1. Ana Sayfa
  2. Kimdir
  3. Aşık Paşazade Kimdir?

Aşık Paşazade Kimdir?

Ülkücü bir aydın: ÂŞIK PAŞAZADE

 

       Adı Soyadı              : Derviş Ahmet Âşıkî

       Ünvanı                    : Aşık Paşazade

       Mesleği                   : Derviş ve Tarihçi

       Doğum Tarihi/Yeri    : 1400, Amasya

       Ölüm Tarihi/Yeri       : 1484, İstanbul

           Onbeşinci yüzyılda Fatih Sultan Mehmed’le birlikte İstanbul’un fethini yaşayan, o günlerin hatıralarını yalın bir Türkçeyle yazdığı “Tevarih-i Âl-i Osman- Osmanoğulları Tarihi” adlı eseriyle bize sunan ünlü tarihçi Âşık Paşazade’yi konuşalım isteseniz. 14. yüzyılın tanınmış Türkçeci, mistik şairi Âşık Paşa’nın soyundan geldiği için Âşık Paşazade diye anılır. Büyük dedesi olan Âşık Paşa ile sık sık karıştırılır. Âşık Paşazade, Âşık Paşa’nın torunudur. 1393 yılında, Amasya’ya bağlı Elvan Çelebi köyünde doğmuştur. Asıl adı Derviş Ahmet Âşıkî’dir.

         Anadolu’da Türk birliğini temsil eden, Farsça ve Arapçaya karşı Türkçeyi savunan ve tasavvufî inançlarıyla Oğuz Boylarını çevresinde toplayan dedeleri gibi, Âşık Paşazade de bir süre Amasya’da baba ocağında uyarıcılık görevini yapmış, daha sonra Osmanlı padişahı İkinci Murad’ın ordusuna gönüllü olarak katılmış, askerin moralini güçlendirme görevini almıştır. Sultan İkinci Murad’ın Rumeli seferlerinin tümüne katılan ve savaşlarda çeşitli yararlıklar gösteren Âşık Paşazade bir derviş-gazi olarak padişahın sevgisini kazanmıştır.

         Fatih Sultan Mehmed’in ikinci kez tahta oturuşundan sonra 1453 İstanbul fethinde zamanın evliyâsı ile birlikte hazır bulundu. Akşemseddin, Şeyh Vefa, Akbıyık gibi ünlü bilginlerle birlikte İstanbul’un fethine katılan Âşık Paşazade, düzgün ve heyecanlı konuşmalarıyla, ordunun manevî desteği olmuştur. Fetihten sonra, İstanbul’da kendisine bir ev verilmiş ve maaş bağlanmıştır.Bugünlerde yaşlanmış olmasına rağmen, Aşık Paşazade yine de boş durmamış, Fatih’in Avrupa seferlerine katılmış, Belgrat’ta düşman ordusuyla kılıç kılıca vuruşmuştur. 1476 yılında 83 yaşına geldiği zaman artık bir köşeye çekilmiş, Süleyman Şah’tan başlayarak kendi ömrünün sonuna kadar Osmanoğulları tarihini, destani ve efsanevi yönleriyle yazmaya başlamıştır. Eserini tamamladıktan kısa bir süre sonra, 23 Mart 1481 Cuma günü hayata gözlerini kapamıştır.

Resim: AşıkPaşazade Türbesi ( Not: Restorasyon çalışmaları yapılmaktadır)

         Âşık Paşazade’nin kendi adıyla tanınan Osmanlı Tarihi, özellikle yazarın gördüğü ve yaşadığı olayları, saf ve katıksız bir Türkçeyle dile getirmesi yönünden çok önemlidir. Olayları yalnız anlatmakla yetinmeyerek, onların yorumunu ve değerlendirmesini de ustalıkla yapmış, bu arada şahsî hatıralarını da anlatmış, konuları yer yer şiirlerle süslemiştir. Bu yüzden sürükleyici, millî heyecanlarla yüklü bir eser, büyük bir şöhret yapmış, çok okunmuştur. Âşık Paşazade Tarihi’nden kısa bir örnek vermek için, Fatih Sultan Mehmed’in şehzadeliği günlerinde, Dulkadiroğulları Beyi Süleyman’ın kızı Sitti Mükrime Hatun ile Fatih’in evlendirilmesi konusunu, buradan aynen okuyoruz: (… Sultan Murad Han Gazi, Kosova gazasından devletle gelince, Edirne’de tahtına karar etti. Bir gün  veziri Halil Paşa’ya: ( Halil!.. Kızımı çeyizledim, çıkardım, Şimdi dilerim ki Oğlum Sultan Mehmed’i dahi evlendireyim. Ancak dilerim ki Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızını alayım derim. Hem o Türkmen bizimle gayet dostluk ve doğruluk eder…) dedi. Halil Paşa: (N’ola Sultanım!..Hem lâyıktır…) dedi.

Amasya’da Hızır Ağa’nın hatununu gönderdiler. Yürüdü, Elbistan’a, Süleyman Beye vardı. O vakit Süleyman Bey’in beş kızı vardı. Beşini dahi ortaya getirdi. Hızır Ağa’nın hatunu, kızları görünce, beğendiği kızın eline yapıştı. İki gözlerinden öptü. Oradan Hünkâra geldi, haber verdi. Süleyman Bey’in itaatını, tevazuunu ve kızın eline yapıştığını, güzelliğini, evsafını, huyunu bir bir anlattı. Sultan Murad dahi, Hatunun beğendiği kızı kabul etti. Yine tekrar Hızır Ağa’nın hatununun ve Anadolu’nun ileri gelenlerinin hatunlarını Elbistan’a gönderdiler. Kızı almaya Anadolu’da ileri gelen beyler de birlikte gittiler. Oraya gelince Süleyman Bey karşı çıktı. Büyük hürmetler edüp gelen dünürleri lütufla konağına kondurdu. Usul ve törelerince konuklarını ağırladı. İşin sonunda kızın elinden tutup Hızır Ağa’nın hatununun eline verdiler. Onlar da, bir alayla kızı alıp doğru Edirne’ye getirdiler. Hünkâr, gelinin çeyizi ne ise hepsini gördü. Ve: (Hele benim, benim töremde böyle değildir, bu çeyiz azdır…) deyüp, kendisi padişahlara lâyık zengin bir çeyiz hazırladı. Gelinin çeyizine daha nice şeyler eklendi. Düğün yaptı ve etrafın padişahlarını davet etti. Ulemayı ve fukarayı topladı. Hepsine padişahın ihsanları sonsuz ve ölçüsüz olarak yetişti. Gelen ulema ve fukara zengin olup gittiler… Bu düğünün tarihi hicretin 853’ünde Edirne’de vaki oldu…

      Sultan Murad Han Gazi ki, Sultan Çelebi Mehmed Han Gazi oğludur. Onun saltanat devri otuzbir yıl oldu. Bu ben Âşıkî Mehmed Derviş Ahmed, gazâlarını, maceralarını, bütün onun hâlini, yaptıklarının her birisini gördüm ve bildim. Ama ihtisar ettim, bu kitapta yazdım. Ol sebepten ihtisar ettik ki bunun yaptıkları dil ile beyan olunmaz. Ondan sonra nöbet oğlu Fatih Sultan Mehmed’e geçti…)

 Tevarih-i Al-i Osman


         Âşık Paşazade Derviş Ahmed Âşıkî, yalnız bir tarihçi, bir yazar olarak değil; Türk birliğine, Türk diline gönül vermiş, ülkücü bir aydın olarak, Anadolu’yu aydınlatanlar arasında seçkin bir yer alır.

 

İlgili Yazı

Aşık Paşa Kimdir?

 

Kaynak: Mehmet ÖNDER / Anadoluyu Aydınlatanlar

Son güncelleme :

    Yorum Yap