bu arada günlük olaylar, bu olayların yorumu da yer almaktadır. On büyük ciltte toplanan EvIiya Çelebi Seyahatnamesi bir kültür, sanat ve inceleme hazinesi olarak büyük önem taşır.

        Evliya Çelebi’nin ne zaman öldüğü, nerede gömülü olduğu belli değildir. Araştırmacılar onun 71 yaşlarında, 1682 yıllarına doğru İstanbul’da öldüğünü kaydederler. Unesco tarafından doğumunun 400. yılı münasebetiyle 2011 yılı, Evliya Çelebi yılı ilan edilmiştir.

       42 yıl boyunca yaptığı seyahatleri 10 cilt olan Seyahatname eserinde ele almıştır. Bu seyahatler tarihleri ve kitabındaki cilt numarası sırasıyla şunlardır:(Alıntı:Wikipedia)

  1. 1630 – İstanbul ve çevresi
  2. 1640 – Anadolu, Kafkaslar, Girit ve Azerbaycan
  3. 1640 – Suriye, Filistin, Ermenistan ve Rumeli
  4. 1655 – Doğu Anadolu Bölgesi, Irak, ve İran
  5. 1656 – Rusya ve Balkanlar
  6. 1663/1664 – Macaristan’da askeri seferler
  7. 1664 – Avusturya, Kırım, ve ikinci kez Kafkaslar
  8. 1667-1670 – Yunanistan ve ikinci kez Kırım ve ikinci kez Rumeli
  9. 1671 – Hac için Hicaz, Mekke ve Medine
  10. 1672 – Mısır ve Sudan

Güzel Bir Hikaye

         Evliya Çelebi ilk Bursa gezisini babasından gizli yapmış, Bursa dönüşünde babasının bir tokadını yemiş ondan sonra iznini alarak 21 Haziran 1640 günü İzmit gezisine çıkmıştır. Seyahatnâmesi’ne bir örnek olmak üzere onun İzmit gezisine dair yazdıklarını sadeleştirilmiş şekliyle şöyle okuyoruz:

(Cuma günü Yemiş İskelesi’nden elbiselerimizi gemiye koyduk. Cuma namazını yine o iskeledeki Ahi Çelebi Camisinde kılarken aklıma, rüyamda o camide Hazret-i Peygamber’in imamlık ettiği sabah namazı, Peygamber’in elini öperken meclisin heybetinden şaşırarak “Şefaat” yerine “seyahat” dediğim geldi. “Tanrı’ya hamdolsun seyahat kısmet oldu” diye şükrederek yüzümü yere sürdüm. Sonra gemiye binerek poyraz rüzgârı ile Üsküdar tarafından Kadıköy Burnu’na, Kalamış Burnu’na Hünkâr’ın Fener Bahçesi Burnu’na, Yelkenkaya Burnu’na uğrayarak rüzgârı arkadan almak sureti ile Darıca Kalesine geldik.

Darıca İstanbul’dan 80 mildir. Deniz kıyısında Yalçınkaya üzerinde, kare şekilli, büyük bir yapıdır. Limana bakan bir kapısı vardır. Dizdarı, neferleri yoktur. Kostantinoğlu, Acem diyarında (Daraşa)’ yı yenerek Dârâ evlâtlarını burada bir mağara içinde rahiplerin hepsine verdi. Sonra bu kaleyi yaparak adına Dârapece dedi ki Dârâ oğullar demektir.

         Bu kale 1411 yılında Çelebi Sultan Mehmed Han tarafından fetholunmuştur. Hâkimi Kireçcibaşıdır. Evkafı Sübaşılıktır. Gebze kazasının nahiyesidir. Aşağı varoşu 300 kadar kiremitli ev olup bir camisi, bir hanı, bir hamamı, küçük çarsısı vardır. Gayet güzel liman olduğundan Gebze şehrinin iskelesidir. Gebze bunun kuzeyinde, dağlar üzerinde bir saat kadar mesafede, Bağdat ve Erzurum yolu üzerindedir.)

Derken Evliya Çelebi İzmit’e gelir. İzmit kalesinin fethi ile “İzmit” adı üzerinde şu bilgileri verir:

(… Bu İzmit Kalesi, Bizansın elinde iken 731 Hicrî yılında Orhan Gazi zamanında fethedilmiştir. Fethinde güçlük çekildiğinden alındıktan sonra kalesi yer yer yıktırılmıştır. Hâlâ yıkıntı kalıntısı olarak deniz kıyısında dört köşe bir kapılı büyük bir kalesi vardır. İçinde dizdar ve neferleri varsa da içi gemi alayı ve kerestelerle doludur.

Orhan Gazi bu kaleyi fethetmek için önce “Koca Beğ”i serdar ederek “iznimdir, var git” buyurmuş. İşte “İzmit” de “iznim git” den bozmadır, derler. Bazıları da “azma git” veya “ezme git” derler. Fetihten sonra yine Koca Beğ serdar olarak Kalipo Vilâyetini fethederek adına Kocaeli demiştir. Fatih Sultan Mehmed, Anadolu eyaletlerini yazdırdığı sırada İzmit’i de Anadolu’dan bir sancak olarak yazdırmıştır.)

       Evliya Çelebi Seyahatnamesi, bu üslup üzerine köy,kasaba,şehir devam eder,bazen at üstünde. bazen gemiyle, ülkeler aşılır. Bir macera roman gibi, okuyucuyu sürükler. 17. yüzyıl tüm yaşayışıyla Evliya Çelebi’nin ekranında görünür. Bu büyük eser, başka milletlerin de dikkatini çekmiş. üzerinde birçok incelemeler yapılmış 10’dan fazla yabancı dile çevrilmiştir.

Kaynak: Anadoluyu Aydınlatanlar/Mehmet ÖNDER – Wikipedia

Resim: Evliya Çelebi 

 

 

Son güncelleme :

    Yorum Yap

    Yorumlar (1)

    1. Bu tip bizi ilgilendiren tarihi şahsiyetleri yazmanızı takdir ettim. Gerçekten emeğine sağlık iyi bir site ortaya çıkmış. Zamanla da daha güzel hale gelir siten iyi çalışmalar.