1. Ana Sayfa
  2. Bilgi
  3. Abdal Nedir ? Kimlere Abdal Denir?

Abdal Nedir ? Kimlere Abdal Denir?

Abdalın Kelime anlamları

1.Anlam : Abdalın kelime anlamı Dünyanın tüm manevi düzenini sağlayan, Allah’ın sevdiği kullar arasından seçilmiş (Hz. Ali’nin rivayet ettiği bir hadiste geçmektedir) XI.yy da yaşayan kırk din büyüğünün adlarından biri olarak tarihi kaynaklarda geçmektedir.

2.Anlam: XII. yy da Abdallara Çeşitli tarikatlarda (derviş anlamında)şöyle denmiştir: :

Varıp yaslanayım Hacı Bektaş’a / Abdalın olayını çullar içinde (Gevheri)

3.Anlam: XIV. yy.da abdala kelime anlamı olarak “Anadolu’da Işıklar denilen derviş zümrelerinin umumi adı” denilmiştir.

4.Anlam: Cezbe ve istiğrak halinde bulunan meczuplar için İranlıların mecnun, meczup, divane; Türklerin deli (tilbe) kelimeleri karşılığı. Aynı anda iki ayrı yerde görülebilmek için kendi yerine bir başka vücudu bedel gösterebilen ermiş. Allah’a varma yolunda belli dereceye ulaşmış kimselere denir .

Başı açık yalın ayak râh-ı fena abdalıyız. / Ref edip ten cübbesin urvan olan anlar bizi (Niyazi Mısri). 
Kalender, derviş: Deli gönül abdal olmuş / Gezer Elif Elif diye (Karacaoğlan).

5.Anlam: Edebiyat, özel adların bazen önüne bazen sonuna eklenerek tarikate mensup olan şairlerin mahlâsları yanında kullanılır (Yeşil Abdal, Pir Sultan Abdal(Resimdeki), Abdal Musa gibi).

6-Deyim Anlamı :  Abdala malum olur, bir hadiseyi olmadan haber verenlere (bugün Aptal anlamıyla karıştırılarak şaka yollu; abdal ile aynı anlama gelen ermişlikten kinaye olarak söylenir.

Abdal Ne Demektir

     Abdal ne demek derken aslında bugünkü Türkçede ahmak, şaşkın, akılsız manasına gelen ve aptal diye söylenen abdal kelimesinin hayli karışık ve eski bir geçmişi bulunmaktadır. Prof. Fuat Köprülü’nün “Türk Halk Edebiyatı Ansiklopedisi” adıyla çıkardığı eserinde, Abdal konusunu geniş bir yelpazede ele aldı, fakat kesin sonuca ulaşamadı. Olayı karmaşıklaştıran nokta, tarihte farklı sosyal grupların bu adı almış olmalarıdır. (Resim: Pir Sultan Abdal)
IX. yüzyıldan beri Arap dilinde bir “tasavvuf” terimi olarak kullanılan abdal kelimesi, derviş ve şahit manalarına gelen bedil kelimesinden gelmektedir. Arap dilinde bedil kelimesinin çoğulu olarak kullanılan “abdal” Farsça ve Türkçede çoğul olarak kullanılmamış(yalnız tekil), önce derviş  anlamında, daha sonra “Kalenderiye zümresine mensup serseri derviş” anlamında kullanılmıştır. Arapça, Farsça ve Türkçede dini bir tarikatı(kişileri) ifade eden bu kelime, Türkiye, İran, Afganistan ve Çin’in Türkistan bölgesine göçebe olarak yaşayan ve gerçekte Türk olan etnik unsurları da ifade etmektedir, ayrıca bu ülkelerde “Abdal veya Abdallar” adını taşıyan köylerde bulunmaktadır. Ancak bu köylere verilen adın “abdal ünvanlı dervişlerden veya abdal adını taşıyan göçebe Türklerden” geldiğini ispat etmek mümkün değildir.

       Milattan sonra V. ve VI. yüzyıllar arasında , Orta Asya tarihinde önemli bir rol oynayan Türk soyundan gelen Eftalitler veya Akhunlar da Abdal adını taşımaktadırlar. 495-525 yıllarında Pencap sahasını işgal eden Eftalitler büyük bir imparatorluk kurmuşlardır.Ancak 563-567 yılları arasında, Sasaniler ile birleşen Göktürkler tarafından bu devlete son verilmiştir.(Ayrıca Bknz:Orta Asyada Kuruluna Diğer Türk Devletleri)

     Afganistan’da bulunan ve afgan kültürüne asimile olan Abdalîler ile İran Türkistan ve Anadolu’da rastlanan göçebe veya yerleşik Abdalların dağılmış Eftalitlerin (Akhun devletinin) kalıntıları olması mümkündür. Abdaliler göçebe yaşam tarzından dolayı, başka soydan gelen ve “lesa düfen” adı taşıyan serseri dervişlerle, hatta çingenelerle karıştırılmışlardır. Orta Asyadaki ilk Türklere özgü şaman geleneklerini sürdüren Abdalların, İslam dinini kabul ettikten sonra “Arap ve Fars soyundan gelen Kalenderiye abdallarının” örf ve adetlerini benimsemiş ve bununla birlikte Kalenderilerin Türk soyundan gelen abdalların yaşayış tarzlarından bazı unsurlar almış olmaları olası gözükmektedir. Kuzey Sibirya’da Yakut Türklerinde(tarihi kaynaklarda geçen) erkek şamanlara Abitlal denilmesi bu tezi güçlendirmektedir.

       XIII. yüzyılda Anadolu’da sayıları artan ve tarihi kaynaklarda geçen “Abdalan-ı Rum” (Rum-Anadolu Abdalları) olarak geçen gruplar, sünni akidenin dışında, alevilere daha yakın olarak gözüküyordu. Bu grupların içinden Kaygusuz Abdal gibi Abdal lakabını taşıyan bir çok değerli şair ve tasavvuf adamı yetişmiştir.. Kaygusuz Abdal, yakın zamanlara kadar bektaşiler arasında okunan bir manzumesinde Rum abdallarından şöyle bahsediyor: 

       “Urum Abdalları gelûr dost deyü Eğnimize aba. hırka post deyfi Hastaları gelür derman isteyü Sağlar gelir pirim Abdal Musaya Vahidî adlı bir müellif.”

        1522 yılında bitirdiği, Hace-i Cihan ve Netice-i Can (Cihanın Hocası ve Ruhun Akıbeti) adlı kitabında Süleymaniye Halet Efendi kütüphanesinde yazma bir nüshası vardır Rum abdallarını burada detaylıca anlatır. Buna göre Rum abdalları, “sırtlarında yalnız bir tennure, daima yalınayak ve başı açık gezerler; bellerinde yün örgü bir kuşak, omuzlarında Ebu Müslim nacağı denilen bir nacak, ellerinde Baba Şücâ çomağı denilen bir çomak ile dolaşırlardı. Kuşaklarında tahtadan, gayet büyük ve saplarına aşık kemiği asılı bir sarı kaşık ve bir keşkül vardı. Vücutlarında çeşitli dövmeler bulunurdu. Tef, kudüm, boynuz gibi musiki âletleri çalarak dolaşırlardı. Esrar yerler, saçlarını, sakallarını, bıyıklarını keserlerdi”.Abdalların Anadolu’da mesken tuttuğu yer, Seyitgazi tekkesidir. Şeriat hükümlerini göz ardı eden, dergahın vakfından para alıp yatarak geçinen bu berduş dervişler, gençleri de gitgide kendilerine benzettiler. Kanuni Sultan Süleyman,1556-1558 de yapılan İran seferini tamamladıktan sonra ,Seyitgazi dergahında bulunan bu dervişleri temizlemiştir.

Abdal Kelimesi Hakkında Ekbilgi 

        Abdal, İran devletinde Safevi hanedanı zamanında  faaliyet gösteren önemli Türk oymaklarından birinin adı olarak yazılı kaynaklarda geçmektedir. Bu oymak Şamlu kabilesi içinde bulunur. İran’da ileri gelen devlet adamları arasında hatırı sayılır kişilerden olan Abdallu Hüseyin Hanın (I.Abbas devri ) ve Hasan Hanın Horasan beylerbeyliğine getirilmesi, bu oymağın önceleri Horasan bölgesindeki  Türk kabilelerinden biri olarak faaliyet gösterdiğini , sonradan Şamlulara katıldığını düşünülmektedir.

        Türkmenistan bölgesinde , Türkmen kabileleri arasında mevcut bulunan  Abdal isimli bir kabile mevcuttur. Türkmen geleneğine göre, Kay’ın oğlu ve selefi Esen’den gelen 12 boydan ilki Abdal’dır. Kabilenin damgası Ay olarak geçmektedir.

Kaynak: Meydan Laroysse

Son güncelleme :

    Yorum Yap