1. Ana Sayfa
  2. Kimdir
  3. Akşemseddin Kimdir?

Akşemseddin Kimdir?

Fatihin Hocası : Akşemseddin

 

       Adı Soyadı              : Mehmed Şemseddin

       Ünvanı                    : Akşemseddin

       Mesleği                   : Alim, tıp insanı, Devlet Danışmanı, Tarikat kurucusu

       Doğum Tarihi/Yeri    : 1389 Şam

       Ölüm Tarihi/Yeri       : 16 Şubat 1459 ,Göynük

       Fatih Sultan Mehmed, 53 gün süren geceli gündüzlü kuşatmadan sonra, 29 Mayıs 1453 Salı günün sabahı, Topkapı- Edirnekapı arasındaki surlardan açılan gedikten İstanbul’a girerken yanıbaşında çok sevdiği, saydığı hocası Akşemseddin de vardı.Akşemseddin, İstanbul’u kuşatma süresince yalnız Fatih Sultan Mehmed’in yanında değil, onun kahraman ordusunun da manevî gücü ve desteği olmuş, yirmiüç yaşındaki genç padişaha, irşadlarıyla cesaret vermiş, yol göstermiş, ona fethin ilk müjdesini ulaştırmıştı.Bununla’da kalmamış daha önceleri İslâm ordularının İstanbul’u kuşattıkları sırada, şehit düşen Halid bin Eba Eyüb-ül Ensarî’nin mezarının yerini manevî bir güçle bulmuş, onun da şehri saran Türk ordusuna yardımcı olduğunu duyurarak, askerlerin moralini bir kat arttırmıştı.

Söylentilere göre; fethin ilk günü, Fatih Sultan Mehmed, kır atının üzerinde İstanbul’a girerken, hocası Akşemseddin en önde yürüyordu. İstanbul halkı Akşemseddin’i padişah sanarak, ellerindeki çiçek demetlerini Akşemseddin’e uzatıyorlardı. Akşemseddin, kalabalığa, gerisindeki padişahı göstererek:

— Sultan Mehmed odur, ona gidiniz…

demiştir. Fatih gülümseyerek, kalabalığa:

— Gidiniz, gene ona gidiniz. Evet ben Sultan Mehmed’im ama, o benim hocamdır diyerek, kendisine gösterilen üstün saygıyı hocasına yöneltmiş, böylece Akşemseddin’e olan saygı ve sevgisini, herkesin önünde bir kez daha ortaya koymuştu.

         Fatih Sultan Mehmed gibi bir dehayı yetiştiren onu, önünde diz çöktürerek aynı zamanda manevi dünyası geniş, bilgin, sanatçı bir padişah yapan, pişiren ve olgunlaştıran büyük Türk mutasavvıfı ve bilgini Akşemseddin’i konu edinelim.Asıl adı Mehmed Şemseddin’dir. 1389 yılında Çorumun Osmancık ilçesinde doğmuş, Amasya’da ve başka ülkelerde çeşitli bilimler öğrenmiş, bu arada tıp bilgisinde üstad olmuştu. Tekrar Osmancık’a döndüğü zaman çeşitli hastalıkları tedavi ediyor, özellikle ruh hastalıklarının tedavisinde başarı gösterdiği için kendisine (Tabib-ül ervah) yani (ruhların doktoru) deniyordu .Sonunda yolu, Ankara’ya düştü, Ankara’da büyük mutasavvıf Hacı Bayram Veli‘nin şöhretini duymuş, bir yolunu bularak, müridleri arasına katılmıştı. Dilden dile söylenen veya eski kitaplarda yazılan bir söylentiye göre, Akşemseddin, Ankara’ya gelir gelmez, Hacı Bayramı, sorar, onun Solfasol köyünde müritleriyle birlikte ekin biçmekte olduğunu öğrenir, hemen o gün Solfasol’a gider. Yanına yaklaşır, fakat iltifat görmez. Aldırınayarak işe girişir, akşama kadar çalışır. Akşam olunca, Hacı Bayram, kaynayan kazanların başına geçer, kendi eliyle aş dağıtır. Sıra Akşemseddin’e gelince, çanağına ne burçak çorbası, ne de yoğurt koyar, artan aşı köpeklerin önüne döker. Akşemseddin darılıp gideceği yerde köpeklere dökülen aşla karnını doyurur, sessizce bir köşeye büzülür. Onun bu alçak gönüllüğünü, gönülden uysallığını yakından gören Hacı Bayram dayanamaz:, yahut fazla sınamayı gereksiz sayar, onu yanına çağırır, müritliğe kabul eder. Akşemseddin, o günden sonra Şeyh’inin gönül ocağında piştikçe pişer:

N’oldu bu gönlüm, n’oldu bu gönlüm

Derd ü gam ile doldu bu gönlüm.

Yandı bu gönlüm, yandı bu gönlüm

Yanmada derman buldu bu gönlüm. 

diye yanıp yakılan Hacı Bayram’ın aşkıyla donanır, onun ölümünden sonra da mürşidi Hacı Bayram Velî’nin halifesi olur. Bu kez, Akşemseddin yanıp yakılmakta, Pîr’inin ardından arı-duru Türkçesiyle seslenmektededir:

Âşık oldum sana candan

Hacı Bayram Pîr’im Sultan

Gönül Himmet umar senden

Hacı Bayram Pîr’im Sultan

      Akşemseddin himmetini de almıştır, nasibini de… Beypazarı’na gider, İskilip’e gider, sonunda Göynük’e yerleşir. Onun ünü kısa sürede Anadolu’yu sarar.

     Edirne Sarayında oturan Osmanlı padişahı II. Murad, bu genç, aşk dolusu, her bilgide üstün, olgun ve dolgun sofî’yi ziyaretle oğlu Şehzade Mehmed(Fatih Sultan Mehmed)in eğitimi ve öğretimini üzerine almasını rica eder. Akşemseddin bu teklifi reddetmez. Çocuk Şehzade önünde diz çöker. Yıllarca ona bilgi aşılar.

        Şehzade Mehmed, padişah olunca da yanından ayrılmaz, onun en yakın hocası ve danışmanı olarak görev sürdürür. İstanbul’un fethi günlerinde Akşemseddin, Fatih’in ve ordusunun moralini kuvvetlendirmek için bütün gücüyle çalışmakta, onun kazandırdığı güç, silah gücünden daha etkili olmaktadır. İstanbul artık fethedilmiştir. Fatih, fetihten sonra, bir ara hocasından kendisini dervişliğe kabul ederek irşatlarda bulunmasını ister. Akşemseddin bunu:

— Sen devlet umurunu gereği gibi ifâya ve saltanatı icraya mecbur,  bununla vazifelisin. Sen benim halvetime girersen ahval-i âlem bozulur. Senin sâlik olman değil, mâlik olman lazımdır…diyerek öfke ile reddeder.

      Artık görevinin bittiğine inanmıştır. Fatih Sultan Mehmed’den, Göynük’e gitmesi, orada dersleriyle uğraşması için izin ister. Fatih bırakmak istemezse de, sonunda çâre olmadığını görür. Hocasını Göynük’e uğurlar. Göynük’te bir köşeye çekilerek öğrencileri ve kitaplarıyla başbaşa kalan Akşemseddin, Fatih’e yazdığı mektuplarda, ona yeni ufuklar açar. Akşemseddin Göynük’te 1459 yılına kadar yaşar.  1459 yıllarına doğru da Göynük’te ölür.

        Akşemseddin’in bugün İstanbul Feyzullah Efendi Kütüphanesinde bulunan; Hayatın Maddesi ve Tıp alanında; Türkçe, el yazması iki büyük cilt eseri vardır.Ayrıca (Halli Muşkilat), (Makamat-ı Evliya) gibi eserleri bilim dünyasınca tanınır. Herhalde onun en büyük eseri, Fatih Sultan Mehmed gibi büyük bir devlet adamını yetiştirmiş olmasıdır.Ayrıca diğer eserleri : 

  • Risaletü’n-Nûriye
  • Hall-i Müşkilât
  • Makamât-ı Evliyâ
  • Kitabü’t Tıb
  • Maddetü’l-Hayat
  • Def’ü Metain
  • Nasihatnamei Akşemseddin

Türk büyükleri zincirinin altın halkalarından biri olan Akşemseddin, onbeşinci yüzyıl Anadolu’sunun manevî dünyasında parlak bir yıldızdır. Onun mistik yönü, edebî yönü yanında tıpta yenilikler yaratan bilim yönü de incelemeye değer…

Resim:Akşemseddin Türbesi/ GÖYNÜK

Kaynak  : Anadoluyu Aydınlatanlar / Mehmet ÖNDER

 

 

Son güncelleme :

    Yorum Yap